

Ф(Phl)
ISSAY & Hirose Satoshi
Vecdin Romantizmi
Mart ayında faaliyetlerine ara verdikten sonra, 25 Ağustos’ta
Shinjuku Loft’ta verdikleri dönüş konseriyle büyük yankı
uyandıran Ф(Phl), uzun zamandır beklenen ilk tam uzunluktaki
albümü NAKED’ı 8 Aralık’ta yayımlıyor.
Peki “NAKED” isminin ardında nasıl bir düşünce yatıyor?
Grubun vokalisti ISSAY ve gitaristi Hirose Satoshi, yeni albümün
ortaya çıkış sürecini bizimle paylaştılar.
𒀸 Bir önceki mini albümden bu albüme gelene kadar geçen
süreçte grubun oldukça değiştiğini söyleyebiliriz sanırım.
ISSAY: Önceki mini albümle bu albüm arasında iki farklı dönem
yaşadık aslında. Bir dönem neredeyse sürekli konser veriyorduk.
Sonra da Hirose’nin geçirdiği talihsiz kazadan dolayı uzun süre
sahneye çıkamadığımız bir dönem oldu.
İlk dönem boyunca aklımız tamamen konserlerdeydi. O yüzden
önceki mini albüm Ф(Phl) de canlı performanslarımızın doğal bir
uzantısı gibi ortaya çıktı diyebilirim. Aradan biraz zaman geçtikten
sonra ise… Bu arkadaş sahneden düştü ve sakatlandı.
Hirose: Resmen sahneden aşağı uçtum. Ayağa bile
kalkamıyordum. Üstelik üzerimde hâlâ sahne kostümüm vardı.
Ambulans beni o hâlimle hastaneye götürdü. Muayene sırasında
bile sahne pantolonumu indiriyorlardı… Hayatımın en sefil
anlarından biriydi. (lol)
ISSAY: Aynen öyle. (lol) Sonra evde dinlenmek zorunda kaldığı
dönemde, ayağı kırık olmasına rağmen durmadan şarkılar
yazmaya başladı.
Hirose: Ayağım kırık olmasına rağmen yani. (lol)
ISSAY: Evet. Aferin sana doğrusu.
Hirose: Yapacak başka bir şeyim yoktu ki. Dışarı çıkamıyordum.
Gezemiyordum. Evden çıkacak durumda değildim. Ben de…
“Tam zamanı. Oturup şarkı yazayım.” dedim.
ISSAY: İşin ilginç tarafı, o dönemde yazdığı parçalar gerçekten
çok iyiydi. Bu albüme giren şarkıların büyük bölümü de işte o
sırada yazıldı.
𒀸 Tam anlamıyla “kötü görünen bir olayın iyi bir sonuca
dönüşmesi” olmuş diyebiliriz sanırım… Affedersiniz. (lol)
Peki ne kadar süre yürüyemediniz?
Hirose: Yaklaşık iki ay doğru dürüst yürüyemedim. Oldukça
uzun sürdü.
ISSAY: Doktor üç ay süreceğini söylemişti. Biz de gerçekten
üç ay boyunca hareket edemeyeceğini sanıyorduk. Ama…
Hayvan gibi toparladı. (lol)
Hirose: Röntgeni çektiklerinde kemiğin kırıldığını söylediler.
Hatta iki hafta kadar hastanede yatmam gerektiğini bile söylediler.
Ama beş altı gün sonra tekrar baktılar. “Kaynamış.” dediler. (lol)
Doktorlar bile şaşırdı. “Böyle bir iyileşme hızı görmedik.” dediler.
Gerçekten garipti.
ISSAY: Sen gerçekten “İyileşeyim artık.” diye düşündün mü?
Hirose: Yoo.
ISSAY: (lol) Sadece canının acıması hoşuna gitmiyordu.
Hirose: Aynen öyle.
ISSAY: Tam da o sıralarda Danger Crue Records’tan teklif geldi.
Bunun üzerine, “Önce stüdyoya girip elimizdeki parçaları iyice
şekillendirelim.” dedik. Bir önceki mini albümde daha çok
konserlerde çaldığımız parçaları temel almıştık. Canlı performansın
enerjisini albüme taşımaya çalışıyorduk. Ama bu kez ağırlığı stüdyo
çalışmalarına verdik.
