Etiket: DER ZIBET

Grup

  • DER ZIBET | Fool’s Mate | 04.96

    DER ZIBET 

    ISSAY 

    Hikâyenin Perde Arkası (Behind the Tale) 

    Bu Hikâyenin Sonunu Kimse Bilmiyor 

    Röportaj / Metin: Yuki Sugie 
    Fotoğraf: Yohsuke Komatsu 

    Grubun kariyerindeki on birinci stüdyo albümü ile, ilk dönemlerini 
    kapsayan Sixty Records ve BMG Victor yıllarından seçilen nadir 
    kayıtlar, remiksler ve çeşitli özel parçaların yer aldığı best
    of albüm… Bunlar sırasıyla “Kirigirisu” (Çekirge) ve “Ari” (Karınca) 
    adlarıyla aynı gün yayımlanıyor.
    Peki bu isimlerin ardındaki düşünce neydi? 

    DER ZIBET’in ilk kez denediği yaratım yöntemlerini de kapsayan 
    bu yeni çalışmayı grubun solisti ISSAY ile konuştuk. 

    𒀸 Böyle bir soruyla başlamak biraz tuhaf olacak ama… Grup 
    üyelerini temel alarak hazırlanan bu “Çekirge” kuklası gerçekten 
    inanılmaz olmuş. (lol) 

    ISSAY: Bu sefer bu kukla bayağı başroldeydi. Albüm kapağında da, 
    resmi sanatçı fotoğraflarında da hep onu kullandık. Hele HAL’ın 
    yüzü var ya… Kukla olmasına rağmen inanılmaz 
    benziyor diye bayağı beğenildi. (lol) 

    𒀸 Bu kuklanın röportaj sayfasına kadar gelmesinin sebebi de 
    yaklaşık bir yıllık aradan sonra yayımlanacak yeni albüm Kirigirisu 
    ile geçmiş kayıtları bir araya getiren best of albüm Ari’nin 
    23 Mart’ta aynı anda çıkacak olması. İki albümü yan yana 
    koyunca ortaya doğal olarak “Karınca ile Çekirge” çıkıyor. 
    Hâl böyle olunca da herkesin aklına Ezop’un ünlü masalı geliyor. 

    ISSAY: Evet, büyük ihtimalle öyle oluyordur. 

    𒀸 Peki bu fikir nasıl ortaya çıktı? 

    ISSAY: Bu tema kafamda sanırım geçen yaz şekillenmeye başladı. 
    Aslında ondan önce, ilkbahardaki turne sırasında HIKARU bana, 
    “Bir sonraki albümü önce sözlerden yola çıkarak yapmak istiyorum.
    En az üç şarkılık söz hazırla.” demişti. Ben de o sırada çeşitli şeyler 
    yazıp biriktiriyordum. Ama zaman geçtikçe, “Galiba bu kez tek 
    bir tema etrafında toplamak daha doğru olacak.” diye düşünmeye 
    başladım. Tam o günlerde bir akşam bir arkadaşımla içki içerken 
    laf dönüp dolaşıp bir anda Ezop’un Karınca ile Çekirge masalına 
    geldi. İkimiz de resmen, “Ben bu masaldan nefret ediyorum.” 
    demeye başladık. (lol) Çünkü o hikâyede bütün suç 
    çekirgeye yükleniyor, değil mi? 

    𒀸 “Çalışmayanın sonu kötüdür.” gibi oldukça ahlâkçı bir 
    masal sonuçta. 

    ISSAY: Aynen öyle. Ama ben çekirgenin kötü biri olduğunu 
    hiç düşünmüyorum. Hatta tam tersine… Bu kadar kötü 
    gösterilmesi bana hep haksızlık gibi gelmiştir. 

    𒀸 Katılıyorum. 

    ISSAY: Bence çekirgenin tek hatası varsa, o da gidip karıncadan 
    yardım istemesiydi. Bu albüm aslında tek bir düşünceden doğdu. 
    “Çekirge kötü değildir.” 

    𒀸 Aslında çekirge yaz boyunca istediği gibi yaşayarak hayatını 
    dolu dolu tamamlıyor. Sonunda ölse bile, başkalarının onu nasıl 
    değerlendirdiğinden bağımsız olarak kendi içinde pişmanlık 
    duyacağını sanmıyorum. 

    ISSAY: Aynen öyle. Sonuçta mesele şu: Yaptıklarının bedeli elbette 
    gelir. Ama bedelini ödemek, yaptığının yanlış olduğu anlamına 
    gelmez ki. 

    𒀸 Duyduğuma göre Fransa’da bu masal biraz farklı anlatılıyor. 
    Çekirge yardım istemeye gittiğinde karınca ona, “Yaz boyunca 
    şarkı söyleyip dans ettin. Eğer şimdi uzun kışımızı şarkılarınla 
    güzelleştirirsen sana yardım ederim.” diyormuş. 

    ISSAY: O kesin sonradan ortaya çıkmış bir versiyondur. 

    𒀸 Ama kulağa oldukça Fransızca geliyor. 

    ISSAY: (lol) Aslında bu hikâyenin gerçek sonunu kimse tam 
    olarak bilmiyor. Ben de pek çok kişiye, “Karınca ile Çekirge’nin 
    asıl sonu nasıldı?” diye sordum. Meğer anlatılan sonlar birbirinden 
    farklıymış. Ama değişmeyen tek şey şu… Çekirge önce karınca 
    tarafından güzelce azarlanıyor. (lol) Ondan sonrasıysa üç farklı 
    sona ayrılıyor. Ama Ezop’u düşündüğümde… 
    Bence çekirge sonunda ölüyor. 

    𒀸 Yani siz de öyle düşünüyorsunuz. 

    ISSAY: Sonuçta Ezop o dönemde köle olarak yaşamış bir adamdı. 
    Yazdığı fabllar da insanların dünyada nasıl ayakta kalacağını 
    anlatıyor. Öyle birinin çekirgeyi kurtaracak bir son yazacağını 
    hiç sanmıyorum. Hem Ezop’un masalları zaten epey acımasızdır. 
    Ama bu, karıncanın kötü olduğu anlamına da gelmiyor. Ben 
    sadece… Çekirgenin kötü biri olmadığını söylemek istedim. Bunu 
    albümün teması hâline getirsek ilginç olur diye düşündüm. 
    Zaten… Biz de sonuçta çekirgeyiz. (lol) 

    𒀸 Demek o meşhur çekirge kuklası da bu fikirden doğdu. 

