Etiket: 2002

Yıl

  • Neo Japaneseque Kagrra,

    Neo Japaneseque — Kagrra,’nın Dört Mevsim Yolculuğu

    Modern Japon estetiğini mevsimlerin diliyle anlatan 12 sayfalık özel fotoğraf dosyası.

    Bu çalışma yalnızca bir fotoğraf çekimi değil; Kagrra,’nın müziğini şekillendiren Japon estetiğini, mevsim döngüsünü ve şiirsel anlatımını bir araya getiren konsept bir editoryal çalışmadır. Bu çeviride yalnızca metinleri değil, sayfalarda kullanılan sembolleri ve kültürel göndermeleri de açıklamaya çalıştım.

    “Bir röportaj okumaya başlamıyorsunuz. Bir mevsim yolculuğuna çıkıyorsunuz.”

    ネオ・ジャパネスク

    Neo Japaneseque

    Normalde Japonlar “Japanese” demezdi. Buradaki Japaneseque
    (ジャパネスク), Fransızca kökenli -esque ekinden gelir ve sanat
    dünyasında: “…üslubunda” / “…estetiğinde” anlamına gelir.

    Yani Neo Japaneseque demek, Modern Japon Estetiği /
    Yeni Japon Zarafeti gibi bir kavram.

    Bu aslında Kagrra,’nın bütün kariyerini anlatan iki kelime.

    サウンドにおいても / Müziklerinde de…
    ヴィジュアルにおいても / Görsel dünyalarında da…
    (Kıyafet, makyaj, fotoğraf, sahne… hepsi)
    独特の「和」/ 和 Tek başına “Japon” değildir.
    Bu karakter; uyum, huzur, denge, Japon ruhu, geleneksel
    Japon estetiği… hepsini aynı anda anlatır.

    Bu yüzden Japonya’nın eski adı 大和 (Yamato) bile bu
    karakteri kullanır.

    Yani aslında denen “Kagrra, Japon estetiğinin ruhunu taşıyor.”
    Sonra hemen yanına 「雅」ekliyor, okunuşu miyabi
    (zarafet, incelik, aristokrat güzellik, Heian dönemi estetiği, şiirsellik)
    Yani Wa: Japon ruhu / Miyabi: Japon estetiği
    “Kagrra,’nın sanatı, Japon ruhu ile zarafetin birleşimidir.”

    を追い続ける
    追う kovalamak, devam etmek, aramaya devam etmek
    …aramayı sürdüren / …peşinden gitmeye devam eden

    “Kagrra,, hem müziğinde hem de görsel anlatımında kendine özgü
    bir Japon ruhunu ve zarafet anlayışını aramayı sürdüren bir grup.”
    -sahip demiyor dikkat! peşinden giden diyor, çünkü sanat bitmez,
    sürekli aranır. Bu da çok Japonca bir düşünce.

    Kısacası ilk giriş:
    Hem müziğinde hem de görsel dünyasında Japon ruhunu ve
    zarafetini kendine özgü biçimde yaşatmayı sürdüren Kagrra,. Bu
    özel fotoğraf çalışmasında grubun anlattığı hikâyeler ve şiirlerden
    ilham alınarak, dört mevsim teması üzerinden değişen duyguları ve
    farklı yüzleri okuyucuyla buluşturuluyor.

    İlk şiir notlarımız:
    生命 / Seimei: Yaşam
    Ama biyolojik anlamda değil.
    Daha çok: Can / Yaşam enerjisi

    息吹 / nefes + üflemek: Hayatın nefesi
    “filizlenmek” / “can bulmak” / “doğanın yeniden nefes alması”
    burada ilkbahar ile beraber kullanılmış.

    陽炎 / bunun Türkçede tam karşılığı yok 😦
    Yazın asfaltın üzerinde gördüğün dalgalanan hava vardır ya… işte o.
    ama Japon şiirinde: ulaşılamayan şey, geçicilik, anılar, kaybolan
    görüntüler demek. Yani “Geçip giden zaman” dan bahsediliyor.

    徒然なるままに / Japon edebiyatının en önemli klasiklerinden biri
    olan Tsurezuregusa (徒然草) ile özdeşleşmiş bir ifadedir.
    Bu ifade: “öylesine” değil, daha çok: Zamanın akışına kendini
    bırakarak… / Doğal akış içinde… / Olacağına varır diyerek… gibi bir
    kabulleniş hissi taşır.

