Etiket: 1996

Yıl

  • DER ZIBET | Fool’s Mate | 04.96

    DER ZIBET 

    ISSAY 

    Hikâyenin Perde Arkası (Behind the Tale) 

    Bu Hikâyenin Sonunu Kimse Bilmiyor 

    Röportaj / Metin: Yuki Sugie 
    Fotoğraf: Yohsuke Komatsu 

    Grubun kariyerindeki on birinci stüdyo albümü ile, ilk dönemlerini 
    kapsayan Sixty Records ve BMG Victor yıllarından seçilen nadir 
    kayıtlar, remiksler ve çeşitli özel parçaların yer aldığı best
    of albüm… Bunlar sırasıyla “Kirigirisu” (Çekirge) ve “Ari” (Karınca) 
    adlarıyla aynı gün yayımlanıyor.
    Peki bu isimlerin ardındaki düşünce neydi? 

    DER ZIBET’in ilk kez denediği yaratım yöntemlerini de kapsayan 
    bu yeni çalışmayı grubun solisti ISSAY ile konuştuk. 

    𒀸 Böyle bir soruyla başlamak biraz tuhaf olacak ama… Grup 
    üyelerini temel alarak hazırlanan bu “Çekirge” kuklası gerçekten 
    inanılmaz olmuş. (lol) 

    ISSAY: Bu sefer bu kukla bayağı başroldeydi. Albüm kapağında da, 
    resmi sanatçı fotoğraflarında da hep onu kullandık. Hele HAL’ın 
    yüzü var ya… Kukla olmasına rağmen inanılmaz 
    benziyor diye bayağı beğenildi. (lol) 

    𒀸 Bu kuklanın röportaj sayfasına kadar gelmesinin sebebi de 
    yaklaşık bir yıllık aradan sonra yayımlanacak yeni albüm Kirigirisu 
    ile geçmiş kayıtları bir araya getiren best of albüm Ari’nin 
    23 Mart’ta aynı anda çıkacak olması. İki albümü yan yana 
    koyunca ortaya doğal olarak “Karınca ile Çekirge” çıkıyor. 
    Hâl böyle olunca da herkesin aklına Ezop’un ünlü masalı geliyor. 

    ISSAY: Evet, büyük ihtimalle öyle oluyordur. 

    𒀸 Peki bu fikir nasıl ortaya çıktı? 

    ISSAY: Bu tema kafamda sanırım geçen yaz şekillenmeye başladı. 
    Aslında ondan önce, ilkbahardaki turne sırasında HIKARU bana, 
    “Bir sonraki albümü önce sözlerden yola çıkarak yapmak istiyorum.
    En az üç şarkılık söz hazırla.” demişti. Ben de o sırada çeşitli şeyler 
    yazıp biriktiriyordum. Ama zaman geçtikçe, “Galiba bu kez tek 
    bir tema etrafında toplamak daha doğru olacak.” diye düşünmeye 
    başladım. Tam o günlerde bir akşam bir arkadaşımla içki içerken 
    laf dönüp dolaşıp bir anda Ezop’un Karınca ile Çekirge masalına 
    geldi. İkimiz de resmen, “Ben bu masaldan nefret ediyorum.” 
    demeye başladık. (lol) Çünkü o hikâyede bütün suç 
    çekirgeye yükleniyor, değil mi? 

    𒀸 “Çalışmayanın sonu kötüdür.” gibi oldukça ahlâkçı bir 
    masal sonuçta. 

    ISSAY: Aynen öyle. Ama ben çekirgenin kötü biri olduğunu 
    hiç düşünmüyorum. Hatta tam tersine… Bu kadar kötü 
    gösterilmesi bana hep haksızlık gibi gelmiştir. 

    𒀸 Katılıyorum. 

    ISSAY: Bence çekirgenin tek hatası varsa, o da gidip karıncadan 
    yardım istemesiydi. Bu albüm aslında tek bir düşünceden doğdu. 
    “Çekirge kötü değildir.” 