    ISSAY: Aynen öyle. (lol) Ama işin komik tarafı şu… Arkadaşımla 
    saatlerce “Çekirge kötü değildir.” diye konuştuktan sonra bir 
    anda içime kurt düştü. “Acaba sadece biz mi böyle düşünüyoruz?” 
    Diye. Sonra birkaç arkadaşıma daha, “Ben çekirgenin kötü 
    olduğunu düşünmüyorum.” dedim. Hepsi de hiç düşünmeden, 
    “Evet ya, kesinlikle.” diye cevap verdi. İşte o zaman cesaret bulup 
    bu fikri gruba götürdüm. Onlar da hemen benimsedi. Sonra da 
    dedik ki… “Bu kez sıra çekirgenin intikamında!” (lol) 

    𒀸 Yani bu süreç sonunda ortaya çıkan albüm aynı zamanda Der
    Zibet için oldukça farklı bir çalışma yöntemiyle hazırlanmış oldu.
    Şarkı sözlerinin müzikten önce yazılması, grup açısından pek 
    alışıldık bir yöntem sayılmaz, değil mi? 

    ISSAY: Daha önce de bu şekilde yaptığımız birkaç şarkı olmuştu.
    Ama bu kez olduğu gibi albümde sekiz parçanın birden bu 
    yöntemle hazırlanması sanırım ilk kez oldu. 

    𒀸 Oldukça yüksek bir sayı. 

    ISSAY: Evet. Sözleri yazış biçimim de bu kez biraz farklıydı. 
    Önce sözlerin ilk taslağı ortaya çıkıyordu. Sonra “çekirge” fikri 
    belirginleşmeye başladıkça o tema etrafında müzik şekilleniyor 
    ya da sözler yeniden düzenleniyordu. Bu şekilde hazırladığımız 
    ilk albüm oldu diyebilirim. 

    𒀸 Peki HIKARU size “Bu kez önce sözleri yazacağız.” dediğinde ilk 
    tepkiniz ne olmuştu? 

    ISSAY: İlk düşündüğüm şey, “Yine başıma iş açtı…” oldu. (lol) Çünkü 
    önce müzik olduğunda kafanda görüntüler oluşturmak çok daha 
    kolay oluyor. Kaç kelime kullanabileceğin de aşağı yukarı belli 
    oluyor. Bazen o tür kısıtlamalar insanın işini kolaylaştırıyor. 
    O yüzden başlangıçta ortada hiçbir şey yokken söz yazmak bana 
    oldukça zahmetli gelmişti. Ama HIKARU, “Tamamlanmış sözler 
    olmasına gerek yok. Bana önce taslağını getir.” 
    deyince öyle başladım. 

    𒀸 Sizce HIKARU neden bu albümde özellikle bu yöntemi 
    denemek istedi? 

    ISSAY: Geçen yılın ilk yarısında Sasano Michiru’nun kayıtlarında 
    çalışmıştı. Orada da aynı yöntem uygulanmış. Çok hoşuna gitmiş 
    olacak ki, “Bu kez biz de deneyelim.” demiş. 

    𒀸 Peki sizin açınızdan, albümün genel şekli ortaya çıkana kadar 
    epey deneme yanılma yaşandı sanırım. 

    ISSAY: Evet. İlk başta gerçekten ne yapacağımı bilmiyordum. 
    Derken Ağustos sonlarına doğru HIKARU aradı. 

    𒀸 “Ödev ne oldu?” diye mi? 

    ISSAY: Aynen öyle. (lol) Aslında o zamana kadar parça parça 
    yazıyordum. Ama hiçbirini toparlamamıştım. Sonra üç gün 
    sonra toplantı yapacağımız söylendi. Ben de üç günde yazdım. (lol) 

    𒀸 Epey uğraşmışsınız. 

    ISSAY: En az üç şarkılık söz istemişti. Ben de nasıl olsa birkaç tanesi 
    elenir diye düşünerek sekiz tane götürdüm. Sonra… Hepsi kabul 
    edildi. (lol) 

    𒀸 Peki bu yeni çalışma yöntemi vokalist olarak sizi nasıl etkiledi? 

    ISSAY: Müzikal açıdan çok daha rahattı. Şimdiye kadar önce melodi 
    olurdu. Ben de sözleri o melodinin içine yerleştirirdim. Böyle olunca 
    gerçekten söylerken zorlayan yerler çıkabiliyordu. Ama bu kez 
    melodiyle sözler neredeyse en başından beri birlikte gelişti. O 
    yüzden söylemesi çok daha kolaydı. Aslında buna “önce söz 
    yazmak” demekten çok, hem müziği hem sözleri aynı anda özgürce 
    değiştirebildiğimiz bir süreç demek daha doğru olur. 

    𒀸 Bu albümde vokaliniz önceki çalışmalara göre daha çok orta 
    ve pes tonlara yaslanıyor gibi. 

    ISSAY: Evet. Bu albümdeki parçaların çoğu Der Zibet standartlarına 
    göre daha düşük tonlarda. 

    𒀸 Bu bilinçli bir tercih miydi? 

    ISSAY: Evet. Özellikle ben istedim. Sebebi sadece pes söylemenin 
    kolay olması değildi. Bu ses aralığında söylediğim zaman şarkıya 
    küçük nüanslar katmak çok daha kolay oluyor. Sesini sürekli 
    zorladığında ister istemez tekdüzeleşiyorsun. 

    𒀸 Özellikle “Çekirgeyi Kim Öldürdü?” oldukça pes bir şarkı. 

    ISSAY: Doğru. Canlıda nasıl olacak bakalım. (lol) Gerçi Hamlet
    Machine’de bundan daha düşük söylediğim parçalar var. O yüzden 
    çok sorun olacağını sanmıyorum. Hem nakarat zaten oldukça 
    yükseliyor. 

    𒀸 Pes ve tiz arasında bu kadar büyük fark olunca insan 
    yorulmaz mı? 

    ISSAY: Ben tam tersine çok keyif aldım. Aslında bu yönelim GREEN 
    albümünde de başlamıştı. Bu kez biraz daha ileri götürdük. Bana 
    göre şarkı söylemenin en güzel hâli… İnsanın kendi kendine 
    mırıldanıyormuş gibi söyleyebilmesidir. 

    𒀸 Genel olarak bakınca Kirigirisu, Der Zibet’in bugüne kadarki 
    karakterini en eksiksiz yansıtan albümlerden biri gibi duruyor. Siz 
    hazırlarken böyle bir hedefiniz var mıydı? 

