Etiket: 1994

Yıl

  • ISSAY&TAKASHI  | PATi PATi | 11.94

    ISSAY × TAKASHI 

    Zamanın Akışına Bırak 

    21 Eylül’de yayımlanan ISSAY’in ilk solo albümü FLOWERS, farklı
    müzisyenleri bir araya getiren özel bir çalışma. Albümdeki “Toki no Sugiyuku Mama ni” (Zamanın Akışına Bırak)
    adlı parçada DIE IN CRIES basçısı TAKASHI de konuk müzisyen
    olarak yer alıyor. 

    Bu söyleşi de, tıpkı şarkının adı gibi, zamanın akışına kendini
    bırakıyor; bir konudan diğerine geçerken sohbet hiç tükenmiyor… 

    Metin: Yuki Sugie
    Fotoğraf: Seiichi Inoue 
     

    𒀸 İlk ne zaman tanıştınız? 

    TAKASHI: İlk kez bir etkinlikte birlikte sahne almıştık sanırım,
    değil mi? 

    ISSAY: Yok, aslında ondan da önce ben DIE IN CRIES’in konserine
    gitmiştim. Konserden sonraki kutlamaya da uğramıştım ama o
    zaman gruptan yalnızca KYO’yu tanıyordum. 

    TAKASHI: Bizim gerçekten ilk kez oturup konuşmamız ise kayıt
    öncesindeki toplantıda oldu galiba. 

    𒀸 TAKASHI-san bu kez FLOWERS albümündeki “Toki no 
    Sugiyuku Mama ni” parçasında çalıyor. ISSAY-san, bu şarkıda
    özellikle onun basını istemenizin nedeni neydi? 

    ISSAY: TAKASHI’nin basında, New Wave sonrasının etkisini yaşamış
    bir müzisyenin duyarlılığı var bence. Ne kadar sert müzik yaparsa
    yapsın, çaldığında hep ince ve hassas bir taraf hissediliyor. Ben de
    bu parçada özellikle sertlikten çok, Avrupa rock’ının o melankolik
    ruhunu katmasını istedim. Bu yüzden onu aradım. 

    𒀸 Teklifi nasıl yaptınız? 

    ISSAY: Telefonu açıp doğrudan ben aradım. (lol) 

    𒀸 Peki siz ne dediniz, TAKASHI-san? 

    TAKASHI: “Tabii ki, memnuniyetle.” dedim. (lol) 

    𒀸 Şarkıyı ilk dinlediğinizde aklınızdan nasıl bir bas partisi
    geçiyordu? 

    TAKASHI: Açıkçası ilk anda ne yapacağımı pek bilmiyordum. (lol) 
    Önce sadece akor yürüyüşünü ezberledim. Sonra düşündüm ki bu
    parça öyle nota yağdırarak çalınacak bir şey değil. Daha çok 
    fretless bas kullanıp, notaların arasındaki boşlukları hissettiren bir
    yorum yapmak daha doğru olur. İlk kafamdaki fikir aşağı yukarı
    buydu. Tabii sonra hep birlikte çalmaya başlayınca yeni fikirler de
    gelişti. 

    ISSAY: Bu parça gerçekten zordu. Çünkü orijinali zaten çok güçlü
    bir şarkı. Asıl mesele onu bozmak değil, ona yeni bir kimlik
    kazandırmaktı. Davulcu Toyama bile epey kafa yordu. 

    TAKASHI: Evet. Gerçekten çok düşündük. 

    ISSAY: Başta prodüktörümüz Keiichi Suzuki’nin çizdiği genel bir yön
    vardı. Ama albümün temel fikri şuydu: Her davet ettiğimiz
    müzisyen, en çok kendisine benzeyen tarafını getirsin. Dolayısıyla
    herkes stüdyoya girene kadar ortaya nasıl bir şey çıkacağını biz de
    tam olarak bilmiyorduk. 

