Davul semineri gibi biraz ciddi görünebilecek bir içerik olmasına rağmen, ikilinin kendi karakterlerini yansıtan anlaşılır davul anlatımları ve esprileri sayesinde salon coşkulu alkışlar ve çığlıklarla dolup taştı!
30 Mayıs’ta Ginza’daki Yamano Müzik Mağazası’nda, LADIES ROOM’dan JUN ve LUNA SEA’den Shinya gibi sahnenin iki önde gelen davulcusunun katılımıyla gerçekleştirilen Davul Oturumu & Sohbet Canlı Performansının nasıl geçtiğine göz atıyoruz.
LADIES ROOM’dan JUN ve LUNA SEA’den Shinya, günümüzün yetenekli davulcularından ikisi olarak, 30 Mayıs’ta Tokyo’nun Ginza semtindeki Yamano Müzik Mağazası’nda “Davul Oturumu & Seminer” adlı eğitici bir etkinlik gerçekleştirdi. İkilinin o dönemdeki popülaritesini yansıtır şekilde salon kız hayranlarla tıklım tıklım dolmuştu; arka sıralardan sahneyi görmek için boyunuzu uzatsanızbile sahneyi görmek neredeyse mümkün değildi. Hatta salonun dışında, içeri giremeyen pek çok kişi de vardı.
Sahnenin ortasına Yamaha’nın POWER V SPECIAL adlı sade bir seti yerleştirilmiş, ikilinin ana davul setleri ise sahnenin iki yanına kurulmuştu. Etkinliğin amaçlarından biri, böylesine standart bir davul setiyle bile onların çıkardığı sese mümkün olduğunca yakın bir ses elde edilebileceğini göstermekti. Üstelik davul başlıklarının tamamında hazır, standart ürünler kullanılacaktı.
Nihayet ikili sahneye çıktı ve çıkar çıkmaz güçlü bir tezahürat yükseldi. Ardından hiç bekletmeden iki davullu bir solo performansına başladılar. İkilinin performansını böylesine yakından izleyebilmek başlı başına ilgi çekiciydi. Üstelik profesyoneller tarafından akort edildiğinde, setler şaşırtıcı biçimde profesyonel ekipmanların çıkardığı sese yaklaşıyordu. Eğer önceden bununla ilgili bilgi verilmemiş olsaydı, aradaki farkı neredeyse anlayamayacağınızı düşünüyorum.
Ardından kendi tanıtımlarını yapan ikili, kullandıkları ekipmanları espriler eşliğinde açıklayarak salonu daha da coşturdu. Anlaşılan o ki, Extasy çıkışlı davulcular arasında “oyuncu” ruhlu olanların sayısı hayli fazla.
Daha sonra sunucunun da katılımıyla; davulla nasıl tanıştıkları, etkilendikleri davulcular, sevdikleri davul kalıpları ve akort tercihleri gibi konuları, zaman zaman gerçekten çalarak anlattılar. Özellikle davul başlıkları ve trigger sistemleri hakkındaki açıklamalarıhem anlaşılır hem de oldukça öğreticiydi.
Ardından, etkinliğe gelenlerin önceden doldurduğu anketlerde yer alan soruları yanıtladıkları bölüme geçildi. Elbette soruların tamamı davulla ilgiliydi. Sorular, oldukça ileri düzey teknik konulardan yeni başlayanların sorabileceği temel sorulara kadar uzanıyor; kadınlı erkekli, oldukça geniş bir katılımcı kitlesinin farklı düzeylerdeki meraklarını yansıtıyordu.
Ancak ikili, soruların her birine büyük bir özen ve sabırla cevap verdi.Davulun cazibesini başkalarına anlatmaktan ve davulu daha geniş kitlelere tanıtmaktan duydukları büyük mutluluk, yüzlerindeki neşeli ifadeden açıkça belli oluyordu. Bu hâlleri gerçekten çok etkileyiciydi.
