Etiket: Ф(Phl)

Grup

  • Ф(Phl) | Fool’s Mate | 01.00

    Ф(Phl) 

    ISSAY & Hirose Satoshi 

    Vecdin Romantizmi 

    Mart ayında faaliyetlerine ara verdikten sonra, 25 Ağustos’ta 
    Shinjuku Loft’ta verdikleri dönüş konseriyle büyük yankı
    uyandıran Ф(Phl), uzun zamandır beklenen ilk tam uzunluktaki
    albümü NAKED’ı 8 Aralık’ta yayımlıyor. 

    Peki “NAKED” isminin ardında nasıl bir düşünce yatıyor? 

    Grubun vokalisti ISSAY ve gitaristi Hirose Satoshi, yeni albümün
    ortaya çıkış sürecini bizimle paylaştılar. 

    𒀸 Bir önceki mini albümden bu albüme gelene kadar geçen
    süreçte grubun oldukça değiştiğini söyleyebiliriz sanırım. 

    ISSAY: Önceki mini albümle bu albüm arasında iki farklı dönem
    yaşadık aslında. Bir dönem neredeyse sürekli konser veriyorduk.
    Sonra da Hirose’nin geçirdiği talihsiz kazadan dolayı uzun süre
    sahneye çıkamadığımız bir dönem oldu. 

    İlk dönem boyunca aklımız tamamen konserlerdeydi. O yüzden
    önceki mini albüm Ф(Phl) de canlı performanslarımızın doğal bir
    uzantısı gibi ortaya çıktı diyebilirim. Aradan biraz zaman geçtikten
    sonra ise… Bu arkadaş sahneden düştü ve sakatlandı. 

    Hirose: Resmen sahneden aşağı uçtum. Ayağa bile
    kalkamıyordum. Üstelik üzerimde hâlâ sahne kostümüm vardı. 
    Ambulans beni o hâlimle hastaneye götürdü. Muayene sırasında
    bile sahne pantolonumu indiriyorlardı… Hayatımın en sefil
    anlarından biriydi. (lol) 

    ISSAY: Aynen öyle. (lol) Sonra evde dinlenmek zorunda kaldığı
    dönemde, ayağı kırık olmasına rağmen durmadan şarkılar
    yazmaya başladı. 

    Hirose: Ayağım kırık olmasına rağmen yani. (lol) 

    ISSAY: Evet. Aferin sana doğrusu. 

    Hirose: Yapacak başka bir şeyim yoktu ki. Dışarı çıkamıyordum. 
    Gezemiyordum. Evden çıkacak durumda değildim. Ben de… 
    “Tam zamanı. Oturup şarkı yazayım.” dedim. 

    ISSAY: İşin ilginç tarafı, o dönemde yazdığı parçalar gerçekten
    çok iyiydi. Bu albüme giren şarkıların büyük bölümü de işte o
    sırada yazıldı. 

    𒀸 Tam anlamıyla “kötü görünen bir olayın iyi bir sonuca
    dönüşmesi” olmuş diyebiliriz sanırım… Affedersiniz. (lol)
    Peki ne kadar süre yürüyemediniz? 

    Hirose: Yaklaşık iki ay doğru dürüst yürüyemedim. Oldukça
    uzun sürdü. 

    ISSAY: Doktor üç ay süreceğini söylemişti. Biz de gerçekten
    üç ay boyunca hareket edemeyeceğini sanıyorduk. Ama… 
    Hayvan gibi toparladı. (lol) 

    Hirose: Röntgeni çektiklerinde kemiğin kırıldığını söylediler. 
    Hatta iki hafta kadar hastanede yatmam gerektiğini bile söylediler. 
    Ama beş altı gün sonra tekrar baktılar. “Kaynamış.” dediler. (lol) 
    Doktorlar bile şaşırdı. “Böyle bir iyileşme hızı görmedik.” dediler. 
    Gerçekten garipti. 

    ISSAY: Sen gerçekten “İyileşeyim artık.” diye düşündün mü? 

