Neden arşivimizde?
lost rabbit and clouds, Gazelle’in 2002 tarihli ilk solo albümü. Asylum döneminden sonra Gazelle’in kendi müzikal dünyasını tek başına ortaya koyduğu bu çalışma, dokuz parçanın tamamında söz, müzik, düzenleme ve performansın kendisine ait olmasıyla dikkat çekiyor.
Bizim için bu CD’yi özel yapan şey yalnızca müzikal içeriği değil, aynı zamanda booklet’in taşıdığı atmosfer. Karanlık ve parçalanmış görüntüler, el yazısını andıran şarkı listesi ve minimal tasarım, albümün ses dünyasıyla birlikte düşünüldüğünde oldukça kişisel bir bütün oluşturuyor. Bu nedenle lost rabbit and clouds, Gazelle’in solo çalışmalarını ve 2000’lerin başındaki Japon underground müzik atmosferini belgeleyen önemli parçalarımızdan biri.
Neden arşivimizde?
PUGS’ın 1996 tarihli 大人の気持ち (Otona no Kimochi) albümü, grubun Japonya’daki major döneminin önemli kayıtlarından biri. PUGS’ın pop, rock, noise ve avant-garde müziği aynı potada eriten kendine özgü dünyasını görmek için iyi bir örnek.
Bu CD’yi bizim için ayrıca özel yapan şey, booklet’in kendisi. Kayıtta yer alan müzisyenlerin uzun listesi, dönemin Tokyo underground sahnesinden birçok önemli ismi aynı yerde buluşturuyor. Üstelik kredilerde Der Zibet’in de adı geçiyor; bu da bizim arşivimiz açısından CD’ye ayrı bir anlam katıyor.
Kapaktaki Akatsuka Fujio tarzındaki renkli ve absürt çizimlerden, booklet’in sade siyah-beyaz tasarımına kadar albüm tam anlamıyla 1990’ların Japon alternatif müzik kültürünün kendine özgü enerjisini taşıyor. Bu nedenle 大人の気持ち, yalnızca PUGS diskografisinin değil, o dönemin müzisyenler arası bağlantılarını görebilmek için de saklamak istediğimiz kayıtlardan biri.
Neden arşivimizde?
DANCE 2 NOISE 001, 1991 yılında yayımlanan ve dönemin Japon alternatif, elektronik, noise ve rock çevresinden 14 farklı projeyi bir araya getiren önemli bir compilation. Kitapçığında da vurgulandığı gibi, 90’ların başında Japonya’daki müzik sahnesi yeni bir döneme giriyor; rock, elektronik, noise ve farklı underground akımlar birbirleriyle daha fazla kesişmeye başlıyordu. DANCE 2 NOISE 001 tam da bu değişimin ortasında ortaya çıkan, dönemin ruhunu belgeleyen çalışmalardan biri.
Albümün bizim için en özel taraflarından biri ise SCHAFT’ın başlangıcını belgeleyen kayıt olması. BUCK-TICK’ten Hisashi Imai ile SOFT BALLET’ten Maki Fujii’nin burada ilk kez SCHAFT adı altında bir araya gelmesi, DANCE 2 NOISE 001‘i iki grubun diskografisinin ötesinde, Japon alternatif müzik tarihindeki önemli kesişim noktalarından biri haline getiriyor.
Der Zibet bağlantısı da CD’yi arşivimiz açısından ayrıca değerli kılıyor. ISSAY’in yer aldığı Hamlet Machine’in 賛美歌 parçasının yanı sıra, albümde dönemin farklı kuşaklarından ve sahnelerinden birçok önemli müzisyen aynı çatı altında buluşuyor. Kitapçığın da belirttiği gibi, o dönemde henüz geniş kitlelere ulaşmamış bazı isimlerin bile burada son derece özgün çalışmalarla yer alması, albümü yalnızca bir compilation değil, değişmekte olan Japon müzik sahnesinin küçük bir arşivi haline getiriyor.
Bu yüzden DANCE 2 NOISE 001 bizim için yalnızca 1991 tarihli bir kayıt değil; SCHAFT’ın doğuşundan Der Zibet bağlantısına, elektronik ve noise deneylerinden dönemin alternatif rock çevresine kadar uzanan büyük bir müzikal ağın kesiştiği özel bir belge.
Neden arşivimizde?
