DER ZIBET | PATi PATi | 12.87

MYSTERY BLAZE 

Fotoğraf: Naoto Ohkawa 
Yazı: Kou Imazu 

Yakışıklı erkeklere bakmak bile insanın kalbini hızlandırmaya 
yeter. Ama onların yalnızca dış görünüşleriyle değil, 
özgün teknikleri ve bitmek bilmeyen vahşi ruhlarıyla da 
öne çıktığını fark ettiğiniz anda, bu heyecan bambaşka 
bir coşkuya dönüşüyor. 

DER ZIBET, tam anlamıyla büyüleyici bir heyecan kaynağı. 

Üstelik sahne ışıklarının dışında son derece samimi, içten ve insanı 
rahat hissettiren dört kişi onlar. 

Çıkışlarının üzerinden henüz iki yıl geçmiş olmasına rağmen 
kendilerini fazlasıyla kanıtladılar. Şimdi ise çok daha etkileyici 
geçeceğe benzeyen üçüncü yıllarına adım atıyorlar. 

“Der Zibet’in konserini mutlaka görmelisin!” 

Bunu o kadar çok kişiden duymuştum ki… 

Ben de “Öyle mi?” deyip 29 Eylül’de Tokyo Bay Area’daki INK STICK Shibaura FACTORY’ye uğramaya karar verdim. 

Peki sonuç? 

Resmen çarpıldım. 

O zarif görüntüsüyle tanıdığımız ISSAY, başından aşağı bira döküp 
kendini kusursuz bir dans ritminin içine bırakıyordu. 

HIKARU tek gitarla çıktığına inanması güç bir ses duvarı örüyor, 
HAL’ın bas gitarı ile MAYUMI’nin davulları da o devasa sesi durmadan ileri taşıyordu. 

Ertesi gün kendimi plak şirketini ararken buldum. 

“Tek kelimeyle muhteşemdi!” 

İşte bu telefon konuşmasının sonunda da bu röportaj gerçekleşti. 

Karşımıza çıkan isimler vokalist ISSAY ile gitarist HIKARU oldu. 

PATi PATi okurları onları yaklaşık iki yıl sonra yeniden ağırlarken, bu 
iki yıl içinde yaşadıkları değişimi baştan sona anlatmalarını istedik. 

𒀸 O zaman başlayalım. Der Zibet’in hikâyesini baştan anlatır mısınız? 

HIKARU: Grubu kurduktan yaklaşık bir yıl sonra ilk albümümüzü 
çıkardık. Hemen ardından da Kudankaikan’da büyük 
bir salon konseri verdik. Aslında dönüp baktığımda orası 
bizim için bir dönemin tamamlandığı yer olmuştu. O zamanki, 
tabiri caizse “karanlık dönemimizin” zirvesiydi. (lol) 

ISSAY: Konser bittikten sonra… Sanki biz de bitmişiz gibi hissettik. 

𒀸 Daha o zamandan mı? 

HIKARU: Evet. “Kendi kendimize bundan sonra nereye gideceğiz?” 
diye düşünmeye başlamıştık. Ama hiçbirimiz ilk konuşan olmak 
istemiyorduk. Herkes, diğerinin ağzından çıkacak ilk sözü 
bekliyordu. 

ISSAY: Davulcuyu saymazsak hepimiz AB kan grubuyuz ya… 
İnsanların karşısında idare etmeyi, her şey yolundaymış gibi davranmayı iyi biliriz. (lol) 

𒀸 Ama yine de devam etmeye karar verdiniz. 

ISSAY: Evet. Çünkü içimde hep belirsiz de olsa bir his vardı. 
“Bu heriflerle birlikte olmaya devam etmek istiyorum.” 
Beni ayakta tutanda buydu. 

HIKARU: Sonra 1986 geldi. Her ay Shibuya’daki LIVE INN’de 
sahneye çıkıyorduk. Ama bir süre sonra yaratıcı olarak 
tıkanmaya başladık. Bizi değiştiren şey ise aynı yıl mayıs 
ayında başlayan Radical Dance Tour oldu. 
Turneye çıkmadan önce kendi kendimize, “Daha vahşi 
olacağız.” Dedik. Sonra konserler ilerledikçe inanılmaz 
keyif almaya başladık. 

O zaman fark ettik ki… “Aslında rock yapmakta hiçbir 
sorun yokmuş.” İşte o dönemden sonra birbirimize karşı 
daha açık konuşmaya başladık. Kimse artık kendini 
saklamıyordu. Gerçi en çok rol yapan kişi bendim. (lol) 

ISSAY: Doğru. O turneye kadar bizim için konser vermek, 
“Ayda bir kez sahneye çıkıyoruz.” demekten ibaretti. 
Turneden sonra ise iş, “Üç günde bir konser vermek artık 
normal.” noktasına geldi. (lol) Sanırım bizi değiştiren de tam olarak buydu. 