Son olarak oldukça uzun bir iki davullu ortak performans gerçekleştirdiler ve,
“Fırsatımız olursa bunu yine yapmak isteriz.”
sözlerini bırakarak bu etkinliği sonlandırdılar.
(Etkinliğin ardından davul başlıkları ve trampetlerin satışının yapıldığı bir imza etkinliği gibi çeşitli etkinlikler de düzenlenmiş.)
Daha sonra JUN’un önerisiyle, bu tür davul semineri etkinliklerinin dergi sayfalarında da sürekli bir köşe olarak devam ettirilmesine karar verildi. Okurlardan geniş kapsamlı şekilde sorular toplanacak. Ayrıntılar için aşağıdaki duyuruya göz atabilirsiniz.
Yeni Seri Başlıyor!!
JUN & Shinya
30 Mayıs’ta Ginza’daki Yamano Müzik Mağazası’nda büyük ilgi gören bu seminerin ardından, dergimizde de ikilinin yer alacağı yeni bir seri başlatılmasına karar verildi.
Bu nedenle siz değerli okurlarımızdan davulla ilgili sorularınızı bekliyoruz.
Teknik konulardan zihinsel ve psikolojik konulara kadar; başlangıç seviyesinden ileri seviyeye, hatta hiç davul deneyimi olmayanlara kadar, davulla ilgili her türlü soru kabul edilecektir.
JUN ve Shinya, sorularınızı dergi sayfalarında nazik ve ayrıntılı bir şekilde yanıtlayacaklar!
Sorularınızı,
“JUN & Shinya’ya Soru”
ibaresiyle birlikte dergimizin editörlüğüne gönderin. Bekliyoruz!
Kaynak: Fool’s Mate Yayın Yılı: 09.1993 Orijinal Dil: Japonca Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 09.09.2025 Revize Edilmiş Sürüm: 08.09.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.
1993 yılının 8 Mayıs’ında gerçekleştirilen, adeta festival coşkusuyla geçen Nippon Budokan “THE LIVE” konseri büyük bir başarıyla sona erdi. Heyecanı hâlâ dinmemişken, ülke çapındaki KIDS için 21 Ağustos’ta konser videosunun yayımlanacağı da resmen kesinleşti.
İşte tam bu dönemde Ladies Room ile bir araya geldik.
Bu kez dört üyenin birlikte katıldığı, sohbet havasında geçen bir grup röportajı gerçekleştirdik. Enerjileri yüksek mi, düşük mü belli olmayan; ince ama yerinde esprilerle dolu bu keyifli sohbette, hem çıkacak konser videosunu hem de son zamanlarda neler yaptıklarını anlattılar.
Röportaj & Derleme: Kazumi Kanoh Fotoğraf: Osamu Nagahama Fotoğraf Temini: Ki/oon Sony Records
𒀸 Budokan’dan sonra neler yaptınız?
JUN: Uzun bir kaçak hayatı yaşıyordum…
GEORGE: Demek kaçıyordun ha. Ben de o sırada JUN’un yüzünü hiç görmedim.
𒀸 Peki grup olarak neler yapıyordunuz?
GEORGE: Açıkçası pek bir şey yapmıyorduk. Hepimiz sanki enerjimizi boşaltıyorduk.
HYAKUTARŌ: Enerji boşaltıp ne yapacaksın? (gülüyor)
GEORGE: Herkes bir yerlerde enerjisini boşaltıyordu işte. (gülüyor)
𒀸 Budokan konserinin videosu yayımlanacak. O günkü sahne geriye dönüp baktığınızda size nasıl görünüyor?
HYAKUTARŌ: Geçmişteki biz de, gelecekteki biz de bizim rakibimiz. Benim aklımda olan tek şey onları sürekli geride bırakmak, baby.
GEORGE: (gülüyor) İşte Hyakutarō stili…
NAO: Buraya “kahkahalar” diye yaz.