    Hirose: Yoo. 

    ISSAY: (lol) Sadece canının acıması hoşuna gitmiyordu. 

    Hirose: Aynen öyle. 

    ISSAY: Tam da o sıralarda Danger Crue Records’tan teklif geldi. 
    Bunun üzerine, “Önce stüdyoya girip elimizdeki parçaları iyice
    şekillendirelim.” dedik. Bir önceki mini albümde daha çok
    konserlerde çaldığımız parçaları temel almıştık. Canlı performansın
    enerjisini albüme taşımaya çalışıyorduk. Ama bu kez ağırlığı stüdyo
    çalışmalarına verdik. 

    Hirose: Önceki mini albüm tamamen prova stüdyosunda
    doğmuştu. Dört kişi jam yaparken güzel bir riff ya da hoş bir melodi
    çıkarsa onu birlikte geliştiriyorduk. O dönemde amacımız aslında
    mini albüm yapmak değildi. Daha çok konser repertuvarımızı
    genişletmek istiyorduk. Çünkü elimizde yeterince şarkı yoktu. Ama
    bu kez durum farklıydı. Bu defa gerçekten ortaya bir albüm koymayı
    hedefliyorduk. Bu yüzden stüdyoda uzun uzun düşünüp,
    düzenlemeler üzerinde çalışıp, parçaları bilinçli şekilde inşa ettik. 
    İki çalışma arasındaki en büyük fark da buydu. 

    𒀸 İlk tam uzunluktaki albüm olması da sanırım sizi daha ayrıntılı
    çalışmaya yöneltti. 

    Hirose: Kesinlikle. En küçük ayrıntılara kadar kafa yorduk. Mesela
    ISSAY bir söz yazdığında ilk okuduğumda çok hoşuma gidiyordu. 
    Ama bazen, “Bunu şöyle söylesen dinleyiciye daha rahat geçmez
    mi?” dediğim oluyordu. Benim yazdığım melodilerde de ISSAY’in 
    kendine özgü söyleyiş biçimi vardı. Çoğu zaman onun yaptığı
    değişiklikler daha iyi oluyordu. Ama bununla yetinmiyorduk. Her
    şeyi kaydedip eve gidiyor, tekrar dinliyor, düzenlemeleri yeniden
    gözden geçiriyorduk. Küçücük bir değişiklik bile bazen parçanın
    tamamını yeniden düşünmemize neden oluyordu. 

    ISSAY: Bu kez sözleri de oturup tek seferde yazmadım. Önce
    genel yönünü belirledim. Sonra Jimmy’ye ve diğer üyelere
    gösterip konuştuk. Fikir alışverişi yaptık. 

    Hirose: Önceki albümde sürekli konseri düşünüyorduk. Bu kez
    ise açıkçası konseri neredeyse hiç düşünmedik. 

    𒀸 Yani bu kez önceliğiniz canlı performanstan çok, albümün kendi
    başına bir eser olarak tamamlanmasıydı. Albümün genel resmini en
    başından görebiliyor muydunuz? 

    ISSAY: Aslında hedefimiz en başından albümün tamamını görmek
    değildi. Daha çok, Phl’nin sahip olduğu müzikal alanı mümkün
    olduğunca genişletmek istiyorduk. Pop olacaksa gerçekten pop
    olsun. Daha deneysel olacaksa da sonuna kadar gitsin. Her şarkının
    kendi yönünde cesurca ilerlemesini istedik. İlk başta bunun
    sonunda nasıl bir albüm ortaya çıkacağını biz de bilmiyorduk. Ama
    çalıştıkça yavaş yavaş şekillenmeye başladı. 

    Hirose: Ama bir şey kesindi. Albümün mümkün olduğunca geniş bir
    yelpazeye sahip olmasını daha en başından istiyorduk. 

    ISSAY: Evet. Her şarkının kendi karakterine sonuna kadar gitmesine
    izin verdik. Sonuçta bunları çalan yine bu dört kişi. O yüzden ne
    kadar farklı yönlere gidersek gidelim, en sonunda yine Phl olarak
    duyulacağını biliyorduk. 