    𒀸 Aslında çekirge yaz boyunca istediği gibi yaşayarak hayatını 
    dolu dolu tamamlıyor. Sonunda ölse bile, başkalarının onu nasıl 
    değerlendirdiğinden bağımsız olarak kendi içinde pişmanlık 
    duyacağını sanmıyorum. 

    ISSAY: Aynen öyle. Sonuçta mesele şu: Yaptıklarının bedeli elbette 
    gelir. Ama bedelini ödemek, yaptığının yanlış olduğu anlamına 
    gelmez ki. 

    𒀸 Duyduğuma göre Fransa’da bu masal biraz farklı anlatılıyor. 
    Çekirge yardım istemeye gittiğinde karınca ona, “Yaz boyunca 
    şarkı söyleyip dans ettin. Eğer şimdi uzun kışımızı şarkılarınla 
    güzelleştirirsen sana yardım ederim.” diyormuş. 

    ISSAY: O kesin sonradan ortaya çıkmış bir versiyondur. 

    𒀸 Ama kulağa oldukça Fransızca geliyor. 

    ISSAY: (lol) Aslında bu hikâyenin gerçek sonunu kimse tam 
    olarak bilmiyor. Ben de pek çok kişiye, “Karınca ile Çekirge’nin 
    asıl sonu nasıldı?” diye sordum. Meğer anlatılan sonlar birbirinden 
    farklıymış. Ama değişmeyen tek şey şu… Çekirge önce karınca 
    tarafından güzelce azarlanıyor. (lol) Ondan sonrasıysa üç farklı 
    sona ayrılıyor. Ama Ezop’u düşündüğümde… 
    Bence çekirge sonunda ölüyor. 

    𒀸 Yani siz de öyle düşünüyorsunuz. 

    ISSAY: Sonuçta Ezop o dönemde köle olarak yaşamış bir adamdı. 
    Yazdığı fabllar da insanların dünyada nasıl ayakta kalacağını 
    anlatıyor. Öyle birinin çekirgeyi kurtaracak bir son yazacağını 
    hiç sanmıyorum. Hem Ezop’un masalları zaten epey acımasızdır. 
    Ama bu, karıncanın kötü olduğu anlamına da gelmiyor. Ben 
    sadece… Çekirgenin kötü biri olmadığını söylemek istedim. Bunu 
    albümün teması hâline getirsek ilginç olur diye düşündüm. 
    Zaten… Biz de sonuçta çekirgeyiz. (lol) 

    𒀸 Demek o meşhur çekirge kuklası da bu fikirden doğdu. 

    ISSAY: Aynen öyle. (lol) Ama işin komik tarafı şu… Arkadaşımla 
    saatlerce “Çekirge kötü değildir.” diye konuştuktan sonra bir 
    anda içime kurt düştü. “Acaba sadece biz mi böyle düşünüyoruz?” 
    Diye. Sonra birkaç arkadaşıma daha, “Ben çekirgenin kötü 
    olduğunu düşünmüyorum.” dedim. Hepsi de hiç düşünmeden, 
    “Evet ya, kesinlikle.” diye cevap verdi. İşte o zaman cesaret bulup 
    bu fikri gruba götürdüm. Onlar da hemen benimsedi. Sonra da 
    dedik ki… “Bu kez sıra çekirgenin intikamında!” (lol) 

    𒀸 Yani bu süreç sonunda ortaya çıkan albüm aynı zamanda Der
    Zibet için oldukça farklı bir çalışma yöntemiyle hazırlanmış oldu.
    Şarkı sözlerinin müzikten önce yazılması, grup açısından pek 
    alışıldık bir yöntem sayılmaz, değil mi? 

    ISSAY: Daha önce de bu şekilde yaptığımız birkaç şarkı olmuştu.
    Ama bu kez olduğu gibi albümde sekiz parçanın birden bu 
    yöntemle hazırlanması sanırım ilk kez oldu. 

    𒀸 Oldukça yüksek bir sayı. 