    Şiirimize bakalım:

    Yaşamın yeniden nefes aldığı ilkbaharda da,
    Sıcak havanın titreşerek ufku dalgalandırdığı yazda da,
    Zamanın akışına kendimi bırakırken bile,
    Bu duyguları kalbimden silemiyorum.

    #Pluto: İlk şiirde kullanılan mevsimler ilkbahar ve yaz. Bunlar Japon
    kültüründe: doğuş, gençlik, umut, canlanma ile ilişkilendirilir. Ama şiirin sonunda buna rağmen: “Bu duyguları silemiyorum.” deniyor.
    Yani baharın gelişi bile kalpteki özlemi hafifletemiyor.

    始 (Hajimari)
    はじめ (Hajime) / はじまり (Hajimari):
    Başlangıç / Bir şeyin doğuşu / Hikâyenin ilk adımı
    Ama Japoncada bundan biraz daha fazlası var.

    iki parçadan oluşuyor.
    左 (sol taraf) :Kadın.
    Sağ taraf : Eski Çince kökenli bir ses bileşeni.
    Eski sözlüklerde bu karakter; “Bir yaşamın başlaması” / “Doğum” ile
    ilişkilendiriliyor.
    Yani “başlangıç” derken mekanik bir başlangıç değil. Canlı bir şeyin
    dünyaya gelişi. İlk sayfadaki “生命 (yaşam)” ile de güzel bir bağ
    kuruyor.

    儚げに散る秋も
    儚い (hakanai): Geçici / Fanî
    Bir anda yok olacak kadar narin
    Bu kelime Japon edebiyatının en sevdiği kelimelerden biridir.
    Mesela kiraz çiçekleri için de kullanılır.
    Çünkü güzeldir. Ama kısa sürer.

    散る: Dökülmek / Dağılmak / Yaprakların düşmesi

    “Hüzünle yapraklarını döken sonbaharda bile…”

    吐息を奪う冬も
    吐息: Nefes
    奪う: Çalmak / Elinden almak / Kapıp götürmek

    “Nefesi çalan kış bile…”

    Çünkü soğuk hava gerçekten nefesi keser ama aynı zamanda
    üzüntü, özlem, yalnızlık da insanın nefesini keser.

    徒然なるままに
    mevsimler değişiyor ama insanın kalbi değişmişiyor 🙂

    この想いを消せぬまま
    “Bu duyguları içimden silemeden…”

    Şiirimize bakalım:

    Yapraklarını sessizce döken sonbaharda da,
    Nefesimi alıp götüren kışta da,
    Zamanın akışına bıraksam bile kendimi,
    Kalbimde taşıdığım bu duygular silinmiyor.

    #Kısa bilgi:
    Japon tasarım anlayışı “Boşluk”
    yani 間 (ma), Japon estetiğinde en az doluluk kadar önemlidir. “Ma”,
    nesneler arasındaki anlamlı boşluğu ifade eder; sessizlik, bekleyiş
    ve nefes alma alanıdır.

    #Pluto: anlatım ritmi ve bölümleme biçimi sanki eski Japon resim
    tomarlarını (emakimono) hatırlattı.

    春 (Haru) : İlkbahar
    Ama tabii ki sadece bu anlama gelmiyor. Çünkü Japonlar için 春
    sadece bir mevsim değildir.
    yeniden doğuş, ilk aşk, gençlik, umut, yeni başlangıç, okul yılı,
    mezuniyet, vedalar

    Sadece iki satır. Ama inanılmaz yoğun.
    Hadi bakalım.

    淡色 : Açık renk
    Ama şiirde öyle çevrilmez.
    淡 (awai) şu anlamları taşır: belli belirsiz, silik, narin, hafif, pastel

    İlkbahar daha yeni başlamış. Henüz renkler tam canlı değil.
    O yüzden “淡” kullanılıyor.

    蝶旋
    蝶 : Kelebek / 旋 : Dönmek, Spiral çizmek, Daire oluşturmak
    “Kelebeğin kanat izini çizercesine…”
    染まる: Normalde boyanmak, renk almak. Ama şiirde; bir şeye
    karışmak, onun parçası olmak.
    ように : Sanki… Gibi…
    吹かれて : Savrulmak, Esmek, Rüzgâr tarafından taşınmak
    “Rüzgârın rengine karışır gibi usulca savruluyor.”

