

ISSAY × TAKASHI
Zamanın Akışına Bırak
21 Eylül’de yayımlanan ISSAY’in ilk solo albümü FLOWERS, farklı
müzisyenleri bir araya getiren özel bir çalışma. Albümdeki “Toki no Sugiyuku Mama ni” (Zamanın Akışına Bırak)
adlı parçada DIE IN CRIES basçısı TAKASHI de konuk müzisyen
olarak yer alıyor.
Bu söyleşi de, tıpkı şarkının adı gibi, zamanın akışına kendini
bırakıyor; bir konudan diğerine geçerken sohbet hiç tükenmiyor…
Metin: Yuki Sugie
Fotoğraf: Seiichi Inoue
𒀸 İlk ne zaman tanıştınız?
TAKASHI: İlk kez bir etkinlikte birlikte sahne almıştık sanırım,
değil mi?
ISSAY: Yok, aslında ondan da önce ben DIE IN CRIES’in konserine
gitmiştim. Konserden sonraki kutlamaya da uğramıştım ama o
zaman gruptan yalnızca KYO’yu tanıyordum.
TAKASHI: Bizim gerçekten ilk kez oturup konuşmamız ise kayıt
öncesindeki toplantıda oldu galiba.
𒀸 TAKASHI-san bu kez FLOWERS albümündeki “Toki no
Sugiyuku Mama ni” parçasında çalıyor. ISSAY-san, bu şarkıda
özellikle onun basını istemenizin nedeni neydi?
ISSAY: TAKASHI’nin basında, New Wave sonrasının etkisini yaşamış
bir müzisyenin duyarlılığı var bence. Ne kadar sert müzik yaparsa
yapsın, çaldığında hep ince ve hassas bir taraf hissediliyor. Ben de
bu parçada özellikle sertlikten çok, Avrupa rock’ının o melankolik
ruhunu katmasını istedim. Bu yüzden onu aradım.
𒀸 Teklifi nasıl yaptınız?
ISSAY: Telefonu açıp doğrudan ben aradım. (lol)
𒀸 Peki siz ne dediniz, TAKASHI-san?
TAKASHI: “Tabii ki, memnuniyetle.” dedim. (lol)
𒀸 Şarkıyı ilk dinlediğinizde aklınızdan nasıl bir bas partisi
geçiyordu?
TAKASHI: Açıkçası ilk anda ne yapacağımı pek bilmiyordum. (lol)
Önce sadece akor yürüyüşünü ezberledim. Sonra düşündüm ki bu
parça öyle nota yağdırarak çalınacak bir şey değil. Daha çok
fretless bas kullanıp, notaların arasındaki boşlukları hissettiren bir
yorum yapmak daha doğru olur. İlk kafamdaki fikir aşağı yukarı
buydu. Tabii sonra hep birlikte çalmaya başlayınca yeni fikirler de
gelişti.
ISSAY: Bu parça gerçekten zordu. Çünkü orijinali zaten çok güçlü
bir şarkı. Asıl mesele onu bozmak değil, ona yeni bir kimlik
kazandırmaktı. Davulcu Toyama bile epey kafa yordu.
TAKASHI: Evet. Gerçekten çok düşündük.
ISSAY: Başta prodüktörümüz Keiichi Suzuki’nin çizdiği genel bir yön
vardı. Ama albümün temel fikri şuydu: Her davet ettiğimiz
müzisyen, en çok kendisine benzeyen tarafını getirsin. Dolayısıyla
herkes stüdyoya girene kadar ortaya nasıl bir şey çıkacağını biz de
tam olarak bilmiyorduk.
TAKASHI: Bu kayıtların en ilginç kısmı ise “referans parçası”ydı. (lol)
ISSAY: Aynen. (lol) Hava inanılmaz güzeldi. Keiichi-san son derece
ciddi bir ifadeyle, “Şimdi ‘Toki no Sugiyuku Mama ni’ toplantısına
başlıyoruz.” dedi. Normalde böyle resmî konuşmaz. Ben de
“Hayırdır?” diye düşünmeye başladım. Sonra, “Önce referans
parçayı dinleyelim. Bugünkü masmavi gökyüzüne çok yakışacak bir
eser.” dedi. Hepimiz merakla bekliyoruz. Bir anda David Bowie’nin
“Warszawa” parçası çalmaya başladı. (lol) Bir anda hepimizin morali
çöktü.
