Etiket: 1993

Yıl

  • MODERNISM OF THE NEWEST AGE | Fool’s Mate | 09.93

    EN YENİ ÇAĞIN MODERNİZMİ 

    Saldıran Yeni Neslin Dalgaları 

    Canlı müzik sahnesi, bir an olsun durmaksızın hareket etmeye devam ediyor. 

    Yeni bir müzikal kimlik arayışındaki grupların ardı ardına ortaya çıktığı şu dönemde, bu kez mevcut sahneye yeniden göz atarken son zamanlarda dikkat çeken, gelecek vadeden grupları seçtik. Onları tanıtmanın yanı sıra, nasıl bir özgünlüğün peşinden gittiklerini ve bir grup olarak kendilerini nasıl var etmeye çalıştıklarını da anket formatında sorduk. 

    VOGUE 
    Angè∞Graie 
    SLEEP MY DEAR 
    Kneuklid-Romance 
    SCARE CROW 
    MALICE MIZER 
    NERVE 
    if… 
    堕天使 (Daten-shi) 
    ROSÉ NOIR 
    LITTLE VAMPIRE 
    LALA+MELEIS 

    Planlama & Metin: Kazumi Kanoh 

    Sonsuz yönlere özgürce kanat açarak faaliyet gösteren gruplar 

    Televizyon ve diğer medya araçlarının desteğiyle yaşanan, bir dönem fırtına gibi esen grup patlamaları artık yalnızca geçmişte kalmış bir anı gibi görünüyor. “Gerçek olanlar hayatta kaldı” gibi anlamsız tartışmalar da daha yeni sona ermişken, kendi güçlerini sonuna kadar ortaya koyarak gelişmeye çalışan gruplar hâlâ durmaksızın ortaya çıkıyor. 

    BUCK-TICK, X, LADIES ROOM, Zi:kill, LUNA SEA, JUSTY-NASTY, GARGOYLE… Bağımsız sahneden ana akıma geçtikten sonra gösterdikleri dikkat çekici başarıları sıralamaya kalksak sonu gelmez. Kendilerine özgü güçlü bir grup kimliği ortaya koyarak müzik dergilerinin kapaklarını süslüyorlar. Elbette bu grupların da canlı müzik sahnesinden geçerek sayısız zorluğun üstesinden geldiğini ve kendi yollarını açan öncüler hâline geldiklerini söylemeye gerek bile yok. 

    Kim tarafından ortaya atıldığı bilinmez ama zamanla “Visual Kei” gibi bir terim oluştu ve doğal bir şekilde kullanılmaya başlandı. Ondan önce “saç dikme tarzı” deniyordu; belki de şimdiki isim hâlâ daha iyidir. 

    Fakat bu kelimeyi kullananlarla bu kelimeyle tanımlananların her ikisi açısından da sorunlar olduğunu düşünüyordum. Sadece görsellik yeterli mi, müzik hiç önemli değil mi? Saçlarını dikerek, makyaj yaparak ve gösterişli kıyafetler giyerek sahneye çıkan her grup bu kategorinin içine giriyordu; bunun gruplar açısından da pek hoş bir durum olmadığını düşünüyordum. Böyle bir kategoriye sokulan gruplardan hiç itiraz gelmiyor muydu? 

    Sadece “dikkat çektiği için” ya da “havalı olduğu için” böyle davranmak gibi basit bir düşünce yalnızca görsellikle sınırlı değildir; aslında bir grubu kurmanın ilk nedenleri için de aynı şey söylenebilir… 

    Fakat böyle bir endişeye gerek olmadığı ortaya çıktı. 

    Bir zamanlar ciddi bir risk oluşturan “görünüşteki gösterişliliği” artık doğal bir silah gibi kullanıyorlar. Üstelik başlangıçta başka bir şeyin türevi oldukları söylense bile, kendi inandıkları “sevdiğimiz ses” ve “tarz” doğrultusunda ilerliyor, bunları geliştirerek özgünlük yaratıyor ve sonunda insanların da bunu kabul etmesini sağlıyorlar. 

    Örneğin ortaya çıkardıkları ses istemeden mevcut bir parçaya benzetilse bile, o mevcut parçayı aslında hiç bilmeden, “Neye benzerse benzesin, biz yaptığımızda bizim sesimiz olur” diyebiliyorlar. Bu özgüven de güçlü bir silah. 

    Günümüz grupları işte böylesine güçlü, kurnaz (gülüyor) ve aynı zamanda güven veren gruplar. 

    Grupların faaliyetleri çeşitlendikçe “indie” kelimesi bile artık gerçek anlamını yitirdi ve onu özellikle kullanmanın bir gereği kalmadı. 1990’lı yıllara girilmesiyle birlikte canlı müzik sahnesi daha da hareketlenmeye başladı. 

    Buradaki hareketlilik, seyirci sayısının kaç olduğu ya da kaç plak satıldığı gibi somut, sayısal meselelerden kaynaklanmıyor. Asıl ilginç olan, hem grupların hem de dinleyicilerin kendi değerlerini sonuna kadar kullanarak harekete geçmeye başlaması; yani bunun arkasında bir “kendi iradesiyle hareket etme” hâlinin bulunması. 

    Son zamanlarda bu sahnenin ilginçliğini fark eden büyük plak şirketleri, canlı müzik sahnesinde aktif olan grupları bir araya getiren toplama albümleri peş peşe yayımlıyor. Bağımsız plak şirketlerinin giderek ortadan kalktığı mevcut durumda bu, gruplar açısından bir kurtuluş niteliğinde. Hayranlar açısından da tek bir albümde çeşitli grupların müziklerini dinleyebilmek büyük bir mutluluk. 

    Eskiden müzikten önce görselliğin öne çıkarıldığı ve bunun ön yargılar nedeniyle yanlış anlaşılmalara yol açtığı dönemden farklı olarak, nesiller değiştikçe dinleyicilerin müzik dinleme biçiminin de daha esnek hâle geldiği bir gerçek. Bu durum böylece olumlu bir yönde ilerlerse, bir bakıma güven veren bir gelişme de olacaktır. 

    Grupların kendileri de çevrelerindeki trendlere kapılmadan çeşitli müzik anlayışlarını bünyelerine katıyorlar. (Artık tek bir müzik türüne bağlı kalarak faaliyet gösteren grup neredeyse hiç görülmüyor.) Bunları artık kendi özgün sesleri olarak ifade etmeye çalıştıkları görülüyor. 

    Böylesi bir ortamda canlı müzik sahnesini tek bir hareket olarak özetlemek mümkün değil. Farklı grupları tek bir kelimenin altında toplamak istemediğimiz gibi, bunu yapmak için zaten herhangi bir neden de yok. 

    Hiçbir şeye bağlı kalmadan sonsuz yönlere özgürce kanat açarak faaliyet gösteren bu gruplardan büyük umut bekliyoruz. 

    Bu kez seçtiğimiz gruplar arasında görsellik ya da sound açısından ortak bir özellik bulunmuyor. Artık “taşma” gibi basit bir kelimeyle açıklanamayacak kadar çeşitlenen bu ortamda, dikkat çekici gruplar buldukça onları bundan sonra da sırasıyla ele almaya devam edeceğiz. 

    Sorular 

    ① Üye isimleri (enstrüman/rol) 
    ② Profil 
    ③ Şimdiye kadar yayımlanan çalışmalar 
    ④ Grubun kendi gözünden güçlü yönleri 
    ⑤ Bu grubun ifade etmek istediği şey nedir? 
    ⑥ Canlı sahnede dikkat ettikleri şeyler 
    ⑦ Grubun hedeflediği yön ve amaç 
    ⑧ Gelecekteki faaliyet planları 
    ⑨ İletişim bilgileri 

    Fotoğraf: Yosuke Komatsu

    VOGUE (ヴォーグ) 

    ① Üyeler 

    CHIKA (Vokal) 
    JEANA (Programlama & Gitar) 
    CIVA (Gitar) 
    HIKO (Bas) 
    SYURA (Perküsyon & Davul) 

    ② Profil 

    1993 baharında, eski Majestic Isabel üyesi CHIKA, kendi müzikal anlayışını takip edebilmek amacıyla JEANA (ex-UNI;SEX),
    CIVA (ex-LALA+MELEIS), HIKO (ex-YANKEE ROSE) ve 
    SYURA’yı (ex-Kuroyume destek üyesi) davet ederek grubu kurdu. 

    ③ Yok. 

    ④ Hem görsel hem de işitsel açıdan her şey bizim güçlü yönümüz. 

    ⑤ Beş üyenin beş farklı kişiliğinin birbiriyle kaynaştığı; “güzellik”, “sükûnet” ve “hareket”ten oluşan bir ses dünyasını ifade etmek. 

    ⑥ “Bir mekân yaratmak.” 

    ⑦ Uyanmış “sınırların ötesindeki gizemliliği” ortaya koymak. 

    ⑧ Gelecek faaliyetler 

    6 Ağustos: Yokohama Monster (etkinlik)  

    17 Ağustos: Yamagata Şehir Salonu (etkinlik)  

    28 Ağustos: Kyoto Sports Valley (etkinlik)  

    29 Ağustos: Osaka YANTA Rokumeikan  

    31 Ağustos: Nagoya Music Farm  

    ⑨ Free Will  03-5351-1090 

    Angè∞Graie (アンジェ∞グレイ) 

    ① Üyeler 

    KAZUTO (Vokal) 
    HIRO (Gitar) 
    MINAMI (Bas) 
    PERO (Davul / Destek) 

    ② Profil 

    1992 yılının Haziran ayında, L’Arc-en-Ciel’den ayrılan HIRO önderliğinde kuruldu. 

    Bir demo kaset hazırladılar. 200 adetle sınırlı olması planlanan kaset için 800’den fazla başvuru geldi. Daha sonra başta Kanto bölgesi olmak üzere konserler gerçekleştirdiler. 1993 yılının Ocak ayında davulcu gruptan ayrıldı ve PERO destek davulcusu olarak katıldı. Etkinliklere katılmak da dâhil olmak üzere konser faaliyetlerini yoğun biçimde sürdürerek bugüne geldiler. 

    ③ Dağıtım amaçlı demo kaset (şu anda temin edilemiyor).  

    Toplama albüm “Climax Pleasure” (BMG Victor; “Monochrome” adlı parçayı içeriyor, 21 Ağustos’ta yayımlanacak).  

    ④ Akılda kalıcı melodiler. Tek bir konser içerisinde dinleyiciyi bazen neşelendiren, bazen hüzünlendiren çeşitli şarkı karakterleri. 

    ⑤ Her bir şarkının içine işlenmiş çeşitli hikâyeler. 

    ⑥ Şarkıların içinde duygularımızı dürüstçe ifade etmek ve dinleyen insanların kalplerine seslenmek. 

    ⑦ Herkesin birlikte mırıldanabileceği şarkılar yapmak istiyoruz. 

    ⑧ 

    6 Ağustos: Nagoya Bottom Line  

    21 Ağustos: Shinjuku LOFT  

    29 Ağustos / 6 Eylül: Osaka Rockets  

    ⑨ 〒221 Kanagawa, Yokohama, Kanagawa-ku, Katakura Postanesi 
    Angè∞Graie adına 

    Kneuklid-Romance (ニュークリッド・ロマンス) 

    ① Üyeler 

    Yukino (Vokal) 
    Kenichi (Gitar) 
    Tetsu (Gitar) 
    Tatsuya (Bas) 
    Gaz (Davul / Destek) 

    ② Profil 

    1992 yılının Haziran ayında kuruldu. Aynı yılın Aralık ayında vokalist Yukino gruba katıldı. Ayda 2-3 konser gerçekleştiren grup, şu anda Meguro Rokumeikan’da ayda bir, bunun dışında da 1-2 konser düzenliyor. 

    Bu yılın ilkbaharı civarında önceki davulcu gruptan ayrıldı ve eski Malice Mizer üyesi Gaz destek davulcusu olarak katıldı. Grup bu şekilde faaliyetlerini sürdürüyor. 

    ③ Ücretsiz dağıtım amaçlı demo kaset (şu anda temin edilemiyor).  

    İlk CD: LOVE SONG  

    ④ Müzik açısından belirli bir kalıba bağlı değiliz; sözler ve içerik açısından ise LOVE SONG konseptini benimsiyoruz. Yoğun şarkıların içinde bile hüzün ve kırılganlığı hissettiren canlı performanslarımız görülmeye değer. 

    ⑤ Hüzün, kırgınlık gibi insanın zayıf yönlerini ortaya çıkarmak; ruhsal ve insani yönü güçlü bir sahne yaratmak. Fakat bunu izleyicilere zorla kabul ettirmek istemiyoruz… 

    ⑥ Ciddi bakışların ve ifadelerin doğal şekilde ortaya çıkabilmesi için sahnedeki gerilimi korumak. Görsel açıdan aktif olmak. 

    ⑦ Ne yaparsa yapsın “havalı” olduğu düşünülen bir grup olmak. Bir anda dağılıp gidecek bir grup olmak istemiyoruz. Hedefimiz sınırsız. 

    ⑧ 

    31 Temmuz: Meguro Rokumeikan (CD çıkış konseri)  

    15 Ağustos: Meguro Rokumeikan  

    18 Ağustos: Nagoya Music Farm  

    20 Ağustos: Osaka YANTA Rokumeikan  

    23 Ağustos: Hiroshima Namiki Junction  

    25 Ağustos: Okayama Pepperland  

    ⑨ 〒151 Tokyo, Shibuya-ku, Hatagaya 1-28-1-102 
    Office ARTS “Kneuklid-Romance” adına 
    03-5453-6941 

    [Özür ve Düzeltme] 

    Geçen ayki sayının 166. sayfasında, Kneuklid-Romance makalesindeki metinlerin yerleri birbirine karışmıştır. Doğru sıralamada ikinci bölümün 4-9. satırları, üçüncü bölümün 6-7. satırları arasına gelmektedir. 

    Okunmasını son derece güçleştirdiğimiz için grup ve tüm okurlarımızdan özür dileriz. 

    if… (イフ) 

    ① Üyeler 

    MIKAMI (Vokal) 
    AKIE (Gitar) 
    Kō (Bas) 
    KO-KI (Davul) 

    ② Profil 

    1992 yılının Eylül ayında MIKAMI (ex-Hysteria), AKIE ve YOSHITSUGU’nun (şimdiki Coulter of the Deeper) oluşturduğu üç kişilik akustik bir ünite olarak faaliyet göstermeye başladılar. 

    Daha sonra Kō (ex-Alligator) ve KO-KI (ex-Locks) katılarak beş kişilik bir kadroya dönüştüler. 

    15 Mart 1993’te if… adıyla ilk konserlerini gerçekleştirdiler; ancak YOSHITSUGU o gün gruptan ayrıldı. Yeni gitarist olarak FUJIEDA’yı aldılar ve birkaç konser gerçekleştirdiler, fakat FUJIEDA da bu yılın Haziran ayında ayrıldı. Şu anda dört kişilik kadroyla faaliyet gösteriyorlar. 

    ③ Yok. 

    ④ Çeşitli müzik türlerinin özünü bünyesine katan bir sound. 

    ⑤ “if…” 

    ⑥ Ortamın havasını bozmamak. 