    ISSAY: Açıkçası özellikle hedeflediğimiz bir şey değildi. Ama dönüp 
    bakınca gerçekten Der Zibet’in özünü taşıyan bir albüm olmuş gibi 
    geliyor. Ben hiçbir zaman “Biraz daha pop yapalım.” ya da “Biraz 
    daha deneysel olalım.” diye düşünmedim. Sadece yapmak 
    istediğimizi yaptık. Gerçi… Belki gruptan başka biri gizlice öyle 
    düşünmüş olabilir. (lol) 

    𒀸 Ben özellikle albümün ikinci yarısındaki “Overture 11.17” ile 
    “Kum Saati” arasındaki akışı çok seviyorum. “11.17” gerçekten 
    kayıt tarihi mi? 

    ISSAY: Evet. O gün tek seferde kaydettik. 

    𒀸 Uzun zamandır böyle tam anlamıyla enstrümantal bir 
    parça yapmamıştınız. 

    ISSAY: Aslında bu kadar uzun olması planlanmamıştı. Kayıtlardan 
    önce iki gün kadar grip olduğum için provaya gelemedim. Ben 
    yokken üçü kendi aralarında doğaçlama yapmış. Parça da öyle 
    ortaya çıkmış. (lol) 

    𒀸 Bu albüm hem konseptiyle hem sözleriyle hem de müziğiyle 
    oldukça anlaşılır ama aynı zamanda çok güçlü bir enerji taşıyor 
    gibi geliyor. 

    ISSAY: Sanırım bunun sebeplerinden biri gereğinden fazla ses 
    üst üste koymamış olmamız. Bir de kayıt süreci inanılmaz 
    hızlı geçti. Provalarda her şey zaten hazırdı. Hatta
    son provada albümü baştan sona hiç durmadan çaldık. (lol) 

    𒀸 Yani resmen albümün genel provası olmuş. 

    ISSAY: Aynen öyle. Kayıtta da parçaları neredeyse aynı sırayla 
    çaldık zaten. 

    𒀸 Bir de aynı gün çıkacak olan best of albüm Ari var. Bu iki albüm 
    en başından beri birlikte mi düşünülmüştü? 

    ISSAY: Hayır. Kayıtlar bitmek üzereyken, Kirigirisunun kapak 
    tasarımı konuşulurken bu fikir geldi. Başlık ne olsun diye 
    düşünürken biri, “Karınca olsun.” dedi. Hepimiz de “Olur.” dedik. 
    Sonuçta hayatımız boyunca gerçekten biriktirdiğimiz tek şey bu 
    kayıtlar olmuş. (kahkahalar) 

    𒀸 Oldukça kara mizah… 

    ISSAY: Evet. (lol) Çünkü onun dışında biriktirdiğimiz hiçbir 
    şey yok. Ama düşün… 23 Mart’ta bir müzik dükkânına 
    gidiyorsun. Rafta Karınca ile Çekirge yan yana duruyor. 
    Ben olsam buna bayağı gülerdim. (lol)

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 04.1996
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 20.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | ROCKIN’ON JAPAN | 05.95

    Çocuklara Selam Söyleyin 

    Bu kez sıra grubun “ergenlik döneminde” mı? 

    Der Zibet’e özgü o taptaze amatör ruhun geri dönüşü: Green 
     

    Röportaj: Takako Inoue 

    Der Zibet’in yeni albümü Green, insanın canını acıtacak kadar 
    duru ve ferah. 

    İlk kez gündelik kıyafetlerini giyip tek başına sokağa çıktığında 
    hissedilen o heyecan… 

    Omzuna biri hafifçe dokunsa istemsizce koşmaya 
    başlayacakmışsın gibi hissettiren o ince gerginlik… 

    İşte albümün taşıdığı duygu tam olarak bu. 

    O genç, toy kalp… 

    Bir yandan akustik melodilerin zarafetini örerken, bir yandan 
    pop’un coşkusuyla ileri atılıyor; sonra ansızın kendini boğucu 
    bir çıkmazın içinde buluveriyor. 

    “Blizzard” ve “Song Bird” gibi “yalnızlık” üzerine yazılmış görkemli 
    ağıtlar ise dinleyeni gözyaşlarına boğacak kadar güçlü. 

    Albümün miksajı tamamlandıktan hemen sonra ISSAY 
    kahkahalar atarak, 

    “Bu albümü dünyaya tamamen sırtımı dönerek yaptım!” 

    demişti. 

    Ama ilginçtir… 

    ISSAY bunu ne zaman söylese ortaya mutlaka çok iyi bir iş çıkar. 

    Sevdiği her şeyi çekinmeden içine doldurduğu bu renkli albüm… 

    Zihnindeki görüntüleri olduğu gibi aktaran, kendine özgü sözleri… 

    Ve her şeyden önemlisi, sanki büyük bir keyifle, 
    hiçbir kuralı umursamadan hazırlanmış hissi… 

    Bütün bunlar albüme, en güzel anlamıyla bir amatör 
    ruh kazandırıyor. 

    Eğer Shishunki ISSAY’in kişisel tarihindeki “yeşil günleri” 
    anlatıyorsa, Green de Der Zibet’in grup olarak yeniden 
    yaşadığı bir ergenlik dönemi gibi. 

    Kimseye hesap vermeden kendi özüne dönen Der Zibet’in 
    bu etkileyici albümünü önümüzdeki iki ay boyunca 
    ayrıntılarıyla ele alacağız. 

    İlk bölümle başlayalım. 

    ISSAY: Bu albümün tek konsepti “Der Zibet”ti. (lol) “Pop olsun.” 
    “Deneysel olsun.” Bunların hiçbirini düşünmedik. Sadece… 
    “Der Zibet’e yakışanı yapalım.” dedik. Bizi zaten seven insanlar 
    dinlediğinde mutlu olursa bu bize yeterdi. Sözler için de özel bir 
    tema belirlemedim. Aslında başta bir anahtar kelime seçmeyi 
    düşündüm. Ama sonra vazgeçtim. 

    𒀸 Peki o anahtar kelime neydi? 

    ISSAY: Peter Pan’ın Karanlık Tarafı. 

    𒀸 Ama albümde gerçekten o hissediliyor. 

    ISSAY: Evet. Çünkü o sıralar zihnimi en çok meşgul eden şeylerden 
    biriydi. Dolayısıyla farkında olmadan şarkılara da yansıdı. Bir de… 
    Albüm bittikten sonra fark ettim. Sözlerde sürekli “çocuklar” 
    kelimesi geçiyor. Kendi kendime, “Neden durmadan çocuklardan 
    söz etmişim?” diye düşündüm. 

    𒀸 Ama albümün adını düşününce bunun çok doğal geldiğini 
    hissediyorum. 