HYAKUTARŌ: Biz hep bugünü yaşayan insanlarız. O yüzden benim için geçmiş de, gelecek de rakip!
NAO: Yanına “gülüyor” yazmayı unutma.
JUN: Yok, “Burada gülünecek.” diye yaz.
GEORGE: O daha iyiymiş.
JUN: Bundan sonra bizim röportajlarda hep “Burada gülünecek.” yazın. “gülüyor” yazmayın.
GEORGE: Aynen öyle. Garip olan zaten biziz. O zaman sadece bir işaret koyup dipnota “Burada gülünecek.” yazın.
JUN: Hatta “Burada büyük kahkaha”, “Burada hafif gülüş” falan diye çeşitlendirebilirsiniz.
NAO: “gülüyor” ifadesini de küçük, orta ve büyük diye ayırın.
GEORGE: Ama bugün ben beyzbol oynayıp geldim. Yoruldum, enerjim biraz düşük.
HYAKUTARŌ: Yok canım, gayet yükseksin. (gülüyor)
GEORGE: Ama konser gerçekten harikaydı. Gelemeyenler de videoyu izleyip o atmosferi hissedebilir.
HYAKUTARŌ: Ama bu, Budokan konserini olduğu gibi kaydeden sıradan bir konser videosu değil. Elbette sahnedeki performanslar varama kurgu tarafında da epey emek harcandı. İzleyince anlayacaksınız; Budokan’da bulunanlar bile yeniden keyifle izleyebilecek, baby.
𒀸 Başta ve sonda yabancı bir kadının yer aldığı, film sahnesini andıran bölümler vardı…
GEORGE: O kısmı NAO anlatsın.
NAO: Hatta “Asıl çekmek istediğimiz şey buydu.” diye söylentiler bile çıktı. (gülüyor) Ama o fikir aslında yönetmene aitti. Eğlenceli olacağını düşündük… Gerçi bu kadar zahmetli olacağını hiç tahmin etmemiştim.
HYAKUTARŌ: Böyle sahnelerin yer alması bile bunun sıradan bir konser videosu olmadığını gösteriyor. Ben artık yaptığımız işleri uzun uzun açıklamayı sevmiyorum. Önceki albümde de aynıydı. İzleyin, dinleyin ve nasıl hissediyorsanız öyle kabul edin. Gerisi size kalmış. Bence tek söyleyebileceğim şey, ilginç bir iş olduğu.
NAO: Evet, alışılmış konser videolarından biraz farklı bir çalışma oldu.
GEORGE: Bir de NAO’nun kendinden geçmiş yüzünü öyle güzel göstermişler ki, herkes sonunda ikna olacaktır.
NAO: Sanki sen farklısın! Ama şunu da yazın; sakın kare kare ileri sararak izlemeyin. (gülüyor)
GEORGE: Aynen. Baştan sona tek seferde izlenmesi gereken bir video. Etkisini ancak öyle hissedebilirsiniz.
JUN: Duygulandırırken bir yandan da güldüren bir iş olmuş.
HYAKUTARŌ: Ben o kadar da duygulandırdığını düşünmüyorum. (gülüyor) Şarkıları yeniden kaydetmedik; her şey olduğu gibi bırakıldı. Ama her şeyi olduğu gibi koyarsan da ortaya sadece bir kayıt çıkar. Biz asıl, o gerçekliğin içine nasıl biraz kurgu katabiliriz diye düşündük. O yüzden ruh hâli açısından da biraz Twin Peaks havasında ince ince işlendi. (gülüyor)
𒀸 Şarkı seçimlerini nasıl yaptınız?
HYAKUTARŌ: Epey düşündük. “HOT LADY” gibi eski şarkıları mutlaka koymak istiyorduk. Budokan’da onları çalmak, bir bakıma “İşte biz buyuz.” demekti.
𒀸 Sonunda bu yedi şarkıya karar vermenizin özel bir nedeni var mıydı?