    Hirose: Ama bu albüm sayesinde kendimle ilgili bir şeyi fark
    ettim. Meğer ne kadar detaycıymışım. 

    ISSAY: (kahkahalar) 

    𒀸 Yoksa mükemmeliyetçi misiniz? 

    Hirose: Aslında kendimi hiçbir zaman öyle biri olarak görmedim. 
    Hatta ayrıntılarla fazla uğraşan insanları biraz itici bulurdum. Ama
    bu albümde… Resmen içimden çıktı. (lol) Bazen kendi kendime, “Bu
    kadar uğraşmaya gerçekten gerek var mı?” diye düşündüğüm bile
    oldu. Sonra aklıma başka bir şey geldi. Belki de bu… Zanaatkâr ruhu
    denen şeydir. Sanki Hakone’de yapılan o ince ahşap işçiliği
    gibi… Milim milim uğraşıyordum. 

    ISSAY: Gerçekten öyleydi. (lol) 

    Hirose: Bir yanım “Boş ver artık.” diyordu. Ama diğer yanım “İyi ki
    uğraşmışım.” diyordu. Sanırım grubun hepimizde böyle bir taraf
    vardı. Gerçi gitaristler zaten biraz detaycı olur. Hâlâ dinlediğimde, 
    “Şurayı bir daha çalsam…” dediğim yerler var. 

    ISSAY: (kahkahalar) Geçen gece seni bunu söylerken rüyamda
    bile gördüm. 

    𒀸 Ama sanatçı açısından bakınca, bu kadar ince ayrıntıya kadar
    inebilmek büyük bir ayrıcalık olmalı. 

    ISSAY: İlginç olan şu… Bu kadar ayrıntıyla uğraşmamıza rağmen
    ortaya çıkan albüm hiç boğucu olmadı. Tam tersine… Oldukça
    nefes alan bir albüm oldu bence. 

    𒀸 Peki albümün bütününe yayılan ortak bir tema var mıydı? 

    ISSAY: Tek bir ana temadan çok, her şarkının kendi dünyasını
    kurması daha önemliydi. Ama baştan beri konuştuğumuz bir şey
    vardı. Hem müzikal olarak… Hem de sözlerde… Mümkün olduğunca
    geniş bir ifade alanı yaratmak istiyorduk. “Biz bugüne kadar bunu
    hiç söylemedik.” dediğimiz cümleleri bile özellikle kullanmaya
    çalıştık. 

    𒀸 Mesela hangi şarkıda? 

    ISSAY: “Anata ni Kizutsukitai” (Senden Yara Almak İstiyorum) 
    bunun en belirgin örneği olabilir. O şarkının sözlerini Jimmy ile
    birlikte yazdık. Ben sözler üzerinde uzun süre düşünüp
    duruyordum. Sonra Jimmy bana, “Peki buna ne dersin?” 
    diyerek bambaşka bir metin getirdi. İlk bakışta benim düşündüğüm
    konseptten tamamen farklıydı. Ama kullandığı kelimeler çok
    ilginçti. Bir süre sonra fark ettim ki…  

    Aslında benim anlatmak istediğim dünyaya da kusursuz şekilde
    uyuyor. Bunun üzerine iki fikri birleştirdik. Sonra tekrar değiştirdik. 
    Tekrar düzelttik. Tekrar yazdık. Ortaya gerçekten ilginç bir şey
    çıktı. Üstelik içinde benim normalde asla kullanmayacağım
    ifadeler de vardı. Ama buna rağmen… Şarkının dünyası hiç
    bozulmadı. Aslında üyelerden sık sık böyle fikirler alırım. Ama
    sanırım en belirgin örnek bu oldu. 

    𒀸 Şarkı sözlerinin bile ortaklaşa yazılması pek alışıldık bir durum
    değil. Demek ki grubun temel yaklaşımı, en iyi sonuca birlikte
    ulaşmak. Peki “NAKED” ismi ne zaman ortaya çıktı? Albümün
    bütününü görmeye başladığınızda mı? 