    ⑦ Belirsiz olan şeyleri ve duyguları açık biçimde aktarmak. 

    ⑧ 

    11 Ağustos: Osaka Rockets  

    13 Ağustos: Nagoya Music Farm  

    21 Ağustos: Nagano J (Malice Mizer ile ortak turne)  

    ⑨ 048-859-3952 [Saitō] 

    ROSÉ NOIR (ロゼ・ノアール) 

    ① Üyeler 

    KANMI (Vokal) 
    Gille (Gitar) 
    SHU-ICHI (Gitar) 
    KEN (Bas) 
    YU-ICHI (Davul) 

    ② Profil 

    1993 yılının Ocak ayında, eski Lunatic Mode üyesi KANMI (Kamui) ve Gille, eski 49ER üyesi KEN ve eski UNI;SEX üyesi YU-ICHI tarafından kuruldu. 

    Mart ayında YANTA Rokumeikan’da ilk konserlerini gerçekleştirdiler. Nisan-Mayıs aylarında Nagoya ve Kanto bölgesine açıldılar. 27 Mayıs’taki konserden itibaren eski NER-VOUS üyesi SHU-ICHI gruba katıldı ve kadro beş kişiye çıktı. 

    ③ Üç şarkılık demo kaset. (Nisan-Mayıs aylarındaki konserlerde dağıtılan kaset / şu anda temin edilemiyor.) 

    ④ Bir kez izlediğinizde bir sonraki sefer mutlaka yeniden izlemek ve dinlemek isteyeceğiniz bir canlı performans ve sound. İnsanların üzgün, hüzünlü, neşeli ya da kırgın olduğu zamanlarda bile dinlemek ve izlemek isteyeceği bir grup olmak. 

    ⑤ İnsanların her birinin çok zayıf yönleri olduğunu düşünüyoruz. İnsan kendi zayıf yönlerini ortaya çıkardığında hissettiği “kırgınlığı”, “hüznü” ve “şefkati” ifade etmek istiyoruz. 

    Hayat boyunca birkaç kez ortaya çıkan, bir şeyi “unutmak istememe” duygusunu yeniden hatırlatmak istiyoruz. Sonunda bir gün unutulacak olsa bile, o anın duygusunu yeniden hatırlatabilmek istiyoruz. 

    ⑥ Canlı performanslarda, kayıtlı müzikten farklı olarak “göstermeye” önem veriyoruz. Hem işitme hem de görme duyusuna hitap etmek. Her şarkının taşıdığı anlama göre grubun yaydığı o aura benzeri şeyi canlı olarak ne kadar aktarabildiğimiz önemli. 

    ⑦ “O grup vardı, o şarkı vardı ve benim hayata bakışımı değiştirdi.” dedirtecek; her bir insanın kalbinde yaşamaya devam edecek bir grup olmak nihai amacımız. Elbette burada “değişmek”ten kastımız olumlu yönde değişmek. 

    ⑧ 

    31 Temmuz: Yokohama Monster / Ichikawa CLUB GIO (gece boyu etkinlik)  

    7 Ağustos: Nagoya Music Farm  

    10 Ağustos: Osaka Rockets  

    13 Ağustos: Kintetsu Theatre (etkinlik)  

    28 Ağustos: Osaka YANTA Rokumeikan  

    ⑨ 〒659 Hyogo, Ashiya, Midorigaoka-chō 16-5-307 
    Sakurai aracılığıyla, OFFICE ROSÉ  0797-31-9597 

    NERVE (ナーヴ) 

    ① Üyeler 

    KUMA (Vokal) 
    REN (Gitar) 
    YOSHIHIKO (Bas) 
    JUNJI (Davul) 

    ② Bilinmiyor. 

    ③ Yok. 

    ④ Tüm gücümüzle ortaya çıkardığımız müziğin tamamını dinleyicilerin kabul etmesini istiyoruz. 

    ⑤ Self-esteem / Özsaygı. 

    ⑥ Tek seferde bütün enerjiyi ortaya koymak. 

    ⑦ Şimdilik yapabileceğimiz tek şey çaba gösterip gelişmek. 

    ⑧ 

    7 Ağustos: Ebisu Guilty  

    ⑨ Backstage Project  048-883-2711 

    MALICE MIZER (マリス・ミゼル) 

    ① Üyeler 

    Tetsu (Vokal) 
    MANA (Gitar) 
    KÖZI (Gitar) 
    YU-KI (Bas) 
    右狂 (Davul) /KAMI

    ② Profil 

    1992 yılının Ağustos ayında MANA ve KÖZI merkezinde kuruldu. Aynı yılın 31 Ekim’inde ilk konserlerini gerçekleştirdiler. 

    1993 yılının Mart ayında davulcu GAZ gruptan ayrıldı. 20 Haziran’daki konserden itibaren destek üyesi olarak yer alan 右狂 resmen gruba katıldı ve mevcut kadro oluştu. 

    ③ Toplama albüm BRAIN TRASH (BMG Victor; “SPEED OF DESPERATE” adlı parçayı içeriyor)  

    Sans Logique (demo kaset / şu anda temin edilemiyor)  

    Sadness (demo kaset / şu anda temin edilemiyor)  

    ④ Her insanın içinde bulunan “hüzün” ve “sevgi” duygularını kalbin derinliklerinden ortaya çıkaran bir sound. 

    ⑤ Şarkılara Avrupa’ya özgü bir atmosfer ve dramatik bir nitelik kazandırmak. 

    ⑥ Sound ve görsellik (video) aracılığıyla, tüm üyelerin duygularının izleyen insanlara aktarılmasını sağlamaya dikkat ediyoruz. 

    ⑦ Sound ve görsellik (video) aracılığıyla dünyanın dört bir yanındaki insanları etkilemek. Malice Mizer Sound’unu oluşturmak ve onu mümkün olduğunca kusursuz bir noktaya yaklaştırmak. 

    ⑧ 

    6 Ağustos: Yokohama Monster  

    11 Ağustos: Osaka Rockets  

    13 Ağustos: Nagoya Music Farm  

    17 Ağustos: Ibaraki Lighthouse  

    19 Ağustos: Niigata Junk Box  

    21 Ağustos: Nagano J  

    ⑨ M*midinette Office 
    Tokyo, Suginami-ku, Shimoigusa 3-40-7-102 
    03-3396-1727 

    LALA+MELEIS (ララ・メルイーズ) 

    ① Üyeler 

    E-KU (Vokal) 
    YASUYUKI (Gitar) 
    HIRO (Bas) 
    狂死 (Davul) /Kyoushi

    ② Profil 

    1991 yılının Haziran ayında kuruldu. Aynı yılın Kasım ayında E-KU katıldı. 1992 yılının Ocak ayında CIVA ve 狂死 gruba katıldı. 

    Haziran 1992’de demo kasetlerinin çıkış konserini gerçekleştirdiler. Temmuz ayında Nervous Night adlı toplama videoda yer aldılar. Aynı yılın Kasım ayında ilk orijinal videolarının çıkış konserini gerçekleştirdiler. 

    1993 yılının Mayıs ayında ikinci videolarını ücretsiz olarak dağıttıkları bir konser düzenlediler. Aynı yılın Haziran ayında CIVA (Gitar) gruptan ayrıldı. Şu anda dört kişi olarak faaliyet gösteriyorlar. 

    ③ 

    İlk demo kaset COMPLEXTY (temin edilebilir)  

    Toplama video Nervous Night (temin edilebilir)  

    İlk orijinal video Pantomaimist (temin edilebilir)  

    İkinci orijinal video (temin edilemiyor)  

    ④ Kendine özgü güçlü karakter taşıyan şarkılar ve etkileyici sahne performansı. 

    ⑤ İnsanların sahip olduğu çok yönlü duygular. 

    ⑥ Her üyenin kendi yarattıkları şarkı dünyasının içine girebilecek güvene ve rahatlığa sahip olarak sahneye çıkması. 

    ⑦ Fantastik melodiler ile saldırgan sound’un iki farklı yönünü, dört kişinin müziğiyle uyumlu hâle getirmek. 

    ⑧ 

    6 Ağustos: Ikebukuro Cyber  

    16 Ağustos: Meguro Rokumeikan  

    11 Eylül: Shinjuku Antinoch  

    15 Eylül: Meguro Rokumeikan  

    29 Eylül: Meguro Live Station  

    ⑨ Shinjuku Antinoch  03-3350-5670 

    SLEEP MY DEAR (スリープ・マイ・ディア) 

    ① Üyeler 

    KōHEY (Vokal) 
    YASUHIRO (Gitar) 
    SAKI (Gitar) 
    YASUMICHI (Bas) 
    KENT (Davul) 

    ② Profil 

    1990 yılı civarında YASUMICHI merkezinde, SAKI ve YASUHIRO ile birlikte SLEEP’in temeli olan grup kuruldu. 

    1991 yılının Aralık ayında grup adını SLEEP MY DEAR olarak değiştirdi ve aynı zamanda KENT gruba katıldı. 1992 yılının Şubat ayında KōHEY katıldı. Aynı yılın Aralık ayında Nagoya Music Farm’da ilk solo konserlerini gerçekleştirdiler. 

    ③ Misty Night (demo kaset / Enban-ya tarafından sınırlı sayıda yeniden yayımlandı)  

    Believe (demo kaset / şu anda temin edilemiyor)  

    ④ Tek bir müzik türünün sınırları içinde kalmadan kendi duygularını açıkça ortaya koymak ve kalplerindeki çığlığı melodilerin üzerine taşımak. 

    ⑤ Sadece neşeli olan ya da sadece sert olan şeyler değil; bir şeyin derinliklerinde bulunan hüzün ve acı. Yalnızca yüzeyde görünen şeye değil, onun ardında bulunan başka bir şeye bakmak. 

    ⑥ O anda sahnede bulunan kendimizi tamamen ortaya koymak. 

    ⑦ İçimizde bulunan şeyleri — ister sevinç ister hüzün olsun — olduğu gibi, dürüstçe ortaya koymak istiyoruz. 

    ⑧ 

    30 Temmuz: Okayama Pepperland  

    2 Ağustos: Osaka Rockets  

    4 Ağustos: Niigata Woody  

    6 Ağustos: Sapporo Messe Hall  

    8 Ağustos: Sendai Birdland  

    10 Ağustos: Meguro Rokumeikan  

    13-14 Ağustos: Nagoya Music Farm  

    ⑨ Tears Music 〒171 Tokyo, Toshima-ku, Ikebukuro 2-65-1 
    Plaza Ferris Onda 303 03-3987-9468 

    SCARE CROW (スケア・クロウ) 

    ① Üyeler 

    IZUMI (Vokal) 
    Hachisuka Takumi (Gitar) 
    ZIN (Bas) 
    Tokunaga Yoshiyuki (Davul) 

    ② Profil 

    1991 yılının Nisan ayında, IZUMI ve Takumi’nin birlikte faaliyet gösterdiği gruba davulcu Tokunaga katıldı. Bas gitarist ise destek üyesi olarak yer alıyordu ve grup SCARE CROW adıyla faaliyet göstermeye başladı. 

    1992 yılının Ocak ayında ZIN basçı olarak resmen katıldı ve mevcut kadro oluştu. Daha sonra başta Meguro Live Station olmak üzere Ichikawa CLUB GIO, Meguro Rokumeikan gibi mekânlarda faaliyet gösterdiler. Osaka ve Nagoya’da da iki ayda bir konser düzenliyorlar. 

    ③ MY HOME AND MOTHER (demo kaset) 

    ④ Kendi müziğimizi yapmak. 

    ⑤ Son derece doğal bir şey; örneğin bir nehrin akış sesini duyduğunuzda nehrin varlığını anlayabilmeniz gibi. 

    ⑥ Kendi müziğimizi canlı performansta nasıl ifade edeceğimiz — yani o sesin sahne üzerinde bir biçim kazanması. 

    ⑦ Kendi görüntümüzün bile kaybolacağı bir dünya yaratmak. 

    ⑧ 

    31 Temmuz: Meguro Rokumeikan  

    29 Ağustos: Meguro Live Station  

    ⑨ Tokyo, Nerima-ku, Miharadai 3-4-9 
    SCARE CROW OFFICE “Miharadai Clinic” 
    03-3867-2695 

    LITTLE VAMPIRE (リトル・ヴァンパイア) 

    ① Üyeler 

    MASAKI (Vokal) 
    KAZUYA (Gitar) 
    DAI (Bas) 
    CHŪ (Davul) 

    ② Profil 

    1992 yılının Şubat ayında kuruldu. Temmuz ayında vokalist MASAKI oldu. Ekim 1992 ile Ocak 1993 arasında Hokoten’de canlı performanslar gerçekleştirdiler. 

    Şu anda faaliyetlerini başta Meguro Rokumeikan ve Ichikawa CLUB GIO olmak üzere sürdürüyorlar. 

    ③ Demo kaset (Aralık 1992’de yayımlandı / şu anda temin edilemiyor)  

    Toplama albüm L.S.D. (BMG Victor; “KISS” adlı parçayla katıldılar)  

    ④ Dört üyenin de özel hayatlarından vazgeçmişçesine taşıdığı yeşil saçlar. Ucuz/sade ama herkesin keyifle dinleyebileceği pop bir sound. 

    ⑤ Eğlenceyi ve şarkı sözlerinin mesajını aktarmak istiyoruz. 

    ⑥ Şarkı yapısını ve sözleri karıştırmamak. 

    ⑦ CD çıkarıp turneye çıkmak! 

    ⑧ 

    16 Ağustos: Ichikawa CLUB GIO  

    31 Ağustos: Meguro Rokumeikan  

    ⑨ VAMPIRE OFFICE  〒151  Tokyo, Shibuya-ku, Hatsudai 1-31-7-304 
    03-5350-3683 

    堕天使 — DATENSHI (だてんし / Düşmüş Melek) 

    ① Üyeler 

    POE-ZO (Vokal) 
    華戲 (Gitar) 
    殺姫 (Gitar) 
    HIRYU (Bas) 
    SHIN (Davul) 

    ② Profil 

    1992 yılının sonbaharında kuruldu. Aynı yılın yıl sonu etkinliklerinde birkaç kez sahne aldılar. Sonrasında Tokyo’da yoğun biçimde canlı performans faaliyetlerini sürdürdüler. 

    ③ 堕天使 adlı demo kaset. 

    5 Haziran 1993’te Koenji LAZY WAYS’de gerçekleştirdikleri solo konser sırasında yalnızca 120 adet satıldı. Şu anda temin edilemiyor. 

    ④ Saldırgan vokal, birbiriyle iç içe geçen twin gitarlar ve çeşitli ritimler ortaya çıkaran bas ile davul. 

    Beş kişinin yarattığı sound’da, kopacakmış gibi hassas bölümler ile sürünerek ilerliyormuşçasına ağır ve saldırgan bölümler bir arada bulunuyor. Müzik türleri konusunda hiçbir şekilde kendimizi sınırlamıyoruz. 

    ⑤ İnsanların güçlü ve zayıf yönlerini müzik aracılığıyla ifade etmek istiyoruz. 

    ⑥ Sahne üzerinde, müzikte olduğu gibi beş kişinin arasındaki dengeye dikkat ediyoruz. 