    ISSAY: Evet. Sözleri yazış biçimim de bu kez biraz farklıydı. 
    Önce sözlerin ilk taslağı ortaya çıkıyordu. Sonra “çekirge” fikri 
    belirginleşmeye başladıkça o tema etrafında müzik şekilleniyor 
    ya da sözler yeniden düzenleniyordu. Bu şekilde hazırladığımız 
    ilk albüm oldu diyebilirim. 

    𒀸 Peki HIKARU size “Bu kez önce sözleri yazacağız.” dediğinde ilk 
    tepkiniz ne olmuştu? 

    ISSAY: İlk düşündüğüm şey, “Yine başıma iş açtı…” oldu. (lol) Çünkü 
    önce müzik olduğunda kafanda görüntüler oluşturmak çok daha 
    kolay oluyor. Kaç kelime kullanabileceğin de aşağı yukarı belli 
    oluyor. Bazen o tür kısıtlamalar insanın işini kolaylaştırıyor. 
    O yüzden başlangıçta ortada hiçbir şey yokken söz yazmak bana 
    oldukça zahmetli gelmişti. Ama HIKARU, “Tamamlanmış sözler 
    olmasına gerek yok. Bana önce taslağını getir.” 
    deyince öyle başladım. 

    𒀸 Sizce HIKARU neden bu albümde özellikle bu yöntemi 
    denemek istedi? 

    ISSAY: Geçen yılın ilk yarısında Sasano Michiru’nun kayıtlarında 
    çalışmıştı. Orada da aynı yöntem uygulanmış. Çok hoşuna gitmiş 
    olacak ki, “Bu kez biz de deneyelim.” demiş. 

    𒀸 Peki sizin açınızdan, albümün genel şekli ortaya çıkana kadar 
    epey deneme yanılma yaşandı sanırım. 

    ISSAY: Evet. İlk başta gerçekten ne yapacağımı bilmiyordum. 
    Derken Ağustos sonlarına doğru HIKARU aradı. 

    𒀸 “Ödev ne oldu?” diye mi? 

    ISSAY: Aynen öyle. (lol) Aslında o zamana kadar parça parça 
    yazıyordum. Ama hiçbirini toparlamamıştım. Sonra üç gün 
    sonra toplantı yapacağımız söylendi. Ben de üç günde yazdım. (lol) 

    𒀸 Epey uğraşmışsınız. 

    ISSAY: En az üç şarkılık söz istemişti. Ben de nasıl olsa birkaç tanesi 
    elenir diye düşünerek sekiz tane götürdüm. Sonra… Hepsi kabul 
    edildi. (lol) 

    𒀸 Peki bu yeni çalışma yöntemi vokalist olarak sizi nasıl etkiledi? 

    ISSAY: Müzikal açıdan çok daha rahattı. Şimdiye kadar önce melodi 
    olurdu. Ben de sözleri o melodinin içine yerleştirirdim. Böyle olunca 
    gerçekten söylerken zorlayan yerler çıkabiliyordu. Ama bu kez 
    melodiyle sözler neredeyse en başından beri birlikte gelişti. O 
    yüzden söylemesi çok daha kolaydı. Aslında buna “önce söz 
    yazmak” demekten çok, hem müziği hem sözleri aynı anda özgürce 
    değiştirebildiğimiz bir süreç demek daha doğru olur. 

    𒀸 Bu albümde vokaliniz önceki çalışmalara göre daha çok orta 
    ve pes tonlara yaslanıyor gibi. 

    ISSAY: Evet. Bu albümdeki parçaların çoğu Der Zibet standartlarına 
    göre daha düşük tonlarda. 

    𒀸 Bu bilinçli bir tercih miydi? 

    ISSAY: Evet. Özellikle ben istedim. Sebebi sadece pes söylemenin 
    kolay olması değildi. Bu ses aralığında söylediğim zaman şarkıya 
    küçük nüanslar katmak çok daha kolay oluyor. Sesini sürekli 
    zorladığında ister istemez tekdüzeleşiyorsun. 

    𒀸 Özellikle “Çekirgeyi Kim Öldürdü?” oldukça pes bir şarkı. 

