L’Arc~en~Ciel | Fool’s Mate | 09.93

Gizli Bir Diğer Hikâye 

Haziran ile temmuz ayları arasında 
düzenlenen “Close by DUNE” 
turnesi kapsamında ülke genelinde 
10 şehirde sahne alan L’Arc~en~Ciel. 

Bu kez, DUNE albümünün şiirsel dünyasını 
yansıtmak amacıyla, şarkıya dönüşmeyen 
anlarda bile sound’un atmosferini 
renklendiren vokalist Hyde’ın sesine 
kulak veriyoruz. 

Röportaj ve metin: Kazumi Kanoh
Fotoğraflar: Yousuke Komatsu

𒀸 Grupta vokalist olmayı seçmenizin 
sebebi neydi? 

Başlangıçta gitarist olmayı hedefliyordum 
ama tesadüfen henüz vokalisti olmayan 
bir grup kurduk. O sırada iyi bir vokalist 
bulamayınca, “Ben bir deneyeyim,” 
dedim ve şarkı söylemeye başladım.
Sonra da kendimi kaptırdım. O an,
“Sanırım benim yolum buymuş,” 
diye düşündüm. 

𒀸 Şiir yazmaya ne zaman başladınız? 

Şarkı söylemeye başladıktan sonra.
Yaklaşık dört yıl önce. Ondan önce de 
bir şeyler üretmeyi seviyordum ama 
şiire pek ilgi duymuyordum. 

𒀸 Yazdıklarınız roman ya da kompozisyon 
gibi şeyler miydi? 

Evet, öyle şeyler.
Daha çok hikâyeler yazıyordum. 

𒀸 Şiir yazmaya başladıktan sonra ilhamınızı 
nereden almaya başladınız? 

İlk başlarda, Amerikalıların şiirleri Japoncaya 
çevrildiğinde bana göre çoğu ifade fazlasıyla 
süslü geliyordu. Mesela Japonların Amerikan 
rock’n’roll’u yapıp yazdığı sözlere bakınca,
“Bunu gerçekten bir Japon düşünmüş 
olamaz,” diye hissediyordum.

O sıralar ben de rock’n’roll tarzı müzik 
yapıyordum. Kafamdaki ilk düşünce, bunu 
Japoncada nasıl doğal ama yine de havalı 
bir şekilde ifade edebileceğimdi. 

Abartıya kaçmadan, ama yine de
Amerikan havasını taşıyan sözler 
yazmak istiyordum. 

Kendime hemen sınırlar koyan bir yapım 
vardı. “Bu olmaz,” “Şunu sevmiyorum,” 
diye düşünüp duruyordum. Uzun süre de
hep böyle çalıştım; sevmediğim şeylerden 
kaçınıp başka bir yol bulmaya çalışmak 
zamanla doğal bir alışkanlığım hâline geldi. 

𒀸 İlk yazdığınız şiirler, şimdiki 
yazdıklarınızdan tamamen farklı mıydı? 

Evet, tamamen farklıydı. O zamanlar 
benim için sadece bir hikâyeydi.Kendi 
duygularımla hiçbir ilgisi yoktu; tek 
istediğim ilginç bir hikâye anlatmaktı. 
İnsanların da “Ne ilginçmiş,” ya da
“Ne kadar havalı,” hatta “Bakış açısı 
epey farklıymış,” demesi hoşuma 
gidiyordu. 

𒀸 “İlginç” derken tam olarak neyi 
kastediyorsunuz? 

Mesela tipik rock sözlerinde insanlar kendi 
Amerika’daki yaşamlarınıtemel alır ya…
Ben öyle yapmak istemiyordum. Daha 
çok Amerikan romanlarında karşına çıkacak 
türden, bir çocuğun gözünden yazılmış 
şiirler gibi; içinde güçlü bir hikâye duygusu 
taşıyan şeyler yazıyordum. 

𒀸 Yani masal ya da fantaziye yakın 
şeyler mi? 

Evet, öyle şeyler de yazıyordum… Ama o 
zamanlar benim için önemli olan tek şey 
hikâyenin ilginç olmasıydı. Kendi 
düşüncelerime uymasa bile, içerik ilgi 
çekiciyse yeterdi. Ama şimdi durum farklı.
Aklıma çok ilginç bir fikir gelse bile, kendi 
hayatıma daha yakın olanı tercih ediyorum. 
Çok daha sıradan olsa bile, gerçek olanı 
yazıyorum. 