    ⑦ İzleyen insanların adeta donup kalacağı kadar yoğun bir gerilimi, müzik ve sahne aracılığıyla ifade etmek istiyoruz. 

    ⑧ 

    31 Temmuz: Meguro Rokumeikan  

    3 Ağustos: Niigata Junk Box  

    6 Ağustos: YANTA Rokumeikan  

    7 Ağustos: Nagoya Music Farm  

    17 Ağustos: Ichikawa CLUB GIO  

    ⑨ 堕天使  〒158  Tokyo, Setagaya-ku, Todoroki 6-21-9 
    Grand Excel Jiyugaoka 309  03-5707-0244 [Yamazaki] 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 02-03.10.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.09.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • JUN (LADIES ROOM) & Shinya (LUNA SEA)  | Fool’s Mate | 09.93

    Davul Oturumu & Sohbet Canlı Performansı 

    JUN (LADIES ROOM) & Shinya (LUNA SEA) 

    DARAMA of DRUMS 

    Rapor: Hideaki Hazumi 
    Fotoğraflar: Hitoshi Katō 

    Davul semineri gibi biraz ciddi görünebilecek bir içerik olmasına 
    rağmen, ikilinin kendi karakterlerini yansıtan anlaşılır davul 
    anlatımları ve esprileri sayesinde salon coşkulu alkışlar ve 
    çığlıklarla dolup taştı! 

    30 Mayıs’ta Ginza’daki Yamano Müzik Mağazası’nda, LADIES ROOM’dan JUN ve LUNA SEA’den Shinya gibi sahnenin 
    iki önde gelen davulcusunun katılımıyla gerçekleştirilen Davul 
    Oturumu & Sohbet Canlı Performansının 
    nasıl geçtiğine göz atıyoruz. 

    LADIES ROOM’dan JUN ve LUNA SEA’den Shinya, günümüzün 
    yetenekli davulcularından ikisi olarak, 30 Mayıs’ta Tokyo’nun 
    Ginza semtindeki Yamano Müzik Mağazası’nda “Davul Oturumu & 
    Seminer” adlı eğitici bir etkinlik gerçekleştirdi. İkilinin o dönemdeki 
    popülaritesini yansıtır şekilde salon kız hayranlarla tıklım tıklım 
    dolmuştu; arka sıralardan sahneyi görmek için boyunuzu uzatsanızbile sahneyi görmek neredeyse mümkün değildi. Hatta salonun dışında, içeri giremeyen pek çok kişi de vardı. 

    Sahnenin ortasına Yamaha’nın POWER V SPECIAL adlı sade 
    bir seti yerleştirilmiş, ikilinin ana davul setleri ise sahnenin 
    iki yanına kurulmuştu. Etkinliğin amaçlarından biri, 
    böylesine standart bir davul setiyle bile onların çıkardığı sese 
    mümkün olduğunca yakın bir ses elde edilebileceğini göstermekti. Üstelik davul başlıklarının tamamında hazır, standart ürünler 
    kullanılacaktı. 

    Nihayet ikili sahneye çıktı ve çıkar çıkmaz güçlü bir tezahürat 
    yükseldi. Ardından hiç bekletmeden iki davullu bir solo 
    performansına başladılar. İkilinin performansını böylesine 
    yakından izleyebilmek başlı başına ilgi çekiciydi. Üstelik 
    profesyoneller tarafından akort edildiğinde, setler şaşırtıcı biçimde profesyonel ekipmanların çıkardığı sese yaklaşıyordu. Eğer önceden bununla ilgili bilgi verilmemiş olsaydı, aradaki farkı 
    neredeyse anlayamayacağınızı düşünüyorum. 

    Ardından kendi tanıtımlarını yapan ikili, kullandıkları ekipmanları 
    espriler eşliğinde açıklayarak salonu daha da coşturdu. 
    Anlaşılan o ki, Extasy çıkışlı davulcular arasında 
    “oyuncu” ruhlu olanların sayısı hayli fazla. 

    Daha sonra sunucunun da katılımıyla; davulla nasıl tanıştıkları, 
    etkilendikleri davulcular, sevdikleri davul kalıpları ve akort tercihleri gibi konuları, zaman zaman gerçekten çalarak anlattılar. 
    Özellikle davul başlıkları ve trigger sistemleri hakkındaki açıklamalarıhem anlaşılır hem de oldukça öğreticiydi. 

    Ardından, etkinliğe gelenlerin önceden doldurduğu anketlerde yer alan soruları yanıtladıkları bölüme geçildi. Elbette soruların tamamı davulla ilgiliydi. Sorular, oldukça ileri düzey teknik konulardan yeni 
    başlayanların sorabileceği temel sorulara kadar uzanıyor; kadınlı 
    erkekli, oldukça geniş bir katılımcı kitlesinin farklı düzeylerdeki 
    meraklarını yansıtıyordu. 

    Ancak ikili, soruların her birine büyük bir özen ve sabırla cevap verdi.Davulun cazibesini başkalarına anlatmaktan ve davulu daha geniş 
    kitlelere tanıtmaktan duydukları büyük mutluluk, yüzlerindeki 
    neşeli ifadeden açıkça belli oluyordu. Bu hâlleri gerçekten çok etkileyiciydi. 

    Son olarak oldukça uzun bir iki davullu ortak performans 
    gerçekleştirdiler ve, 

    “Fırsatımız olursa bunu yine yapmak isteriz.”

    sözlerini bırakarak bu etkinliği sonlandırdılar. 

    (Etkinliğin ardından davul başlıkları ve trampetlerin satışının 
    yapıldığı bir imza etkinliği gibi çeşitli etkinlikler de düzenlenmiş.) 

    Daha sonra JUN’un önerisiyle, bu tür davul semineri etkinliklerinin 
    dergi sayfalarında da sürekli bir köşe olarak devam ettirilmesine 
    karar verildi. Okurlardan geniş kapsamlı şekilde sorular toplanacak. Ayrıntılar için aşağıdaki duyuruya göz atabilirsiniz. 

    Yeni Seri Başlıyor!! 

    JUN & Shinya 

    30 Mayıs’ta Ginza’daki Yamano Müzik Mağazası’nda büyük ilgi 
    gören bu seminerin ardından, dergimizde de ikilinin yer alacağı 
    yeni bir seri başlatılmasına karar verildi. 

    Bu nedenle siz değerli okurlarımızdan davulla ilgili sorularınızı 
    bekliyoruz. 

    Teknik konulardan zihinsel ve psikolojik konulara kadar; başlangıç 
    seviyesinden ileri seviyeye, hatta hiç davul deneyimi olmayanlara 
    kadar, davulla ilgili her türlü soru kabul edilecektir. 

    JUN ve Shinya, sorularınızı dergi sayfalarında nazik ve ayrıntılı bir 
    şekilde yanıtlayacaklar! 

    Sorularınızı, 

    “JUN & Shinya’ya Soru” 

    ibaresiyle birlikte dergimizin editörlüğüne gönderin. Bekliyoruz! 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 09.09.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.09.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • Ladies Room | Fool’s Mate | 09.93

    after THE LIVE 

    Ladies Room, 
    şu an deşarj modunda mı!? 

    1993 yılının 8 Mayıs’ında gerçekleştirilen, 
    adeta festival coşkusuyla geçen Nippon
    Budokan “THE LIVE” konseri büyük bir 
    başarıyla sona erdi. Heyecanı hâlâ 
    dinmemişken, ülke çapındaki KIDS için 
    21 Ağustos’ta konser videosunun 
    yayımlanacağı da resmen kesinleşti. 

    İşte tam bu dönemde Ladies Room 
    ile bir araya geldik. 

    Bu kez dört üyenin birlikte katıldığı, sohbet 
    havasında geçen bir grup röportajı 
    gerçekleştirdik. Enerjileri yüksek mi, 
    düşük mü belli olmayan; ince ama yerinde 
    esprilerle dolu bu keyifli sohbette,
    hem çıkacak konser videosunu hem de
    son zamanlarda neler yaptıklarını anlattılar. 

    Röportaj & Derleme: Kazumi Kanoh 
    Fotoğraf: Osamu Nagahama 
    Fotoğraf Temini: Ki/oon Sony Records 

    𒀸 Budokan’dan sonra neler yaptınız? 

    JUN: Uzun bir kaçak hayatı yaşıyordum… 

    GEORGE: Demek kaçıyordun ha. Ben de o sırada JUN’un yüzünü hiç görmedim. 

    𒀸 Peki grup olarak neler yapıyordunuz? 

    GEORGE: Açıkçası pek bir şey yapmıyorduk. 
    Hepimiz sanki enerjimizi boşaltıyorduk. 

    HYAKUTARŌ: Enerji boşaltıp ne yapacaksın?
    (gülüyor) 

    NAO: Asıl şarj olmanız gerekmiyor muydu? 
    Tatilde deşarj olmuşsunuz resmen.
    (gülüyor) 

    GEORGE: Herkes bir yerlerde enerjisini 
    boşaltıyordu işte. (gülüyor) 

    𒀸 Budokan konserinin videosu yayımlanacak.
    O günkü sahne geriye dönüp baktığınızda 
    size nasıl görünüyor? 

    HYAKUTARŌ: Geçmişteki biz de, gelecekteki 
    biz de bizim rakibimiz. Benim aklımda olan tek 
    şey onları sürekli geride bırakmak, baby. 

    GEORGE: (gülüyor) İşte Hyakutarō stili… 

    NAO: Buraya “kahkahalar” diye yaz. 

    HYAKUTARŌ: Biz hep bugünü yaşayan 
    insanlarız. O yüzden benim için 
    geçmiş de, gelecek de rakip! 

    NAO: Yanına “gülüyor” yazmayı unutma. 

    JUN: Yok, “Burada gülünecek.” diye yaz. 

    GEORGE: O daha iyiymiş. 

    JUN: Bundan sonra bizim röportajlarda hep
    “Burada gülünecek.” yazın.
    “gülüyor” yazmayın. 

    GEORGE: Aynen öyle. Garip olan zaten 
    biziz. O zaman sadece bir işaret koyup 
    dipnota “Burada gülünecek.” yazın. 

    JUN: Hatta “Burada büyük kahkaha”,
    “Burada hafif gülüş” falan diye 
    çeşitlendirebilirsiniz. 

    NAO: “gülüyor” ifadesini de küçük, 
    orta ve büyük diye ayırın. 

    GEORGE: Ama bugün ben beyzbol oynayıp 
    geldim. Yoruldum, enerjim biraz düşük. 

    HYAKUTARŌ: Yok canım, gayet yükseksin.
    (gülüyor) 

    GEORGE: Ama konser gerçekten harikaydı. 
    Gelemeyenler de videoyu izleyip o 
    atmosferi hissedebilir. 

    HYAKUTARŌ: Ama bu, Budokan konserini 
    olduğu gibi kaydeden sıradan bir konser 
    videosu değil. Elbette sahnedeki 
    performanslar varama kurgu tarafında da 
    epey emek harcandı. İzleyince 
    anlayacaksınız; Budokan’da bulunanlar 
    bile yeniden keyifle izleyebilecek, baby. 

    𒀸 Başta ve sonda yabancı bir kadının 
    yer aldığı, film sahnesini andıran 
    bölümler vardı… 

    GEORGE: O kısmı NAO anlatsın. 

    NAO: Hatta “Asıl çekmek istediğimiz 
    şey buydu.” diye söylentiler bile çıktı.
    (gülüyor) Ama o fikir aslında yönetmene 
    aitti. Eğlenceli olacağını düşündük… 
    Gerçi bu kadar zahmetli olacağını hiç 
    tahmin etmemiştim. 

    HYAKUTARŌ: Böyle sahnelerin yer alması bile 
    bunun sıradan bir konser videosu olmadığını 
    gösteriyor. Ben artık yaptığımız işleri 
    uzun uzun açıklamayı sevmiyorum. 
    Önceki albümde de aynıydı. İzleyin, dinleyin 
    ve nasıl hissediyorsanız öyle kabul edin. 
    Gerisi size kalmış. Bence tek 
    söyleyebileceğim şey, ilginç bir iş olduğu. 

    NAO: Evet, alışılmış konser videolarından 
    biraz farklı bir çalışma oldu. 

    GEORGE: Bir de NAO’nun kendinden 
    geçmiş yüzünü öyle güzel 
    göstermişler ki, herkes sonunda 
    ikna olacaktır. 

    NAO: Sanki sen farklısın!
    Ama şunu da yazın; sakın kare kare 
    ileri sararak izlemeyin. (gülüyor) 

    GEORGE: Aynen. Baştan sona tek seferde 
    izlenmesi gereken bir video.
    Etkisini ancak öyle hissedebilirsiniz. 

    JUN: Duygulandırırken bir yandan da 
    güldüren bir iş olmuş. 

    HYAKUTARŌ: Ben o kadar da 
    duygulandırdığını düşünmüyorum.
    (gülüyor) Şarkıları yeniden kaydetmedik;
    her şey olduğu gibi bırakıldı.
    Ama her şeyi olduğu gibi koyarsan da 
    ortaya sadece bir kayıt çıkar. Biz asıl,
    o gerçekliğin içine nasıl biraz kurgu 
    katabiliriz diye düşündük.
    O yüzden ruh hâli açısından da biraz Twin
    Peaks havasında ince ince işlendi. (gülüyor) 

    𒀸 Şarkı seçimlerini nasıl yaptınız? 

    HYAKUTARŌ: Epey düşündük.
    “HOT LADY” gibi eski şarkıları mutlaka 
    koymak istiyorduk. Budokan’da onları 
    çalmak, bir bakıma 
    “İşte biz buyuz.” demekti. 

    𒀸 Sonunda bu yedi şarkıya karar vermenizin 
    özel bir nedeni var mıydı? 

    HYAKUTARŌ: Yedi şarkı olmasına rağmen, 
    sanki yirmi şarkılık bir konser izlemişsiniz 
    hissini vermek istedik. Bunu uzun uzun 
    konuştuk. Sonunda “Tam gaz gidelim.” dedik.
    Ama yine de ortaya, yirmi şarkılık bir konserin 
    yoğunluğunu taşıyan bir video çıktı diye 
    düşünüyorum. 

    Single parçaları ekleseydik iş biraz ticari 
    görünürdü. Bu yüzden özellikle 
    “GET LOST”u çıkardık. 

    NAO: Onun yerine “GET DOWN” girdi… 
    Gerçi bunun konuyla pek ilgisi yok.
    (gülüyor) 

    GEORGE: (Kahkahalar) Ama ne demek 
    istediğimizi anlamışsınızdır herhalde.
    (gülüyor) 

    𒀸 Videoda seyircileri de sık sık görüyoruz.
    Konser sırasında onların yüzlerini sahneden 
    seçebiliyor muydunuz? 

    GEORGE: Görebiliyordum. 

    NAO: Ben hiç göremiyorum. 

    JUN: Ben görebiliyordum. 

    HYAKUTARŌ: Ben de göremiyorum. 

    NAO: Ben gerçekten hiç göremiyorum. 