    ISSAY: Olabilir. Ama aslında bu albümün adı Der Zibet II de 
    olabilirdi. Shishunki III de. Children da. Dolphin da. Ya da Green. (lol) 

    𒀸 Sanırım bütün bu isimleri birbirine bağlayan ortak nokta, senin 
    içindeki çocuk taraf. Yani senin hiç değişmeyen yanın. “Green” 
    dediğin şey de bu, değil mi? 

    ISSAY: Evet. Benim için öyle. 

    𒀸 O zaman “çocuk” senin içinde koruman gereken tarafı 
    temsil ediyor diyebilir miyiz? 

    ISSAY: … Belki içimdeki çocuk. Belki gerçekten bu dünyada yaşayan 
    çocuklar. Belki bir zamanlar çocuk olmuş yetişkinler. Belki de henüz 
    doğmamış çocuklar. Bilmiyorum. Ama sanırım hepsinin ortak 
    noktası şu: İnsanın en canlı olduğu hâl. En doğal olduğu hâl. 
    Bu albümde söz yazma biçimim de ilk zamanlardaki 
    hâline geri döndü.  

    Eskiden olduğu gibi, “Ne anlatmak istiyorum?” diye başlamadım. 
    Önce imgeler geldi. Sonra kelimeler. Sonra o kelimelerin çıkardığı 
    ses. Şarkı sözlerini yine o akışın peşinden giderek yazdım. 
    Gözümün önüne görüntüler durmadan geliyor. Benim yaptığım 
    şey sadece… Onları yakalamaya çalışmak. Ama görüntüler öyle 
    hızlı geliyor ki elim yetişemiyor. Ben de peşlerinden koşup 
    hepsini not alıyorum. Sonra onları tek tek seçip bir araya 
    getiriyorum. Ortaya çıkan şey bazen rüya mı, gerçek mi belli 
    olmuyor. Ama benim için gerçekten var olan şeyler bunlar. 
    Onları yazmak istedim.  

    Herkes tarafından anlaşılmaları gerekmiyordu. Çünkü açıkçası… 
    Ben şu “mesaj şarkısı” denilen şeyi hiçbir zaman tam anlayamadım. 
    Hani birinin omzuna dokunup, “Öyle değil mi?” demek gibi… 
    “Ben de aynıyım.” “Sen de aynısın.” gibi şarkılar. Sanırım onlar 
    herkesin ortak hissini yakalamaya çalışıyor. Ama benim öyle bir 
    ortak paydam yok. Kendimi tam tersine… O ortak paydadan en 
    uzakta duran biri gibi hissediyorum. Bu yüzden bu albümde 
    kullandığım kelimeler de tam olarak oradan çıktı. 

    Kaynak: ROCKIN’ON JAPAN
    Yayın Yılı: 05.1995
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 17.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | PLUM | 12.89

    DER ZIBET 

    Salon ışıkları söndü. Seyircileri aydınlatan spotlar yavaş yavaş
    salonu taramaya başladı… 

    10 Ekim’de Shibuya Club Quattro’da DER ZIBET sahne aldı. 
    “Mammoth no Yoru” (“Mamutun Gecesi”) ile açılan konser,
    ilk andan itibaren tam gaz ilerledi. 

    “Bu gece hep birlikte eğlenelim!” diye seslendi ISSAY. 

    Yedinci parça “Niji o Mita ka” (“Gökkuşağını Gördün mü?”)
    sırasında destek müzisyen olarak klavyeci Nozawa Daijirō da
    sahneye katıldı. 

    Ardından ISSAY, 

    “Bugün bize katılacak bir konuğumuz daha var.” 

    dedi ve sahneye Chiwaki Mayumi çıktı. 

    Chiwaki daha önce Kochi’deki konserlerine de katılmıştı ve
    ikili yine birbirleriyle kusursuz bir uyum yakaladı. 

    Sohbet bölümünde (MC) Chiwaki bu kez Tosa seyahatlerinden
    söz açtı. 

    “ISSAY aslında Sakamoto Ryōma’nın büyük bir hayranı.” 

    deyince seyirciler sanatçının pek bilinmeyen bir yönünü de
    öğrenmiş oldu. ISSAY ise Ryōma’nın heykelini görememiş
    olmaktan dolayı hayal kırıklığını dile getirdi. 

    Konserin ikinci yarısında Chiwaki ile ISSAY gitarlarını da ellerine
    alınca salonun coşkusu daha da yükseldi. 

    Encore bölümünde ise “Funny Panic” bir kez daha seslendirildi. 

    Toplam 16 şarkının (bunların ikisi encore) yer aldığı konser, baştan
    sona keyifli ve oldukça dolu dolu geçen bir gece olarak hafızalarda
    kaldı.

    Kaynak: Arena37℃
    Yayın Yılı: 12.1989
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 10.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • Chiwaki Mayumi&DER ZIBET | Arena37℃ | 06.89

    Chiwaki Mayumi & DER ZIBET 

    10 Nisan’da Inkstick Shibaura’da Chiwaki Mayumi ve
    DER ZIBET’ten rüya gibi bir ortak sahne 

    Fotoğraf: Nov Matsuzaki 

    Hikaru’nun Chiwaki Mayumi’nin albümüne katkıda bulunmuş
    olması ve Issay ile Chiwaki’nin uzun yıllara dayanan dostluğu
    (ikisi de tam bir glam tutkunu) sayesinde, DER ZIBET ile Chiwaki 
    arasında zaten özel bir bağ vardı. Belki de bu yüzden, 10 Nisan’da 
    Sophia Üniversitesi’nin düzenlediği etkinlik kapsamında Shibaura 
    Inkstick’te gerçekleşen DER ZIBET konserinde Chiwaki’nin konuk
    sanatçı olarak sahneye çıkması kimseyi şaşırtmadı. 

    Sonuç ise tek kelimeyle harikaydı. O gece izleyicilere, bütün
    sıkıntılarını bir kenara bırakıp yalnızca müziğin içinde
    kaybolabilecekleri unutulmaz bir gece armağan edildi. 

    Konser, planlanan saatten kısa bir süre sonra DER ZIBET’in 
    sahneye çıkmasıyla başladı. Grubu uzun bir aradan sonra yeniden
    gören hayranların heyecanı salonun her köşesine yayılmıştı. Çünkü
    onlar, geçen yıl Shibuya Kōkaidō’daki konserden bu yana ilk kez bu
    şekilde sahneye çıkıyordu. Yaklaşık dört aylık bekleyiş, hayranlar için
    gerçekten uzun gelmişti. 