BAKI’nin THE INNER GATES albümünün 1993 tarihli BMG Victor baskısı, arşivimizde yalnızca BAKI’nin diskografisinden bir parça olduğu için değil, dönemin Japon rock sahnesi arasındaki önemli bağlantıları aynı kayıt üzerinde bir araya getirdiği için yer alıyor.
Albümün kayıt ve konuk müzisyen kredilerinde Morrie (DEAD END), Yoshiki, Toshi ve Taiji (X) gibi dönemin önemli isimlerinin yanı sıra Hiroyuki Nanba ve Minato gibi müzisyenler de yer alıyor. Bu nedenle albüm, 1980’lerin underground/hardcore ve metal sahnesinden 1990’ların daha geniş rock ve visual kültürüne uzanan müzikal çevreyi takip etmek açısından değerli bir belge niteliğinde.
Bizim arşivimiz açısından ise özellikle Morrie’nin konuk olarak yer alması bu CD’yi önemli kılıyor. DEAD END’in diskografisinin dışında kalan bu tür konuk kayıtları, Morrie’nin müzikal çevresini ve kariyerinin farklı dönemlerindeki bağlantılarını takip edebilmek için ayrı bir pencere açıyor.
Elimizdeki nüsha, orijinal 1989 baskısı değil; 21 Ağustos 1993’te BMG Victor tarafından yayımlanan BVCR-1413 katalog numaralı yeniden basım. Bu nedenle albümün kendisinin yanı sıra, 1993’teki yeniden yayımlanma sürecini ve dönemin plak şirketi arşivciliğini de belgeleyen bir fiziksel kopya olarak korunuyor.
Kısacası bu CD, arşivimizde tek bir sanatçıya ait bir albümden çok, dönemin Japon rock sahnesindeki kesişimleri belgeleyen bir kayıt olarak bulunuyor.
Neden arşivimizde?
JACKS’N’JOKER – Shuffle and Deal, bizim için yalnızca 1990 yılında yayımlanmış bir Japon hard rock mini albümü değil. Bu kayıt, dönemin Japon rock sahnesindeki müzisyen geçişlerini ve birbirine bağlanan grupları takip edebilmek açısından da önemli bir arşiv parçası.
Kadrosunda GASTUNK’tan TATSU, PRESENCE’tan RADY ve REACTION’dan UME-chan gibi isimlerin bulunması, bu CD’yi tek başına bir albümden çok daha ilginç hale getiriyor. Daha sonraki yıllarda farklı gruplarda karşımıza çıkacak müzisyenlerin kariyer yollarını geriye doğru takip ederken, böyle kayıtlar sahnenin görünmeyen bağlantılarını ortaya çıkarıyor.
Özellikle Morrie, D’ERLANGER ve DEAD END çevresindeki bağlantıları araştırırken olduğu gibi, burada da tek bir grubun diskografisinden ziyade Japon rock sahnesinin müzisyenler üzerinden oluşan soy ağacını görebiliyoruz.
Bu yüzden Shuffle and Deal, arşivimizde yalnızca dinlemek için değil, o dönemin sahnesini ve müzisyenler arasındaki geçişleri belgeleyen bir kayıt olarak yer alıyor.
Bazen bir CD’nin değeri yalnızca içindeki şarkılarda değil; bizi başka gruplara, başka müzisyenlere ve başka hikâyelere götürebilmesinde saklı.
Neden arşivimizde?
1995 yılında BMG Victor tarafından yayımlanan GRACE, Toshi’nin üçüncü solo albümü ve X Japan dışındaki müzikal dünyasına açılan önemli bir pencere.
X Japan’ın yoğun rock/metal atmosferinden oldukça farklı olarak albüm; rock balladlardan R&B ve jazz etkilerine, hatta country dokunuşlarına kadar uzanan daha geniş bir müzikal alan kuruyor. Toshi’nin vokali de bu albümde grubundaki rolünden farklı bir biçimde, daha yumuşak ve melodik bir karakter kazanıyor.
Bu CD’yi yalnızca bir Toshi solo albümü olarak görmüyoruz. GRACE, 1990’ların Japon rock ve pop sahnesindeki müzisyenlerin grup kimliklerinin dışında nasıl farklı yönlere ilerlediğini gösteren küçük ama değerli bir belge.
Bizim için arşivdeki yeri biraz da burada: Japon rock tarihini yalnızca albümler ve gruplar üzerinden değil, müzisyenlerin birbirine bağlanan kariyerleri ve farklı sahnelere uzanan yolları üzerinden takip etmek.