    TAKASHI: Bu kayıtların en ilginç kısmı ise “referans parçası”ydı. (lol) 

    ISSAY: Aynen. (lol) Hava inanılmaz güzeldi. Keiichi-san son derece
    ciddi bir ifadeyle, “Şimdi ‘Toki no Sugiyuku Mama ni’ toplantısına
    başlıyoruz.” dedi. Normalde böyle resmî konuşmaz. Ben de
    “Hayırdır?” diye düşünmeye başladım. Sonra, “Önce referans
    parçayı dinleyelim. Bugünkü masmavi gökyüzüne çok yakışacak bir
    eser.” dedi. Hepimiz merakla bekliyoruz. Bir anda David Bowie’nin 
    “Warszawa” parçası çalmaya başladı. (lol) Bir anda hepimizin morali
    çöktü. 

    TAKASHI: Üstelik küllüğün içinde tütsü yanıyordu. (lol) 
    Herkes sessizce oturmuş dinliyor… 

    ISSAY: Ortam tam anlamıyla gizemliydi. Parça biter bitmez 
    Toyama’nın söylediği ilk cümle hâlâ aklımdadır. 
    “Şey… ama bunda davul yok.” (lol) 

    TAKASHI: Referans güzel de… Biz bununla tam olarak ne
    yapacağız? (lol) 

    ISSAY: Sonra KEN de, “Galiba gitar da yoktu…” dedi. Çünkü
    gerçekten sadece klavye vardı. Meğer Keiichi-san’ın kastettiği şey
    düzenleme değil, parçanın atmosferiymiş. Yani tamamen duygu ve
    nüans açısından bir referans. (lol) 

    TAKASHI: Ama kabul etmek gerekir ki… En azından ruh hâlimiz
    tamamen Avrupa’ya dönmüştü. (lol) 

    ISSAY: Sonra hep birlikte oturup konuştuk. En sonunda da şu karara
    vardık: “Bu parçayı yapacaksak önce kendimizi Avrupalı gibi
    hissetmeliyiz.” Hatta işi şakaya vurup, “Herkes kandaki Alman
    oranını mümkün olduğunca yükseltsin.” demeye başladık. (lol) 

    𒀸 Kayıtlar başladığında süreç nasıl ilerledi? 

    TAKASHI: Oldukça serbestti. Neredeyse jam session yapar gibi
    ilerledik. 

    ISSAY: Bir kez ortak atmosferi yakalayınca gerisi çok hızlı geldi. 

    TAKASHI: Kendi grubumdan oldukça farklı bir deneyimdi. Sürekli
    birbirimizi dinliyorduk. “Bakalım şimdi ne yapacak?” diye merak
    ederek çalmak çok keyifliydi. 

    ISSAY: Bu kayıtlar sayesinde bir şeyi yeniden fark ettim. 
    TAKASHI’nin bas tonu gerçekten inanılmaz güzel. O gün tesadüfen
    HAL de stüdyodaydı. Sürekli, “Bu nasıl ses ya? Hangi ekipmanı
    kullanıyorsun? Ben de aynısından istiyorum.” deyip duruyordu. (lol) 

    TAKASHI: Ben ise HAL orada olduğu için baştan sona gergindim.
    (lol) 

    ISSAY: Ama sonuçta ortaya gerçekten ilginç bir kayıt çıktı. 
    Parça ağır bir atmosfere sahip olmasına rağmen aynı zamanda
    olağanüstü şeffaf duyuluyor. 

    TAKASHI’nin bası da hayal ettiğimden bile daha iyi oturdu. Üstelik
    albümün akışı içinde de çok önemli bir yerde duruyor. Bence
    albümün gerçek anlamda dinleyiciyi içine çekmeye başladığı bölüm
    tam burası. “Dinleyeni tam kalbinden vuracağız.” diye 
    düşünüyordum. (lol) 

    𒀸 Gerçekten öyle. (lol) Hazır konu açılmışken şunu da sorayım…
    TAKASHI-san, sizce kanınızdaki “Alman oranı” doğal olarak yüksek
    mi? 

    TAKASHI: (lol) Bilmiyorum doğrusu. Ama gençken dinlediğim
    müzisyenler arasında öyle isimler vardı. O yüzden dolaylı da olsa
    onların etkisini almışımdır diye düşünüyorum. 

    ISSAY: Sonuçta New Wave dediğimiz akımın kökleri de Avrupa’ya
    dayanıyor. 