    İlk olarak “Only “YOU” Only “Love”, ardından “Russia” çalındı. Sanki
    aylardır içlerinde biriken bütün enerjiyi tek seferde dışarı
    bırakıyormuşçasına sert ve vahşi bir performans sergilediler. 

    Issay seyircilere şöyle seslendi: 

    「Sanki sonunda kış uykusundan uyanmış gibiyim. Bundan sonra
    arayı fazla açmadan turneye çıkmayı düşünüyoruz. O yüzden
    bugün hep birlikte baharın gelişini kutlayalım.」

    Son dönemde gerek müzikleri gerek sahne kostümleriyle daha
    karanlık bir atmosfere yönelen DER ZIBET’in, bu gece yeniden eski
    gösterişli havasına kısa da olsa geri dönmüş olması dikkat çekiciydi.
    Uzun süredir göz önünde olmasalar da sahneye çıkan her üyenin
    yüzünde son derece keskin ve dinç bir ifade vardı. Gerçekten de
    uzun bir uykudan yeni uyanmış gibiydiler. 

    Konser tam ortalarına geldiğinde salonu bir anda kadın hayranların
    çığlıkları kapladı ve Chiwaki Mayumi, püsküllü, oldukça iddialı bir
    atletle sahneye çıktı. 

    Onun çekiciliği gösterişli ya da yapmacık değildi; dimdik
    duruşundan gelen doğal bir zarafete sahipti. Bu yüzden
    kadınların bile hayranlık duymaması mümkün değildi. 

    Ardından sırasıyla “Lady Universe”, Hikaru’nun Chiwaki için
    yazdığı “One Shot Two Heart” ve bu gece Issay ile düet
    yaptığı “Angel Fate” seslendirildi. 

    Bu konserin en şaşırtıcı yanlarından biri de Chiwaki Mayumi ile
    DER ZIBET’in müzikal dünyalarının beklenenden çok daha yakın
    olmasıydı. Chiwaki’nin şarkılarını onlar çalmaya başladığında sanki
    yıllardır birlikte çalışan tek bir grup sahnedeymiş hissi oluşuyordu. 

    Gerçek anlamda kusursuz bir uyum yakalamışlardı. 

    Chiwaki’nin sahneye çıkmasıyla konserin coşkusu doruğa ulaştı.
    Seyircilerin enerjisi öyle yükselmişti ki ortam neredeyse bir punk
    konserini andırıyordu. 

    Issay, seyircinin coşkusuna kapılıp durmaksızın haykırıyor; 
    Hikaru ise gitarını adeta durmaksızın konuşturuyordu. 

    Gerçek şu ki, DER ZIBET en çok böyle çılgın, gösterişli ve sınır
    tanımayan performanslarıyla etkileyici görünüyordu. 

    Ve encore… 

    Gecenin en büyük sürprizi henüz gelmemişti. 

    Chiwaki ile Issay birlikte, The Rocky Horror Show’dan bir parça,
    ardından David Bowie ile Mick Jagger’ın söylediği “Dancing in the 
    Street” ve Bay City Rollers’ın “Rock and Roll Love Letter” 
    şarkılarından oluşan bir medley seslendirdiler. 

    Salonun ışıkları yandıktan sonra bile kimse kolay kolay yerinden
    kıpırdayamadı. Herkes, biraz önce yaşananların gerçekten olup
    olmadığını anlamaya çalışıyormuş gibi sahnenin önünde öylece
    kalmıştı. 

    İşte o manzara, geceden geriye kalan en unutulmaz görüntüydü. 

    (Yamamoto Hiroko) 

    Kaynak: Arena37℃
    Yayın Yılı: 06.1989
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 9.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | GiGS GB | 12.88

    Dördü de Londra’yı İlk Kez Ziyaret Ettiğinde Neler Yaşadı? 

    Yazı  / Tomoko Imai

    Der Zibet’in dördüncü albümünün kayıtları için Londra’ya gitmesi
    eylül ayının başına denk geliyordu. Üstelik dört üye de ilk kez yurt
    dışına çıkıyordu. ISSAY’in uçaklardan ölümüne korktuğu da
    düşünülünce, “Acaba gerçekten gidebilecekler mi?” diye
    endişelenen ekiptekiler bile vardı. 

    Ancak Londra’ya vardıklarında gördüler ki sonuçta orası da aynı
    dünyanın bir parçasıydı. Üstelik stüdyoya yalnızca birkaç dakikalık
    yürüme mesafesinde bulunan bir otelde kaldıkları için günlük
    hayatın gürültüsünden uzaklaşıp çalışmalarına daha iyi
    odaklanabildiler. 

    Grubun tercih ettiği stüdyo, zamanında Kiyoshiro’nun da kayıt
    yaptığı Maison Rouge Studios idi. Yardımcı miks mühendisi olarak,
    grubun büyük hayranlık duyduğu Led Zeppelin gitaristi Jimmy
    Page’in solo albümünde de çalışmış Dick Beetham görev alıyordu.
    Ana miks mühendisi ise Doctor & The Medics ve New York punk
    efsanesi Ramones ile yaptığı çalışmalarla tanınan Craig Leon’dı. 

    Kısacası teknik ekip açısından kusursuz bir kadroya sahiptiler. 

    Der Zibet üyeleri de şimdiye kadarki çalışmalarından çok daha
    istekliydi. Hazırlıklarını eksiksiz yapmış olmaları sayesinde kayıt
    süreci son derece verimli geçti. Dahası, bu albümle birlikte
    kendilerini bambaşka bir yönleriyle ortaya koyma arzusuyla
    doluydular. 

    Ancak ne kadar hevesli olsalar da bütün günlerini stüdyoda
    geçirmediler. Fırsat buldukça alışverişe çıktılar, konserlere gittiler,
    sanat galerilerini gezdiler. Gerçi bunu biraz da mecburen
    yapıyorlardı; miks mühendislerinin çalıştığı iki üç saat boyunca
    yapacak pek bir şey olmuyordu. 

    Yaklaşık bir ay boyunca böyle dolaşınca dönüşte valizleri de
    hediyelik eşyalarla dolup taştı. 

    İlk ilgilerini çeken şey deri ürünleri olmuştu. Bunun sebebi
    Londra’nın bir anda soğumasıydı; ancak Japonya’ya döndüklerinde
    neredeyse tam anlamıyla deri tutkunu hâline gelmişlerdi. 

    MAYUMI ise gittiği her yerde poster topluyordu. Zamanla otuzdan
    fazla poster biriktirmiş ve ortaya gerçekten etkileyici bir koleksiyon
    çıkmıştı. Ne yazık ki Japonya’ya dönüş yolunda bu koleksiyon
    kayboldu. 