    JUN: Yüzlerini seçemiyordum tabii ama… 

    GEORGE: En arkadaki üçüncü balkonun 
    son sıralarına kadar görmek mümkün değil 
    elbette. Ama ben genelde seyirciyi izlerim. 
    Onları gaza getiririm. Karşılığında tepki 
    alamayınca da sinirlenirim. 

    HYAKUTARŌ: Ben hiç göremiyorum.
    Hatta bazen çalarken aklımdan,
    “Ya önümde aslında kimse yoksa?” diye 
    geçiriyorum. Konser salonlarında bazen 
    boş kalan bölümler olur ya… 
    Işıklar yüzünden oraları seçemiyorum.
    Bu yüzden seyirciyi coşturmaya çalışırken,
    “Ya tam o tarafa bakıp sesleniyorsam 
    ve orada kimse yoksa?” diye düşündüğüm 
    oluyor. (gülüyor) 
    Galiba sandığınızdan daha soğukkanlı biriyim. 

    𒀸 NAO, sen özellikle bakmamayı mı tercih 
    ediyorsun? Yoksa gözlerin mi 
    pek iyi değil? 

    NAO: O da var ama… Ben biraz yerimde 
    duramıyorum. Sürekli etrafa bakıyorum. 

    HYAKUTARŌ: Onunki böcek gözü gibi işte. 
    Aynı anda çok fazla şey görüyor. İnsan çok 
    olunca hepsi birbirine karışıyor, sonunda 
    hiçbirini seçemiyor. 

    NAO: Demek gitarı da o yüzden yanlış 
    çalıyorum. (gülüyor) 

    𒀸 Videoya daha fazla şarkı koymayı hiç 
    düşünmediniz mi? 

    HYAKUTARŌ: Budokan’da olabildiğince çok 
    insana ulaşmak gibi bir düşüncemiz vardı 
    ve bence video da aynı fikri sürdürüyor. 

    Şarkı sayısı fazla olursa insanlar bazı bölümleri 
    atlayabilir. Bunu istemedik. Daha kısa 
    olursa herkes sonuna kadar dikkatini 
    kaybetmeden izleyebilir diye düşündük.
    Bu yüzden yaklaşık kırk beş dakikalık 
    bir çalışma oldu. 

    Elbette her şeyi göstermek de mümkündü 
    ama Budokan’daki asıl amacımız mümkün 
    olduğunca çok insanla aynı heyecanı 
    paylaşmaktı. 

    GEORGE: Canlı performans sonuçta canlıdır. 
    Budokan’a gelenlerle birlikte yaşadığımız 
    heyecanı hiçbir video tam olarak 
    veremez. Görüntü ne kadar iyi olursa 
    olsun, aynı duygu oluşmaz. 

    O gece biz de seyirci de birlikte bir şey 
    yarattık. Herkes farklı bir şey hissetti.
    Videoyla bunu birebir yeniden yaşatamazsın. 

    Biz de konseri çok başarılı buluyorduk. 
    Tabii küçük eksikleri vardı ama bütünüyle 
    bakınca gerçekten etkileyici bir konserdi. 

    İşin doğrusu, o anı en başından sonuna 
    kadar tekrar tekrar izlemek istemiyoruz. 
    Çünkü o gece yakaladığımız duygunun 
    olduğu gibi kalmasını tercih ediyoruz. 

    İlk Nakano Kōkaidō konser videosunu 
    çıkardığımızda da aynı şeyi söylemiştim. 

    “İyi bir konseri geriye dönüp 
    izlemek istemiyoruz.” 

    Eğer videoyu sadece “Siz de bizim 
    hissettiğimizi hissedin.” diye yayımlarsak, 
    bu zaten konsere gelen insanların 
    yaşadıklarıyla yarışamaz. 

    Bu yüzden farklı kamera açıları kullandık, 
    görüntüleri değişik biçimlerde kurguladık. 
    Aynı konseri başka bir bakış açısından 
    izletebilmek istedik. 

    Konseri olduğu gibi kaydetseydik, 
    ortaya sadece bir kayıt çıkardı. 

    HYAKUTARŌ: Aynen öyle. 
    Konseri olduğu gibi kaydetmek, sanki önemli 
    olanın sadece Budokan’da çalmış olmamız 
    olduğunu düşündürürdü. 
    Ama bizim için önemli olan Budokan değil. 
    Önemli olan, Budokan’a çıkarken taşıdığımız 
    düşünceydi. Video da aslında o 
    düşüncenin devamı. Yani bizim için 
    “Budokan”ın kendisi o kadar 
    önemli değil. 

    GEORGE: Biz hep söylüyoruz. 
    İster Budokan olsun, ister Rokumeikan… 
    Sahneye çıktığımızda biz yine aynı grubuz. 
    Bu videoyla da bunu göstermek istedik. 

    𒀸 Son olarak videoya özel olarak eklenen 
    yeni bir şarkı da var. 

    GEORGE: Çünkü bu sıradan bir konser 
    videosu değil. Yeni bir şarkıyı ilk kez bir 
    konser videosunda tanıtmak çok sık 
    rastlanan bir şey değildir. 

    HYAKUTARŌ: Bu bizim dinleyicilerimize 
    küçük bir hediyemiz. “Rain in my heart”, 
    Budokan’a gelen herkes için hazırlanmış 
    özel bir armağan gibi.
    O görüntülerde yer alanlar da şanslı 
    sayılır. Gazeteye çıkanlar ise pek şanslı 
    değildi. (gülüyor) 

    Şunu da yazın; gazeteyi biz çıkarmadık!
    Bizim yüzümüzden olmadı!
    Hatta o olay yüzünden kırmızı kart
    bile gördük. 

    𒀸 O son şarkı için özel kayıt da yaptınız. 

    GEORGE: Sırf onun için stüdyoya girdik.
    NAO da epey uğraştı. Gitarları neredeyse 
    yirmi beş kat üst üste kaydetti. 

    NAO: İşimiz sabaha karşı altıya kadar sürdü. 

    HYAKUTARŌ: Ben de uzun zamandır ilk kez 
    vokal kaydında bu kadar zorlandım. 

    GEORGE: (kahkahalar) 
    Video çekimleri de oldukça zahmetliydi.
    Bir mekânı bütün günlüğüne kiraladık. 
    Sabahın köründe toplandık. 
    Herkes saçını yaptırdı. Set kuruldu. 
    Gerçekten yorucu bir gündü. 

    𒀸 Klibin fikri kime aitti? 

    HYAKUTARŌ: Bir gün yemek yerken, 
    “Bunu yapalım.” diye ortaya ben attım. 

    JUN: Sonrası zaten kendiliğinden gelişti. 
    Fikir büyüdü… Sonunda bugünkü hâline 
    geldi. 

    HYAKUTARŌ: Bir de şu var… 
    Videoyu alan herkes sözlere de mutlaka 
    baksın. Şarkı sözlerini okumadan geçmeyin. 

    GEORGE: Benim aksiyon sahnelerimi de
    iyi izleyin. Sigarayı fırlatıp attığım çok 
    havalı bir sahnem var. Onu kaçırmayın. 
    Bir de JUNK’un final sahnesi… 
    Gerçekten çok karizmatik oldu. 

    𒀸 Bu şarkı fanların uzun zamandır 
    beklediği bir parçaydı. 

    HYAKUTARŌ: Evet. Eskiden beri bu şarkıyı 
    hemen anlayanlar da vardı… 
    Hiç anlamayanlar da. Sanırım bu sefer 
    anlamayanların sayısı daha fazla olacak.
    (gülüyor) 

    GEORGE: Evet… Gerçekten öyle olabilir. 

    𒀸 Peki başlığını artık açıklayabilir misiniz? 

    HYAKUTARŌ: Tabii. 

    GEORGE: Neydi ya… 
    “Hoplayıp Zıplayalım” falan değildi… 

    HYAKUTARŌ: (gülüyor) 
    “SWAPPING PARTY ’93 — Aşk Kapışması 
    ~ Bu Gece Başına Yıldırım Düşebilir…
    Version” Bu başlığı bulana kadar 
    gerçekten çok uğraştık. 

    𒀸 Peki ya sözleri? 

    HYAKUTARŌ: Onlar daha da zordu. Herkes 
    “Böyle olsun.” “Hayır, şöyle olsun.” 
    diye konuşuyordu. Telefonlar durmadan 
    çalıyordu. Uzun zaman sonra gerçekten 
    uğraşarak yazdığım sözler oldu. 

    (Herkes güler.) 

    Aslında yeni açılan Filipinler’deki stüdyoda 
    kaydetmeyi planlıyorduk. 

    NAO: Hayır hayır… Öyle bir plan yoktu.
    (gülüyor) 

    HYAKUTARŌ: Ama sözler yetişmeyince 
    bütün plan iptal oldu. Artık bir dahaki kaydı 
    Antarktika’da yaparız. 

    (Buraya “Herkes geri çekilir.” diye yazın.) 

    NAO: İşte şimdi gerçekten buz kestim. 

    𒀸 Pek çok kişi Budokan’ı grubunuz için 
    bir dönüm noktası olarak görüyor. 
    Sizin için de öyle miydi? 

    HYAKUTARŌ: Bizim için hiçbir zaman
    “dönüm noktası” diye bir şey olmadı. 

    GEORGE: Daha yolun başındayız. 
    Bundan çok daha fazlasını yapacağız. 
    Benim seviyeme ulaşmaları için daha 
    çok çalışmaları lazım. 

    𒀸 (Kısa bir sessizlik…) 
    Kimse bir şey demeyecek mi? 

    HYAKUTARŌ: Buraya “Herkes donup 
    kaldı.” yazın. (gülüyor) 

    GEORGE: Yok yok… “Burada 
    afallanılacak.” diye yazın. 

    𒀸 Peki NAO ve JUN siz ne 
    düşünüyorsunuz? 

    NAO: Ben de aynı fikirdeyim. 

    JUN: Buraya sadece “Başını sallıyor.” yazın. 

    𒀸 Şu sıralar yeni şarkılar üzerinde 
    çalışıyor musunuz? 

    GEORGE: Hiçbir şey yapmıyoruz. 
    Sadece beyzbol oynuyoruz. 

    𒀸 Sonbaharda yeni bir single çıkacağı 
    konuşuluyor. 

    HYAKUTARŌ: Şu an “yeni şarkı yazıyoruz” 
    diyebileceğimiz bir durum yok. Şimdilik 
    sadece dört kişi bir araya gelip fikir 
    alışverişi yapıyoruz. Hepimizin aklında 
    farklı şeyler var. Bunların hepsini yapmak 
    zorunda değiliz. Önemli olan, sonunda 
    birbirimizle uyum sağlayabilmek. 
    Tıpkı Piccolo ile Gohan gibi. 

    𒀸 Dragon Ball’dan mı bahsediyorsunuz? 

    GEORGE: Hani Piccolo ölürken, 
    “Benimle gerçekten konuşan 
    tek kişi sendin…” deyip gözyaşı döküyor ya… 

    JUN & NAO: Hiçbir şey anlamadık.
    (gülüyor) 

    HYAKUTARŌ: Şarkı yazmaya başlamadan 
    önce her zaman böyle oluyor. Belki de 
    yarın aniden oturup yeni bir şarkı yapmaya 
    başlarız. Biz hiçbir şeyi önceden planlayan 
    bir grup değiliz. 

    GEORGE: Zaten planlasan da işler hiçbir 
    zaman düşündüğün gibi gitmiyor. 

    𒀸 Yani yeni single’ın nasıl olacağı 
    henüz belli değil. 

    GEORGE: Aynen öyle. 

    HYAKUTARŌ: Gerçi yapmaya karar verirsek 
    yarım günde bile bitiririz. 
    Ha… 
    Bu arada… 
    Bir sonraki single’ın adını az önce buldum. 
    “Yume with YOU” — Honjō Misako
    Version. (gülüyor) 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 14.09.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 27.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • L’Arc~en~Ciel | Fool’s Mate | 09.93

    Gizli Bir Diğer Hikâye 

    Haziran ile temmuz ayları arasında 
    düzenlenen “Close by DUNE” 
    turnesi kapsamında ülke genelinde 
    10 şehirde sahne alan L’Arc~en~Ciel. 

    Bu kez, DUNE albümünün şiirsel dünyasını 
    yansıtmak amacıyla, şarkıya dönüşmeyen 
    anlarda bile sound’un atmosferini 
    renklendiren vokalist Hyde’ın sesine 
    kulak veriyoruz. 

    Röportaj ve metin: Kazumi Kanoh
    Fotoğraflar: Yousuke Komatsu

    𒀸 Grupta vokalist olmayı seçmenizin 
    sebebi neydi? 

    Başlangıçta gitarist olmayı hedefliyordum 
    ama tesadüfen henüz vokalisti olmayan 
    bir grup kurduk. O sırada iyi bir vokalist 
    bulamayınca, “Ben bir deneyeyim,” 
    dedim ve şarkı söylemeye başladım.
    Sonra da kendimi kaptırdım. O an,
    “Sanırım benim yolum buymuş,” 
    diye düşündüm. 

    𒀸 Şiir yazmaya ne zaman başladınız? 

    Şarkı söylemeye başladıktan sonra.
    Yaklaşık dört yıl önce. Ondan önce de 
    bir şeyler üretmeyi seviyordum ama 
    şiire pek ilgi duymuyordum. 

    𒀸 Yazdıklarınız roman ya da kompozisyon 
    gibi şeyler miydi? 

    Evet, öyle şeyler.
    Daha çok hikâyeler yazıyordum. 

    𒀸 Şiir yazmaya başladıktan sonra ilhamınızı 
    nereden almaya başladınız? 

    İlk başlarda, Amerikalıların şiirleri Japoncaya 
    çevrildiğinde bana göre çoğu ifade fazlasıyla 
    süslü geliyordu. Mesela Japonların Amerikan 
    rock’n’roll’u yapıp yazdığı sözlere bakınca,
    “Bunu gerçekten bir Japon düşünmüş 
    olamaz,” diye hissediyordum.

    O sıralar ben de rock’n’roll tarzı müzik 
    yapıyordum. Kafamdaki ilk düşünce, bunu 
    Japoncada nasıl doğal ama yine de havalı 
    bir şekilde ifade edebileceğimdi. 

    Abartıya kaçmadan, ama yine de
    Amerikan havasını taşıyan sözler 
    yazmak istiyordum. 

    Kendime hemen sınırlar koyan bir yapım 
    vardı. “Bu olmaz,” “Şunu sevmiyorum,” 
    diye düşünüp duruyordum. Uzun süre de
    hep böyle çalıştım; sevmediğim şeylerden 
    kaçınıp başka bir yol bulmaya çalışmak 
    zamanla doğal bir alışkanlığım hâline geldi. 

    𒀸 İlk yazdığınız şiirler, şimdiki 
    yazdıklarınızdan tamamen farklı mıydı? 

    Evet, tamamen farklıydı. O zamanlar 
    benim için sadece bir hikâyeydi.Kendi 
    duygularımla hiçbir ilgisi yoktu; tek 
    istediğim ilginç bir hikâye anlatmaktı. 
    İnsanların da “Ne ilginçmiş,” ya da
    “Ne kadar havalı,” hatta “Bakış açısı 
    epey farklıymış,” demesi hoşuma 
    gidiyordu. 