𒀸 “DUNE”un sözleri oldukça hikâye odaklı 
görünüyor. Şiirden çok, sanki bir dramın 
içinden alınmış sahneler gibi… 

Aslında “DUNE”daki sözler, L’Arc~en~Ciel’in 
oldukça erken döneminde yazılmış şeylerdi. 
Orada yaptığım, gerçek hayatta hissettiğim 
dünyayı metaforlar aracılığıyla daha güzel 
bir biçimde anlatmaktı. 

𒀸 Yani bunun arkasında daha sert bir 
gerçeklik yatıyor. 

Evet. Aslında bana çok yakın şeyler bunlar.
Şimdi dönüp baktığımda, keşke o hissi biraz 
daha iyi yansıtabilseymişim diye 
düşünüyorum. Sonuçta tamamen kurmaca 
bir hikâye değildi. 

𒀸 Peki bu içsel gerçeklik zihninizde 
ne zaman şekilleniyor? 

Şarkıyı dinlediğim anda. Grubun üyelerinden 
biri şarkının temelini getiriyor, sonra hep 
birlikte doğaçlama çalmaya başlıyoruz.
O anda aklıma bir fikir gelmese bile ben
de üzerine doğaçlama melodiler ekliyorum. 
Şarkının atmosferi yavaş yavaş oluşmaya 
başlayınca düzenlemeler de genişliyor. 

Mesela “Dune”da müzik bana uçsuz 
bucaksız bir çöl hissi veriyordu. Şarkıyı 
dinlediğimde zihnimde görüntüler oluşuyor.
Sonra o görüntüleri, kendi geçmişim ve 
geleceğimle ilişkilendirdiğim bir hikâyeyle 
birleştiriyorum. 

𒀸 Peki, “gerçeklik” dediğiniz şey 
tam olarak ne? 

Geçenlerde kendi kendime,”Gerçeklik 
dediğimiz şey aslında nedir?”diye 
düşündüm. Sonra aklıma şu geldi:
Belki de benim şiirlerim geçmişi, bugünü 
ve geleceği anlatıyor. Ama yazıya 
döküldüğü anda hepsi geçmişe 
dönüşüyor. O an için gerçek olsa bile, 
yazıldıktan sonra artık geçmiş 
oluyor… Gerçi bunları öyle derin derin 
düşündüğüm de yok. 

𒀸 Peki ya geleceğe bakışınız? 

Daha çok hayal kurmak gibi…
“Eğer burada böyle olursa, 
sonrasında ne olur?” diye düşünmek 
benim geleceğe bakışım aslında. 

Şiir yazarken de aynı şekilde düşünüyorum. 
Mesela bas gitaristimiz Tetsu bazen,
“Ben bu şarkıyı böyle hayal ediyorum,” diyor.
Ama benim geçmişimde buna benzer bir 
deneyim yoksa, bu kez onu geleceğe 
taşıyorum.
“Ya ileride böyle bir şey yaşarsam?” 
diye hayal ediyorum. 

İşte o zaman hem durumlar hem de 
kurduğum dünya genişlemeye başlıyor 
ve şiir yazmak çok daha kolay geliyor. 
Sonunda bütün bunları kendimle 
ilişkilendiriyorum. 

𒀸 İlginç… Ben şiirlerinizi daha çok 
üçüncü bir kişinin gözünden yazdığınızı 
düşünüyordum. 

Belki de gelecek söz konusu olduğunda 
gerçekten üçüncü bir kişi oluyorumdur. 
Kafamda canlandırdığım kişi benmişim gibi 
geliyor ama belki de aslında Tetsu’dur. 
Yine de önce kendime uyarlayarak 
düşünmeye çalışıyorum. Çünkü böyle 
olunca içinde bulunduğu durumu anlamak 
daha kolay oluyor. 
Sonra da gözlerimi kapatıp 
gelecekteki kendimi hayal ediyorum. 

𒀸 Kelimeleri seçerken özellikle dikkat 
ettiğiniz şeyler var mı? 

Diyelim ki iki kelime arasında seçim yapmam 
gerekiyor; o zaman elimden geldiğince 
zihnimdeki görüntüye en uygun olanı 
seçmeye çalışıyorum.  Ama eskisi kadar 
takıldığım söylenemez. 

𒀸 Eskiden neye takılırdınız? 

İnsanların günlük hayatta kullandığı 
kelimelerden mümkün olduğunca uzak 
durmaya çalışırdım. Mesela “aşk”, “sevgi” 
ya da “şehir” gibi…  Ama DUNE’da ilk kez 
bu kelimeleri kullandım. 
Çünkü bu kez gerçekten içimden öyle geldi. 

