Ladies Room | Fool’s Mate | 09.93

after THE LIVE 

Ladies Room, 
şu an deşarj modunda mı!? 

1993 yılının 8 Mayıs’ında gerçekleştirilen, 
adeta festival coşkusuyla geçen Nippon
Budokan “THE LIVE” konseri büyük bir 
başarıyla sona erdi. Heyecanı hâlâ 
dinmemişken, ülke çapındaki KIDS için 
21 Ağustos’ta konser videosunun 
yayımlanacağı da resmen kesinleşti. 

İşte tam bu dönemde Ladies Room 
ile bir araya geldik. 

Bu kez dört üyenin birlikte katıldığı, sohbet 
havasında geçen bir grup röportajı 
gerçekleştirdik. Enerjileri yüksek mi, 
düşük mü belli olmayan; ince ama yerinde 
esprilerle dolu bu keyifli sohbette,
hem çıkacak konser videosunu hem de
son zamanlarda neler yaptıklarını anlattılar. 

Röportaj & Derleme: Kazumi Kanoh 
Fotoğraf: Osamu Nagahama 
Fotoğraf Temini: Ki/oon Sony Records 

𒀸 Budokan’dan sonra neler yaptınız? 

JUN: Uzun bir kaçak hayatı yaşıyordum… 

GEORGE: Demek kaçıyordun ha. Ben de o sırada JUN’un yüzünü hiç görmedim. 

𒀸 Peki grup olarak neler yapıyordunuz? 

GEORGE: Açıkçası pek bir şey yapmıyorduk. 
Hepimiz sanki enerjimizi boşaltıyorduk. 

HYAKUTARŌ: Enerji boşaltıp ne yapacaksın?
(gülüyor) 

NAO: Asıl şarj olmanız gerekmiyor muydu? 
Tatilde deşarj olmuşsunuz resmen.
(gülüyor) 

GEORGE: Herkes bir yerlerde enerjisini 
boşaltıyordu işte. (gülüyor) 

𒀸 Budokan konserinin videosu yayımlanacak.
O günkü sahne geriye dönüp baktığınızda 
size nasıl görünüyor? 

HYAKUTARŌ: Geçmişteki biz de, gelecekteki 
biz de bizim rakibimiz. Benim aklımda olan tek 
şey onları sürekli geride bırakmak, baby. 

GEORGE: (gülüyor) İşte Hyakutarō stili… 

NAO: Buraya “kahkahalar” diye yaz. 

HYAKUTARŌ: Biz hep bugünü yaşayan 
insanlarız. O yüzden benim için 
geçmiş de, gelecek de rakip! 

NAO: Yanına “gülüyor” yazmayı unutma. 

JUN: Yok, “Burada gülünecek.” diye yaz. 

GEORGE: O daha iyiymiş. 

JUN: Bundan sonra bizim röportajlarda hep
“Burada gülünecek.” yazın.
“gülüyor” yazmayın. 

GEORGE: Aynen öyle. Garip olan zaten 
biziz. O zaman sadece bir işaret koyup 
dipnota “Burada gülünecek.” yazın. 

JUN: Hatta “Burada büyük kahkaha”,
“Burada hafif gülüş” falan diye 
çeşitlendirebilirsiniz. 

NAO: “gülüyor” ifadesini de küçük, 
orta ve büyük diye ayırın. 

GEORGE: Ama bugün ben beyzbol oynayıp 
geldim. Yoruldum, enerjim biraz düşük. 

HYAKUTARŌ: Yok canım, gayet yükseksin.
(gülüyor) 

GEORGE: Ama konser gerçekten harikaydı. 
Gelemeyenler de videoyu izleyip o 
atmosferi hissedebilir. 

HYAKUTARŌ: Ama bu, Budokan konserini 
olduğu gibi kaydeden sıradan bir konser 
videosu değil. Elbette sahnedeki 
performanslar varama kurgu tarafında da 
epey emek harcandı. İzleyince 
anlayacaksınız; Budokan’da bulunanlar 
bile yeniden keyifle izleyebilecek, baby. 