HYAKUTARŌ: Yedi şarkı olmasına rağmen, sanki yirmi şarkılık bir konser izlemişsiniz hissini vermek istedik. Bunu uzun uzun konuştuk. Sonunda “Tam gaz gidelim.” dedik. Ama yine de ortaya, yirmi şarkılık bir konserin yoğunluğunu taşıyan bir video çıktı diye düşünüyorum.
Single parçaları ekleseydik iş biraz ticari görünürdü. Bu yüzden özellikle “GET LOST”u çıkardık.
NAO: Onun yerine “GET DOWN” girdi… Gerçi bunun konuyla pek ilgisi yok. (gülüyor)
GEORGE: (Kahkahalar) Ama ne demek istediğimizi anlamışsınızdır herhalde. (gülüyor)
𒀸 Videoda seyircileri de sık sık görüyoruz. Konser sırasında onların yüzlerini sahneden seçebiliyor muydunuz?
GEORGE: Görebiliyordum.
NAO: Ben hiç göremiyorum.
JUN: Ben görebiliyordum.
HYAKUTARŌ: Ben de göremiyorum.
NAO: Ben gerçekten hiç göremiyorum.
JUN: Yüzlerini seçemiyordum tabii ama…
GEORGE: En arkadaki üçüncü balkonun son sıralarına kadar görmek mümkün değil elbette. Ama ben genelde seyirciyi izlerim. Onları gaza getiririm. Karşılığında tepki alamayınca da sinirlenirim.
HYAKUTARŌ: Ben hiç göremiyorum. Hatta bazen çalarken aklımdan, “Ya önümde aslında kimse yoksa?” diye geçiriyorum. Konser salonlarında bazen boş kalan bölümler olur ya… Işıklar yüzünden oraları seçemiyorum. Bu yüzden seyirciyi coşturmaya çalışırken, “Ya tam o tarafa bakıp sesleniyorsam ve orada kimse yoksa?” diye düşündüğüm oluyor. (gülüyor) Galiba sandığınızdan daha soğukkanlı biriyim.
𒀸 NAO, sen özellikle bakmamayı mı tercih ediyorsun? Yoksa gözlerin mi pek iyi değil?
NAO: O da var ama… Ben biraz yerimde duramıyorum. Sürekli etrafa bakıyorum.
HYAKUTARŌ: Onunki böcek gözü gibi işte. Aynı anda çok fazla şey görüyor. İnsan çok olunca hepsi birbirine karışıyor, sonunda hiçbirini seçemiyor.
NAO: Demek gitarı da o yüzden yanlış çalıyorum. (gülüyor)
𒀸 Videoya daha fazla şarkı koymayı hiç düşünmediniz mi?
HYAKUTARŌ: Budokan’da olabildiğince çok insana ulaşmak gibi bir düşüncemiz vardı ve bence video da aynı fikri sürdürüyor.
Şarkı sayısı fazla olursa insanlar bazı bölümleri atlayabilir. Bunu istemedik. Daha kısa olursa herkes sonuna kadar dikkatini kaybetmeden izleyebilir diye düşündük. Bu yüzden yaklaşık kırk beş dakikalık bir çalışma oldu.
Elbette her şeyi göstermek de mümkündü ama Budokan’daki asıl amacımız mümkün olduğunca çok insanla aynı heyecanı paylaşmaktı.
GEORGE: Canlı performans sonuçta canlıdır. Budokan’a gelenlerle birlikte yaşadığımız heyecanı hiçbir video tam olarak veremez. Görüntü ne kadar iyi olursa olsun, aynı duygu oluşmaz.
O gece biz de seyirci de birlikte bir şey yarattık. Herkes farklı bir şey hissetti. Videoyla bunu birebir yeniden yaşatamazsın.
Biz de konseri çok başarılı buluyorduk. Tabii küçük eksikleri vardı ama bütünüyle bakınca gerçekten etkileyici bir konserdi.