𒀸 Başkalarının kullandığı kelimelerden 
kaçınmanızın sebebi özgün olmak mıydı? 

Hayır. İçim öyle istemiyordu. Mesela “aşk”… 
Hayatım boyunca pek kimseye âşık olmadım. 
Bu yüzden hep, “İnsanlar gerçekten 
durmadan aşktan, sevgiden bahsediyor 
olabilir mi?” diye düşünürdüm. 

Böyle olunca da o kelimeleri doğal olarak 
daha az kullanıyordum. Üstelik bana hiç 
havalı da gelmiyorlardı; o yüzden 
kendiliğinden uzak duruyordum. 

𒀸 Şiirlerinizin bir mesaj taşımasını 
önemsiyor musunuz? 

İnsanların en azından o manzarayı,
o atmosferi hissedebilmesini 
istiyorum ama… 

𒀸 Eğer karşınızdaki kişinin sizinle aynı 
duyguyu paylaşmasını istiyorsanız, 
bu da bir çeşit mesaj vermek istediğiniz 
anlamına geliyor, değil mi? 

Evet. Son zamanlarda gerçekten insanların 
benimle aynı duyguyu paylaşmasını 
istiyorum.  DUNE’daki sözlerin bazıları eski, 
bazıları ise daha yeni. Yeni yazdıklarımda 
insanların bana ortak olmasını istiyorum. 
Sanırım doğal olmaya çalışmaya 
başladığımdan beri, kendiliğinden bunu 
istemeye başladım. 

“As if in a dream” ile 
“Ushinawareta Nagame” da bu 
dönemde yazdığım sözler. 

𒀸 Peki sizi değiştiren ne oldu? 

Sanırım daha gerçekçi biri oldum. Eskiden 
hikâyelerimde “Ben anlıyorsam yeter, 
başkasının anlamasına gerek yok,” diye 
özellikle düşünürdüm. 

Ama zamanla bunun tamamen kendimi 
tatmin etmekten ibaret olduğunu fark 
ettim. Sonra da bunun aslında hiç havalı 
olmadığını düşünmeye başladım. 

𒀸 Bunu fark etmenizi sağlayan neydi? 

Eskiden melodileri de uzun uzun düşünüp 
oluşturuyordum. Gitar akorlarının pek çok 
farklı seçeneği olduğu için melodileri de en 
ince ayrıntısına kadar kuruyordum. Ama bir 
noktada bunun bana hiç iyi hissettirmediğini 
fark ettim. Sonra yeniden doğaçlama 
melodiler söylemeye başladım. Ve işte o 
melodiler bana gerçekten iyi hissettirdi. 

Sanırım söz yazımında da değişim tam o 
dönemde başladı. Kendiliğinden kulağa 
hoş gelen kelimeleri aramaya başladım. 
Giderek daha doğal yazıyordum. Kendi 
başımdan geçmemiş olsa bile 
anlayabileceğim duyguların peşine düştüm. 

İnsanların da bunları hissedebilmesini 
istedim. Artık sadece kendimi tatmin 
etmek istemiyordum. 

𒀸 Bugünkü söyleyiş tarzınız ne
zaman oluştu? 

Sanırım değiştiğimi ilk kez DUNE albümünü 
hazırlarken hissettim. O albümde her şarkıyı 
birbirinden tamamen ayrı düşünerek 
çalıştım.Sanırım bu sayede kendi içimde 
daha önce ortaya çıkmamış yönlerimi 
keşfettim ve ifade biçimim de gelişti. Ondan 
önce şarkı söylerken bu kadar sakin 
değildim. Daha çok önüme ne çıkarsa öyle
söylüyordum. Eskiden her şarkının söyleyiş 
biçimini ayrıca düşünmezdim. 

Ama artık kelimelerin taşıdığı duyguya göre 
sesimin tonunu değiştirebiliyorum. Sadece 
“üzgün şarkıysa üzgün söyle” ya da
“sert şarkıysa sert söyle” değil… 
Aynı cümlenin içindeki tek bir kelime bile 
söyleyişimi değiştirebiliyor. 

Artık sadece sesimi kullanarak bile duyguyu 
aktarabileceğimi hissediyorum. Eskiden 
“Sözlerin anlamı anlaşılırsa yeter,” diye 
düşünürdüm. Şimdi ise sözler anlaşılmasa 
bile sesimin taşıdığı duygu sayesinde 
insanların bunu hissedebilmesini istiyorum. 

Yabancı müzik dinlediğinizde de böyledir ya… 
Bazen sözleri anlamazsınız ama şarkıcının 
duygusu size geçer. 
İşte ben de artık bunu hedefliyorum. 