    #Pluto: Japon şiirinde rüzgârın rengi olur 😀

    #Kısa bilgi: ayame (菖蒲) yani iris
    Japon kültüründe iris; kötülükten korunma, cesaret, arınma ile
    ilişkilendirilir.
    5 Mayıs’taki geleneksel Shōbu no Sekku (bugünkü Çocuklar
    Günü’nün kökenlerinden biri) kutlamalarında iris yaprakları
    kullanılırdı; uzun yapraklarının kılıca benzetilmesi nedeniyle güç
    ve korunmayı simgelerdi. Yani rastgele çiçek seçmemişler.

    #Pluto: bence Isshi burada baharın kendisi.

    音の無い : Sesin olmadığı, Sessiz
    翳った : Gölgelenmiş
    ama bunun içinde; kararmış, hüzün çökmüş, ışığını kaybetmiş
    anlamları da var.
    “Gölgelere bürünmüş”

    月夜 : Ay gecesi.
    Ayın Japon şiirinde ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz diye
    yorumladım ama olsun not bırakalım.
    özlem / yalnızlık / geçmiş / bekleyiş
    “Sesin bile ulaşmadığı gölgeli bir ay gecesinde…”

    #Pluto:çoğu yeri atlıyorum biliyorsunuz diye ama yani gerek yok
    çok ayrıntıya diyerek geçiyorum kızmayın)

    独り心映されて
    Burada ince bir ayrıntı var.
    独り: Yalnız, Tek başına
    ama yalnızlık burada fiziksel değil içsel.
    映されて : Yansıtılmak / Yansımasını görmek
    “Yalnız kalan kalbim kendi yansımasına bakıyor.”

    Sanki suya bakıyor gibi.

    闇の中を手探りで捜す記憶 (çevirmesi zor ama başarabiliriz)
    Ellerinle yoklayarak aramak. Mesela elektrikler kesilir. Duvarı ellerinle
    ararsın. İşte o hareket. Ama burada Anıları arıyor.
    “Karanlığın içinde, ellerimle yoklar gibi anılarımı arıyorum.”

    浮かばせて : Bu fiil “Su yüzüne çıkmak” demek.
    Ama anılar için kullanılmış.
    “Hatıralar yavaşça su yüzüne çıkıyor.”

    #Pluto: cidden oturdum sudaki yansımama bakıyorum.

    頬を撫でる懐かしい声
    頬 : Yanak
    撫でる : Okşamak
    懐かしい : Özlenen / Tanıdık / Eski günleri hatırlatan
    声 : Ses
    “Yanağımı okşayan o tanıdık ses…”

    何処に隠れたの : Nereye saklandın?
    ama…. sitem ediyor, öfke yok. Nereye gittin…?
    Şimdi nereye saklandın…? gibi

    無情に舞い : Acımasızca savruluyor
    舞う: aslında dans etmek. Ama çiçek yaprakları için de kullanılır.
    “yaprak gibi uçuyor”

    春の日は幾度も巡って
    巡る : Japoncada sadece dönmek değildir. Yılların, Mevsimlerin,
    Kaderin tekrar tekrar geri gelmesi.
    İlkbahar yine geliyor. Ama… İnsan aynı insan değil.

    咲いては儚く散り急ぐ
    Çiçek açıyor ve hemen dökülüyor.

    #Kısa bilgi: Bu, Japonların çok sevdiği mono no aware (物の哀れ)
    anlayışını çağrıştırıyor: Güzelliğin tam da geçici olduğu için insanın
    içine işleyen o tatlı hüzün.

    抱き寄せて交わした約束は : Bir zamanlar sarılarak verdiğimiz söz…

    Bir zamanlar birbirimize sarılarak verdiğimiz sözler…
    Acaba hangi baharda yeniden çiçek açacak?

    夏 : Yaz
    canlılık, büyüme, enerji, tutku, hayatın en dolu zamanı

    青 : Mavi ama Japoncada aynı zamanda Yeşil
    “yeni yeşermiş yapraklar”

    #Kısa bilgi: Eski Japon şiirinde 青葉 hep erken yaz demektir.
    Kirazlar geçti. Şimdi ağaçlar tamamen yeşil.