    ISSAY: Evet. Başlarda böyle bir isim yoktu. En son… Artık albüm
    neredeyse tamamlanmışken geldi. 

    𒀸 “Çıplak”, “maskesiz”, “kendini olduğu gibi ortaya koymak”… Bunlar
    grubun o dönemki ruh hâlini anlatan kelimeler miydi? 

    ISSAY: Evet. Aslında bunu en başta en çok isteyenlerden biri
    Jimmy’ydi. 

    Hirose: Önceki mini albümdeki Phl… Tamamen siyahlara bürünmüş,
    sert ve mesafeli bir gruptu. Bu kez ise… Sanki bütün zırhlarımızı
    çıkarmış gibiydik. Ama bu, zayıflığımızı göstermek istediğimiz
    anlamına gelmiyor. Daha çok… Gerçekten hoşumuza giden şeyleri
    olduğu gibi paylaşmak istedik. 

    Birlikte vakit geçirirken nasıl hissediyorsak… Bu albüm de biraz öyle
    oldu. İlk kurulduğumuz zamanlarda dinleyiciyle aramızda bilinçli bir
    mesafe vardı. Gerçi… Sanırım bunun sebebi biraz utangaç
    olmamızdı. (lol) 

    ISSAY: Bir de hepimiz uzun yıllardır müzik yapıyoruz. İster istemez
    insanın üzerine pek çok şey yapışıyor. Beklentiler… Alışkanlıklar… 
    Etiketler… Sanırım bu albümde hepsini üzerimizden çıkarıp atmak
    istedik. İşte “NAKED” dediğimiz şey de biraz buydu. 

    𒀸 Albüm kapağı da ismiyle tamamen örtüşüyor. Gerçekten oldukça
    çarpıcı bir görsel olmuş. 

    ISSAY: Aslında o fikir de albüme “NAKED” adını vermeden önce
    ortaya çıkmıştı. 

    Hirose: Tabii iş gerçekten “göstermeye” kalsaydı… Bundan çok
    daha ileri gidebilirdik. Ama öyle bir şeyi görüp de sevinecek kimse
    yok sonuçta. (lol) Eğer gerçekten “hazırlanmış” görünmek
    isteseydik, çekimden önce bir hafta spor salonuna gider, biraz kas
    yapar, fotoğraf çekiminde de üstümüze biraz yağ sürerdik. 

    ISSAY: O zaman bambaşka insanlar olurduk! (lol) 

    𒀸 Albüm boyunca her şarkı bambaşka bir dünyaya açılıyor. Buna
    rağmen albümü baştan sona dinlediğinizde güçlü bir bütünlük hissi
    kalıyor. Üstelik bittiğinde insanda hem hoş bir ağırlık hem de uzun
    süre devam eden bir etki bırakıyor. 

    ISSAY: Sanırım bunun nedeni bu gruptaki dört kişinin de
    karakterinin çok belirgin olması. Bir vokalist olarak şunu
    söyleyebilirim… Hepsi teknik açıdan son derece iyi müzisyenler. 
    İsteseler her tarzı çalabilirler. Ama hiçbiri kendi kokusunu
    kaybetmeyi istemiyor. Bence grubun en ilginç tarafı da bu. 

    Eğer her şeyi kusursuz çalabilen ama kendine ait hiçbir rengi
    olmayan insanlarla karşılaşsaydım, onlarla birlikte müzik
    yapmazdım. Her biri kendi dünyasına sahip. Ama aynı zamanda o
    dünyanın içinde yeni şeyler denemekten korkmuyor. Sanırım bu
    yüzden birbirinden oldukça farklı şarkılar çalsak bile sonunda hepsi
    tek bir albümün parçası gibi duyuluyor. 