Bir grubun hikâyesi bazen başka bir albümün içinde devam eder. GRACE de X Japan’dan dışarı açılan o yollardan biri.
Neden arşivimizde?
DIRTY TRASHROAD, yalnızca 1994 tarihli bir Japon hard rock/metal albümü olduğu için değil, Japon rock tarihinin önemli müzisyen geçişlerinden birini belgelediği için arşivimizde yer alıyor.
Albümün merkezindeki isim Taiji Sawada. X’teki döneminin ardından Loudness’ta da yer alan Taiji, 1990’ların başında D.T.R.’ı kurarak kendi müzikal yönünü burada daha özgür bir biçimde ortaya koydu. DIRTY TRASHROAD, bu dönemin en önemli belgelerinden biri ve grubun ilk stüdyo albümü.
Bu yüzden CD’yi arşivimizde yalnızca bir “albüm” olarak değil, Japon rock ve metal sahnesindeki bağlantıları takip edebilmemizi sağlayan bir soy ağacı parçası olarak görüyoruz.
X → Loudness → D.T.R. gibi kesişen yolların izini sürerken, bu tür albümler dönemin müzisyenlerinin nereden gelip nereye yöneldiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Özellikle 80’lerin sonu ve 90’ların Japon rock sahnesini belgeleyen bir arşiv için DIRTY TRASHROAD bu nedenle ayrı bir yere sahip.
Aynı zamanda albümün kitapçığı; kadrosu, kayıt ekibi, stüdyo bilgileri ve prodüksiyon kredileriyle dönemin müzik üretim ortamını da oldukça ayrıntılı biçimde kaydediyor.
Kısacası: Bu CD’yi sadece dinlemek için değil, Japon rock tarihinin bağlantılarını takip etmek için saklıyoruz.
Neden arşivimizde?
Daring Tribal Roar, Taiji Sawada’nın D.T.R. dönemindeki müzikal kimliğinin ne kadar genişlediğini görebildiğimiz önemli bir albüm. X Japan ve Loudness dönemlerinde ağırlıklı olarak bas gitarıyla tanıdığımız Taiji, burada yalnızca grubun basçısı olarak kalmıyor; akustik gitar çalıyor, back vokallere katılıyor ve albümdeki parçaların büyük bölümünün bestesine imza atıyor. Albümün 11 parçasından 7’sinin besteciliğinde Taiji’nin adı bulunması, onun D.T.R.’daki yaratıcı konumunu açıkça gösteriyor.
Bu albüm aynı zamanda Taiji’nin etrafında oluşan müzisyen kadrosunu görmek açısından da değerli. Mitsuo Takeuchi, vokalin yanında blues harp ve back vokallerle albümün ses dünyasına farklı bir renk katarken; gitaristler Taiji Fujimoto ve Tomoyuki Kuroda, D.T.R.’ın gitar yapısını oluşturuyor. Davulda ise Kazuhisa “Roger” Takahashi yer alıyor. Klavye ve programlama tarafında Shigeo Komori bulunurken, albümün prodüksiyonunu da Komori üstleniyor ve D.T.R. ortak yapımcı olarak kredilendiriliyor.
Özellikle Taiji Fujimoto ve diğer müzisyenlerin farklı Japon rock çevrelerinden gelen geçmişleri düşünüldüğünde, Daring Tribal Roar yalnızca Taiji’nin kariyerindeki bir durak değil; 1990’ların Japon rock ve metal sahnesinin farklı damarlarının bir araya geldiği bir kayıt olarak da okunabilir.
Bizim arşivimiz açısından albümün değeri de tam burada ortaya çıkıyor: Taiji’nin X Japan ve Loudness sonrasındaki yeni müzikal yönünü, D.T.R.’ın kendi kadrosunu ve aynı dönemde Japon rock sahnesinde birbirine bağlanan farklı müzisyenleri tek bir fiziksel kayıt üzerinden takip edebiliyoruz. Bu nedenle Daring Tribal Roar, bizim için yalnızca 1995 tarihli bir D.T.R. albümü değil; Taiji’nin müzisyen olarak yeni rollerini keşfettiği ve Japon rock tarihindeki bağlantıları belgeleyen bir sahne soy ağacı parçası.
Neden arşivimizde?