𒀸 Başta ve sonda yabancı bir kadının 
yer aldığı, film sahnesini andıran 
bölümler vardı… 

GEORGE: O kısmı NAO anlatsın. 

NAO: Hatta “Asıl çekmek istediğimiz 
şey buydu.” diye söylentiler bile çıktı.
(gülüyor) Ama o fikir aslında yönetmene 
aitti. Eğlenceli olacağını düşündük… 
Gerçi bu kadar zahmetli olacağını hiç 
tahmin etmemiştim. 

HYAKUTARŌ: Böyle sahnelerin yer alması bile 
bunun sıradan bir konser videosu olmadığını 
gösteriyor. Ben artık yaptığımız işleri 
uzun uzun açıklamayı sevmiyorum. 
Önceki albümde de aynıydı. İzleyin, dinleyin 
ve nasıl hissediyorsanız öyle kabul edin. 
Gerisi size kalmış. Bence tek 
söyleyebileceğim şey, ilginç bir iş olduğu. 

NAO: Evet, alışılmış konser videolarından 
biraz farklı bir çalışma oldu. 

GEORGE: Bir de NAO’nun kendinden 
geçmiş yüzünü öyle güzel 
göstermişler ki, herkes sonunda 
ikna olacaktır. 

NAO: Sanki sen farklısın!
Ama şunu da yazın; sakın kare kare 
ileri sararak izlemeyin. (gülüyor) 

GEORGE: Aynen. Baştan sona tek seferde 
izlenmesi gereken bir video.
Etkisini ancak öyle hissedebilirsiniz. 

JUN: Duygulandırırken bir yandan da 
güldüren bir iş olmuş. 

HYAKUTARŌ: Ben o kadar da 
duygulandırdığını düşünmüyorum.
(gülüyor) Şarkıları yeniden kaydetmedik;
her şey olduğu gibi bırakıldı.
Ama her şeyi olduğu gibi koyarsan da 
ortaya sadece bir kayıt çıkar. Biz asıl,
o gerçekliğin içine nasıl biraz kurgu 
katabiliriz diye düşündük.
O yüzden ruh hâli açısından da biraz Twin
Peaks havasında ince ince işlendi. (gülüyor) 

𒀸 Şarkı seçimlerini nasıl yaptınız? 

HYAKUTARŌ: Epey düşündük.
“HOT LADY” gibi eski şarkıları mutlaka 
koymak istiyorduk. Budokan’da onları 
çalmak, bir bakıma 
“İşte biz buyuz.” demekti. 

𒀸 Sonunda bu yedi şarkıya karar vermenizin 
özel bir nedeni var mıydı? 

HYAKUTARŌ: Yedi şarkı olmasına rağmen, 
sanki yirmi şarkılık bir konser izlemişsiniz 
hissini vermek istedik. Bunu uzun uzun 
konuştuk. Sonunda “Tam gaz gidelim.” dedik.
Ama yine de ortaya, yirmi şarkılık bir konserin 
yoğunluğunu taşıyan bir video çıktı diye 
düşünüyorum. 

Single parçaları ekleseydik iş biraz ticari 
görünürdü. Bu yüzden özellikle 
“GET LOST”u çıkardık. 

NAO: Onun yerine “GET DOWN” girdi… 
Gerçi bunun konuyla pek ilgisi yok.
(gülüyor) 

GEORGE: (Kahkahalar) Ama ne demek 
istediğimizi anlamışsınızdır herhalde.
(gülüyor) 

𒀸 Videoda seyircileri de sık sık görüyoruz.
Konser sırasında onların yüzlerini sahneden 
seçebiliyor muydunuz? 

GEORGE: Görebiliyordum. 

NAO: Ben hiç göremiyorum. 

JUN: Ben görebiliyordum. 

HYAKUTARŌ: Ben de göremiyorum. 

NAO: Ben gerçekten hiç göremiyorum. 