    ISSAY’in tercihi ise gömlekler ve bluzlardı. Antika dükkânlarında tam
    onun zevkine hitap eden sayısız parça vardı. 

    MAYUMI ile HIKARU ise Led Zeppelin’in bootleg kayıtlarının
    peşindeydi. 

    Aslına bakılırsa yalnızca bu alışveriş tercihlerine bakmak bile onların
    ne kadar tavizsiz, kendi zevklerinden ödün vermeyen bir rock grubu
    olduğunu anlamaya yetiyor. 

    Kaynak: GiGS GB
    Yayın Yılı: 12.1988
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 17.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | PATi PATi | 04.88

    DER ZIBET 

    3. Albüm 

    21 Mart’ta Der Zibet’in üçüncü albümü DER ZIBET yayımlanıyor. 
    İki farklı prodüktörle çalışılması, grubun canlı performanslarındaki
    enerjinin albüme eksiksiz yansıtılması ve kayıt sürecinden gelen
    birbirinden ilgi çekici hikâyeler… Belki de albümü dinlediğinizde
    “İşte Der Zibet bu.” diyeceksiniz. Onların nasıl bir grup olduğunu
    merak ediyor olabilirsiniz. Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, 
    DER ZIBET yalnızca bir albüm değil; içine adım atmaya değer
    bambaşka bir dünya. 

    Fotoğraf: George Ide 
    Metin: Kou Imazu 
    Saç & Makyaj: Hiroyuki Shimizu 

    “Boom!” 

    Parlak seslerden oluşan bir dalga üzerinize doğru geliyor ve
    farkında olmadan bedeniniz harekete geçiyor. Gitarist havaya
    sıçrıyor, vokalist zarif ama çarpıcı hareketlerle bedenini büküyor;
    gözlerinizi onlardan alamıyorsunuz. Ardından gelen sade ama
    güçlü sözlerse doğrudan kalbinize dokunuyor. 

    21 Mart’ta yayımlanacak üçüncü albüm DER ZIBET, bir stüdyo
    albümü olmasına rağmen canlı performansların tüm coşkusunu
    olduğu gibi içinde taşıyor. 

    Bu, sanki grubun dört üyesiyle her dinleyişinizde yeniden
    karşılaşıyormuşsunuz hissi veren bir albüm. 

    Albüm boyunca karşımıza çıkan dört müzisyen; bir yandan vahşi
    ve içgüdüsel, diğer yandan zarif ve kırılgan bir yüz gösteriyor.
    Ve bütün güçleriyle kendilerini müziğe bırakıyorlar. 

    ☆ 

    𒀸 Daha önce bu albümün temelinde “canlı performans hissi” ve
    “sözlerin önemi” olduğunu söylemiştiniz. 

    MAYUMI: Canlılık açısından konuşacak olursam, eskiden çalarken
    hâlâ kafamla düşündüğüm bir bölüm vardı; belki yüzde yirmilik bir
    kısmı. Bu kez onu daha da azaltıp mümkün olduğunca bedenimin
    beni yönlendirmesine izin vererek çalmaya çalıştım. 

    𒀸 Aynı ritim ekibinin bir üyesi olarak HAL için nasıldı? 

    HAL: Ben canlı performansın atmosferine hemen kapılabilen
    biriyim. O yüzden benim için oldukça doğal gelişti. Gerçi kendimi
    müziğe fazla kaptırınca sahnede vücudum pek hareket etmiyor.
    (lol) 

    𒀸 Şarkı sözlerine daha fazla önem verilmesinin çalışınızı da
    etkilediğini düşünüyor musunuz? 

    MAYUMI: Kesinlikle. Eskiden sözleri çok düşünmeden davul
    çaldığım olurdu. Ama bu albümde sözlerin ne anlattığını düşünerek
    davula küçük eklemeler yaptım. 

    𒀸 Bu albümde parçaların yarısı sözlerden önce değil, başlıklardan
    yola çıkılarak oluşturuldu değil mi? 

    ISSAY: Aslında önce sözler değil, şarkı isimleri ortaya çıktı. Hepimiz
    fikirler getirdik. Başlangıçta elimizde yüz kadar başlık vardı sanırım. 

    𒀸 Ama bunlar rastgele toplanmış başlıklar değildi. 

    ISSAY: Hayır. Günlük hayatta kendi aramızda yaptığımız sıradan
    konuşmalar onların kaynağı oldu. Mesela Seven-Eleven’ın önünden
    geçerken “Niye bu kadar çok insan burada ayakta dergi
    karıştırıyor?” diye konuşuyoruz. Ya da turnede radyoda birini duyup
    “Bu adam neden bu kadar ilgi görüyor?” diyoruz. Günlük
    sohbetlerdeki bu küçük soru işaretleri zamanla albümün
    konseptine kadar uzanabiliyor. Bence işin en ilginç yanı da bu. (lol) 

    𒀸 Yani günlük konuşmalardaki o “neden?” duygusu… 

    HIKARU: Sadece sorular değil. “Bu doğru.”, “Bu yanlış.” gibi
    yargılar da var. 

    ISSAY: Sanırım “Biz dünyaya böyle bakıyoruz.” diyebilmek gibi
    bir şey. 

    𒀸 Bütün bu duyguların içinde albümün tamamına yayılan ortak
    bir tema var mı? 

    HIKARU: Kulağa biraz klişe gelebilir ama… “Şehirdeki yalnızlık.” 

    𒀸 Peki Der Zibet’in bahsettiği “yalnızlık” tam olarak nasıl bir şey? 

    ISSAY: İnsanlar çoğu zaman “yalnız olmak” ile “yalnız hissetmek”
    arasındaki farkı göremiyor. Ama bana göre bunlar aynı şey değil.
    Ben yalnızlığı son derece olumlu görüyorum. Çünkü yalnızlık
    insanın kendi içine yönelmesidir. Onu sadece üzücü bir duygu gibi
    görmek bana doğru gelmiyor. Albümün merkezindeki
    şarkılardan Isolation Train de tam olarak bunu anlatıyor. 

    ☆ 

    Dünkü benliğinle yüzleş. 
    Yarının benliğiyle konuş. 
    Ve sonunda gerçek “sen”le karşılaş. 

    ☆ 

    𒀸 O hâlde diğer şarkılardan da söz edelim. “Only YOU Only LOVE”
    nasıl bir şarkı? 