İşin doğrusu, o anı en başından sonuna kadar tekrar tekrar izlemek istemiyoruz. Çünkü o gece yakaladığımız duygunun olduğu gibi kalmasını tercih ediyoruz.
İlk Nakano Kōkaidō konser videosunu çıkardığımızda da aynı şeyi söylemiştim.
“İyi bir konseri geriye dönüp izlemek istemiyoruz.”
Eğer videoyu sadece “Siz de bizim hissettiğimizi hissedin.” diye yayımlarsak, bu zaten konsere gelen insanların yaşadıklarıyla yarışamaz.
Bu yüzden farklı kamera açıları kullandık, görüntüleri değişik biçimlerde kurguladık. Aynı konseri başka bir bakış açısından izletebilmek istedik.
Konseri olduğu gibi kaydetseydik, ortaya sadece bir kayıt çıkardı.
HYAKUTARŌ: Aynen öyle. Konseri olduğu gibi kaydetmek, sanki önemli olanın sadece Budokan’da çalmış olmamız olduğunu düşündürürdü. Ama bizim için önemli olan Budokan değil. Önemli olan, Budokan’a çıkarken taşıdığımız düşünceydi. Video da aslında o düşüncenin devamı. Yani bizim için “Budokan”ın kendisi o kadar önemli değil.
GEORGE: Biz hep söylüyoruz. İster Budokan olsun, ister Rokumeikan… Sahneye çıktığımızda biz yine aynı grubuz. Bu videoyla da bunu göstermek istedik.
𒀸 Son olarak videoya özel olarak eklenen yeni bir şarkı da var.
GEORGE: Çünkü bu sıradan bir konser videosu değil. Yeni bir şarkıyı ilk kez bir konser videosunda tanıtmak çok sık rastlanan bir şey değildir.
HYAKUTARŌ: Bu bizim dinleyicilerimize küçük bir hediyemiz. “Rain in my heart”, Budokan’a gelen herkes için hazırlanmış özel bir armağan gibi. O görüntülerde yer alanlar da şanslı sayılır. Gazeteye çıkanlar ise pek şanslı değildi. (gülüyor)
Şunu da yazın; gazeteyi biz çıkarmadık! Bizim yüzümüzden olmadı! Hatta o olay yüzünden kırmızı kart bile gördük.
𒀸 O son şarkı için özel kayıt da yaptınız.
GEORGE: Sırf onun için stüdyoya girdik. NAO da epey uğraştı. Gitarları neredeyse yirmi beş kat üst üste kaydetti.
NAO: İşimiz sabaha karşı altıya kadar sürdü.
HYAKUTARŌ: Ben de uzun zamandır ilk kez vokal kaydında bu kadar zorlandım.
GEORGE: (kahkahalar) Video çekimleri de oldukça zahmetliydi. Bir mekânı bütün günlüğüne kiraladık. Sabahın köründe toplandık. Herkes saçını yaptırdı. Set kuruldu. Gerçekten yorucu bir gündü.
𒀸 Klibin fikri kime aitti?
HYAKUTARŌ: Bir gün yemek yerken, “Bunu yapalım.” diye ortaya ben attım.
JUN: Sonrası zaten kendiliğinden gelişti. Fikir büyüdü… Sonunda bugünkü hâline geldi.
HYAKUTARŌ: Bir de şu var… Videoyu alan herkes sözlere de mutlaka baksın. Şarkı sözlerini okumadan geçmeyin.
GEORGE: Benim aksiyon sahnelerimi de iyi izleyin. Sigarayı fırlatıp attığım çok havalı bir sahnem var. Onu kaçırmayın. Bir de JUNK’un final sahnesi… Gerçekten çok karizmatik oldu.
𒀸 Bu şarkı fanların uzun zamandır beklediği bir parçaydı.