JUN: Yüzlerini seçemiyordum tabii ama… 

GEORGE: En arkadaki üçüncü balkonun 
son sıralarına kadar görmek mümkün değil 
elbette. Ama ben genelde seyirciyi izlerim. 
Onları gaza getiririm. Karşılığında tepki 
alamayınca da sinirlenirim. 

HYAKUTARŌ: Ben hiç göremiyorum.
Hatta bazen çalarken aklımdan,
“Ya önümde aslında kimse yoksa?” diye 
geçiriyorum. Konser salonlarında bazen 
boş kalan bölümler olur ya… 
Işıklar yüzünden oraları seçemiyorum.
Bu yüzden seyirciyi coşturmaya çalışırken,
“Ya tam o tarafa bakıp sesleniyorsam 
ve orada kimse yoksa?” diye düşündüğüm 
oluyor. (gülüyor) 
Galiba sandığınızdan daha soğukkanlı biriyim. 

𒀸 NAO, sen özellikle bakmamayı mı tercih 
ediyorsun? Yoksa gözlerin mi 
pek iyi değil? 

NAO: O da var ama… Ben biraz yerimde 
duramıyorum. Sürekli etrafa bakıyorum. 

HYAKUTARŌ: Onunki böcek gözü gibi işte. 
Aynı anda çok fazla şey görüyor. İnsan çok 
olunca hepsi birbirine karışıyor, sonunda 
hiçbirini seçemiyor. 

NAO: Demek gitarı da o yüzden yanlış 
çalıyorum. (gülüyor) 

𒀸 Videoya daha fazla şarkı koymayı hiç 
düşünmediniz mi? 

HYAKUTARŌ: Budokan’da olabildiğince çok 
insana ulaşmak gibi bir düşüncemiz vardı 
ve bence video da aynı fikri sürdürüyor. 

Şarkı sayısı fazla olursa insanlar bazı bölümleri 
atlayabilir. Bunu istemedik. Daha kısa 
olursa herkes sonuna kadar dikkatini 
kaybetmeden izleyebilir diye düşündük.
Bu yüzden yaklaşık kırk beş dakikalık 
bir çalışma oldu. 

Elbette her şeyi göstermek de mümkündü 
ama Budokan’daki asıl amacımız mümkün 
olduğunca çok insanla aynı heyecanı 
paylaşmaktı. 

GEORGE: Canlı performans sonuçta canlıdır. 
Budokan’a gelenlerle birlikte yaşadığımız 
heyecanı hiçbir video tam olarak 
veremez. Görüntü ne kadar iyi olursa 
olsun, aynı duygu oluşmaz. 

O gece biz de seyirci de birlikte bir şey 
yarattık. Herkes farklı bir şey hissetti.
Videoyla bunu birebir yeniden yaşatamazsın. 

Biz de konseri çok başarılı buluyorduk. 
Tabii küçük eksikleri vardı ama bütünüyle 
bakınca gerçekten etkileyici bir konserdi. 

İşin doğrusu, o anı en başından sonuna 
kadar tekrar tekrar izlemek istemiyoruz. 
Çünkü o gece yakaladığımız duygunun 
olduğu gibi kalmasını tercih ediyoruz. 

İlk Nakano Kōkaidō konser videosunu 
çıkardığımızda da aynı şeyi söylemiştim. 

“İyi bir konseri geriye dönüp 
izlemek istemiyoruz.” 

Eğer videoyu sadece “Siz de bizim 
hissettiğimizi hissedin.” diye yayımlarsak, 
bu zaten konsere gelen insanların 
yaşadıklarıyla yarışamaz. 

Bu yüzden farklı kamera açıları kullandık, 
görüntüleri değişik biçimlerde kurguladık. 
Aynı konseri başka bir bakış açısından 
izletebilmek istedik. 

Konseri olduğu gibi kaydetseydik, 
ortaya sadece bir kayıt çıkardı. 