    Hirose: Temelde hepimizin ortak olduğu bir şey var. Hiçbirimiz
    istemediğimiz bir şeyi yapmak istemiyoruz. İster tek bir konser
    olsun… İster tek bir albüm… Ortaya koyduğumuz işte kendi
    varlığımızı hissedebilmek istiyoruz. Ve dönüp baktığımızda, “İşte
    buna gerçekten güvenebilirim.” diyebileceğimiz işler yapmak
    istiyoruz. Belki biraz egoistçe… Ama sanırım başka türlü de
    yapamıyoruz. Canlı performanslarda da aynı. Sahneden indikten
    sonra “Keşke…” demek istemiyorum. 

    𒀸 Grubu ilk kurduğunuzda sizi harekete geçiren şey, “Bizim
    gerçekten havalı bulduğumuz müziği yapmak istiyoruz.”
    düşüncesiydi. Aradan geçen zamanda bu değişti mi? 

    ISSAY: Hayır. Bence değişmedi. Temelinde hâlâ aynı şey var. Tabii
    bugün artık, “Bu albümü daha renkli yapalım.” ya da “Müzikal
    sınırlarımızı biraz daha genişletelim.” gibi şeyler konuşuyoruz. Ama
    bunların hepsi ikinci planda. Sonuçta… Bizim kendimizin havalı
    bulmadığı bir şeyi yayımlamamız mümkün değil. 

    Hirose: “Havalı” aslında çok soyut bir kelime. Bazen düşünüyorum
    da… Biz dört kişi sanki amatör sanatçılar gibiyiz. Çevremde pek
    çok rock müzisyeni arkadaşım var. Bazılarına bakıyorum da… 
    İçimden, “Sen rock müzisyeni değil, genç bir iş insanı
    olmuşsun.” demek geliyor. (lol) 

    ISSAY: Gerçekten öyle insanlar var. (lol) 

    Hirose: O yüzden galiba… Biz hâlâ biraz safız. 

    𒀸 Belki de müzisyen olmanın en temel arzusuna sadık
    kalmayı başarıyorsunuz. 

    Hirose: Olabilir. Ve sanırım bununla gurur duyuyorum. 

    𒀸 Bence asıl etkileyici olan da bu saflığı yıllar geçmesine
    rağmen koruyabilmeniz. 

    ISSAY: Çünkü başka hiçbir şey yapamıyoruz. (lol) 

    Hirose: Enerjimizi başka yerlere harcamıyoruz da ondan. (lol) 

    ISSAY: Ama şunu söylemek isterim… Bence bu albüm, Phl’yi daha
    önce hiç dinlememiş biri için bile rahatlıkla keyif alınabilecek bir
    albüm oldu. Eğer biraz ilginizi çektiyse… Lütfen en azından bir kez
    dinleyin. 

    NAKED 
    Danger Crue Records 
    HML-016 

    Röportaj: Yumiko Kakoi 
    Fotoğraf: Yohsuke Komatsu 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 01.2000
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 28.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • Ф(Phl) | Fool’s Mate | 30.12.??

    Milenyum Eşiğine Yakışan Bir Tutku 

    30 Aralık – Shibuya Club Quattro 

    1998’i uğurlayan bu konser, şimdiye kadar verdikleri performanslar
    arasında belki de en görkemlisiydi. 

    Elbette önceki konserlerinde de her zaman etkileyici bir ses gücü
    ve göz alıcı sahne performanslarıyla izleyenleri büyülemişlerdi.
    Sağlam ama saldırgan ritim bölümü, zarafetle gücü buluşturan vokaller ve gitarlar, bunlara parlak bir renk katan Fujiwara 
    Mahito’nun destek klavyesi… Bunların her biri, grubun ilk
    dönemlerinden beri hayranlık uyandıracak kadar etkileyici bir
    varlık sergiliyordu. Şarkıların sıralaması zaman zaman değişmiş
    olsa da, müzikal içerik ya da konser anlayışı bakımından bugüne
    kadar belirgin bir farklılık yaşanmamıştı. 

    Ama bu gece sanki önceki konserlerde olmayan fazladan
    bir şey vardı. 