𒀸 Ve sonra ikinci albüme geldiniz? 

ISSAY: Evet. Ama ondan önce… Yapımcıları epey zorlayıp klavye 
desteği olmadan bir turneye çıkmamıza izin vermelerini istedik. 

(O dönem bize destek veren klavyeci, şu anda UP-BEAT’in destek klavyecisi olan Mahito Fujiwara’ydı.) 

𒀸 Bir anda dört kişi olarak sahneye çıkmak zor olmadı mı? 

ISSAY: İlk iki konser biraz tehlikeliydi. Ne yapacağımızı tam 
kestiremiyorduk. Ama ondan sonra her şey yoluna girdi. 
Üstelik grup olarak sesimiz de çok daha bütünlüklü hâle geldi. 

HIKARU: Aslında ilk dönemlerde Der Zibet 
için klavye vazgeçilmezdi… 

ISSAY: “İlk dönem” mi? Desene biz artık “son dönem” olduk! (lol) 

Bu turneye ilk çıktığımızda herkes, “Der Zibet klavyesiz olmaz.” 
diyordu. (lol) Ama şimdi dönüp baktığımda… Kudankaikan 
konserinden sonra yaşadığımız o tıkanıklığı aşmamız da… 
Klavyeyi çıkarma cesaretini göstermemiz de… Bizi bir sonraki 
aşamaya taşıyan en önemli adımlar olmuş. 

𒀸 Bunu sana sık sık soruyor olabilirler ama… Senin için stüdyo 
kayıtlarıyla canlı performans tamamen farklı şeyler mi? 

ISSAY: Eskiden öyle düşünüyordum. En azından o zamanlar… 
Kesinlikle öyleydi. 

HIKARU: Bizim için plak demek, defalarca dinlense bile insanı 
sıkmayan bir şey üretmek demekti. 

ISSAY: Ama yine de… Canlı performanstaki o duygunun bir kısmını 
kayda da taşıyabilmek istiyoruz. 

HIKARU: İkinci albümü yaptığımız zaman kendimize çok 
güveniyorduk. Ama şimdi dönüp dinlediğimde… Canlı 
performanslarımızın çok daha iyi olduğunu hissediyorum. 

ISSAY: ELECTRIC MOON & MORE CD’sinde iki canlı kayıt var. 
Toplam yirmi dakika sürüyorlar. (lol) Onları dinlediğim zaman bile içimden, “Yok… Canlı hâli çok daha iyi.” diyorum. 

𒀸 Biraz önce söylediğin konuya dönecek olursak… O dönemlerde 
plaklar tekrar tekrar dinlenmek için yapılmış eserlerdi diyorsun. 
Peki canlı performanslar daha anlık bir şey miydi? 

ISSAY: Sonuçta canlı performans dediğin şey gerçekten “canlı”. 
Seyircinin tepkisine göre… Normalde yapmayacağım bir yerde bir 
anda haykırabiliyorum. Ama işte tam da o anda ortaya çıkan şey gerçek oluyor. O yüzden çok değerli. 

HIKARU: Michael Jackson gibi değil yani. (lol) Hani her hareketin 
önceden planlandığı… Neredeyse saçını hangi saniyede geriye 
atacağının bile belli olduğu gösteriler gibi değil. 
Benim için her şarkının içinde mutlaka tamamen özgür olabildiğim 
küçük bir bölüm vardır. İşte o anda her şey yerine oturursa… 
Tarifi zor bir his. Tabii ters giderse de insan yerin dibine 
girmek istiyor. (lol) 

𒀸 Ama zaten gerçekten etkileyici olan şeyler de çoğu zaman tam o belirsizlikten doğuyor. Yine de Der Zibet’i izlerken dikkatimi 
çeken bir şey var. Doğaçlama gibi görünmesine rağmen, işin 
temelinde inanılmaz sağlam bir yapı hissediliyor. Bence sizi, “Canlı performans başka, plak başka.” deyip ikisini tamamen 
birbirinden koparan gruplardan ayıran şey de bu. 

ISSAY: Çünkü iskeletimiz sağlam. Her şey onun üzerine kuruluyor. 

HIKARU: Kesinlikle. Mesela konserlerde şarkı sıralamasını 
belirlerken inanılmaz titiz davranıyoruz. (lol) Sahnede rahat 
hareket edebiliyorsak… Bunun nedeni o temel yapının önceden 
çoksağlam kurulmuş olması. 

𒀸 O zaman biraz da üçüncü albümden bahsedelim. 