Hirose: Önceki mini albüm tamamen prova stüdyosunda
doğmuştu. Dört kişi jam yaparken güzel bir riff ya da hoş bir melodi
çıkarsa onu birlikte geliştiriyorduk. O dönemde amacımız aslında
mini albüm yapmak değildi. Daha çok konser repertuvarımızı
genişletmek istiyorduk. Çünkü elimizde yeterince şarkı yoktu. Ama
bu kez durum farklıydı. Bu defa gerçekten ortaya bir albüm koymayı
hedefliyorduk. Bu yüzden stüdyoda uzun uzun düşünüp,
düzenlemeler üzerinde çalışıp, parçaları bilinçli şekilde inşa ettik.
İki çalışma arasındaki en büyük fark da buydu.
𒀸 İlk tam uzunluktaki albüm olması da sanırım sizi daha ayrıntılı
çalışmaya yöneltti.
Hirose: Kesinlikle. En küçük ayrıntılara kadar kafa yorduk. Mesela
ISSAY bir söz yazdığında ilk okuduğumda çok hoşuma gidiyordu.
Ama bazen, “Bunu şöyle söylesen dinleyiciye daha rahat geçmez
mi?” dediğim oluyordu. Benim yazdığım melodilerde de ISSAY’in
kendine özgü söyleyiş biçimi vardı. Çoğu zaman onun yaptığı
değişiklikler daha iyi oluyordu. Ama bununla yetinmiyorduk. Her
şeyi kaydedip eve gidiyor, tekrar dinliyor, düzenlemeleri yeniden
gözden geçiriyorduk. Küçücük bir değişiklik bile bazen parçanın
tamamını yeniden düşünmemize neden oluyordu.
ISSAY: Bu kez sözleri de oturup tek seferde yazmadım. Önce
genel yönünü belirledim. Sonra Jimmy’ye ve diğer üyelere
gösterip konuştuk. Fikir alışverişi yaptık.
Hirose: Önceki albümde sürekli konseri düşünüyorduk. Bu kez
ise açıkçası konseri neredeyse hiç düşünmedik.
𒀸 Yani bu kez önceliğiniz canlı performanstan çok, albümün kendi
başına bir eser olarak tamamlanmasıydı. Albümün genel resmini en
başından görebiliyor muydunuz?
ISSAY: Aslında hedefimiz en başından albümün tamamını görmek
değildi. Daha çok, Phl’nin sahip olduğu müzikal alanı mümkün
olduğunca genişletmek istiyorduk. Pop olacaksa gerçekten pop
olsun. Daha deneysel olacaksa da sonuna kadar gitsin. Her şarkının
kendi yönünde cesurca ilerlemesini istedik. İlk başta bunun
sonunda nasıl bir albüm ortaya çıkacağını biz de bilmiyorduk. Ama
çalıştıkça yavaş yavaş şekillenmeye başladı.
Hirose: Ama bir şey kesindi. Albümün mümkün olduğunca geniş bir
yelpazeye sahip olmasını daha en başından istiyorduk.
ISSAY: Evet. Her şarkının kendi karakterine sonuna kadar gitmesine
izin verdik. Sonuçta bunları çalan yine bu dört kişi. O yüzden ne
kadar farklı yönlere gidersek gidelim, en sonunda yine Phl olarak
duyulacağını biliyorduk.
Hirose: Ama bu albüm sayesinde kendimle ilgili bir şeyi fark
ettim. Meğer ne kadar detaycıymışım.
ISSAY: (kahkahalar)
𒀸 Yoksa mükemmeliyetçi misiniz?
Hirose: Aslında kendimi hiçbir zaman öyle biri olarak görmedim.
Hatta ayrıntılarla fazla uğraşan insanları biraz itici bulurdum. Ama
bu albümde… Resmen içimden çıktı. (lol) Bazen kendi kendime, “Bu
kadar uğraşmaya gerçekten gerek var mı?” diye düşündüğüm bile
oldu. Sonra aklıma başka bir şey geldi. Belki de bu… Zanaatkâr ruhu
denen şeydir. Sanki Hakone’de yapılan o ince ahşap işçiliği
gibi… Milim milim uğraşıyordum.
ISSAY: Gerçekten öyleydi. (lol)
Hirose: Bir yanım “Boş ver artık.” diyordu. Ama diğer yanım “İyi ki
uğraşmışım.” diyordu. Sanırım grubun hepimizde böyle bir taraf
vardı. Gerçi gitaristler zaten biraz detaycı olur. Hâlâ dinlediğimde,
“Şurayı bir daha çalsam…” dediğim yerler var.
ISSAY: (kahkahalar) Geçen gece seni bunu söylerken rüyamda
bile gördüm.