    İşin ilginç yanı, bunun sonradan eklenmiş yeni bir unsur
    olduğunu da düşünmüyorum. Aksine, bu onların her birinin
    zaten içinde taşıdığı doğal cazibeydi. Daha önce eksik olduğu
    söylenemezdi; ancak bu gece sahneden yayılan aura, o çekiciliği
    yeniden ve çok daha güçlü bir biçimde fark ettiriyordu. 

    Özellikle de ISSAY’in insanın içine işleyen o baş döndürücü
    büyüleyiciliği… 

    Şimdi dönüp baktığımda, 1998’in ilk yarısındaki konserlerde
    performansçı kimliğinin bu yönünden çok, sahnede olmanın
    verdiği saf keyif daha ön plandaymış gibi geliyor. Oysa bu
    gece ISSAY’e özgü erotizm ile eksantrikliğin birleşimi bütün
    yoğunluğuyla hissediliyordu. Sadece şarkı söylerken değil,
    az konuştuğu MC bölümlerinde bile zaman zaman gösterdiği
    büyüleyici ifadelerle salonun tansiyonunu giderek yükseltti ve
    konserin ikinci yarısında kendini tamamen müziğe bıraktı. 

    Leopar desenli kostümünün yarattığı imajla uyum içinde
    sergilediği zarif ama keskin hareketleri ve gitar performansıyla 
    Hirose “JIMMY” Satoshi de o gece son derece formdaydı. 

    Her zamanki gibi konserin orta bölümünde dinleyiciyi soluklandıran
    sakin ve dingin bir kesit de yer alıyordu. Ardından bunun tam karşıtı
    olan hareketli bölüme geçilirken coşkunun adım adım yükselişi
    oldukça etkileyiciydi. 

    Artık grubun konserlerinin vazgeçilmez akışlarından biri hâline
    gelen bu bölümde, enstrüman ekibi gerilim yüklü enstrümantal
    parça “Sisters of Mine” ile ezici bir groove yarattı. Tam bu sırada
    ISSAY yeniden sahneye dönerek “Akazu no Fumikiri” (Açılmayan
    Hemzemin Geçit) ile adeta fitili ateşledi. 

    Hemen ardından gelen MC bölümünde ISSAY, yüzünde büyük
    bir gülümsemeyle seyircilere, 

    “JIMMY kendini harika hissediyormuş!” diye seslendi. 

    Bunu söylerken onun da en az JIMMY kadar iyi hissettiği belliydi. 

    Konser artık son düzlüğüne girmişti. ISSAY sahnenin bir ucundan
    diğer ucuna dolaşırken mikrofon kullanmadan, 

    “Hadi, daha çok eğlenelim!!!” 

    diye seyirciyi kışkırttı ve salonu tek hamlede zirveye taşıdı. 

    Ana bölüm, “Mayonaka no Adam” (Gece Yarısının Âdem’i) ile
    görkemli bir şekilde sona erdi. 

    Encore bölümünde ise artık klasikleşen David Bowie ve
    T. Rex cover’larıyla birlikte grup tam iki kez yeniden
    sahneye döndü. 

    Böylece izleyicilere unutulmaz bir kapanış armağan ederken,
    milenyuma girerken yaşanan o büyük heyecan dalgasını da
    geride bırakarak sahneden ayrıldılar. 

    Bu gecenin bıraktığı yankının, 1 Mart’ta Shibuya On Air East’te
    gerçekleşecek konserle çok daha büyük bir doruğa ulaşacağına
    şüphe yoktu. 

    Yazan: Mari Itō 
    Fotoğraf: Yoshitaka Kashiwada 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 30.12.????
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 26.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

    #Pluto: 1998/99 yılına ait olduğunu düşünüyorum ama
    tam kesin tarih yok. Tarihi kesin olarak belirlediğimde
    değiştireceğim ❤

  • Ф(Phl) | Fool’s Mate | 21.09.??