    𒀸 “İlginç” derken tam olarak neyi 
    kastediyorsunuz? 

    Mesela tipik rock sözlerinde insanlar kendi 
    Amerika’daki yaşamlarınıtemel alır ya…
    Ben öyle yapmak istemiyordum. Daha 
    çok Amerikan romanlarında karşına çıkacak 
    türden, bir çocuğun gözünden yazılmış 
    şiirler gibi; içinde güçlü bir hikâye duygusu 
    taşıyan şeyler yazıyordum. 

    𒀸 Yani masal ya da fantaziye yakın 
    şeyler mi? 

    Evet, öyle şeyler de yazıyordum… Ama o 
    zamanlar benim için önemli olan tek şey 
    hikâyenin ilginç olmasıydı. Kendi 
    düşüncelerime uymasa bile, içerik ilgi 
    çekiciyse yeterdi. Ama şimdi durum farklı.
    Aklıma çok ilginç bir fikir gelse bile, kendi 
    hayatıma daha yakın olanı tercih ediyorum. 
    Çok daha sıradan olsa bile, gerçek olanı 
    yazıyorum. 

    𒀸 “DUNE”un sözleri oldukça hikâye odaklı 
    görünüyor. Şiirden çok, sanki bir dramın 
    içinden alınmış sahneler gibi… 

    Aslında “DUNE”daki sözler, L’Arc~en~Ciel’in 
    oldukça erken döneminde yazılmış şeylerdi. 
    Orada yaptığım, gerçek hayatta hissettiğim 
    dünyayı metaforlar aracılığıyla daha güzel 
    bir biçimde anlatmaktı. 

    𒀸 Yani bunun arkasında daha sert bir 
    gerçeklik yatıyor. 

    Evet. Aslında bana çok yakın şeyler bunlar.
    Şimdi dönüp baktığımda, keşke o hissi biraz 
    daha iyi yansıtabilseymişim diye 
    düşünüyorum. Sonuçta tamamen kurmaca 
    bir hikâye değildi. 

    𒀸 Peki bu içsel gerçeklik zihninizde 
    ne zaman şekilleniyor? 

    Şarkıyı dinlediğim anda. Grubun üyelerinden 
    biri şarkının temelini getiriyor, sonra hep 
    birlikte doğaçlama çalmaya başlıyoruz.
    O anda aklıma bir fikir gelmese bile ben
    de üzerine doğaçlama melodiler ekliyorum. 
    Şarkının atmosferi yavaş yavaş oluşmaya 
    başlayınca düzenlemeler de genişliyor. 

    Mesela “Dune”da müzik bana uçsuz 
    bucaksız bir çöl hissi veriyordu. Şarkıyı 
    dinlediğimde zihnimde görüntüler oluşuyor.
    Sonra o görüntüleri, kendi geçmişim ve 
    geleceğimle ilişkilendirdiğim bir hikâyeyle 
    birleştiriyorum. 

    𒀸 Peki, “gerçeklik” dediğiniz şey 
    tam olarak ne? 

    Geçenlerde kendi kendime,”Gerçeklik 
    dediğimiz şey aslında nedir?”diye 
    düşündüm. Sonra aklıma şu geldi:
    Belki de benim şiirlerim geçmişi, bugünü 
    ve geleceği anlatıyor. Ama yazıya 
    döküldüğü anda hepsi geçmişe 
    dönüşüyor. O an için gerçek olsa bile, 
    yazıldıktan sonra artık geçmiş 
    oluyor… Gerçi bunları öyle derin derin 
    düşündüğüm de yok. 

    𒀸 Peki ya geleceğe bakışınız? 

    Daha çok hayal kurmak gibi…
    “Eğer burada böyle olursa, 
    sonrasında ne olur?” diye düşünmek 
    benim geleceğe bakışım aslında. 

    Şiir yazarken de aynı şekilde düşünüyorum. 
    Mesela bas gitaristimiz Tetsu bazen,
    “Ben bu şarkıyı böyle hayal ediyorum,” diyor.
    Ama benim geçmişimde buna benzer bir 
    deneyim yoksa, bu kez onu geleceğe 
    taşıyorum.
    “Ya ileride böyle bir şey yaşarsam?” 
    diye hayal ediyorum. 

    İşte o zaman hem durumlar hem de 
    kurduğum dünya genişlemeye başlıyor 
    ve şiir yazmak çok daha kolay geliyor. 
    Sonunda bütün bunları kendimle 
    ilişkilendiriyorum. 

    𒀸 İlginç… Ben şiirlerinizi daha çok 
    üçüncü bir kişinin gözünden yazdığınızı 
    düşünüyordum. 

    Belki de gelecek söz konusu olduğunda 
    gerçekten üçüncü bir kişi oluyorumdur. 
    Kafamda canlandırdığım kişi benmişim gibi 
    geliyor ama belki de aslında Tetsu’dur. 
    Yine de önce kendime uyarlayarak 
    düşünmeye çalışıyorum. Çünkü böyle 
    olunca içinde bulunduğu durumu anlamak 
    daha kolay oluyor. 
    Sonra da gözlerimi kapatıp 
    gelecekteki kendimi hayal ediyorum. 

    𒀸 Kelimeleri seçerken özellikle dikkat 
    ettiğiniz şeyler var mı? 

    Diyelim ki iki kelime arasında seçim yapmam 
    gerekiyor; o zaman elimden geldiğince 
    zihnimdeki görüntüye en uygun olanı 
    seçmeye çalışıyorum.  Ama eskisi kadar 
    takıldığım söylenemez. 

    𒀸 Eskiden neye takılırdınız? 

    İnsanların günlük hayatta kullandığı 
    kelimelerden mümkün olduğunca uzak 
    durmaya çalışırdım. Mesela “aşk”, “sevgi” 
    ya da “şehir” gibi…  Ama DUNE’da ilk kez 
    bu kelimeleri kullandım. 
    Çünkü bu kez gerçekten içimden öyle geldi. 

    𒀸 Başkalarının kullandığı kelimelerden 
    kaçınmanızın sebebi özgün olmak mıydı? 

    Hayır. İçim öyle istemiyordu. Mesela “aşk”… 
    Hayatım boyunca pek kimseye âşık olmadım. 
    Bu yüzden hep, “İnsanlar gerçekten 
    durmadan aşktan, sevgiden bahsediyor 
    olabilir mi?” diye düşünürdüm. 

    Böyle olunca da o kelimeleri doğal olarak 
    daha az kullanıyordum. Üstelik bana hiç 
    havalı da gelmiyorlardı; o yüzden 
    kendiliğinden uzak duruyordum. 

    𒀸 Şiirlerinizin bir mesaj taşımasını 
    önemsiyor musunuz? 

    İnsanların en azından o manzarayı,
    o atmosferi hissedebilmesini 
    istiyorum ama… 

    𒀸 Eğer karşınızdaki kişinin sizinle aynı 
    duyguyu paylaşmasını istiyorsanız, 
    bu da bir çeşit mesaj vermek istediğiniz 
    anlamına geliyor, değil mi? 

    Evet. Son zamanlarda gerçekten insanların 
    benimle aynı duyguyu paylaşmasını 
    istiyorum.  DUNE’daki sözlerin bazıları eski, 
    bazıları ise daha yeni. Yeni yazdıklarımda 
    insanların bana ortak olmasını istiyorum. 
    Sanırım doğal olmaya çalışmaya 
    başladığımdan beri, kendiliğinden bunu 
    istemeye başladım. 

    “As if in a dream” ile 
    “Ushinawareta Nagame” da bu 
    dönemde yazdığım sözler. 

    𒀸 Peki sizi değiştiren ne oldu? 

    Sanırım daha gerçekçi biri oldum. Eskiden 
    hikâyelerimde “Ben anlıyorsam yeter, 
    başkasının anlamasına gerek yok,” diye 
    özellikle düşünürdüm. 

    Ama zamanla bunun tamamen kendimi 
    tatmin etmekten ibaret olduğunu fark 
    ettim. Sonra da bunun aslında hiç havalı 
    olmadığını düşünmeye başladım. 

    𒀸 Bunu fark etmenizi sağlayan neydi? 

    Eskiden melodileri de uzun uzun düşünüp 
    oluşturuyordum. Gitar akorlarının pek çok 
    farklı seçeneği olduğu için melodileri de en 
    ince ayrıntısına kadar kuruyordum. Ama bir 
    noktada bunun bana hiç iyi hissettirmediğini 
    fark ettim. Sonra yeniden doğaçlama 
    melodiler söylemeye başladım. Ve işte o 
    melodiler bana gerçekten iyi hissettirdi. 

    Sanırım söz yazımında da değişim tam o 
    dönemde başladı. Kendiliğinden kulağa 
    hoş gelen kelimeleri aramaya başladım. 
    Giderek daha doğal yazıyordum. Kendi 
    başımdan geçmemiş olsa bile 
    anlayabileceğim duyguların peşine düştüm. 

    İnsanların da bunları hissedebilmesini 
    istedim. Artık sadece kendimi tatmin 
    etmek istemiyordum. 

    𒀸 Bugünkü söyleyiş tarzınız ne
    zaman oluştu? 

    Sanırım değiştiğimi ilk kez DUNE albümünü 
    hazırlarken hissettim. O albümde her şarkıyı 
    birbirinden tamamen ayrı düşünerek 
    çalıştım. Sanırım bu sayede kendi içimde 
    daha önce ortaya çıkmamış yönlerimi 
    keşfettim ve ifade biçimim de gelişti. Ondan 
    önce şarkı söylerken bu kadar sakin 
    değildim. Daha çok önüme ne çıkarsa öyle
    söylüyordum. Eskiden her şarkının söyleyiş 
    biçimini ayrıca düşünmezdim. 

    Ama artık kelimelerin taşıdığı duyguya göre 
    sesimin tonunu değiştirebiliyorum. Sadece 
    “üzgün şarkıysa üzgün söyle” ya da
    “sert şarkıysa sert söyle” değil… 
    Aynı cümlenin içindeki tek bir kelime bile 
    söyleyişimi değiştirebiliyor. 

    Artık sadece sesimi kullanarak bile duyguyu 
    aktarabileceğimi hissediyorum. Eskiden 
    “Sözlerin anlamı anlaşılırsa yeter,” diye 
    düşünürdüm. Şimdi ise sözler anlaşılmasa 
    bile sesimin taşıdığı duygu sayesinde 
    insanların bunu hissedebilmesini istiyorum. 

    Yabancı müzik dinlediğinizde de böyledir ya… 
    Bazen sözleri anlamazsınız ama şarkıcının 
    duygusu size geçer. 
    İşte ben de artık bunu hedefliyorum. 

    𒀸 Şu anda henüz yayımlanmamış 
    şiirleriniz var mı? 

    Yok. 

    𒀸 Demek ki yazdıklarınızı biriktiren biri değilsiniz. 

    Hayır. Sadece zihnimde doğal bir çekmece 
    oluştururum. Şarkıyı dinlediğimde o 
    çekmecenin kendiliğinden açılması yeterlidir. 

    𒀸 Bundan sonra özellikle yazmayı istediğiniz 
    bir konu var mı? 

    İdeallerime biraz daha yaklaşmak istiyorum. 
    Artık bana daha yakın şeyler yazmak 
    istiyorum. 

    𒀸 Yani şimdiye kadarki hikâye ağırlıklı 
    anlatımınızı geride bırakmayı mı 
    düşünüyorsunuz? 

    Evet. Hem dinlemesi kolay olacak… 
    Hem de kurduğum imgeyle uyumlu. 
    Ama aynı zamanda daha gerçek olacak. 

    𒀸 Şimdiye kadar yazdığınız şiirlere 
    baktığınızda, hepsini birleştiren ortak 
    bir tema görüyor musunuz? 

    Ne söylersem söyleyeyim… Dönüp dolaşıp 
    yine “sevgi” hakkında yazdığımı 
    düşünüyorum. Sanırım sonunda vardığım 
    yer hep orası oluyor. 

    𒀸 Son zamanlarda müzik dışında ilginizi 
    çeken başka bir şey var mı? 

    İnsanlara kendimi nasıl gösterebileceğimi 
    çok düşünüyorum. Dergi fotoğraflarında 
    bile L’Arc~en~Ciel’in dünyasını daha iyi 
    nasıl aktarabiliriz diye kafa yoruyorum. 
    Bir yandan da sahnede ulaşmak istediğim 
    ideal görüntüyü düşünüyorum. 

    𒀸 Ağustos ayında Power Station’da 
    vereceğiniz tek kişilik konser kesinleşti.
    Bu konser için hedefiniz ya da beklentiniz 
    nedir? 

    Ağustos’taki Power Station konserinde 
    insanların, o zamana kadar 
    ulaşabildiğimiz en olgun hâlimizi 
    görmesini istiyorum. 

    İfade biçimimizin de L’Arc~en~Ciel’e özgü 
    bir noktaya ulaşacağını düşünüyorum. 
    Umarım insanlar bunu hem görür 
    hem de hisseder. 

    𒀸 Şu anda turnedesiniz, değil mi? 

    Bu turnede, yapmak istediğim şeyin ilk 
    adımını atmayı planlıyorum. 
    Asıl istediğim, yapmak istediğim şeyi 
    gerçekleştirebilmemi sağlayacak o
    “anahtarı” bulmak. Kafamda nasıl 
    olması gerektiğine dair bir imaj var ama 
    bunu sahnede gerçekten hayata 
    geçirip geçiremeyeceğimi görmek 
    istiyorum. Belki başarısız olacağım,
    ama ideallerime yaklaşabilmek için bunu 
    denemem gerektiğini düşünüyorum. 

    𒀸 Bu, L’Arc~en~Ciel için… ya da senin için 
    oldukça köklü bir değişim sayılır mı? 

    Hyde olarak. 

    𒀸 Yani bugüne kadarki imajınızı yıkacak 
    kadar büyük bir değişim mi? 

    Ama dışarıdan bakanlar bunu fark 
    etmeyebilir. 

    𒀸 Bu daha çok kendi içinde yaşadığın bir 
    dönüşüm mü? 

    Evet. Turne boyunca bunu tamamen 
    başarabilsem bile, belki çevremdekiler 
    bunun farkına varmayacak.
    Ama sonrasında her şeyin bambaşka 
    bir hâl alacağına inanıyorum. 

    𒀸 Ağustos ayında Power Station’da 
    vereceğiniz tek kişilik konser de kesinleşti. 
    Bu konser için nasıl bir sahne ortaya 
    koymayı hedefliyorsunuz? 

    Turne boyunca, en azından idealime biraz 
    daha yaklaşabilmeyi… hatta mümkünse ona 
    ulaşabilmeyi istiyorum. 

    İnsanların da o zamana kadar ortaya çıkacak 
    hâlimizi görmesini isterim. İfade biçimimizin 
    de L’Arc~en~Ciel’e özgü bir noktaya 
    ulaşacağını düşünüyorum. 

    Bunu hem görmelerini hem de 
    hissetmelerini isterim. 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 01.10.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 27.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • Gargoyle | Fool’s Mate | 09.93

    THE OTHERSIDE OF GARGOYLE 

    Gargoyle’un Öteki Yüzü 

    “Gyanfurā” TOSHI’nin İçerden Raporu 
    ~Osaka Bölümü~ 

    Sonunda hayranların uzun zamandır 
    beklediği o “kural tanımaz hamle” 
    sahneye çıktı! 