D.T.R’nin Drive to Revolution: D.T.R Best & Live albümü, grubun kısa ama yoğun dönemini geriye dönüp belgeleyen önemli bir kayıt. Bir “Best & Live” çalışması olması nedeniyle yalnızca geçmiş parçaları bir araya getiren bir derleme değil; grubun sahnedeki kimliğini ve farklı dönemlerde geliştirdiği müzikal yapıyı aynı çatı altında gösteren bir kayıt niteliğinde.
Bu albüm özellikle Taiji Sawada’nın D.T.R içerisindeki konumunun geldiği noktayı görmek açısından dikkat çekici. İlk dönemlerde bas gitarıyla öne çıkan Taiji, burada bas gitarın yanında akustik gitar ve back vokal de üstleniyor. Daha da önemlisi, albümdeki parçaların büyük bölümünün bestecisi yine Taiji. Parça listesine bakıldığında, Circle of Nations, I Believe…, Kill Trap, Odd Force Take-1, On the Road, Desert River, Chain, Undertaker, Kaleidoscope ve Voices from the Dead gibi kayıtların besteciliğinde onun imzasını görmek mümkün. Böylece Taiji’nin D.T.R içindeki rolü yalnızca enstrümantal bir görev olmaktan çıkıp grubun müzikal kimliğinin oluşumuna doğrudan yön veren bir noktaya ulaşmış oluyor.
Üstelik bu albümde D.T.R’nin müzisyen kadrosu da oldukça zengin. Mitsuo Takeuchi vokal, back vokal ve blues harp ile grubun vokal karakterini taşırken; Taiji Fujimoto ve Tomoyuki Kuroda gitarları üstleniyor. Kenji Shimizu klavye ve back vokallerle kadroya katılıyor. Bunun yanında Ichiro, Shigeo Komori, Toshihiko Okabe ve Kazuhisa “Roger” Takahashi gibi müzisyenlerin farklı parçalardaki katkıları, D.T.R’nin stüdyo ve canlı performanslarda tek bir sabit kadrodan ziyade geniş bir müzisyen ağıyla çalıştığını gösteriyor.
Bu açıdan Drive to Revolution, Taiji’nin 1990’ların ortasındaki müzikal yönelimini takip etmek için de değerli. Bas gitar merkezli kimliğinin yanına akustik gitar, vokal ve özellikle besteciliği eklemesi, onun müzisyen olarak üstlendiği sorumluluğun giderek genişlediğini gösteriyor. D.T.R’nin daha deneysel ve ağır soundunu oluşturan bu dönem, Taiji’nin X/Japan öncesi ve sonrası kariyerinden bağımsız olarak kendi müzikal dünyasını kurmaya çalıştığı önemli bir kesit olarak arşivimizde yer almayı hak ediyor.
Ayrıca D.T.R’nin çevresindeki isimlere bakmak da dönemin Japon rock sahnesindeki üretim biçimini anlamak açısından ilginç. Kayıtlarda farklı gitaristler, davulcular, klavyeciler, programcılar ve stüdyo müzisyenleri bir araya gelirken; Polydor’un prodüksiyon ekibi ve TAO Corporation’ın sanat yönetimi de projenin arkasındaki profesyonel yapıyı oluşturuyor. Böylece D.T.R yalnızca birkaç müzisyenin oluşturduğu bir grup olmaktan ziyade, 1990’ların ortasındaki Japon rock endüstrisinin stüdyo, sahne ve prodüksiyon dünyasının kesiştiği bir proje olarak da okunabiliyor.
Bu nedenle Drive to Revolution, arşivimizde D.T.R’nin yalnızca “sonraki bir albümü” olarak değil, Taiji Sawada’nın basçıdan besteciye, aranjöre ve çok yönlü bir müzisyene doğru genişleyen rolünün izlenebildiği bir belge olarak bulunuyor.
Neden arşivimizde?
Loop of Life, 2001 yılının başında Loop Ash Records tarafından yayımlanan ve dönemin farklı sanatçılarını tek bir albümde buluşturan özel bir derleme. Loop Ash, Leben Leid Lust, Noir+Blanche, Seele, As’Real, Laissez Faire, Loζa≠Veria, ACiD, Logos ve diğer projelerin aynı çalışma içerisinde yer alması, albümü yalnızca bir compilation olmaktan çıkarıp 2000’lerin başındaki Japon underground sahnesinden küçük bir kesit hâline getiriyor.