HYAKUTARŌ: Evet. Eskiden beri bu şarkıyı hemen anlayanlar da vardı… Hiç anlamayanlar da. Sanırım bu sefer anlamayanların sayısı daha fazla olacak. (gülüyor)
HYAKUTARŌ: (gülüyor) “SWAPPING PARTY ’93 — Aşk Kapışması ~ Bu Gece Başına Yıldırım Düşebilir… Version” Bu başlığı bulana kadar gerçekten çok uğraştık.
𒀸 Peki ya sözleri?
HYAKUTARŌ: Onlar daha da zordu. Herkes “Böyle olsun.” “Hayır, şöyle olsun.” diye konuşuyordu. Telefonlar durmadan çalıyordu. Uzun zaman sonra gerçekten uğraşarak yazdığım sözler oldu.
(Herkes güler.)
Aslında yeni açılan Filipinler’deki stüdyoda kaydetmeyi planlıyorduk.
NAO: Hayır hayır… Öyle bir plan yoktu. (gülüyor)
HYAKUTARŌ: Ama sözler yetişmeyince bütün plan iptal oldu. Artık bir dahaki kaydı Antarktika’da yaparız.
(Buraya “Herkes geri çekilir.” diye yazın.)
NAO: İşte şimdi gerçekten buz kestim.
𒀸 Pek çok kişi Budokan’ı grubunuz için bir dönüm noktası olarak görüyor. Sizin için de öyle miydi?
HYAKUTARŌ: Bizim için hiçbir zaman “dönüm noktası” diye bir şey olmadı.
GEORGE: Daha yolun başındayız. Bundan çok daha fazlasını yapacağız. Benim seviyeme ulaşmaları için daha çok çalışmaları lazım.
𒀸 (Kısa bir sessizlik…) Kimse bir şey demeyecek mi?
HYAKUTARŌ: Buraya “Herkes donup kaldı.” yazın. (gülüyor)
GEORGE: Yok yok… “Burada afallanılacak.” diye yazın.
𒀸 Peki NAO ve JUN siz ne düşünüyorsunuz?
NAO: Ben de aynı fikirdeyim.
JUN: Buraya sadece “Başını sallıyor.” yazın.
𒀸 Şu sıralar yeni şarkılar üzerinde çalışıyor musunuz?
GEORGE: Hiçbir şey yapmıyoruz. Sadece beyzbol oynuyoruz.
𒀸 Sonbaharda yeni bir single çıkacağı konuşuluyor.
HYAKUTARŌ: Şu an “yeni şarkı yazıyoruz” diyebileceğimiz bir durum yok. Şimdilik sadece dört kişi bir araya gelip fikir alışverişi yapıyoruz. Hepimizin aklında farklı şeyler var. Bunların hepsini yapmak zorunda değiliz. Önemli olan, sonunda birbirimizle uyum sağlayabilmek. Tıpkı Piccolo ile Gohan gibi.
𒀸 Dragon Ball’dan mı bahsediyorsunuz?
GEORGE: Hani Piccolo ölürken, “Benimle gerçekten konuşan tek kişi sendin…” deyip gözyaşı döküyor ya…
JUN & NAO: Hiçbir şey anlamadık. (gülüyor)
HYAKUTARŌ: Şarkı yazmaya başlamadan önce her zaman böyle oluyor. Belki de yarın aniden oturup yeni bir şarkı yapmaya başlarız. Biz hiçbir şeyi önceden planlayan bir grup değiliz.
GEORGE: Zaten planlasan da işler hiçbir zaman düşündüğün gibi gitmiyor.
𒀸 Yani yeni single’ın nasıl olacağı henüz belli değil.
GEORGE: Aynen öyle.
HYAKUTARŌ: Gerçi yapmaya karar verirsek yarım günde bile bitiririz. Ha… Bu arada… Bir sonraki single’ın adını az önce buldum. “Yume with YOU” — Honjō Misako Version. (gülüyor)
Kaynak: Fool’s Mate Yayın Yılı: 09.1993 Orijinal Dil: Japonca Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 14.09.2025 Revize Edilmiş Sürüm: 27.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.