    Şu sıralar GARGOYLE, Kakusei Meidō 
    turnesinin adeta bis gösterimi 
    sayılabilecek iki günlük konser 
    serisiyle sahnede. 

    Sadece konseri anlatmak sıkıcı olacağı için 
    bu kez yaklaşımı tamamen değiştirdik.
    Üstelik bu kez sahne arkasına bizzat grubun 
    bir üyesi giriyor ve içeriden özel bir rapor 
    hazırlıyor. 

    GARGOYLE’un bilinmeyen perde arkasını, 
    grubun dandy basçısı TOSHI mı ortaya 
    çıkaracak?! 

    Turne günlüğünün ardından gelen bu 
    kuralları hiçe sayan özel proje acaba ikinci 
    bölüme de kavuşacak mı? (gülüş) 

    1993.7.3–4 
    Osaka Shinsaibashi MUSE HALL 
    Fotoğraflar: Yoshio Fujita, Toshiyuki Sueyoshi 

    Son günlerde her gün nemli ve bunaltıcı 
    havalar devam ediyor. Bakalım sizler bu 
    günleri nasıl geçiriyorsunuz?
    Böyle dönemlerde insanın sağlığı kolayca 
    bozulabiliyor; lütfen kendinize dikkat edin. 

    Biraz uzun bir giriş oldu galiba. 
    Merhaba, ben GARGOYLE’un basçısı TOSHI. 
    Bizim son durumumuza gelince… 

    1 Mayıs’ta yayımlanan Tenron albümümüzle 
    birlikte çıktığımız Kakusei Meidō Turnesi 
    kapsamında ülkenin dört bir yanını dolaştık.
    (Gidemediğimiz bölgelerdeki 
    hayranlarımızdan özür dileriz!!) 

    Ve sonunda GARGOYLE’un o harika “beşinci 
    üyesi” ile yeniden buluşarak geri döndük. 

    Bu kez Fool’s Mate editörlerinin desteğiyle,
    3 ve 4 Temmuz tarihlerinde Osaka MUSE 
    HALL’de gerçekleşen konserimizin perde 
    arkasını ben, TOSHI, sizlere “Inside
    Report” başlığı altında aktaracağım. 

    Kısacası bildiğiniz sahne arkası 
    yazılarından biri… (gülüş) 

    Ama bu kez küçük bir fark var. 

    Bu raporu yazan kişi grubun bizzat bir üyesi 
    olduğu için, normalde görme şansınız 
    olmayan GARGOYLE’un perde arkasını sizlere 
    biraz daha farklı bir açıdan gösterebilirsem 
    ne mutlu bana. 

    Ee, lafı daha fazla uzatmadan başlayalım. 

    3 Temmuz 
    13:30 
    Osaka’daki bir otelin lobisinde KIBA,
    SHEJA ve ekip toplandı. (KATSUJI’nin ailesi 
    Osaka’da yaşadığı için o doğrudan MUSE 
    HALL’e gelecek.) 

    Osaka’ya her gelişimde aynı şeyi 
    düşünüyorum… 
    Bir zamanlar yaşadığım bu şehirde artık 
    otelde kalıyor olmak biraz hüzün 
    veriyor. (gülüş) 

    KIBA ile SHEJA’nın ikisi de hâlâ uykudan tam 
    ayılamamış, boş boş etrafa bakıyorlar. Gerçi 
    dürüst olmak gerekirse ben de onlardan 
    farklı değilim. 

    Çünkü otelin balo salonunda sabahın erken 
    saatlerinden beri süren bir eğlence vardı ve 
    karaoke sesleri odamıza kadar geliyordu. 

    Yeter artık ama!!! (sinir) 
    Neyse… 
    Moralimizi toplayıp MUSE HALL’e doğru 
    yola çıktık. 

    14:00 
    MUSE HALL’e vardığımızda kapının önünde 
    şimdiden çok sayıda hayran bekliyordu. 
    Herkes sevdiği üyeye bir mektup verebilmek 
    ya da birkaç kelime konuşabilmek için sabırla 
    bekliyordu. 

    Her zamanki gibi… 
    Gerçekten çok teşekkür ederiz. 
    Birazdan yine birlikte harika vakit geçireceğiz. 

    14:20 
    KATSUJI de sonunda geldi. 
    Ve tabii ki elinde yine abur cuburlar vardı.
    (Tam ona yakışır.) (gülüş) 

    Bu sırada ekipmanlar da salona taşınmaya 
    başladı. Burası teknik ekibin en yoğun 
    olduğu saatler. Peki biz ne yapıyoruz? 
    Normalde hayran mektuplarını okuyor ya da 
    kendi hâlimizde vakit geçiriyoruz. 
    Ama bugün ayrıca satış standında satılacak 
    ürünler için epey imza atmamız gerekiyor. 
    Sonrasında bugünkü set listesine son hâlini 
    veriyoruz ve artık tek beklediğimiz şey prova. 

    16:00 
    Prova başladı. Aslında prova konserin en 
    önemli bölümlerinden biri.Hatta konserin 
    nasıl geçeceğini belirlediğini söylesem 
    abartmış olmam. İstediğimiz tonu 
    yakalayamazsak ayarlarla uğraşıyoruz… 
    Gitarları değiştiriyoruz… 
    Zaman akıp gidiyor… Stres artıyor… 

    Bütün bunlar da doğrudan konsere yansıyor. 
    Neyse ki bugün hiçbir sorun yaşanmadı.
    (gülüş) Her şey sorunsuz ilerledi ve prova 
    başarıyla sona erdi. KATSUJI: “Bugün de 
    elimizden geleni yapacağız!!” 

    17:00 
    Prova da bitti. Artık konser saatini bekliyoruz. 
    Bu da KATSUJI’nin dört gözle beklediği yemek 
    vakti demek. Bugünkü menü tonkatsu 
    bentoymuş. “Tonkatsu” lafını duyar duymaz 
    bir üyemizin yüzü bir anda düştü.
    (gülüş) Ama başka seçenekler de olduğunu 
    öğrenince rahatladı. 

    KATSUJI ise, “Evde yemek yiyip geldim zaten… 
    Hafif olsun diye tavuk katsu bento 
    alırım.” deyince… KIBA hemen yapıştırdı: 
    “Neresi hafif onun be!” (gülüş) 

    Kulistekilerin hepsi aynı anda başını salladı. 
    Tam o sırada görevli içeri girip, 
    “Kapılar açılıyor!” diye seslendi. 

    Biz de hemen makyajımıza yöneldik. 
    Gerçi SHEJA o sırada hâlâ imza atıyordu.
    (gülüş) SHEJA’nın kaderi ne olacak acaba? 
    Acele et SHEJA!! 

    18:55 
    Makyajımız neredeyse tamamlandı; artık 
    geriye sadece konserin başlamasını 
    beklemek kaldı. Kuliste olmamıza rağmen 
    salondan yükselen tezahüratlar rahatlıkla 
    duyuluyordu. İçeride alışılmadık derecede 
    büyük bir heyecan vardı. 

    Uzun bir aradan sonra ilk kez memleketimiz 
    Osaka’da (evet, buraya özellikle 
    “memleketimiz” demek istiyorum) tek kişilik 
    bir konser vereceğimiz için, hayranlarımız da 
    en az bizim kadar heyecanlı görünüyordu. 

    Biz grup üyeleri mi? 
    Biz de en az onlar kadar gaza gelmiş 
    durumdaydık. 

    19:10 
    Program biraz gecikmeli başladı ve sonunda 
    konser başladı. Bugünkü set listesinde, 
    Kakusei Meidō Turnesi boyunca pek 
    çalmadığımız eski parçalara da yer vermiştik. 

    Bu yüzden hayranlar ilk anda biraz şaşırmış 
    görünüyordu. Ama sonuçta onlar 
    GARGOYLE hayranlarıydı. Beklediğimiz gibi,
    o şaşkınlığı inanılmaz bir enerjiye 
    dönüştürmeyi başardılar. 

    Seyircilerin coşkusu öylesine yoğundu ki 
    sahnede sanki oksijen kalmamış gibiydi. 
    Nefes almak bile güçleşmişti. İnsan,
    her an sahnede yığılıp kalacakmış gibi 
    hissediyordu. Sanırım konser boyunca 
    hissedilen o yoğun gerilim de tam olarak 
    buradan geliyordu. 

    20:50 
    “Encore!” sesleri bir türlü dinmeyince yeniden 
    sahneye çıkmaya karar verdik. 
    Tam o sırada biri,  “Hadi bu kez hepimiz 
    tokkōfuku giyelim!” deyiverdi. 

    (Bu noktada muhtemelen “Kuliste neden 
    tokkōfuku var?” diye düşünüyorsunuzdur. 
    Aslında GARGOYLE olarak bir beyzbol 
    takımı kurmaya karar vermiştik. 
    Bu kıyafetleri de takım forması olarak KIBA 
    ile birlikte personelden Bay ○ ve Bay T 
    hazırlamıştı. Üstelik düşündüğünüzden de 
    havalı olmuşlardı. 
    Yakında hepimize birer tane yaptırıp 
    gerçekten bir beyzbol maçı yapmayı 
    planlıyoruz. Şimdiden hazırlıklı olun! (gülüş)) 

    Seyirciler bizi o kıyafetlerle görünce doğal 
    olarak şaşkına döndü. Ama sonuçta burası 
    Osaka… Biz de bu fırsatı sonuna kadar 
    eğlenerek değerlendirdik. 

    21:10 
    Konser tamamen sona erdi. 
    Kulise döndüğümüzde bizi tanıdık yüzler 
    karşıladı. Uzun zamandır görüşemediğimiz 
    dostlarımızla hasret giderdik ve ardından hep 
    birlikte Osaka gecesine karıştık. 

    Ertesi gün de konser olduğu için aslında, 
    “Bu akşam fazla kaçırmayalım.” 
    diye konuşmuştuk… 

    Ama sonrasında neler olduğunu artık sizin 
    hayal gücünüze bırakıyorum. (gülüş) 

    Fotoğraf açıklamaları:

    ▲ KATSUJI’nin elinde her zamanki gibi 
    yine abur cubur vardı. 

    ▲ Efsanevi “Osaka Yankees” sonunda 
    ortaya çıktı?! 

    ▲ 3 Temmuz, konser başlamadan 
    hemen önce. 

    4 Temmuz 
    12:30 
    Osaka’daki bir otelin lobisinde bu kez 
    personelden Bay ○, Tokyo’dan bizi 
    izlemeye gelen Bay S ve ben toplandık. 

    Konser salonuna giriş saatimiz 15.00 
    olmasına rağmen neden bu kadar erken 
    buluştuğumuzu merak ediyorsunuzdur. 
    Sebebi basit. Üçümüz de birlikte 
    “erkeklerin romantizminin” peşine düştük. 
    (gülüş) Muhtemelen ne demek istediğimi 
    hiç anlamadınız… 
    Şimdilik sadece şunu söyleyeyim: 
    “Kyoto 7. Koşu… 8.600 yen.” (gülüş) 

    #Pluto: at yarışı arkadaşlar shhshs

    14:30 
    Tekrar otelin lobisindeyiz. Bu kez SHEJA da 
    konser salonuna gitmek üzere aşağı indi. 
    KIBA’nın da gelmesi gerekiyordu ama… 
    Yok. (gülüş) 

    Personelden biri odasına bakmaya gittiğinde 
    öğrendik ki KIBA, bembeyaz yastığıyla 
    birlikteruhlar âlemi üzerine biraz daha 
    sohbet etmeye karar vermiş. 
    Anlaşılan yolculuğu henüz bitmemişti. (gülüş) 
    Biz de onu daha fazla beklemeden yola çıktık. 

    15:00 
    SHEJA ile birlikte salona girdik. 
    Daha içeri adımını atar atmaz gitarını eline aldı 
    ve parmaklarını ısıtmaya başladı. 
    “Dünkü konserden kafasına takılan bir şey mi 
    kaldı acaba?” diye düşünürken… 
    Hiç de öyle değilmiş. 

    Bir anda “Taiyō ni Hoero!” temasını çalmaya 
    başladı. (gülüş) 
    MUSE HALL çalışanları kahkahalara 
    boğuldu. SHEJA’nın keyfi de yerine 
    gelmiş görünüyordu. 

    15:20 
    Biraz gecikmeli de olsa KATSUJI geldi. 
    Ve tahmin edeceğiniz üzere… 
    Elinde yine bir kutu dolusu abur cubur vardı. 
    “Sen gerçekten iflah olmaz bir adamsın!” 

    O sırada SHEJA ise hayranlardan gelen 
    hediyeleri büyük bir keyifle inceliyordu. 
    Derken gözüm KATSUJI’ye takıldı. 

    Az önce gelmişti… 
    Şimdiyse çoktan uyuyakalmıştı. 
    Hey… 
    Şimdi uyumanın sırası mı? 

    Hem bol bol yiyip hem de bol bol uyuyan 
    KATSUJI bakalım daha ne kadar büyüyecek? 

    (Bu arada gruba katıldığından beri hâlâ 
    büyümeye devam ettiğini de söylemeden 
    geçmeyelim!!) 

    15:50 
    KIBA sonunda salona ulaştı. Yüzünde tarifsiz 
    derecede huzurlu bir ifade vardı. Anlaşılan 
    ruhlar âlemine yaptığı yolculuk mutlu sonla 
    noktalanmıştı. Ne güzel, ne güzel. (gülüş) 

    16:00 
    Prova başladı. Dünkü konser sırasında 
    herkesin kafasına takılan ayrıntılar tek tek 
    gözden geçirildi. Bugün her şey kusursuz 
    olmalıydı. SHEJA’nın tek cümlesi ise şuydu: 
    “Bugün işin özüne ineceğiz!!” 

    17:00 
    Prova da sorunsuz tamamlandı. Artık konser 
    saatini beklerken son hazırlıkları yapıyoruz. 
    Bu arada KATSUJI’nin bugünkü menüsünü de 
    açıklamadan geçemeyeceğim. 
    Big Mac  
    Filet-O-Fish  
    Teriyaki Burger  
    Cheeseburger  
    Elmalı Turta  
    … 

    Gerçekten inanılmaz. Adeta çelikten yapılmış 
    bir mide… Dipsiz bir kuyu… 
    İşte GARGOYLE’un meşhur “yemek komutanı.” 
    (gülüş) 

    O sırada KIBA ise kulisin bir köşesinde 
    sessizce gözlerini kapatmış, zihnini 
    konsere hazırlıyordu. 
    Şu ikisinin arasındaki fark… 
    Gerçekten tarif edilemezdi. 

    18:40 
    Konserin başlamasına artık çok az kalmıştı. 
    SHEJA, kostümlerinin önünde durmuş, 
    “Bugün hangisini giysem acaba?” 
    diye kendi kendine düşünüyordu. 

    KIBA son kez makyajını kontrol ediyor… 
    Personel oradan oraya koşturuyor… 
    Kulisteki hava giderek hızlanıyordu. 