Albümün en dikkat çekici taraflarından biri de bu çeşitlilik. Her sanatçının kendi dünyasını korumasına rağmen hepsinin aynı görsel ve müzikal atmosfer içerisinde yan yana getirilmesi, dönemin bağımsız sahnesinin ne kadar farklı yönlere ayrıldığını gösteriyor. Gotik, karanlık ve teatral estetikten daha deneysel ve alternatif seslere uzanan bu seçki, tek bir grubun diskografisini takip etmekten ziyade belirli bir dönemin sahne kültürüne bakmamıza imkân veriyor.
Bu nedenle Loop of Life, arşivimizde belirli bir sanatçıdan çok bir dönemi ve bir çevreyi belgeleyen kayıtlar arasında yer alıyor. 2001 gibi geçiş niteliğindeki bir yılda, farklı grupların ve projelerin aynı çatı altında nasıl bir araya geldiğini görmek; bugün artık ulaşılması zor olan bu isimleri aynı kaynak üzerinden takip edebilmek, albümü bizim için özellikle değerli kılıyor.
Kısacası, Loop of Life tek bir hikâyenin değil, 2000’lerin başındaki Japon underground sahnesinin aynı masada buluşmuş birçok küçük hikâyesinin kaydı.
Neden arşivimizde?
GANG AGE CUBIST, 1998 tarihli bir albüm olmasına rağmen, 2000’lerin başında Japon rock ve visual kültürünün alacağı yönlerin küçük bir ön izlemesini taşıdığı için arşivimizde kendine özel bir yer buluyor.
Heath’i yalnızca X JAPAN’ın basçısı olarak değil, grubun dağılmasının ardından kendi sesini arayan bir müzisyen olarak görmek mümkün. Albümün iki diskli yapısı da bu arayışı açıkça gösteriyor: ilk disk canlı enstrümanlara ve grup sound’una yaslanırken, ikinci disk parçaları farklı remix sanatçılarının ellerine bırakıyor. Böylece rock, endüstriyel/elektronik dokular ve dönemin club müziği aynı albüm içerisinde yan yana geliyor.
Üstelik albümün çevresindeki isimler de en az Heath kadar ilgi çekici. Tetsutaro Sakurai’nin prodüksiyon ve remixlerdeki ağırlığı, Yukihiro Fukutomi’nin Crack yourself remix’i ve Sadao Osada’nın Boy üzerindeki çalışması, kaydı yalnızca bir rock albümü olmaktan çıkarıp dönemin farklı müzik çevreleri arasında bir kesişim noktasına dönüştürüyor. Rock and Roll seçimi ise Heath’in bu elektronik ve deneysel yönünün yanında klasik rock köklerini de tamamen geride bırakmadığını gösteriyor.
Bu yüzden GANG AGE CUBIST, arşivimizde yalnızca “Heath’in solo albümü” olarak değil; X JAPAN sonrası Japon rock dünyasının, 90’ların sonunda elektronik müzik, remix kültürü ve yeni nesil prodüksiyon anlayışıyla temas etmeye başladığı dönemin küçük bir fotoğrafı olarak duruyor.
Ve belki de en güzeli, bu albümün hemen sonrasındaki hikâye. Heath’in 1999’da PATA ve I.N.A. ile hide TRIBUTE SPIRITS projesinde buluşması, ardından 2000’de Dope HEADz‘in ortaya çıkması ve 2001’de PRIMITIVE IMPULSE ile tamamen yeni bir döneme geçmesi, GANG AGE CUBIST‘i geriye dönüp bakıldığında bir çeşit geçiş noktası haline getiriyor.
Bir Kuşağın Mirası, Başka Bir Kuşağın Sesi
Bazı albümler yalnızca müzik dinlemek için yapılmaz. Bazıları, bir sahnenin hafızasını kayda geçirmek için vardır.
DEAD END Tribute – Song of Lunatics tam olarak böyle bir albüm.
2013 yazında tamamlanan bu çalışma, Japon rock tarihinin en etkili gruplarından biri olan DEAD END‘e duyulan saygının oldukça büyük bir müzikal karşılığı. Albümün kitapçığında, çalışmanın yaklaşık bir yıl sürdüğü ve toplamda 50 civarında sanatçının projeye bir şekilde dahil olduğu belirtiliyor. Fakat albümü asıl ilginç yapan yalnızca katılımcı sayısı değil; aynı şarkıların içine yerleştirilen isimlerin oluşturduğu inanılmaz kuşaklar arası bağlantı.