HYAKUTARŌ: Aynen öyle. 
Konseri olduğu gibi kaydetmek, sanki önemli 
olanın sadece Budokan’da çalmış olmamız 
olduğunu düşündürürdü. 
Ama bizim için önemli olan Budokan değil. 
Önemli olan, Budokan’a çıkarken taşıdığımız 
düşünceydi. Video da aslında o 
düşüncenin devamı. Yani bizim için 
“Budokan”ın kendisi o kadar 
önemli değil. 

GEORGE: Biz hep söylüyoruz. 
İster Budokan olsun, ister Rokumeikan… 
Sahneye çıktığımızda biz yine aynı grubuz. 
Bu videoyla da bunu göstermek istedik. 

𒀸 Son olarak videoya özel olarak eklenen 
yeni bir şarkı da var. 

GEORGE: Çünkü bu sıradan bir konser 
videosu değil. Yeni bir şarkıyı ilk kez bir 
konser videosunda tanıtmak çok sık 
rastlanan bir şey değildir. 

HYAKUTARŌ: Bu bizim dinleyicilerimize 
küçük bir hediyemiz. “Rain in my heart”, 
Budokan’a gelen herkes için hazırlanmış 
özel bir armağan gibi.
O görüntülerde yer alanlar da şanslı 
sayılır. Gazeteye çıkanlar ise pek şanslı 
değildi. (gülüyor) 

Şunu da yazın; gazeteyi biz çıkarmadık!
Bizim yüzümüzden olmadı!
Hatta o olay yüzünden kırmızı kart
bile gördük. 

𒀸 O son şarkı için özel kayıt da yaptınız. 

GEORGE: Sırf onun için stüdyoya girdik.
NAO da epey uğraştı. Gitarları neredeyse 
yirmi beş kat üst üste kaydetti. 

NAO: İşimiz sabaha karşı altıya kadar sürdü. 

HYAKUTARŌ: Ben de uzun zamandır ilk kez 
vokal kaydında bu kadar zorlandım. 

GEORGE: (kahkahalar) 
Video çekimleri de oldukça zahmetliydi.
Bir mekânı bütün günlüğüne kiraladık. 
Sabahın köründe toplandık. 
Herkes saçını yaptırdı. Set kuruldu. 
Gerçekten yorucu bir gündü. 

𒀸 Klibin fikri kime aitti? 

HYAKUTARŌ: Bir gün yemek yerken, 
“Bunu yapalım.” diye ortaya ben attım. 

JUN: Sonrası zaten kendiliğinden gelişti. 
Fikir büyüdü… Sonunda bugünkü hâline 
geldi. 

HYAKUTARŌ: Bir de şu var… 
Videoyu alan herkes sözlere de mutlaka 
baksın. Şarkı sözlerini okumadan geçmeyin. 

GEORGE: Benim aksiyon sahnelerimi de
iyi izleyin. Sigarayı fırlatıp attığım çok 
havalı bir sahnem var. Onu kaçırmayın. 
Bir de JUNK’un final sahnesi… 
Gerçekten çok karizmatik oldu. 

𒀸 Bu şarkı fanların uzun zamandır 
beklediği bir parçaydı. 

HYAKUTARŌ: Evet. Eskiden beri bu şarkıyı 
hemen anlayanlar da vardı… 
Hiç anlamayanlar da. Sanırım bu sefer 
anlamayanların sayısı daha fazla olacak.
(gülüyor) 

GEORGE: Evet… Gerçekten öyle olabilir. 

𒀸 Peki başlığını artık açıklayabilir misiniz? 

HYAKUTARŌ: Tabii. 

GEORGE: Neydi ya… 
“Hoplayıp Zıplayalım” falan değildi… 

HYAKUTARŌ: (gülüyor) 
“SWAPPING PARTY ’93 — Aşk Kapışması 
~ Bu Gece Başına Yıldırım Düşebilir…
Version” Bu başlığı bulana kadar 
gerçekten çok uğraştık. 