TAKASHI: Üstelik küllüğün içinde tütsü yanıyordu. (lol)
Herkes sessizce oturmuş dinliyor…
ISSAY: Ortam tam anlamıyla gizemliydi. Parça biter bitmez
Toyama’nın söylediği ilk cümle hâlâ aklımdadır.
“Şey… ama bunda davul yok.” (lol)
TAKASHI: Referans güzel de… Biz bununla tam olarak ne
yapacağız? (lol)
ISSAY: Sonra KEN de, “Galiba gitar da yoktu…” dedi. Çünkü
gerçekten sadece klavye vardı. Meğer Keiichi-san’ın kastettiği şey
düzenleme değil, parçanın atmosferiymiş. Yani tamamen duygu ve
nüans açısından bir referans. (lol)
TAKASHI: Ama kabul etmek gerekir ki… En azından ruh hâlimiz
tamamen Avrupa’ya dönmüştü. (lol)
ISSAY: Sonra hep birlikte oturup konuştuk. En sonunda da şu karara
vardık: “Bu parçayı yapacaksak önce kendimizi Avrupalı gibi
hissetmeliyiz.” Hatta işi şakaya vurup, “Herkes kandaki Alman
oranını mümkün olduğunca yükseltsin.” demeye başladık. (lol)
𒀸 Kayıtlar başladığında süreç nasıl ilerledi?
TAKASHI: Oldukça serbestti. Neredeyse jam session yapar gibi
ilerledik.
ISSAY: Bir kez ortak atmosferi yakalayınca gerisi çok hızlı geldi.
TAKASHI: Kendi grubumdan oldukça farklı bir deneyimdi. Sürekli
birbirimizi dinliyorduk. “Bakalım şimdi ne yapacak?” diye merak
ederek çalmak çok keyifliydi.
ISSAY: Bu kayıtlar sayesinde bir şeyi yeniden fark ettim.
TAKASHI’nin bas tonu gerçekten inanılmaz güzel. O gün tesadüfen
HAL de stüdyodaydı. Sürekli, “Bu nasıl ses ya? Hangi ekipmanı
kullanıyorsun? Ben de aynısından istiyorum.” deyip duruyordu. (lol)
TAKASHI: Ben ise HAL orada olduğu için baştan sona gergindim.
(lol)
ISSAY: Ama sonuçta ortaya gerçekten ilginç bir kayıt çıktı.
Parça ağır bir atmosfere sahip olmasına rağmen aynı zamanda
olağanüstü şeffaf duyuluyor.
TAKASHI’nin bası da hayal ettiğimden bile daha iyi oturdu. Üstelik
albümün akışı içinde de çok önemli bir yerde duruyor. Bence
albümün gerçek anlamda dinleyiciyi içine çekmeye başladığı bölüm
tam burası. “Dinleyeni tam kalbinden vuracağız.” diye
düşünüyordum. (lol)
𒀸 Gerçekten öyle. (lol) Hazır konu açılmışken şunu da sorayım…
TAKASHI-san, sizce kanınızdaki “Alman oranı” doğal olarak yüksek
mi?
TAKASHI: (lol) Bilmiyorum doğrusu. Ama gençken dinlediğim
müzisyenler arasında öyle isimler vardı. O yüzden dolaylı da olsa
onların etkisini almışımdır diye düşünüyorum.
ISSAY: Sonuçta New Wave dediğimiz akımın kökleri de Avrupa’ya
dayanıyor.
TAKASHI: Ben aslında New Wave’den çok New Romantic
tarafındaydım. İlk dinlediğim grup Duran Duran’dı. Gerçi aynı
dönemde Iron Maiden’ı da çok seviyordum. (lol) Hatta metal
gruplarında da çalmışlığım var.