    撫でる
    Bu sefer “yaprakları okşayan rüzgâr”

    風 : Rüzgâr(en çok geçen kelime)
    Ama Japon şiirinde rüzgâr; zaman, haber, hatıra, ayrılık,
    karşılaşma anlamlarına da gelir.
    “Yeni yeşeren yaprakları okşayan rüzgâr…”

    夢現つつ
    夢現 okunuşu yumemutsutsu : Bu klasik Japon edebiyatının çok
    sevdiği ifadelerden biridir. Anlamı: Rüya ile gerçek arasında kalmak.
    Ne tamamen uyanıksın. Ne tamamen rüyadasın. Tam aradaki hâl.
    心を揺らす : Kalbi sallıyor / Sarsıyor / Dalgalandırıyor

    Yeni yeşeren yaprakları okşayan rüzgâr,
    Rüya ile gerçeğin arasında salınan kalbimi usulca titretiyor.

    #Pluto: Tam Kagrra, oldu bu çeviri 🙂

    #Kısa bilgi: Japonya’da Ejderha: su, nehir, yağmur, bereket, yaşam
    Yazın gelmesiyle yağmur gelir, pirinç büyür, hayat devam eder.
    Yani ejderha yaz.

    #Pluto: sayfa tasarımı aynı Rinpa okulunun altın zeminli paravanları
    birazda Edo dönemi… bayılıyorum Japon estetiğine. Kagrra, Japon
    klasik şiirindeki (waka ve tanka) doğa imgelerini çok sever.
    O yüzden bu kadar çok aynı imgeler var.

    秋 (Aki) : Sonbahar
    Japon kültüründe sonbahar, belki de en şiirsel mevsimdir.
    Özellikle klasik Japon şiirinde sonbahar, çoğu zaman “geçen
    zamanın farkına varılan mevsim” olarak işlenir.

    İlkbaharda iris vardı. Yazda efsanevi yaratıklar. Şimdi ise sadece…
    Akçaağaç yaprakları. Neden? Çünkü sonbaharın en güçlü sembolü
    budur. Ama daha güzeli… Yapraklar yukarıdan aşağı inmiyor. Kıvrılarak ilerliyorlar. Sanki zaman akıyor.

    揺れる : Sallanan, Dalgalanan, Hafifçe hareket eden
    髪 : Saç
    香り: Koku, koku değil aslında… güzel koku, hafif esans
    に捲かれ(巻かれ): Sarılmak, Çevrelenmek, İçine alınmak
    “Rüzgârla salınan saçlarının kokusu beni usulca sarıyor”

    Rüzgâr açıkça söylenmiyor ama hissediliyor.

    時間 : Zaman
    重ね : Üst üste birikmek / Katman katman olmak
    陰 : Gölge
    (ama aynı zamanda; İçe kapanıklık, Sessizlik, Hüznün bıraktığı iz)
    “Üst üste biriken zamanın gölgeleri birbirine karışıyor”

    浅葱色 (asagi-iro)
    Bu herhangi bir mavi değil.

    #Kısa bilgi: Asagi, Japonya’ya özgü çok özel bir renk. Mavi ile yeşil
    arasında. Eski kimonolarda çok kullanılır. Hatta Shinsengumi’nin
    meşhur haori ceketlerinin rengi de bu tona yakındır.

    羽織 / Haori : Yani kimononun üzerine giyilen kısa ceket
    纏い : Üzerine almak, Kuşanmak
    “Soluk mavi-yeşil bir haoriyi omuzlarıma alarak…”

    淡い夢を観た
    淡い : Solgun, Hafif, Belirsiz
    夢 : Rüya
    Normalde “rüya görmek” için 見る de kullanılabilir.
    Ama burada 観る yazılmış. Bu kullanım, yalnızca “görmek”ten biraz
    daha bilinçli bir bakışı çağrıştırır; sanki rüyanın içine dikkatle
    bakmak, onu seyretmek gibi.
    “Solgun bir düş gördüm. / Silik bir rüyaya daldım.”