𒀸 Peki ya sözleri? 

HYAKUTARŌ: Onlar daha da zordu. Herkes 
“Böyle olsun.” “Hayır, şöyle olsun.” 
diye konuşuyordu. Telefonlar durmadan 
çalıyordu. Uzun zaman sonra gerçekten 
uğraşarak yazdığım sözler oldu. 

(Herkes güler.) 

Aslında yeni açılan Filipinler’deki stüdyoda 
kaydetmeyi planlıyorduk. 

NAO: Hayır hayır… Öyle bir plan yoktu.
(gülüyor) 

HYAKUTARŌ: Ama sözler yetişmeyince 
bütün plan iptal oldu. Artık bir dahaki kaydı 
Antarktika’da yaparız. 

(Buraya “Herkes geri çekilir.” diye yazın.) 

NAO: İşte şimdi gerçekten buz kestim. 

𒀸 Pek çok kişi Budokan’ı grubunuz için 
bir dönüm noktası olarak görüyor. 
Sizin için de öyle miydi? 

HYAKUTARŌ: Bizim için hiçbir zaman
“dönüm noktası” diye bir şey olmadı. 

GEORGE: Daha yolun başındayız. 
Bundan çok daha fazlasını yapacağız. 
Benim seviyeme ulaşmaları için daha 
çok çalışmaları lazım. 

𒀸 (Kısa bir sessizlik…) 
Kimse bir şey demeyecek mi? 

HYAKUTARŌ: Buraya “Herkes donup 
kaldı.” yazın. (gülüyor) 

GEORGE: Yok yok… “Burada 
afallanılacak.” diye yazın. 

𒀸 Peki NAO ve JUN siz ne 
düşünüyorsunuz? 

NAO: Ben de aynı fikirdeyim. 

JUN: Buraya sadece “Başını sallıyor.” yazın. 

𒀸 Şu sıralar yeni şarkılar üzerinde 
çalışıyor musunuz? 

GEORGE: Hiçbir şey yapmıyoruz. 
Sadece beyzbol oynuyoruz. 

𒀸 Sonbaharda yeni bir single çıkacağı 
konuşuluyor. 

HYAKUTARŌ: Şu an “yeni şarkı yazıyoruz” 
diyebileceğimiz bir durum yok. Şimdilik 
sadece dört kişi bir araya gelip fikir 
alışverişi yapıyoruz. Hepimizin aklında 
farklı şeyler var. Bunların hepsini yapmak 
zorunda değiliz. Önemli olan, sonunda 
birbirimizle uyum sağlayabilmek. 
Tıpkı Piccolo ile Gohan gibi. 

𒀸 Dragon Ball’dan mı bahsediyorsunuz? 

GEORGE: Hani Piccolo ölürken, 
“Benimle gerçekten konuşan 
tek kişi sendin…” deyip gözyaşı döküyor ya… 

JUN & NAO: Hiçbir şey anlamadık.
(gülüyor) 

HYAKUTARŌ: Şarkı yazmaya başlamadan 
önce her zaman böyle oluyor. Belki de 
yarın aniden oturup yeni bir şarkı yapmaya 
başlarız. Biz hiçbir şeyi önceden planlayan 
bir grup değiliz. 

GEORGE: Zaten planlasan da işler hiçbir 
zaman düşündüğün gibi gitmiyor. 

𒀸 Yani yeni single’ın nasıl olacağı 
henüz belli değil. 

GEORGE: Aynen öyle. 

HYAKUTARŌ: Gerçi yapmaya karar verirsek 
yarım günde bile bitiririz. 
Ha… 
Bu arada… 
Bir sonraki single’ın adını az önce buldum. 
“Yume with YOU” — Honjō Misako
Version. (gülüyor) 

Kaynak: Fool’s Mate
Yayın Yılı: 09.1993
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

İlk Çeviri Yayınlama: 14.09.2025
Revize Edilmiş Sürüm: 27.07.2026

Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

Yorumlar

Yorum bırakın