    ISSAY: Belki de kendimizi yalnız hissetmemizin sebebi, gerçekten
    ait olduğumuz “o kişi”yi henüz bulamamış olmamızdır. Mesela ben
    yalnız olduğum için HIKARU’yu aramam. HIKARU yanımda olmadığı
    için yalnız hissederim. Yani yalnızlık önce gelen şey değildir. Bu
    şarkıyla anlatmak istediğim de buydu. 

    𒀸 Peki HIKARU’nun yazdığı “虹を見たか 
    (Gökkuşağını Gördün mü?)” 

    HIKARU: Çok eski bir televizyon dizisi vardı; adı
    “君は海を見たか (Denizi Gördün mü?)” 

    𒀸 Harika bir başlık. (lol) 

    HIKARU: Değil mi? Dizinin sonunda denizin altın rengine büründüğü
    bir sahne vardı. O görüntüye duyduğum hayranlıkla bu albümün
    ana teması olan yalnızlık duygusu birleşince bu şarkı ortaya çıktı.
    Biraz fazla kişisel oldu doğrusu. Sözleri okurken hâlâ utanıyorum.
    (lol) 

    ISSAY: Ben okuduğumda gerçekten “Vay canına… HIKARU bunu
    yazdı demek.” diye düşündüm. Çok etkilendim. (lol) 

    𒀸 “ANGELIC” 

    ISSAY: Bu, sevdiğim kız ya da erkek için yazdığım bir aşk şarkısı.
    Ben “ANGELIC” kelimesini insanın doğuştan sahip olduğu saflık
    olarak düşünüyorum. Sonuçta herkes dünyaya böyle geliyor. Ama
    sonra ortaokula geldiğinde “Ben astronot olacağım.” dediğinde
    insanlar “Saçmalama.” diye çıkışıyor. Böyle böyle o saf yanımız
    kırılıyor. Benim sevdiğim insanlar ise o saflığı hâlâ koruyabilen
    insanlar. 

    𒀸 Madem söylemek istediğiniz bu kadar çok şey vardı, neden iki
    ayrı prodüktörle çalıştınız? 

    ISSAY: Aslında kendi başımıza da iyi bir albüm yapabileceğimize
    inanıyorduk. Ama biz iyiyle yetinmek istemedik. Daha büyük, daha
    iddialı bir albüm yapmak istedik. 

    𒀸 Peki bu hedefe ulaştığınızı düşünüyor musunuz? 

    HIKARU: Bence her şey doğru yönde ilerledi. Grup sonunda
    gerçekten tek bir bütün hâline geldi. Ama bunu biz kendi içimizden
    göremiyorduk. O kabuğu kırmamızı sağlayan iki prodüktör oldu.
    Kabuğumuz kırılınca da aslında dört kişi olarak ne kadar sağlam bir
    grup olduğumuzu yeniden fark ettik. Ama hâlâ tam anlamıyla
    tatmin olmuş değiliz. Sanırım daha büyük bir grubun özelliği de bu.
    Hâlâ kırılması gereken daha büyük bir kabuğun içinde olduğumuzu
    düşünüyorum. 

    ☆ 

    Üçüncü albümlerinde ilk kez albüme kendi grup adlarını
    veren Der Zibet (adı “misk kedisi” anlamına gelir), bu seçimle
    adeta “İşte bugün biz buyuz.” diyor. 

    Albüm boyunca dinleyiciye sürekli aynı çağrı yapılıyor: 

    Kendi yalnızlığınla yüzleş. Kendi yolunda yürü. Gerekirse toplumun
    dışında kalmaktan korkma. Çünkü ancak o zaman gerçek benliğini,
    doğuştan sahip olduğun o saf yanı yeniden bulabilirsin. 

    DER ZIBET, baştan sona bu düşüncenin etrafında dolaşan, güçlü
    ve tutarlı bir albüm. 

    Ve yine de insanın aklında son bir soru kalıyor… 

    Böylesine yoğun ve güçlü bir albüm yaratan bu dört müzisyen,
    fotoğraf çekimleri sırasında gördüğümüz o şakalaşan, eğlenceli
    ekiple nasıl aynı insanlar olabiliyor? 

    #Pluto: Belki de Der Zibet’in en büyük gizemi tam da bu. 🖤 

    Kaynak: PATi PATi
    Yayın Yılı: 04.1988
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 15.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | GiGS GB | 03.88

    BRAND-NEW EXPRESS 

    KAYIT RAPORU — Bölüm 2 

    Kizaki Ekibi 

    Yılın son günlerinden birinde… 

    Der Zibet üyelerinin, üçüncü albümün ikinci yarısına ait 
    kayıtların miks çalışmaları için toplandığı stüdyoya huzurlu 
    ve güven dolu bir hava hâkimdi. 

    Ortaya çıkardıkları işe duydukları memnuniyet, kendilerine olan 
    güvenleri ve rahatlıkları sessizce stüdyonun atmosferine sinmişti. 
    Ellerindeki bütün potansiyeli albüme aktarabildiklerini hissediyor 
    gibiydiler. 

    Kizaki Kenji’nin prodüktörlüğünü üstlendiği altı parçanın tamamı 
    henüz canlı performanslarda bile çalınmamış yeni şarkılar. 

    Bu çalışmaların en dikkat çekici yönlerinden biri ise şarkıların 
    ilk kez önce sözlerden yola çıkılarak hazırlanmış olması. 

    Üstelik bu kez yalnızca söz yazarı değil, bütün grup en baştan 
    itibaren bir araya gelip fikir alışverişi yaptı
    (Bu yöntem Okano tarafındaki kayıtlar için de geçerliydi.) 

    ISSAY: “Uzun zamandır kendi aramızda ‘Şarkı sözleri gerçekten 
    çok önemli.’ diye konuşuyorduk. Bu dönemde hissettiklerimizi 
    ve grubumuzun duruşunu artık daha açık biçimde ifade etmek 
    istedik. Bu yüzden sözlerin konusu çoğu zaman üyeler 
    arasında yaptığımız günlük sohbetlerden çıktı.” 

    “Genel olarak bugünün şehir yaşamını yansıtan sözler bunlar.
    Öncekilere göre kelimeler daha önde duruyor; dinleyiciye 
    doğrudan sesleniyor. Daha gerçek, daha yaşayan şarkılar 
    olduklarını düşünüyorum.” 

    HIKARU: “Sözler önceden hazır olunca şarkının dünyasını 
    daha en başından görebiliyorduk. Bu yüzden hem beste 
    yapmak hem de parçaları çalmak çok daha kolay oldu.
    Gerçekten çok taze bir deneyimdi.” 

    Miks masasında bu kez sektörün en çok aranan isimlerinden 
    biri olan Michael Zimmerling görev aldı. 