    Şiirimize bakalım:

    Rüzgârda salınan saçlarının kokusu beni usulca sararken,
    Yılların üst üste bıraktığı gölgeler birbirine karışıyor.
    Soluk mavi-yeşil bir haoriyi omuzlarıma alıyor,
    Ve silik bir düşe dalıyorum.

    朱 (shu) : Bu “kırmızı” değil, “zinnabar kırmızısı”
    Yani; tapınak kapılarının, torii’lerin, eski mürekkebin, lak işçiliğinin
    kırmızısı. Özellikle 赤 dememiş 朱 demiş.
    染められた : Boyanmış, Rengine bürünmüş, Kaplanmış
    “Kızıl renge bürünmüş…”

    枯れ葉 : Kurumuş yapraklar, Sonbahar yaprakları
    に抱かれ
    抱く: Sarılmak, Kucaklamak.
    “Kızıl yaprakların kucağında…”

    埋もれた貴女に
    貴女 : Bu normal あなた değil. Bu, kadına hitap ederken kullanılan
    çok edebi bir yazım. Türkçede “Sen” dersek eksik kalıyor. Biraz
    “Sevgili sen” gibi.
    埋もれた : Gömmek, Kaybolmak, Yaprakların altında kalmak
    “Kızıl yaprakların altında kaybolan sana…”

    吐息を浴びせてみた
    İşte yine… ilk sayfadan beri peşimizi bırakmayan Nefes.
    浴びせる : Üzerine dökmek, Yağdırmak, Sarmak
    “Nefesimi sana ulaştırmaya çalıştım.”

    眩い : Göz kamaştırıcı
    輝く: Parlamak
    恋 : Aşk
    “Bir zamanlar göz kamaştıracak kadar parlak olan aşk…”

    この掌に

    掌 : El değil, “Avuç içi”, bu ayrıntı çok Japonca 🙂
    “Bu avuçlarımın içinde…”

    運命に弄ばれた
    弄ぶ : Oyuncak etmek
    ama şiirde; “Kaderin oyuncağı olmak”
    運命 : Kader
    “Kaderin insafına bırakılmış…”

    微睡む魂の聲
    微睡む : Yarı uykuda olmak
    !夢現 (yumemutsutsu) yine aynı fikir!
    魂 : Ruh
    聲 Eski yazımla Ses. Bugünkü 声 yerine kullanılmış.
    “Yarı uykuda gezinen ruhun sesi…”

    ねぇ・・・
    ねぇ Japoncada “Hey” değildir. Çok yumuşak, birine “Bak…” der gibi.
    愛しい : Canım, Sevgilim, Çok sevdiğim, Kalbimin en değerli kişisi

    Şiirimize bakalım:

    Kızıl renge bürünmüş kurumuş yaprakların kucağında,
    Onların altında kaybolan sana nefesimi ulaştırmaya çalıştım.
    Bir zamanlar göz kamaştıran aşk, şimdi avuçlarımın içinde;
    Kaderin insafına bırakılmış, yarı uykudaki ruhun sesi gibi yankılanıyor.
    “Hey…”
    “…Sevgilim.”

    冬 (Fuyu) : Kış
    Ama Japon şiirinde kış sadece kar değildir.
    sessizlik, arınma, bekleyiş, yalnızlık, yeni başlangıcın hemen
    öncesindeki durgunluk demektir.

    鳴呼 : “Ah…” demek. Ama normal “ああ” değil.
    Daha dramatik. Daha iç çekiş gibi. Sanki biri derin bir nefes alıyor.

    風に浮かぶ “Rüzgârın üzerinde süzülen…”
    夢の破片
    : Rüya 破片 : Parça, Kırık parça
    “Rüyanın kırık parçaları.”

    はらり降りて
    İşte bu Japoncanın büyüsü.
    はらり bir yansıma sözcüğü. Sessizce… Tek tek… Usulca… Bir
    yaprağın ya da kar tanesinin yere düşmesi gibi. 冬 (Fuyu) : Kış
    Ama Japon şiirinde kış sadece kar değildir.
    sessizlik, arınma, bekleyiş, yalnızlık, yeni başlangıcın hemen
    öncesindeki durgunluk demektir.