𒀸 Ama sanatçı açısından bakınca, bu kadar ince ayrıntıya kadar
inebilmek büyük bir ayrıcalık olmalı.
ISSAY: İlginç olan şu… Bu kadar ayrıntıyla uğraşmamıza rağmen
ortaya çıkan albüm hiç boğucu olmadı. Tam tersine… Oldukça
nefes alan bir albüm oldu bence.
𒀸 Peki albümün bütününe yayılan ortak bir tema var mıydı?
ISSAY: Tek bir ana temadan çok, her şarkının kendi dünyasını
kurması daha önemliydi. Ama baştan beri konuştuğumuz bir şey
vardı. Hem müzikal olarak… Hem de sözlerde… Mümkün olduğunca
geniş bir ifade alanı yaratmak istiyorduk. “Biz bugüne kadar bunu
hiç söylemedik.” dediğimiz cümleleri bile özellikle kullanmaya
çalıştık.
𒀸 Mesela hangi şarkıda?
ISSAY: “Anata ni Kizutsukitai” (Senden Yara Almak İstiyorum)
bunun en belirgin örneği olabilir. O şarkının sözlerini Jimmy ile
birlikte yazdık. Ben sözler üzerinde uzun süre düşünüp
duruyordum. Sonra Jimmy bana, “Peki buna ne dersin?”
diyerek bambaşka bir metin getirdi. İlk bakışta benim düşündüğüm
konseptten tamamen farklıydı. Ama kullandığı kelimeler çok
ilginçti. Bir süre sonra fark ettim ki…
Aslında benim anlatmak istediğim dünyaya da kusursuz şekilde
uyuyor. Bunun üzerine iki fikri birleştirdik. Sonra tekrar değiştirdik.
Tekrar düzelttik. Tekrar yazdık. Ortaya gerçekten ilginç bir şey
çıktı. Üstelik içinde benim normalde asla kullanmayacağım
ifadeler de vardı. Ama buna rağmen… Şarkının dünyası hiç
bozulmadı. Aslında üyelerden sık sık böyle fikirler alırım. Ama
sanırım en belirgin örnek bu oldu.
𒀸 Şarkı sözlerinin bile ortaklaşa yazılması pek alışıldık bir durum
değil. Demek ki grubun temel yaklaşımı, en iyi sonuca birlikte
ulaşmak. Peki “NAKED” ismi ne zaman ortaya çıktı? Albümün
bütününü görmeye başladığınızda mı?
ISSAY: Evet. Başlarda böyle bir isim yoktu. En son… Artık albüm
neredeyse tamamlanmışken geldi.
𒀸 “Çıplak”, “maskesiz”, “kendini olduğu gibi ortaya koymak”… Bunlar
grubun o dönemki ruh hâlini anlatan kelimeler miydi?
ISSAY: Evet. Aslında bunu en başta en çok isteyenlerden biri
Jimmy’ydi.
Hirose: Önceki mini albümdeki Phl… Tamamen siyahlara bürünmüş,
sert ve mesafeli bir gruptu. Bu kez ise… Sanki bütün zırhlarımızı
çıkarmış gibiydik. Ama bu, zayıflığımızı göstermek istediğimiz
anlamına gelmiyor. Daha çok… Gerçekten hoşumuza giden şeyleri
olduğu gibi paylaşmak istedik.
Birlikte vakit geçirirken nasıl hissediyorsak… Bu albüm de biraz öyle
oldu. İlk kurulduğumuz zamanlarda dinleyiciyle aramızda bilinçli bir
mesafe vardı. Gerçi… Sanırım bunun sebebi biraz utangaç
olmamızdı. (lol)
ISSAY: Bir de hepimiz uzun yıllardır müzik yapıyoruz. İster istemez
insanın üzerine pek çok şey yapışıyor. Beklentiler… Alışkanlıklar…
Etiketler… Sanırım bu albümde hepsini üzerimizden çıkarıp atmak
istedik. İşte “NAKED” dediğimiz şey de biraz buydu.
𒀸 Albüm kapağı da ismiyle tamamen örtüşüyor. Gerçekten oldukça
çarpıcı bir görsel olmuş.
ISSAY: Aslında o fikir de albüme “NAKED” adını vermeden önce
ortaya çıkmıştı.