    TAKASHI: Ben aslında New Wave’den çok New Romantic 
    tarafındaydım. İlk dinlediğim grup Duran Duran’dı. Gerçi aynı
    dönemde Iron Maiden’ı da çok seviyordum. (lol) Hatta metal
    gruplarında da çalmışlığım var. 

    𒀸 ISSAY-san’ın metal dinlediğini hayal etmek biraz zor… 

    ISSAY: Hiç dinlemem. (lol) Hard rock da pek dinlediğim
    söylenemez. Gerçi Iggy Pop’u hard rock sayarsan, o
    başka. (lol) Benim New Wave dediğim zaman aklıma gelen
    isimler daha çok Gary Numan ya da Ultravox oluyor. 

    𒀸 Peki TAKASHI-san… Duran Duran dinlediğiniz dönemde
    gerçekten New Romantic tarzında mı giyiniyordunuz? 

    TAKASHI: New Romantic tarzı gömlekler bulabilmek için resmen
    dükkân dükkân dolaşıyordum. (lol) 

    ISSAY: Şimdi dönüp bakınca gerçekten tuhaf geliyor. (lol) O akım
    tam anlamıyla… Zengin görgüsüzlüğüyle aristokrat zevki arasında
    sıkışmış bir estetikti. (lol) 

    𒀸 Makyaj da yapıyor muydunuz? 

    TAKASHI: Lisenin birinci sınıfındayken makyaj yapıp okula
    gidiyordum. Her sabah öğretmen beni durdurup, “Sen ibne
    misin?” diye sorardı. (lol) 

    ISSAY: Benim lise yıllarım daha da eskiye denk geliyor. O zamanlar
    insanlar böyle şeyleri neredeyse psikolojik bir rahatsızlık gibi
    görüyordu. Öğretmenler hiçbir şey söylemezdi. Sanırım
    dokunulmaması gereken bir mesele olduğunu düşünüyorlardı. 
    Kimse karışmıyordu. Sadece… “Tuhaf çocuk.” muamelesi 
    görüyordum. Tam anlamıyla görmezden geliniyordum. (lol) 

    TAKASHI: Ben de saçlarımı uzattığım dönemde epey dalga konusu
    olmuştum. Parmakla gösterip, “Heavy metalci! Heavy metalci!” 
    diye bağırıyorlardı. Bayağı zorbalık gördüm. (lol) 

    𒀸 Peki kayıtlar bittikten sonra birlikte çıkıp içtiğiniz oldu mu? 

    TAKASHI: Henüz olmadı. Ama ISSAY-san hakkında duyduklarım
    var. (lol) 

    ISSAY: Yok canım… Ben o kadar da içen biri değilim. (lol) Öyle bir
    oturup mekândaki bütün içkileri bitirecek biri değilim. Benden çok
    daha sağlamları var. (lol) 

    ISSAY 

    DER ZIBET’in vokalisti. Bu kez kariyerinin ilk solo albümü FLOWERS’ı 
    yayımladı. Albümde yer alan seçkin konuk müzisyenler bile tek
    başına ISSAY’in müzisyenler arasındaki saygınlığını göstermeye
    yetiyor. DER ZIBET bu yıl onuncu kuruluş yılını kutluyor. Ayrıca 21
    Ekim’de grubun yeni video çalışmasının yayımlanması planlanıyor.
    Kendine özgü karakterlere sahip üyelerden oluşan DER ZIBET’in,
    onuncu yılının ardından çok daha büyük bir çıkış yapması
    bekleniyor. 

    TAKASHI 

    DIE IN CRIES’in bas gitaristi. Bu röportajda konuşulan “Toki no 
    Sugiyuku Mama ni” parçasında konuk müzisyen olarak yer alıyor.
    DIE IN CRIES ise ağustos ayında Shinjuku Power Station’da her
    gece farklı bir konseptle hazırlanan haftalık konser serisini
    gerçekleştirdi: “Cover Gecesi”, “Erkekler Gecesi”, “Dinner Gecesi” 
    ve “Sıradan Gece”. Grup kısa bir dinlenme dönemine giriyor
    olsa da, bu aranın ardından çok daha güçlenmiş bir DIE IN CRIES
    olarak geri dönmeleri bekleniyor. 
     

    Kaynak: PATi PATi
    Yayın Yılı: 11.1994
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 15.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.