    Biz de hep birlikte bugünkü set listesini 
    son kez gözden geçirdik. Artık geriye tek 
    bir şey kalmıştı. Sahneye çıkıp elimizden 
    gelenin en iyisini yapmak. 

    19:00 
    Konser başladı. Dün nasılsa… Bugün de 
    en az onun kadar ateşliydi. Salondaki 
    GARGOYLE hayranları, dünkünden bile 
    daha güçlü bir enerji yayıyordu. 

    Sanki herkes, o tek bir ana bütün 
    duygularını sığdırmaya çalışıyordu. 
    O anda hissettikleri her şeyi paylaşmak… 
    Ve içinde biriktirdiği her şeyi o anın içine 
    bırakmak ister gibiydiler. 

    Belki de bu yüzden o salon, 
    insanı yalnızca birkaç saatliğine içine alan 
    geçici bir dünyaya dönüşmüştü. 

    Bu, bedenlerin değil… 
    Ruhların birbirine dokunduğu bir konserdi. 
    Encore’ın ardından… 

    Son encore da sona erip sahneden indiğimiz an… 
    Hepimiz olduğumuz yere çöktük. Ne konuşacak 
    hâlimiz kalmıştı… Ne de kıpırdayacak. 
    Hem zihnimiz hem bedenimiz tamamen tükenmişti. 
    KIBA’nın tek söylediği ise şuydu: 
    “Artık söyleyecek de bir şey yok… Yapacak da.”

    21:05 
    Böylece Osaka MUSE HALL’deki iki günlük konser 
    serimiz de sona ermiş oldu. 
    Peki üyeler neler hissediyordu? 

    SHEJA “Her şeyden önce şu tokkōfuku 
    olayı harikaydı. O kıyafetlerle sahneye 
    çıkabilmiş olmak beni inanılmaz mutlu etti. 
    İçimdeki Yokohama Ginbae ruhu resmen 
    yeniden uyandı. Bir gün yine mutlaka o 
    kıyafetlerle sahneye çıkmak istiyorum. 
    Şimdiden bana söz verin!” (gülüş) 

    KATSUJI “Ne hissettiğimi mi soruyorsunuz? 
    Tek kelimeyle harikaydı.Uzun zaman sonra 
    yeniden sahneye çıkacağımız için acaba 
    nefesim yeter mi diye düşünmüştüm ama 
    hiç öyle olmadı. Aksine inanılmaz keyif aldım. 
    Özellikle ikinci gün… 
    Kendimi öyle iyi hissediyordum ki… 
    ‘Bugün elimden her şey gelir!’ diye düşündüm. 
    Her zamanki gibi bana bir kez daha, 
    ‘LIVE gerçekten bambaşka bir şeymiş.’ 
    dedirten iki gündü. Bir de konser bittikten 
    sonra yediğimiz yemeğin tadı var ya… 
    İşte onu anlatmaya kelimeler yetmez! Hahaha!” 

    KIBA “… Hissettim. GARGOYLE’un; biz dört 
    üyeden ve aynı hücreleri paylaştığımız 
    beşinci üyemizden oluştuğunu… 
    Her birinizle bunu karşılıklı hissettik. 
    Birbirimize aktardık. 
    Ve anladım ki… 
    GARGOYLE var olduğu sürece ışık 
    olmaya devam edecek.” 

    TOSHI “Konser sona erdikten sonra üzerimize 
    çöken o tatlı yorgunluğu hissederken… 
    Bir yandan da içimde tarifsiz bir boşluk vardı. 
    Çünkü… O en güzel an artık geride kalmıştı.”

    22:00 
    Osaka MUSE HALL’den ayrılıp şehrin sokaklarına 
    adım attığımız anda… Sanki bizi bekliyormuş 
    gibi yağmur yağmaya başladı. 

    Adeta… 

    Bu iki gün boyunca birlikte olduğumuz 
    GARGOYLE hayranlarıyla vedalaşmamıza 
    gökyüzü de eşlik ediyordu. 
    … 

    Ne kadar romantik bir geceydi. (gülüş) 

    İşte böyle… 

    Osaka MUSE HALL’de geçen iki günün 
    “TOSHI’nin Inside Report”unu 
    sizlere aktarmaya çalıştım. 

    Umarım keyifle okumuşsunuzdur. 

    Konser denen şeyin gerçek duygusunun 
    ancak sahnenin içinde yaşanabileceğine 
    inandığım için, konserin kendisini uzun uzun 
    anlatmamayı özellikle tercih ettim. 

    Ama onun dışında kalan her şeyi sizlere 
    mümkün olduğunca aktarabildiğimi 
    düşünüyorum. Belki bir gün fırsatını bulursak… 
    Bu yazının ikinci bölümünü de hazırlamak isterim. 
    Ama şunu en baştan söyleyeyim. 
    Bu yazıyla ilgili gelecek şikâyetleri dinlemeye 
    hiç niyetim yok. (gülüş) 

    “Bir gün… Bir yerde… Seninle yine aynı güzel 
    anı paylaşabilmek dileğiyle.”
    — TOSHI 

    ▲ 4 Temmuz. Konser başlamadan 
    hemen önce. 

    ▲ SHEJA, hayranlardan gelen hediye 
    paketlerini büyük bir keyifle inceliyor. 

    ▲ Erkeklerin romantizmi/tutkusu: 
    At yarışı gazetesi. (gülüş) 

    ▲ GARGOYLE’un “yemek sorumlusu”, 
    bugün de avını bulmuş. 

    ▲ Salona gelir gelmez uykuya teslim 
    olan KATSUJI. 

    ▲ Bugün de sahnede tokkōfuku’larıyla 
    boy gösteren sert görünümlü 
    GARGOYLE üyeleri. 

    ▲ SHEJA, bugünkü kostümünü seçiyor. 

    ▲ Konserin ardından KIBA. 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 21.09.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 27.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • Gilles de Rais | Fool’s Mate | 09.93

    I WILL, YOU WILL… WE WILL 

    “Umut” Adı Verilen Işığın Sardığı Gece 

    Henüz 18 Haziran’da major çıkış albümleri 
    “Gilles de Rais”i yayımlayan 
    Gilles de Rais… 

    Canlı performanslarıyla bunu sahnede 
    kanıtlayacakları an da çok 
    geçmeden geldi. 

    Osaka ve Nagoya’nın ardından, Tokyo’daki 
    ilk tek kişilik (one-man) konserlerini 
    Shibuya Kōkaidō’da verdiler. 

    Göz kamaştırıcı ışıkların sahneye yağdığı, 
    salonu bütünüyle sardığı bu gecede;
    yeni bir başlangıcın heyecanını yaşayan 
    dört müzisyenin yüz ifadelerini sizlere 
    aktarıyoruz. 

    4 Temmuz 1993 (Pazar) 
    Shibuya Kōkaidō 

    Yazı: Reiko Arakawa 
    Fotoğraflar: Saori Tsuji 

    Major çıkışlarını kutlamak amacıyla 
    düzenlenen Tokyo–Nagoya–
    Osaka turnesinin son durağı… 
    4 Temmuz’daki Shibuya Kōkaidō 
    konseriydi. 

    14 Mart’ta yine aynı salonda düzenlenen 
    “Karei naru Mashō” etkinliğinden bu 
    yana ilk kez sahneye çıkıyorlardı. 

    Üstelik bu, grubun Shibuya Kōkaidō’daki
    ilk tek kişilik konseriydi. Dolayısıyla 
    yalnızca hayranlar değil, grup üyeleri de 
    bu geceyi büyük bir heyecanla bekliyordu. 

    “Nasıl bir konser izleyeceğiz?” 

    diye sabırsızlanan hayranlar arasında, 
    “BECAUSE” albüm kapağındaki gibi yüzünü 
    bandajlarla sarmış olanlar bile vardı. 

    Saat altıyı yaklaşık on dakika geçerken… 
    Salonu ağırbaşlı bir açılış müziği kapladı. 

    İnce yarı saydam perdenin arkasından güçlü 
    ışıklar seyircilerin üzerine doğru vuruyor,
    o ışığın içinde sahne dekoru ve grup 
    üyelerinin siluetleri yavaş yavaş beliriyordu. 

    Coşkulu tezahüratlar eşliğinde açılış şarkısı 
    olarak yeni albümün ilk parçası “De-Light” 
    başladı. Sanki… 
    “İşte verdiğimiz kararın cevabı bu!” 
    dercesine güçlü bir başlangıçtı. 

    Özel efektlerin desteğiyle tempo hiç 
    düşmeden “BLACK LIST”e geçildi. 

    Sahnenin tam ortasında spot ışıklarının 
    altında duran JOE… Baştan ayağa beyaz 
    kostümü, üzerine düşen renkli ışıkları 
    yansıtarak adeta sahnenin merkezine 
    dönüşüyordu. 

    Üçüncü şarkı “Omae no Hebi ni Naru” idi. 
    Bu parçada DEE’nin zıplarcasına ilerleyen 
    slap bas yürüyüşü, şarkının atmosferini 
    daha da güçlendiriyordu. JOE mikrofona 
    gelir gelmez ilk sözünü söyledi. 

    “Özlemişim sizi beee!!” 

    Ardından salona seslendi. 

    “Bugün bu Shibuya Kōkaidō artık 
    Gilles de Rais’in!” 

    Daha ilk konuşmasından bile ne kadar 
    heyecanlı olduğu belli oluyordu. 

    Konser yeni şarkılarla peş peşe ilerlediği için… 
    Hem grup… Hem de seyirciler… 
    Biraz gergin gibiydi. Ama dördüncü şarkı 
    “BECAUSE” başlar başlamaz bütün o 
    çekingenlik kayboldu. Seyircilerin tepkisi
    adeta 

    “İşte bunu bekliyorduk!” der gibiydi. 

    Nakaratta grup ile seyircinin sesleri 
    kusursuz biçimde birleşiyordu. 

    Birbirlerinin duygularını doğrularcasına… 

    Ardından gelen “MOONLIGHT LOVERS”da
    da aynı uyumu sürdürdüler. 

    Konserin ortalarında JOE bir anısını anlattı. 

    “Gençliğimden beri hep gruplarda çaldım.
    O zamanlar sevdiğim biri vardı… Sonra 
    yollarımız ayrıldı. Los Angeles’a gittim. 
    İşte birazdan çalacağımız şarkı,
    o günlerde hissettiklerimi en dürüst 
    biçimde anlatıyor.” 

    Ve ardından… 

    “Ayamachi wa Rokugatsu no Ame.” 
    (“Yanılgı Haziran Yağmuru”) 

    Sahne yağmur yağıyormuş hissi veren bir 
    dekorla kaplandı. 

    JOE eline akustik gitarını aldı. Onu izlerken 
    insanın aklına tek bir düşünce geliyordu. 
    Sanki artık var olmayan geçmişteki 
    kendisine… Ve artık yanında olmayan o 
    genç kadına… Şarkı söylüyordu. 

    Bu hüzün bütün salonu sessizce sardı. 
    Her enstrüman parçaya biraz daha drama 
    katıyordu. Ama özellikle JACK’in klavyeyle 
    iç içe geçen yumuşacık gitar solosu…  

    Hiç kuşkusuz herkesin kalbine dokundu. 

    Konser artık son bölüme giriyordu. 

    JOE’nun “Hadi! İkinci yarıyı ateşleyelim!” 
    sözünün ardından salon yeniden 
    hareketlenmeye başladı. 

    Grubun klasikleşmiş parçaları peş peşe 
    geldi. Kendilerine özgü keskinlikleri ve 
    enerjileriyle seyirciyi tamamen 
    konserin içine çektiler. 

    “Kuzureochiru Mae ni” sırasında JOE’nun 
    sesi ile seyircinin hep bir ağızdan söylediği 
    nakarat birbirine karışıyor… Bu coşku
    durmadan büyüyerek “FOLLOW ME”ye 
    ulaşıyordu. SINN’in ileri doğru koşuyormuş 
    hissi veren ritmi… DEE ile JACK’in sert ama 
    berrak tınıları… Hepsi tek bir noktaya
    doğru birlikte koşuyormuş
    hissi yaratıyordu. 

    “İster live house olsun ister Shibuya Kōkaidō…
    Bizim için fark etmez!” 

    JOE’nun bu sözlerinden sonra gelen 
    son iki şarkı… 

    “COSMO” ve “Satsui” oldu. 

    Tam bir yıl önce ilk kez sahnede 
    seslendirilen “COSMO”… 

    Bugün artık Gilles de Rais’in geleceğini 
    gösteren çok daha büyük bir parçaya 
    dönüşmüştü. Ardından JOE’nun 
    “Öldürüüüün!!” çığlığıyla başlayan 
    “Satsui”… 

    İşte konserin zirve noktası buydu. 
    Sanki önündeki bent yıkılmış
    dev bir nehir gibi… 

    Grubun ve seyircinin duyguları tek bir akış 
    hâline geldi. Salon sarsılıyor gibiydi. 
    Bu muazzam birlik duygusu… Kelimenin 
    tam anlamıyla unutulmazdı. 

    Encore başladığında salon bir kez daha 
    tezahüratlarla doldu. DEE mikrofonu 
    eline alıp bağırınca alkışlar daha da 
    yükseldi. Ardından JOE son kez seslendi. 

    “4 Temmuz… Gilles de Rais için 
    harika bir başlangıç oldu!” 

    Ve geniş sahnenin bir ucundan diğer 
    ucuna koşarak söyledikleri şarkı… 

    “WILL.” 

    İkinci encore’da önce grup üyeleri tanıtıldı. 
    Sonra ise seyircinin “Daha bitmedi!” diyen 
    beklentisine cevap verircesine 
    “SUICIDE” başladı. 

    Salon defalarca “SUICIDE!” diye haykırırken 
    konser de sona erdi. 

    Grup kısa süreliğine sahneden ayrıldı. 
    Fakat dinmek bilmeyen alkışlar onları 
    yeniden geri getirdi. Tekrar sahneye çıktılar. 
    Seyircilere tek tek teşekkür ettiler. 
    Birbirlerine sarıldılar. Ve bu gecenin 
    başarısını birlikte kutladılar. 

    4 Temmuz… 

    Gilles de Rais için gerçekten yeni bir 
    başlangıcın günüydü.  

    Sahneden ayrılırken DEE ile SINN’in… 

    Salondan ayrılmaya kıyamıyormuş gibi 
    seyircilere son kez bakıp söyledikleri 
    tek kelime kaldı geriye. 

    “Arigatō!” 

    (Teşekkür ederiz!) 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 16.09.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 22.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • AION | Fool’s Mate | 09.93

    Sınırları Parçalayan! Öfke Dolu D.BOUND 

    “Z [zetto]” TOUR FINAL 

    30 Haziran 1993 (Çarşamba) 
    Shibuya Kōkaidō 

    2 Haziran’da yeni albümleri “Z [zetto]”yu 
    yayımlayan, yeni kadrosuyla yeniden 
    doğan AION… 

    Eski VIRUS davulcusu Shuu’yu kadrosuna 
    katan grup, Osaka ve Nagoya konserlerini 
    başarıyla tamamladıktan sonra sonunda 
    tam kadro ve tam güçle Tokyo’ya çıktı. 