𒀸 ISSAY-san’ın metal dinlediğini hayal etmek biraz zor…
ISSAY: Hiç dinlemem. (lol) Hard rock da pek dinlediğim
söylenemez. Gerçi Iggy Pop’u hard rock sayarsan, o
başka. (lol) Benim New Wave dediğim zaman aklıma gelen
isimler daha çok Gary Numan ya da Ultravox oluyor.
𒀸 Peki TAKASHI-san… Duran Duran dinlediğiniz dönemde
gerçekten New Romantic tarzında mı giyiniyordunuz?
TAKASHI: New Romantic tarzı gömlekler bulabilmek için resmen
dükkân dükkân dolaşıyordum. (lol)
ISSAY: Şimdi dönüp bakınca gerçekten tuhaf geliyor. (lol) O akım
tam anlamıyla… Zengin görgüsüzlüğüyle aristokrat zevki arasında
sıkışmış bir estetikti. (lol)
𒀸 Makyaj da yapıyor muydunuz?
TAKASHI: Lisenin birinci sınıfındayken makyaj yapıp okula
gidiyordum. Her sabah öğretmen beni durdurup, “Sen ibne
misin?” diye sorardı. (lol)
ISSAY: Benim lise yıllarım daha da eskiye denk geliyor. O zamanlar
insanlar böyle şeyleri neredeyse psikolojik bir rahatsızlık gibi
görüyordu. Öğretmenler hiçbir şey söylemezdi. Sanırım
dokunulmaması gereken bir mesele olduğunu düşünüyorlardı.
Kimse karışmıyordu. Sadece… “Tuhaf çocuk.” muamelesi
görüyordum. Tam anlamıyla görmezden geliniyordum. (lol)
TAKASHI: Ben de saçlarımı uzattığım dönemde epey dalga konusu
olmuştum. Parmakla gösterip, “Heavy metalci! Heavy metalci!”
diye bağırıyorlardı. Bayağı zorbalık gördüm. (lol)
𒀸 Peki kayıtlar bittikten sonra birlikte çıkıp içtiğiniz oldu mu?
TAKASHI: Henüz olmadı. Ama ISSAY-san hakkında duyduklarım
var. (lol)
ISSAY: Yok canım… Ben o kadar da içen biri değilim. (lol) Öyle bir
oturup mekândaki bütün içkileri bitirecek biri değilim. Benden çok
daha sağlamları var. (lol)
ISSAY
DER ZIBET’in vokalisti. Bu kez kariyerinin ilk solo albümü FLOWERS’ı
yayımladı. Albümde yer alan seçkin konuk müzisyenler bile tek
başına ISSAY’in müzisyenler arasındaki saygınlığını göstermeye
yetiyor. DER ZIBET bu yıl onuncu kuruluş yılını kutluyor. Ayrıca 21
Ekim’de grubun yeni video çalışmasının yayımlanması planlanıyor.
Kendine özgü karakterlere sahip üyelerden oluşan DER ZIBET’in,
onuncu yılının ardından çok daha büyük bir çıkış yapması
bekleniyor.
TAKASHI
DIE IN CRIES’in bas gitaristi. Bu röportajda konuşulan “Toki no
Sugiyuku Mama ni” parçasında konuk müzisyen olarak yer alıyor.
DIE IN CRIES ise ağustos ayında Shinjuku Power Station’da her
gece farklı bir konseptle hazırlanan haftalık konser serisini
gerçekleştirdi: “Cover Gecesi”, “Erkekler Gecesi”, “Dinner Gecesi”
ve “Sıradan Gece”. Grup kısa bir dinlenme dönemine giriyor
olsa da, bu aranın ardından çok daha güçlenmiş bir DIE IN CRIES
olarak geri dönmeleri bekleniyor.
Kaynak: PATi PATi
Yayın Yılı: 11.1994
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 15.07.2025
Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.