    Fırtınanın Dinamizmi 

    21 Eylül – Shibuya On Air East 

    3. fotoğraf – ISSAY & Hirose Satoshi’nin güçlü ikili ön hattı 

    O gün Japonya takımadalarına bir tayfun yaklaşıyordu. Ancak
    şiddetli yağmur ve rüzgâra rağmen konserin başlamasına dakikalar
    kala salon tamamen dolmuştu. Hayranların coşkulu tezahüratları
    arasında, yaklaşık bir buçuk ay aradan sonra yeniden sahneye
    çıkmaya hazırlanan Ф(Phl) üyeleri sakin bir edayla yerlerini aldı.
    Biraz gecikmeli olarak sahneye çıkan ISSAY, merkeze geçip kollarını
    iki yana açarak tek kelime etmeden seyirciyi selamladı. Bu sessiz
    selamın ardından hazır bekleyen diğer üyeler de sanki “işte
    beklediğimiz an geldi” dercesine bir anda ateş aldı. 

    Konserin başlangıcında herkes neredeyse sabit yerinde çalıyordu;
    ancak ritmin itici gücü bile seyirciyi coşturmaya yetmişti. Daha ilk
    andan itibaren salonu saran agresif atmosfer, şarkının
    enstrümantal bölümüne gelindiğinde grubun tamamını harekete
    geçirdi. Durgunluktan dinamizme geçilen o anda Hirose “JIMMY” 
    Satoshi’nin keskin performansı özellikle dikkat çekiyordu. 

    Ardından hiç ara vermeden dans ettiren ritmiyle “Kaeranai Yoru”
    (Dönülmeyen Gece) başladı. Bu parçada Hirose, olgun bir rahatlık
    sergileyerek seyirciyi ustalıkla ateşliyordu. Sonrasında ise 
    Sato Minoru’nun derinden vuran kick davulu ve peş peşe gelen
    trampet vuruşları, HAL’ın baskın bas yürüyüşüyle birleşince
    “21st Century’s Boy”un ağır ve sürükleyici gücü salonu
    tamamen ele geçirdi. 

    ISSAY’ın tayfuna gönderme yaparak, 

    “Enerji konusunda ona yenilecek değiliz, öyle değil mi?” 

    demesiyle birlikte salon yeniden kaynadı ve atmosfer giderek
    daha da hararetlendi. 

    Konserin devamında da şarkıların tarzı, temposu ve ses dokusu
    ustalıkla değiştirilerek performansın temposu sürekli diri tutuldu.
    Bir önceki On Air West konserinin encore bölümünde de
    seslendirilen ve beklenmedik seçimiyle dikkat çeken Duran Duran’ın
    “Planet Earth”ü, bu kez ana setin ortasında yer alarak gecenin en
    heyecan verici anlarından birini yarattı. Şarkının pop karakteri
    bunda etkili olsa da, bir cover olmasına rağmen artık
    tamamen Ф(Phl)’nin kendi şarkısıymış hissi veriyordu. 

    Kısa bir nefeslenmenin ardından atmosfer tamamen değişti.
    “Utakata no Paradise” (Geçici Cennet) ağır ağır akarak salona
    yayıldı. Hirose ile HAL sandalyelerine oturmuş sakin bir düzen içinde
    çalarken, büyüleyici vokalist ISSAY sigarasını ağır ağır tüttürerek
    şarkının atmosferine uyum sağlayacak şekilde usulca sallanıyordu.
    Enerjik rock performanslarının yanı sıra akustik bölümde
    sergiledikleri dinginlik de en az onun kadar etkileyiciydi. 

    Ardından ISSAY gitarını eline alarak yeni şarkıları “Binetsu” (Hafif
    Ateş) seslendirdi. Sıcak tonlara sahip yumuşak bir ses dünyası
    salona yayılırken, izleyiciler de bu huzurlu atmosferin tadını çıkardı. 

    “Binetsu”nun sona ermesiyle ISSAY kısa süreliğine sahneden ayrıldı
    ve yumuşak atmosfer yerini bambaşka bir havaya bıraktı. Yaklaşan
    bir fırtınanın habercisi gibi ziller çalmaya başladı; efektlerle
    zenginleştirilmiş bas gitar uğuldamaya koyuldu. Bu giriş giderek
    büyüyerek sonunda güçlü bas rifleri eşliğinde tamamen
    enstrümantal olan “Sisters of Mine”a dönüştü. 