DEAD END’in kendine özgü müzikal dünyası burada, grubun ortaya çıkışından yıllar sonra doğmuş sanatçıların ellerinde yeniden şekilleniyor.
Ve ortaya çıkan şey klasik anlamda bir “cover albümü”nden çok daha fazlası.
DEAD END, 1980’lerin ikinci yarısında ortaya çıkan ve kısa süren aktif dönemine rağmen Japon rock sahnesinde kalıcı bir etki bırakan gruplardan biriydi.
Albümün yapımcısı Akemi Oshima, kitapçıkta DEAD END’in o dönem için “genel kabul gören” bir grup olmadığını, hatta onların ilk dönem hayranlarının bir anlamda “farklı” insanlar olduğunu anlatıyor. Ancak bugün geriye bakıldığında, o dönemin “farklı” çocuklarının Japon müzik endüstrisinin önemli parçalarından birini oluşturduğu görülüyor.
Albümün diğer metinlerinde de aynı fikir tekrar tekrar karşımıza çıkıyor:
DEAD END’in DNA’sı bir sonraki kuşağa aktarılmış.
Ve bu albüm, bunun somut kanıtı.
Albümün en güzel taraflarından biri, katılımcı listesini okumaya başladığınız anda Japon rock sahnesinin adeta bir soy ağacını görmeye başlamanız.
İlk parça “Embryo Burning”.
Vokalde HYDE (L’Arc-en-Ciel / VAMPS), gitarda HIRO (La’cryma Christi), basta 岡野ハジメ / Hajime Okano ve davulda Shinya (DIR EN GREY).
Daha ilk şarkıda bile üç-dört farklı dönemin müzikal dünyası birbirine bağlanıyor.
Ardından LUNA SEA, NIGHTMARE, Janne Da Arc, La’cryma Christi, SIAM SHADE, L’Arc-en-Ciel, ALI PROJECT, X JAPAN, Jupiter, GASTUNK, cali≠gari, Penicillin, Rayflower, Boris gibi birbirinden farklı geçmişlere sahip isimler sırayla albüme giriyor.
Üstelik mesele yalnızca vokalistlerden ibaret değil.
Gitaristler, basçılar, davulcular ve klavyeciler de farklı gruplardan bir araya getiriliyor. Böylece albüm, yalnızca “DEAD END şarkılarını söyleyen sanatçılar” listesinden çıkıp Japon rock müzisyenlerinin dev bir kesişim noktasına dönüşüyor.
Bu listeyi tek tek okumak bile insanı 90’lar ve 2000’ler Japon rock tarihinin içine çekiyor.
Ve belki de albümün en güzel tarafı şu:
Herkes kendi geçmişini yanında getiriyor.
Albümün yapım sürecini anlatan kitapçık yazıları burada özellikle değerli.
Kayıtlar, geleneksel bir grup kaydı gibi yapılmamış. Müzisyenler çoğunlukla tek tek stüdyoya girerek kendi bölümlerini kaydetmişler.
Proje aşamasında belirlenen fikirlerden biri de orijinal şarkılara “aşırı düzenleme” yapmamakmış.
Yani amaç DEAD END şarkılarını tamamen başka bir şeye dönüştürmek değil.
Orijinal parçaların atmosferini korurken, her müzisyenin kendi yorumunu o parçanın içine bırakması.
Bu nedenle aynı şarkıyı dinlerken iki şeyi aynı anda duyabiliyorsunuz:
DEAD END’in geçmişini ve onu çalan kişinin kendi müzikal kimliğini.
Bence tribute albümünün asıl büyüsü de burada.
Kitapçıkta çok güzel bir ayrıntı var.
Kayıt prodüktörü 岡野ハジメ / Hajime Okano, DEAD END’in yeniden canlanması sayesinde bu grupla olan ilişkisinin 25 yıla ulaştığını yazıyor.
Ve stüdyoda albüme katılan müzisyenlerle konuşurken onların DEAD END hakkındaki anılarını dinlediğini anlatıyor.
Bazıları lise dönemlerinde bu şarkıları çalmış.
Bazıları DEAD END’i kendi müzikal gelişimlerinin başlangıç noktalarından biri olarak görmüş.