    “Usulca süzülerek yere inerken…”

    時を越えて : “Zamanı aşarak…”
    愛を抱いて : “Sevgiyi bağrıma basarak… /
    Sevgiyi içimde taşıyarak…”

    懐かしいあの頃へ
    懐かしい (natsukashii). Geldik zor çeviriye 😀
    Çünkü sadece “özledim” değildir. “Sıcacık hatırladığım eski günler”
    demektir.
    “O özlemle andığım günlere doğru…”

    白銀の世界
    白銀 : Gümüş beyazı
    Karlı dünya, Karla kaplanmış manzara, Işığı yansıtan beyaz
    Sadece “Beyaz” değil.

    色褪せぬ憶い
    色褪せぬ : Hiç solmayan
    ama bu sefer bi farkla, 想い değil, 憶い yazılmış. İkisi de “omoi”
    okunuyor.
    想い → Kalpte taşınan duygu.
    憶い → Hafızayla, anıyla ilişkili hatırlayış.

    天に翳して : Göğe doğru kaldırıyorum, Havaya kaldırıyorum,
    Hatıralarımı gökyüzüne sunuyorum

    Şiirimize bakalım:

    Ah… Rüzgârda süzülen rüyanın kırık parçaları
    Usulca yere inerken…
    Ah… Sevgiyi kalbime alıp zamanın ötesine geçerek,
    O özlemle andığım günlere dönüyorum…

    Ufka dek uzanan gümüş beyazı dünyanın içinde,
    Hiç solmayan anılarımı şimdi gökyüzüne kaldırıyorum.

    #Pluto: Sanki bir filmin kapanış monoloğu gibi.

    #Kısa bilgi: Japon resim sanatında çam (matsu) dört mevsim yeşil kaldığı için uzun ömrün, dayanıklılığın ve sürekliliğin simgesidir.

    Sonbaharda akçaağaç yaprakları dökülüyordu. Kışta ise yapraklarını dökmeyen çam geliyor.

    “Her şey geçer. Ama bazı şeyler kalır.”

    mürekkep manzarası (suiboku-ga)

    鳴呼…風に揺れる夢の季節はらりはらり
    鳴呼 : “Ah…”
    Sanki şarkının ilk notasından önce alınan nefes 🙂

    風に : Rüzgârda
    揺れる : Sallanmak, Dalgalanmak, Hafifçe titreşmek
    Daha çok; İnce bir dalın rüzgârla salınması, Kimono kolunun hafifçe
    hareket etmesi, Saç telinin kıpırdaması

    夢の季節
    季節 : Mevsim
    Buna direk “rüya mevsimi” diyemeyiz
    Rüyaların mevsimi veya Rüya gibi geçen mevsim

    はらりはらり (evet yine o yerdeyiz :D)
    Bu bir giseigo (yansıma sözcüğü)
    Tek tek düşen şeyleri. Yaprak, Kar, Çiçek yaprağı
    Sessizce, Yavaşça, Süzülerek
    Bir değil… İki kere yazılmış.
    はらりはらり
    Niye? Çünkü düşüş devam ediyor 😀

    Ah… Rüzgârda salınan düş mevsimi,
    Yaprak yaprak usulca dökülüyor…

    ya da

    Ah… Rüya gibi geçen mevsim,
    Sessizce, yaprak yaprak üzerime süzülüyor…

    #Pluto: Ah… bilemedim. Zorlandığım bir yer.

    鳴呼…風に浮かぶ夢の破片はらり降りて
    浮かぶ : Süzülmek, Yüzmek, Havada asılı kalmak
    Önce “Rüyanın mevsimi” şimdi
    夢の破片 “O rüyanın geriye kalan parçaları”

    はらり降りて ama bu sefer sonuna 降りて eklenmiş.
    Yani artık sadece süzülmüyor. Gerçekten yere iniyor.
    Bir süreç tamamlanıyor.

    Ah… Rüzgârın taşıdığı düş kırıntıları,
    Usulca yere süzülüyor…

    ya da

    Ah… Rüzgârda süzülen rüya parçaları,
    Sessizce toprağa düşüyor…

    #Pluto: çeviri seçimlerini size bırakıyorum.
    Nasıl hoşunuza giderse ❤

    結 (Ketsu (on’yomi) Musubu / Musubi / Yui (kun’yomi ve isimlerde))
    En temel anlamı; Bağlamak, İki şeyi birbirine bağlamak,
    Düğüm atmak, Birleştirmek
    Geniş anlamı:Bağ kurmak, Sonuçlandırmak, Tamamlamak, Bir
    hikâyeyi düğümlemek, Bir ilişkiyi kurmak, Bir döngüyü kapatmak

    Biz buna kısacası “Son” diyebiliriz.