    ISSAY: Doğru. Canlıda nasıl olacak bakalım. (lol) Gerçi Hamlet
    Machine’de bundan daha düşük söylediğim parçalar var. O yüzden 
    çok sorun olacağını sanmıyorum. Hem nakarat zaten oldukça 
    yükseliyor. 

    𒀸 Pes ve tiz arasında bu kadar büyük fark olunca insan 
    yorulmaz mı? 

    ISSAY: Ben tam tersine çok keyif aldım. Aslında bu yönelim GREEN 
    albümünde de başlamıştı. Bu kez biraz daha ileri götürdük. Bana 
    göre şarkı söylemenin en güzel hâli… İnsanın kendi kendine 
    mırıldanıyormuş gibi söyleyebilmesidir. 

    𒀸 Genel olarak bakınca Kirigirisu, Der Zibet’in bugüne kadarki 
    karakterini en eksiksiz yansıtan albümlerden biri gibi duruyor. Siz 
    hazırlarken böyle bir hedefiniz var mıydı? 

    ISSAY: Açıkçası özellikle hedeflediğimiz bir şey değildi. Ama dönüp 
    bakınca gerçekten Der Zibet’in özünü taşıyan bir albüm olmuş gibi 
    geliyor. Ben hiçbir zaman “Biraz daha pop yapalım.” ya da “Biraz 
    daha deneysel olalım.” diye düşünmedim. Sadece yapmak 
    istediğimizi yaptık. Gerçi… Belki gruptan başka biri gizlice öyle 
    düşünmüş olabilir. (lol) 

    𒀸 Ben özellikle albümün ikinci yarısındaki “Overture 11.17” ile 
    “Kum Saati” arasındaki akışı çok seviyorum. “11.17” gerçekten 
    kayıt tarihi mi? 

    ISSAY: Evet. O gün tek seferde kaydettik. 

    𒀸 Uzun zamandır böyle tam anlamıyla enstrümantal bir 
    parça yapmamıştınız. 

    ISSAY: Aslında bu kadar uzun olması planlanmamıştı. Kayıtlardan 
    önce iki gün kadar grip olduğum için provaya gelemedim. Ben 
    yokken üçü kendi aralarında doğaçlama yapmış. Parça da öyle 
    ortaya çıkmış. (lol) 

    𒀸 Bu albüm hem konseptiyle hem sözleriyle hem de müziğiyle 
    oldukça anlaşılır ama aynı zamanda çok güçlü bir enerji taşıyor 
    gibi geliyor. 

    ISSAY: Sanırım bunun sebeplerinden biri gereğinden fazla ses 
    üst üste koymamış olmamız. Bir de kayıt süreci inanılmaz 
    hızlı geçti. Provalarda her şey zaten hazırdı. Hatta
    son provada albümü baştan sona hiç durmadan çaldık. (lol) 

    𒀸 Yani resmen albümün genel provası olmuş. 

    ISSAY: Aynen öyle. Kayıtta da parçaları neredeyse aynı sırayla 
    çaldık zaten. 

    𒀸 Bir de aynı gün çıkacak olan best of albüm Ari var. Bu iki albüm 
    en başından beri birlikte mi düşünülmüştü? 

    ISSAY: Hayır. Kayıtlar bitmek üzereyken, Kirigirisunun kapak 
    tasarımı konuşulurken bu fikir geldi. Başlık ne olsun diye 
    düşünürken biri, “Karınca olsun.” dedi. Hepimiz de “Olur.” dedik. 
    Sonuçta hayatımız boyunca gerçekten biriktirdiğimiz tek şey bu 
    kayıtlar olmuş. (kahkahalar) 

    𒀸 Oldukça kara mizah… 

    ISSAY: Evet. (lol) Çünkü onun dışında biriktirdiğimiz hiçbir 
    şey yok. Ama düşün… 23 Mart’ta bir müzik dükkânına 
    gidiyorsun. Rafta Karınca ile Çekirge yan yana duruyor. 
    Ben olsam buna bayağı gülerdim. (lol)

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 04.1996
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 20.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.