Bazıları ise yıllar sonra, artık Japon müzik sahnesinin tanınan isimleri haline gelmişken, gençliklerinde kendilerini etkileyen şarkıları yeniden kaydetmek için aynı stüdyoda buluşmuş.
Bu yüzden albümün arkasındaki hikâye yalnızca “DEAD END’i seviyoruz” değil.
Bir anlamda:
“Çocukken dinlediğimiz müzik bizi buraya kadar getirdi.“
Albümün tarihine baktığımızda daha da ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.
DEAD END’in ilk aktif dönemi 1980’lerin sonlarına dayanıyor.
Sonra grup dağılıyor.
Yıllar geçiyor.
2009’da DEAD END yeniden aktif bir grup olarak sahneye dönüyor.
Ve bu dönüşün ardından, yıllardır konuşulan tribute albümü fikri nihayet gerçekten hayata geçiriliyor.
Böylece 2013 yılında, DEAD END’in etkilediği farklı kuşaklardan müzisyenler bir araya geliyor.
Sonuç:
12 şarkı.
Yaklaşık 50 sanatçı.
Onlarca farklı grup.
Ve Japon rock tarihinin birkaç neslini birbirine bağlayan tek bir albüm.
Albümün neden sıradan bir tribute olmadığını anlamak çok kolay.
Çünkü burada DEAD END’in geçmişiyle birlikte LUNA SEA’dan DIR EN GREY’e, L’Arc-en-Ciel’den Janne Da Arc’a, Penicillin’den cali≠gari’ye kadar uzanan kocaman bir müzikal soy ağacı bulunuyor.
Kitapçığın sonunda DEAD END’in çekirdeği üç isimle bırakılıyor:
MORRIE
YOU
“CRAZY” COOL-JOE
Ve bu albümün tamamına baktığımızda, bu üç ismin yalnızca kendi dönemlerinde kalmadığını görüyoruz.
Onlardan çıkan etki yıllar boyunca başka gruplara, başka müzisyenlere, başka şarkılara ve sonunda başka kuşaklara aktarılmış.
Belki de “Song of Lunatics” adının en güzel tarafı burada.
Çünkü albüm, yalnızca DEAD END’in şarkılarını yeniden çalmıyor.
DEAD END’in insanlarda bıraktığı şeyi kaydediyor.
Bu CD’yi arşive koyarken yalnızca 2013 tarihli bir DEAD END tribute albümünü koymuş olmuyoruz.
Aynı zamanda Japon rock’ın 1980’lerin sonundan 2010’ların başına kadar uzanan yaklaşık 25 yıllık hikâyesinin küçük bir kesitini de saklıyoruz.
Ve bence bu yüzden albümün kitapçığı CD’nin kendisi kadar önemli.
Çünkü birkaç sayfalık sanatçı listesine baktığınızda bile:
“Aa, bu kişi şu gruptaydı.”
“Bir dakika, bununla şu grubun bağlantısı ne?“
“Bu davulcu burada mı çalmış?”
“SUGIZO da var?“
“HYDE ile BAKI aynı tribute albümünde mi?“
diye diye Japon rock tarihinin içinde kaybolmanız mümkün.
İşte bizim arşivde sevdiğimiz şey tam olarak bu.
Bir CD.
Bir kitapçık.
Bir avuç isim.
Ve o isimlerin arkasından açılan koca bir tarih.
DEAD END Tribute – Song of Lunatics, bu yüzden yalnızca DEAD END’e yapılmış bir saygı duruşu değil; onların müzikal mirasını taşıyan insanların bir araya gelerek bıraktığı, 2013 yılında kayda geçirilmiş devasa bir Japon rock hafıza fotoğrafı.














































































































































































































































