    Şarkı, basit tekrarlar üzerine kurulu olmasına rağmen hiç durmadan
    baskısını artırıyor, dinleyicinin üzerine dalga dalga geliyordu. 

    Tam bu noktada, önceki konserde olduğu gibi ISSAY yeniden
    sahneye çıktı. Bu kez gösterişli kostümünü çıkarıp deri ceketli sade
    görünümüyle geri dönmüş ve “Akazu no Fumikiri” (Açılmayan
    Hemzemin Geçit) ile adeta sahneyi patlatmıştı. 

    Şarkının ardından, konser başlamadan yalnızca on beş dakika
    önce kesinleştiği söylenen 30 Aralık Shibuya Club Quattro 
    konseri duyuruldu. Alkışlar ve tezahüratlar salonun coşkusunu
    daha da artırırken performans da son düzlüğüne girdi. 

    “Ball Room of Love” ile başlayan üç şarkılık enerjik bölümde
    seyirciler tamamen performansın içine çekildi. Ardından
    ISSAY kısa bir duraksamayla, 

    “Eğleniyor musunuz?” diye seslendi. 

    Buna “hayır” demek zaten mümkün değildi. 

    “Daha da eğlenelim, tamam mı?” ve ardından, 

    “Buradaki herkese adıyorum. Bu sizin şarkınız!” 

    sözlerinden sonra “Mayonaka no Adam” (Gece Yarısının
    Âdem’i) ana seti noktalayan parça oldu. 

    Encore bölümünde ISSAY, gülümseyerek grup üyelerini tek tek
    tanıttıktan sonra peş peşe üç cover seslendirildi. 
    Iggy Pop’un “Fun Time”, David Bowie’nin “Hang on to Yourself” ve
    son olarak, T. Rex’in orijinal yorumundan ziyade Bauhaus
    düzenlemesini temel alıyormuş hissi veren gergin atmosferiyle 
    “Telegram Sam”, geceyi son derece etkileyici biçimde noktaladı. 

    Özellikle Hirose’nin gitar solosu gibi dokunuşlar sayesinde
    bu cover’lar grubun kendi yorumunu güçlü biçimde yansıtıyor;
    artık tamamen repertuvarlarının doğal bir parçası gibi duruyordu.
    Seyirciler kadar grup üyelerinin de sahnede büyük keyif aldığı
    belliydi ve salonun coşkusu konser sonuna kadar hiç dinmedi. 

    Her şey göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş gibi görünse de
    son derece dolu dolu bir zamandı. 

    Sadece dur durak bilmeyen bir enerjiyle insanları etkileyebilirsiniz;
    ancak bu tek başına yeterli değildir. Ф(Phl)’nin canlı
    performansında ezici bir enerjiyle birlikte, tarif etmesi güç bir
    denge —hatta güven duygusu— da hissediliyordu. 

    Bu yüzden yalnızca müzik değil; şarkılar ve sahne
    performansının görsel yönü de gelip geçmiyor, zihne kazınıyordu. 

    Eskiden gençliğin o saf dürtüsünün “olgunluk” ile aynı anda var
    olamayacağını düşünürdüm. Ancak bu gece bunun tam tersini
    gösterdi. Ф(Phl), gençliğin dizginlenemez içgüdüsü ile olgunluğun
    verdiği sağlamlığı ideal bir dengede buluşturabilen bir grup
    olduğunu fazlasıyla hissettiren unutulmaz bir konser verdi. 

    Yazan: Mari Itō 
    Fotoğraf: Yoshitaka Kashiwada 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 21.09.????
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 26.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

    #Pluto: 1998/99 yılına ait olduğunu düşünüyorum ama
    tam kesin tarih yok. Tarihi kesin olarak belirlediğimde
    değiştireceğim ❤