    “Z” ile “ZERO” döneminin ruhuna dönüşü 
    başarıyla gerçekleştiren AION’un bu yoğun 
    enerjisi, sahneye nasıl yansıyacaktı? 

    Dört kişinin tek bir bütün hâline geldiği o 
    olağanüstü gücü, şimdi doğrudan konser 
    alanından aktaralım. 

    Yazı: Masato Tojo 
    Fotoğraflar: Yohsuke Komatsu 

    Son günlerde yeniden doğan AION’un 
    albümü “Z [zetto]” neredeyse sürekli 
    çaldı kulaklarımda. 
    Geçen sayıda yayımlanan uzun röportajın 
    sonunda IZUMI şakayla karışık, 
    “Aslında artık sıkıldım ama.” (gülüyor) demişti. 

    Ama dürüst olmam gerekirse… Ben hâlâ 
    sıkılmadım. İlk dinleyişte yarattığı etki zaten 
    çok güçlüydü. Fakat albümü tekrar tekrar 
    dinledikçe insan, onun ne kadar derin bir 
    çekim gücüne sahip olduğunu daha iyi
    fark ediyor. 

    İşte tam da bu yüzden Z Touru büyük bir 
    heyecanla bekliyordum. Programım 
    nedeniyle Osaka ve Nagoya konserlerine 
    gidememiştim. Ama sonunda… 

    Hayır… 

    Nihayet sıra Tokyo çıkarmasına gelmişti. 
    30 Haziran. Shibuya Kōkaidō. Ve Z Tour’un 
    final gecesi. 

    Saat 18.48. 
    Salon bir anda karanlığa gömüldü. 

    Albümdeki açılışla aynı ürkütücü SE “Z”, 
    kapkaranlık salonun içinde gururla 
    yankılanıyordu. Sahnenin önüne gerilmiş 
    ince yarı saydam perdeye lazerlerle dev 
    bir “Z” yansıtıldı. Renkler durmadan 
    değişiyordu. 

    Dikkatle bakınca IZUMI’nin gitarına 
    yerleştirilmiş flaşın da ritimle birlikte yanıp 
    söndüğü fark ediliyordu. 

    Derken… 

    Dört siluet dimdik sahnede belirdi. İnsanın 
    tüylerini diken diken eden bir açılıştı. Hiç 
    vakit kaybetmeden ağır ve ezici “TRUTH” 
    başladı. Şarkının ağırlığına uygun biçimde 
    grup üyeleri gereksiz hiçbir harekete 
    başvurmuyordu. Sadece dimdik duruyorlar… 

    Ve o duruş bile başlı başına büyük bir 
    güç hissettiriyordu. İşte bu sağlamlık, 
    AION’un artık ulaştığı olgunluğu gözler 
    önüne seriyordu. Ardından melodik ama
    son derece hızlı “IRA IRA” geldi. 
    “Muhteşem!” Başka söze gerek 
    bırakmayan kusursuz bir akıştı. 

    Üstelik her kısa duraklamada bambaşka 
    renklere bürünen ışık tasarımı gerçekten 
    olağanüstüydü. 
    Konser daha ilk dakikalarından itibaren 
    unutulmayacak görüntüler sunmaya 
    başlamıştı. Bu ihtişamlı ışıklar AION’u 
    olduğundan da görkemli gösteriyordu. 

    Belki de mesele ışıklar değildi… 

    Belki de grubun sahne karizması artık 
    eskisinden çok daha güçlü hissediliyordu.  

    Yeni albüm parçalarının canlı performansı 
    zaten kusursuza yakındı. Buna ek olarak 
    “HUMAN GRIEFMAN” ile “愛音” ve 
    “BE AFRAID” arasında kurulan medley 
    düzenlemesi… Eski şarkılardaki o keskin 
    ve tertemiz performans… 
    Hepsi özellikle övgüyü hak ediyordu. 

    Ve tabii ki… 

    Yeni davulcu Shuu. AION’un içine böylesine 
    doğal oturan bir davulcu görmek gerçekten 
    büyük keyifti. Konser ilerledikçe insanın 
    içinde tek bir düşünce oluşuyordu. 

    “Galiba şu ana kadar izlediğim en iyi
    AION konserini izliyorum.” 

    Orta bölüm adeta Z albümünün geçit 
    törenine dönüştü. NOV’un vokali, 
    albümdekinden bile daha dramatik duyulan 
    “SEA OF YOUR EYES” ile zirveye 
    ulaşıyordu. Arka fonda Los Angeles’ı 
    andıran masmavi gökyüzü beliriyordu. 
    Yaklaşık on dakika süren uzun bir parça 
    olmasına rağmen tek bir an bile uzun 
    hissettirmiyordu. 

    Dramatik yapısı dinleyiciyi sürekli içinde 
    tutuyordu. Ardından gelen enstrümantal 
    “PETER VI” ve her üyeye ayrılan solo 
    bölümleri hakkında ise… 

    Bu kez özellikle yorum yapmayacağım. 

    Güneş gözlüğünü takarak sahneye çıkan 
    DEAN, gösterişli kostüm değişimiyle birlikte 
    “SO MANY”yi seslendirdi. Şarkının 
    yarattığı ferahlık hissiyle aynı anda bütün 
    salon ışığa boğuldu. 

    Ve sonra… 

    Gecenin en büyük anı geldi. İlk kez canlı 
    seslendirilen… “D. BOUND.” … İnanılmazdı. 

    Hayır… 

    Kelimeler yetmiyor. 

    Böylesine karmaşık, böylesine teknik, 
    böylesine nefes kesici bir parçayı bile 
    kusursuz çalıyorlardı. Ardından gelen 
    “JACK” son darbeyi vurdu. Yükselen 
    alevler… Biraz daha hızlandırılmış 
    “CONFESSION”… Ve buna rağmen en 
    ufak bir dağınıklık bile yoktu. 

    Gerçekten… İnanılmazdı. 

    Encore bölümü doğrudan “PLANET” ile 
    başladı. Salondaki AION ailesi her sözü 
    büyük bir coşkuyla söylüyordu. Ardından 
    “THINK EVER AFTER.” Burada özellikle bir 
    isimden bahsetmek gerekiyor. 

    Shuu. 

    Son dönemde izlediğim konserler 
    arasında beni en fazla etkileyen davul 
    performanslarından birini sergiledi. 
    Çalımında hem dolgun bir ağırlık vardı… 
    Hem de jilet gibi keskin bir netlik. (gülüyor) 
    Böyle bir dengeyi yakalamak gerçekten 
    kolay değil. 

    “Sonbaharda yeniden görüşeceğiz.” 

    Bu sözlerin ardından grup “VIOLENT
    BLAZE” ile sahneden ayrıldı. Salonda ise 
    “PETER VI” çalmaya devam ediyordu. 
    Konser boyunca sevinçten sahnede 
    yuvarlanacak kadar coşkulu olan NOV’un 
    söylediği tek cümle hâlâ kulaklarımda. 

    “Bizim doğru bulduğumuz AION işte bu.” 

    Ben de aynı fikirdeyim. 

    Evet… 

    Ben de AION’u tam da böyle seviyorum. 

    Ah… 

    Keşke daha fazla konserlerini izleyebilsem. 

    Gerçekten… 

    İnsan bağımlısı oluyor. 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 15.09.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 22.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • YMO | Fool’s Mate | 09.93

    YMO / TOKYO DOME 
    1993 – YMO Yeniden Doğuyor 

    “Dağılma”nın ardından geçen yıllardan sonra, 
    1993 – YMO 
    Yeniden Doğuyor projesi, 26 Mayıs’ta 
    yayımlanan TECHNODON albümünü de 
    arkasına alarak yalnızca bu kez 
    gerçekleşeceği söylenen sahneye çıktı. 

    10 ve 11 Haziran’da Tokyo Dome’un dev 
    kubbesi altında gerçekleştirilen bu görkemli 
    buluşmanın son gecesi olan 11 Haziran 
    konserine birlikte göz atalım. 

    11 Haziran 1993 

    Yazı: Eiichi Yoshimura 
    Fotoğraflar: Saori Tsuji 

    1980’lerde toplumsal bir fenomene 
    dönüşmüş bir grup olan YMO söz 
    konusu olunca, yeni albümün ardından 
    gerçekleştirilecek bu iki günlük Tokyo
    Dome konserinin nasıl bir içerikle 
    karşımıza çıkacağı doğal olarak büyük 
    merak konusuydu. 

    Elbette bazı dinleyiciler “Rydeen” ya da 
    “Technopolis” gibi klasiklerin yeniden 
    sahneye taşınmasını umuyordu. Ancak 
    sonuç, herkesin bildiği gibi bambaşka 
    oldu. Ortada ne gösteriş uğruna yapılmış 
    yapay sürprizler vardı… Ne de geçmişe 
    yaslanan zorlama bir nostalji. 

    Sahnede sunulan şey, 90’ların doğal 
    akışı içinde gelişen çağdaş tekno 
    anlayışıydı. 

    Tokyo Dome’daki dev ekranlar ve kubbeye 
    yansıtılan çarpıcı görüntüler görsel 
    açıdan gerçekten etkileyiciydi. Ancak iş 
    müziğe geldiğinde grup son derece 
    sade bir yol izledi. 

    TECHNODON albümündeki parçalar 
    neredeyse albüm sırasına sadık kalınarak 
    seslendirildi. Aralara ve encore bölümüne 
    ise geçmişten birkaç hit şarkı serpiştirildi. 

    Hepsi bu. 

    Ben bunun doğru bir tercih olduğunu 
    düşünüyorum. Çünkü sahnede 
    gördüğümüz şey… 

    Hayranların beklentilerine hoş görünmeye 
    çalışan bir YMO değildi. Geçmişe dönüp 
    nostaljiye sığınan bir YMO da değildi. 
    Karşımızda duran şey, olduğu gibi 
    1993’ün YMO’suydu. 

    Bunun en açık göstergelerinden biri de 
    açılış grubunun The Orb olmasıydı. 
    Bu seçim başlı başına bir mesaj 
    niteliği taşıyordu. 

    The Orb’un kurucularından Dr. Alex
    Paterson, 90’ların elektronik müzik 
    anlayışını temsil eden en önemli 
    isimlerden biriydi. 

    Çünkü 90’ların tekno müziği artık eski 
    anlamdaki tekno-pop değildi. House 
    müziğini temel alan, kulüp kültürüyle 
    iç içe gelişen yeni bir elektronik 
    müzik anlayışıydı. 

    Bu açıdan bakıldığında, güncel tekno üreten
    YMO’nun kulüp atmosferinden adeta on
    bin ışık yılı uzak bir mekân olan Tokyo 
    Dome’da konser vermesi ilk bakışta 
    oldukça zorlayıcı görünüyordu. 

    Buna rağmen ses sistemi öylesine başarılı 
    hazırlanmıştı ki, insan zaman zaman 
    kendisini Tokyo Dome’da değil de çok daha 
    uygun akustiğe sahip bir salondaymış gibi 
    hissediyordu. 

    Elbette böylesine büyük bir mekân 
    seçilmesinin nedeni yalnızca müzik değildi. 
    YMO’yu görmek isteyen on binlerce insanı 
    ağırlayabilecek tek yer de burasıydı. İlk gün 
    ikinci katın en üst sıralarında birkaç boş 
    koltuk göze çarpsa da… 
    Bu son gece tamamen kapalı gişeydi. 

    Set List 

    Birinci Bölüm 
    Be a Superman  
    Nanga DEF?  
    Floating Away  
    Dolphinity  
    I Tre Merli  
    High-Tech Hippies  

    Burada ilk bölüm sona eriyor. Ardından kısa 
    bir ara niteliğinde hazırlanan nostalji 
    bölümüne geçiliyor. Beklendiği gibi 
    salonun coşkusu da bir anda yükseliyor. 

    Nostalji Bölümü 
    Castalia  
    Behind the Mask  
    Chinese Woman  

    İlginçtir ki dağıtılan konser kitapçığında bu 
    bölümde “UT” adlı parçanın da yer alacağı 
    belirtilmişti. Ancak ne ilk gece ne de 
    ikinci gece bu şarkı çalındı. Ardından konser 
    yeniden TECHNODON albümünün 
    ikinci yarısına dönüyor. 

    İkinci Bölüm 
    Nostalgia 
    Silence of Time  
    Waterford  
    O.K  
    Chance  

    Final parçası “Chance”, geçmiş YMO 
    parçalarından alınan sayısız göndermeyi 
    içinde barındıran adeta bir YMO
    mega-mix’i gibiydi. 
    Bu yüzden konseri kapatmak için bundan 
    daha uygun bir seçim düşünülemezdi. 
    Kısa bir aranın ardından sıra encore 
    bölümüne geliyor. 

    Encore 
    Pocket Full Rainbows 

    Bu bölüm aslında klasik anlamda canlı bir 
    performans değildi. Arka planda kayıt 
    çalarken üyeler, neredeyse idol gruplarını 
    andıran eğlenceli bir koreografi sergiliyordu. 

    YMO’nun oyunbaz tarafını göstermesi 
    açısından hoştu. Yine de olmasa da eksikliği 
    hissedilmeyecek bir bölümdü. Ardından 
    grubun ilk albümünden gelen iki klasik 
    geceyi noktaladı. 

    Tong Poo  
    Firecracker 

    Konserin orta bölümündeki eski parçalar 
    günümüz anlayışına göre yeniden 
    düzenlenmişti. Ancak yalnızca bu iki eser, 
    geçmişteki düzenlemelerine sadık 
    kalınarak seslendirildi. İşte bu yüzden 
    etkileri daha da güçlüydü. 

    Ne kaba… 

    Ne de seyirciyi memnun etmek adına 
    gereğinden fazla çaba gösteren 
    bir konserdi. 

    Grubun yapmak istediği şey son derece 
    açıktı. Ve bunu başarıyla 
    gerçekleştirdiler. 

    Özellikle ikinci gece, ilk gün hissedilen 
    gerginlik neredeyse tamamen 
    kaybolmuştu. 

    Performans çok daha rahattı. 

    “Chinese Woman” sırasında doğaçlama 
    biçimde “Cosmic Surfin’” melodisinin 
    duyulması… 

    Bir zamanlar yorumladıkları Beatles klasiği 
    “All You Need Is Love”dan kısa bir pasajın 
    araya serpiştirilmesi… 

    Encore sona erdikten sonra ise 80’lerin 
    başındaki konserleri hatırlatan vocoder’lı 
    anonsun salonda yankılanması… 

    Bütün bunlar ne geçmişe körü körüne 
    bağlıydı… Ne de eski hayranlara yapılmış 
    ucuz bir jestti. Tam kararında bırakılmış 
    küçük selamlar gibiydi. Bu yüzden ister 
    eski YMO’yu sevenlerden olun… 
    İster yeni YMO’yu benimseyenlerden… 
    Bu konserden keyif almamanız 
    neredeyse mümkün değildi. 

    Her ne kadar bunun YMO’nun son yeniden 
    birleşmesi olacağı konuşulsa da… 
    Doğrusunu söylemek gerekirse… 
    Bunun burada sona ermesi gerçekten 
    büyük bir kayıp olurdu. 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 23.09.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 22.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.