    Neden direk 終 /Son demedi diye sorarsak,
    “Her şey birbirine bağlandı.” anlamı daha baskın çıkıyor.

    Japon kültüründe 結 , 結ぶ (musubu) fiili inanılmaz önemlidir.
    Sadece ip bağlamak değildir.
    İnsanlarla kurulan bağ. Kaderlerin birbirine bağlanması. Evlilik bağı.
    Dua ederken bağlanan kâğıtlar (omikuji). Şinto’da görünmeyen
    bağlar. Hepsi aynı kökten gelir.
    Japon estetiğinde bir şey bitmez. Bağlanır. Döngü tamamlanır.


    淡色の吐息は螺旋を描き
    淡色 (awairo)
    淡 : Soluk, Hafif, Yumuşak
    色 : Renk
    Pastel ton, Soluk renk, Belirsiz renk
    Ama şiirde renk demiyor, daha çok iz gibi.

    螺旋 (Rasen) : Spiral, Sarmal, Helezon

    Japon estetiğinde spiral, sürekli dönüşü, devam eden hareketi,
    sonsuzluğu çağrıştırabilir.

    描き (描く) : Çizmek, Tasvir etmek, Şekil oluşturmak

    Soluk renkli nefes, göğe doğru spiral çiziyor…
    Pastel bir nefes sarmallar oluşturarak yükseliyor…

    İkisinden biri, tercih sizin..:)

    風に染まる様に吹かれて
    “Sanki rüzgârın rengine boyanır gibi savruluyor.”

    Şiirimize bakalım:

    Solgun renkli bir nefes, sarmallar çizerek yükseliyor;
    Rüzgârın rengine karışır gibi usulca savruluyor.

    ya da

    Soluk bir nefes, göğe doğru sarmallar çizerken;
    Rüzgârın rengini içine çekercesine uzaklara savruluyor.

    愛しきは / Burada yine 愛しい (itoshii) kökünü görüyoruz.
    “Sevdiğim şey… / Benim için en kıymetlisi…”

    貴女への想いを / Yine normal “Sen” değil, edebî, zarif
    想い : Kalbin taşıdığı his
    奏で bu fiil önemli
    奏でる : Müzik çalmak, Bir ezgi icra etmek, Sesiyle dile getirmek
    Normal “söylemek” değil.
    “Sana duyduğum hisleri bir ezgiye dönüştürmek.”

    終わる事を知らず : Bitmeyi bilmeden,
    Sonunun ne olduğunu bilmeden
    “Hiç sona ermeyecekmiş gibi…”

    その音色のせて
    音色 : Ses rengi, Tını, Melodi
    のせて : Üzerine bindirmek, Taşımak
    “O tınıya yükleyerek…”

    歌う事でしょう
    “Şarkı söylemeye devam edeceğim.”

    私の命朽ちるまで
    命 : Hayat, Ömür
    朽ちる: Çürümek, Yok olmak, Toprağa karışmak
    Normal “ölmek” fiili değil. Doğal olarak tükenmek.
    “Ömrüm toprağa karışıncaya dek…”

    Şiirimize bakalım:

    Sana duyduğum sevgiyi ezgilere dönüştüreceğim.
    Onun hiç sona ermeyeceğini bilerek;
    O duygunun tınısını yüklenip şarkı söylemeye devam edeceğim,
    Ömrüm tükenene dek.

    #Pluto: Bu… Kagrra,’nın manifestosu gibi.
    Dört mevsimi baştan sona bakınca;
    “Bu hikâye sona ermedi. Sadece tamamlandı ve yeniden
    başlayacak.”
    Ve okuyucuya;
    “Artık bu yolculuğun anlamını sen tamamla.”
    kalıyor.

    詩片=一志(Kagrra)
    Şiir parçaları: Isshi (Kagrra,)

    撮影=加藤正憲
    Fotoğraflar: Masanori Katō

    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
    Duygular: Sizlere ait