HIKARU: Şu anda elimizde otuzdan fazla aday parça var. 
Bir yandan da ekibimizden, sözleri önce yazılmış parçalar 
üzerinde çalışmamız yönünde bir öneri geldi. Şu sıralar daha 
çok bunun üzerine yoğunlaşıyoruz. 

ISSAY: Aslında tam da üyeler arasında şarkı sözlerinin 
önemini konuştuğumuz bir döneme denk geldi. 

HIKARU: Sözlerde de bugüne kadar yaptığımızın bir adım 
ötesine geçmek istiyoruz. Daha anlaşılır… Daha doğrudan… 
İnsanlara daha kolay ulaşabilen sözler yazmak istiyoruz. 

𒀸 Peki ISSAY, senin yazdığın sözler de eskisine göre 
değişmeye başladı mı? 

ISSAY: Evet. Aslında ben başından beri duygularımı pat diye 
söyleyebilen biri olmadım. İnsanlara doğrudan bir şey söylemek 
bana hep zor gelmiştir. Ama sahnede şunu fark ettim… Bazen tek 
bir net cümle bile seyircinin tepkisini tamamen değiştirebiliyor.  

İşte bu yüzden son zamanlarda şarkı yazarken kullandığım 
kelimeleri çok daha bilinçli seçiyorum. Yeni albümdeki sözlerin 
ortaknoktası da bu. Birine doğrudan seslenmek. (lol)  

İlk albüm daha çok kendime dönüktü. İkinci albüm ise daha çok 
belli bir kişiye sesleniyordu. Yeni albüm ise… Karşımdaki insana 
doğrudan konuşuyor. Sanırım değişen tarafım da tam olarak bu. (lol) 

𒀸 Bu aynı zamanda kendine dışarıdan bakabilmeye 
başladığının da göstergesi olabilir. 

ISSAY: Olabilir… Ama konserin sonlarına doğru bu mümkün 
olmuyor. (lol) O noktadan sonra kendimi dışarıdan izlemeye 
çalışırsam… İçimde büyük bir eksiklik hissi oluşuyor. 

𒀸 Ama bence tam da bu yüzden güzel. Bugün birçok grup 
konser boyunca kendini sürekli kontrol etmeye çalışıyor. 
Sizde ise o kontrol zamanla kayboluyor. Ve bence sizi güzel 
yapan şey de bu. 

HIKARU: Evet. O “ham” tarafımızı kaybetmek istemiyoruz. 

ISSAY: Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplayıp kusursuz hâle 
getirmek istemiyoruz. Yeni albüm de aynı anlayışla hazırlanıyor. 
Çok güçlü bir albüm olacak. Buna gerçekten inanıyorum. 

U MEET THE ROCK PARTY Vol.1 

DER ZIBET LIVE 

PATi PATi ROCK’N’ROLL Sunar 

📍 15 Aralık – Osaka Banana Hall 

📍 17 Aralık – Nagoya Heartland 

🎉 250 çift (500 kişi) davetli! 

PATi PATi ROCK’N’ROLL’un, dikkat çeken grupları müzikseverlerle 
buluşturduğu “U MEET THE ROCK PARTY” etkinlik 
serisinin ilk konuğu DER ZIBET oluyor. 

Bu özel etkinliğe PATi PATi okurları da davetli! 

Osaka Banana Hall konseri için 150 çift (300 kişi),  

Nagoya Heartland konseri için ise 100 çift (200 kişi)  

çekilişle belirlenecek. 

Katılmak isteyenlerin aşağıdaki başvuru kuponunu gidiş-dönüş kartpostalına yapıştırarak; 
adını, adresini, yaşını, telefon numarasını  
ve katılmak istediği konseri  
yazarak aşağıdaki adrese göndermesi gerekiyor. 

CBS Sony Publishing – PATi PATi DER ZIBET LIVE 

Posta Kutusu No: 25 

Chitose Postanesi 

Setagaya-ku, Tokyo 156-91 

Son başvuru tarihi 5 Aralık (posta damgası geçerlidir). 

Kazananlara etkinlikten yaklaşık bir hafta önce iki kişilik davetiye 
gönderilecek. 

Etkinlik günü girişte 500 yen alınacak. 

Ancak bu ücret yalnızca giriş ücreti değil. 

Karşılığında PATi PATi ile DER ZIBET ekibinin 
birlikte hazırladığı özel bir broşür verilecek. 

Broşürün içinde ise grubun son LP’sindeki bir parçanın farklı versiyonunu içeren esnek plak 
(flexi-disc / ソノシート) yer alacak. 

Oldukça özel bir hatıra! 

Başvuru Kuponu 
PP12 
DZ

Kaynak: PATi PATi
Yayın Yılı: 12.1987
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

İlk Çeviri Yayınlama: 11.07.2024
Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

Yorumlar

Yorum bırakın