Hirose: Tabii iş gerçekten “göstermeye” kalsaydı… Bundan çok
daha ileri gidebilirdik. Ama öyle bir şeyi görüp de sevinecek kimse
yok sonuçta. (lol) Eğer gerçekten “hazırlanmış” görünmek
isteseydik, çekimden önce bir hafta spor salonuna gider, biraz kas
yapar, fotoğraf çekiminde de üstümüze biraz yağ sürerdik.
ISSAY: O zaman bambaşka insanlar olurduk! (lol)
𒀸 Albüm boyunca her şarkı bambaşka bir dünyaya açılıyor. Buna
rağmen albümü baştan sona dinlediğinizde güçlü bir bütünlük hissi
kalıyor. Üstelik bittiğinde insanda hem hoş bir ağırlık hem de uzun
süre devam eden bir etki bırakıyor.
ISSAY: Sanırım bunun nedeni bu gruptaki dört kişinin de
karakterinin çok belirgin olması. Bir vokalist olarak şunu
söyleyebilirim… Hepsi teknik açıdan son derece iyi müzisyenler.
İsteseler her tarzı çalabilirler. Ama hiçbiri kendi kokusunu
kaybetmeyi istemiyor. Bence grubun en ilginç tarafı da bu.
Eğer her şeyi kusursuz çalabilen ama kendine ait hiçbir rengi
olmayan insanlarla karşılaşsaydım, onlarla birlikte müzik
yapmazdım. Her biri kendi dünyasına sahip. Ama aynı zamanda o
dünyanın içinde yeni şeyler denemekten korkmuyor. Sanırım bu
yüzden birbirinden oldukça farklı şarkılar çalsak bile sonunda hepsi
tek bir albümün parçası gibi duyuluyor.
Hirose: Temelde hepimizin ortak olduğu bir şey var. Hiçbirimiz
istemediğimiz bir şeyi yapmak istemiyoruz. İster tek bir konser
olsun… İster tek bir albüm… Ortaya koyduğumuz işte kendi
varlığımızı hissedebilmek istiyoruz. Ve dönüp baktığımızda, “İşte
buna gerçekten güvenebilirim.” diyebileceğimiz işler yapmak
istiyoruz. Belki biraz egoistçe… Ama sanırım başka türlü de
yapamıyoruz. Canlı performanslarda da aynı. Sahneden indikten
sonra “Keşke…” demek istemiyorum.
𒀸 Grubu ilk kurduğunuzda sizi harekete geçiren şey, “Bizim
gerçekten havalı bulduğumuz müziği yapmak istiyoruz.”
düşüncesiydi. Aradan geçen zamanda bu değişti mi?
ISSAY: Hayır. Bence değişmedi. Temelinde hâlâ aynı şey var. Tabii
bugün artık, “Bu albümü daha renkli yapalım.” ya da “Müzikal
sınırlarımızı biraz daha genişletelim.” gibi şeyler konuşuyoruz. Ama
bunların hepsi ikinci planda. Sonuçta… Bizim kendimizin havalı
bulmadığı bir şeyi yayımlamamız mümkün değil.
Hirose: “Havalı” aslında çok soyut bir kelime. Bazen düşünüyorum
da… Biz dört kişi sanki amatör sanatçılar gibiyiz. Çevremde pek
çok rock müzisyeni arkadaşım var. Bazılarına bakıyorum da…
İçimden, “Sen rock müzisyeni değil, genç bir iş insanı
olmuşsun.” demek geliyor. (lol)
ISSAY: Gerçekten öyle insanlar var. (lol)
Hirose: O yüzden galiba… Biz hâlâ biraz safız.
𒀸 Belki de müzisyen olmanın en temel arzusuna sadık
kalmayı başarıyorsunuz.
Hirose: Olabilir. Ve sanırım bununla gurur duyuyorum.
𒀸 Bence asıl etkileyici olan da bu saflığı yıllar geçmesine
rağmen koruyabilmeniz.
ISSAY: Çünkü başka hiçbir şey yapamıyoruz. (lol)
Hirose: Enerjimizi başka yerlere harcamıyoruz da ondan. (lol)
ISSAY: Ama şunu söylemek isterim… Bence bu albüm, Phl’yi daha
önce hiç dinlememiş biri için bile rahatlıkla keyif alınabilecek bir
albüm oldu. Eğer biraz ilginizi çektiyse… Lütfen en azından bir kez
dinleyin.
NAKED
Danger Crue Records
HML-016
Röportaj: Yumiko Kakoi
Fotoğraf: Yohsuke Komatsu
Kaynak: Fool’s Mate
Yayın Yılı: 01.2000
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 28.07.2025
Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.
Yorum bırakın