𒀸 Şu anda henüz yayımlanmamış 
şiirleriniz var mı? 

Yok. 

𒀸 Demek ki yazdıklarınızı biriktiren biri değilsiniz. 

Hayır. Sadece zihnimde doğal bir çekmece 
oluştururum. Şarkıyı dinlediğimde o 
çekmecenin kendiliğinden açılması yeterlidir. 

𒀸 Bundan sonra özellikle yazmayı istediğiniz 
bir konu var mı? 

İdeallerime biraz daha yaklaşmak istiyorum. 
Artık bana daha yakın şeyler yazmak 
istiyorum. 

𒀸 Yani şimdiye kadarki hikâye ağırlıklı 
anlatımınızı geride bırakmayı mı 
düşünüyorsunuz? 

Evet. Hem dinlemesi kolay olacak… 
Hem de kurduğum imgeyle uyumlu. 
Ama aynı zamanda daha gerçek olacak. 

𒀸 Şimdiye kadar yazdığınız şiirlere 
baktığınızda, hepsini birleştiren ortak 
bir tema görüyor musunuz? 

Ne söylersem söyleyeyim… Dönüp dolaşıp 
yine “sevgi” hakkında yazdığımı 
düşünüyorum. Sanırım sonunda vardığım 
yer hep orası oluyor. 

𒀸 Son zamanlarda müzik dışında ilginizi 
çeken başka bir şey var mı? 

İnsanlara kendimi nasıl gösterebileceğimi 
çok düşünüyorum. Dergi fotoğraflarında 
bile L’Arc~en~Ciel’in dünyasını daha iyi 
nasıl aktarabiliriz diye kafa yoruyorum. 
Bir yandan da sahnede ulaşmak istediğim 
ideal görüntüyü düşünüyorum. 

𒀸 Ağustos ayında Power Station’da 
vereceğiniz tek kişilik konser kesinleşti.
Bu konser için hedefiniz ya da beklentiniz 
nedir? 

Ağustos’taki Power Station konserinde 
insanların, o zamana kadar 
ulaşabildiğimiz en olgun hâlimizi 
görmesini istiyorum. 

İfade biçimimizin de L’Arc~en~Ciel’e özgü 
bir noktaya ulaşacağını düşünüyorum. 
Umarım insanlar bunu hem görür 
hem de hisseder. 

𒀸 Şu anda turnedesiniz, değil mi? 

Bu turnede, yapmak istediğim şeyin ilk 
adımını atmayı planlıyorum. 
Asıl istediğim, yapmak istediğim şeyi 
gerçekleştirebilmemi sağlayacak o
“anahtarı” bulmak. Kafamda nasıl 
olması gerektiğine dair bir imaj var ama 
bunu sahnede gerçekten hayata 
geçirip geçiremeyeceğimi görmek 
istiyorum. Belki başarısız olacağım,
ama ideallerime yaklaşabilmek için bunu 
denemem gerektiğini düşünüyorum. 

𒀸 Bu, L’Arc~en~Ciel için… ya da senin için 
oldukça köklü bir değişim sayılır mı? 

Hyde olarak. 

𒀸 Yani bugüne kadarki imajınızı yıkacak 
kadar büyük bir değişim mi? 

Ama dışarıdan bakanlar bunu fark 
etmeyebilir. 

𒀸 Bu daha çok kendi içinde yaşadığın bir 
dönüşüm mü? 

Evet. Turne boyunca bunu tamamen 
başarabilsem bile, belki çevremdekiler 
bunun farkına varmayacak.
Ama sonrasında her şeyin bambaşka 
bir hâl alacağına inanıyorum. 

𒀸 Ağustos ayında Power Station’da 
vereceğiniz tek kişilik konser de kesinleşti. 
Bu konser için nasıl bir sahne ortaya 
koymayı hedefliyorsunuz? 

Turne boyunca, en azından idealime biraz 
daha yaklaşabilmeyi… hatta mümkünse ona 
ulaşabilmeyi istiyorum. 

İnsanların da o zamana kadar ortaya çıkacak 
hâlimizi görmesini isterim. İfade biçimimizin 
de L’Arc~en~Ciel’e özgü bir noktaya 
ulaşacağını düşünüyorum. 

Bunu hem görmelerini hem de 
hissetmelerini isterim. 

Kaynak: Fool’s Mate
Yayın Yılı: 09.1993
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

İlk Çeviri Yayınlama: 01.10.2025
Revize Edilmiş Sürüm: 27.07.2026

Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

Yorumlar

Yorum bırakın