    Temel anlayış yine grubun canlı performans enerjisini korumak 
    üzerine kurulmuş olsa da, bu kayıtlar Okano ekibinin hazırladığı 
    parçalara göre biraz daha ayrıntılı ve işlenmiş bir yapıya sahip 
    olacak gibi görünüyor. 

    HIKARU: “İki prodüktörle çalışmamıza rağmen albümün genel 
    çizgisi hiç bozulmadı. Elbette miksleri yapan kişiler farklı olduğu 
    için ses renklerinde küçük farklılıklar var
    ama bunlar rahatsız edici değil.” 

    “Albümün tekdüze duyulmasını istemiyorduk. Tam tersine, 
    farklı renkleri olan ama bütünlüğünü de koruyan bir çalışma 
    hayal etmiştik. İki ayrı prodüktörle çalışmak başta biraz risk 
    gibi görünüyordu ama sonuç beklediğimizden bile uyumlu oldu.” 

    “Sanırım bu süreç bize grubumuzun artık gerçekten sağlam 
    bir çekirdeğe sahip olduğunu da gösterdi.” 

    Sahnenin önünde bütün dikkatleri üzerine çeken ISSAY ve 
    HIKARU’nun arkasında ise HAL (bas) ile MAYUMI’nin 
    oluşturduğu ritim bölümü duruyor. 

    O kalın, göğsü titreten ritim… 

    İşte gerçek rock hissi tam olarak bu. 

    HAL: “Bize ‘Canlı performansa olabildiğince yakın 
    bir albüm yapın.’ denildi. Biz de ‘Öyleyse ritimleri 
    programlamayalım; her şeyi canlı çalalım.’ dedik.
    Bu kararlılıkla çalıştık ve ortaya beklediğimizden de 
    tatmin edici bir sonuç çıktı.” 

    MAYUMI: “Canlı çalmanın yerini hiçbir şey tutmuyor. (lol)
    Davul çalmak insanı sağlıklı tutuyor.” 

    ISSAY: “Daha prova aşamasındayken kendi kendime ‘Bu ritim 
    arkamızdayken HIKARU’yla ne yaparsak yapalım yürür.’ diye 
    gülüyordum.” 

    Der Zibet, bugünlerde kolay kolay rastlanmayacak 
    kadar gerçek bir grup görüntüsü veriyor. 

    Birbirlerine duydukları güven son derece güçlü. 

    Bu yüzden herkes kendi karakterini özgürce ortaya koymasına 
    rağmen ortaya şaşırtıcı derecede bütünlüklü bir müzik çıkıyor. 

    Her biri tek başına on birim güç ortaya koysa bile… 

    Bir araya geldiklerinde sonuç kırk değil… 

    Altmış… 

    Belki de seksen oluyor. 

    İşte buna gerçekten “grup sihri” denir. 

    Kayıtlar neredeyse hiçbir pişmanlık bırakmadan tamamlandı. 

    Tekrar ediyor gibi olacağız ama… 

    Bu albüm gerçekten de grubun büyük bir özgüvenle hazırladığı 
    bir çalışma. 

    HAL: “Bu albümdeki performansın taşıdığı gerilim gerçekten 
    çok güçlü. Bugün rock’ı sadece meslek olarak yapan pek çok 
    grup var. Ama biz ruhumuzla rock yapan bir grubuz.” 

    Ve son sözü ISSAY söylüyor. 

    “Bir gün bu albümün Japon rockının klasik albümlerinden 
    biri olarak anılmasını istiyoruz.” (lol) 

    Fotoğraf: Mikio Ariga 
    Yazı: Akira Noguchi 

    Kaynak: GiGS GB
    Yayın Yılı: 03.1988
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 13.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | GiGS GB | 02.88

    BRAND-NEW EXPRESS 

    1988’in Umut Vadeden Yeni Sanatçısı 

    KAYIT RAPORU — Bölüm 1 

    Der Zibet, gelecek baharda yayımlanması planlanan 
    üçüncü albümünün kayıtlarını sürdürüyor. Okano Hajime 
    ve Kizaki Kenji adlı iki prodüktörün ellerinde şekillenen grubun 
    yepyeni dünyasını, kayıt sürecinin ilk bölümünden başlayarak 
    sizlere aktarıyoruz. 

    Sonunda Der Zibet büyük kozunu oynuyor. 

    Bu yıl boyunca ülke çapında verdikleri konserlerle büyük övgü 
    toplamaya başlayan grup, sahnede kazandığı güveni ve enerjiyi 
    stüdyoya taşıdı. 1988 yılının Mart ayında yayımlanması planlanan üçüncü albümün 
    kayıtları ise tüm hızıyla devam ediyor. 

    Bu albümün en dikkat çekici özelliği, iki farklı prodüktörle 
    hazırlanıyor olması. 

    Bir tarafta PINK grubundan, Chiwaki Mayumi ve THE WILLARD 
    gibi isimlerle yaptığı çalışmalarla tanınan Okano Hajime… 

    Diğer tarafta ise Ōsawa Yoshiyuki ve Koji Kikkawa 
    gibi sanatçılarla çalışan Kizaki Kenji… 

    İki başarılı prodüktörün Der Zibet’in dünyasını nasıl farklı 
    biçimlerde yorumlayacağı şimdiden büyük merak uyandırıyor. 

    Okano ekibi kayıtlarına Kasım ayının başında başladı ve yalnızca 
    bir hafta içinde miks aşamasına kadar ulaştı. Başlangıçta beş 
    parça planlanmışken çalışmalar beklenenden hızlı ilerlediği için 
    altı şarkı tamamlandı. 

    Bu aşamada vokalist ISSAY ve gitarist HIKARU ile konuştuk. 

    HIKARU:“Kayıtlar neredeyse canlı performans gibi geçti ve 
    gerçekten çok keyif aldık. Bilgisayar tabanlı düzenlemeleri 
    mümkün olduğunca kullanmadık. Daha organik, daha sade 
    ama buna rağmen oldukça gösterişli bir kayıt ortaya çıktı.” 

    ISSAY: “Benim için önemli olan küçük ayrıntılar değil, şarkının 
    bütünüydü. Mesela tek tek enstrümanları dinlediğinde 
    ‘Burada biraz eksiklik var galiba.’ diyebileceğin yerler olabilir.
    Ama hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan his daha önemliydi.
    O anın enerjisini korumak istedik. Hepimiz inanılmaz odaklanmıştık.
    Bu yüzden birçok parça ilk kayıtta kabul edildi.” 

    HIKARU: “Ufak nota hataları bile kaldı. Sonradan yeniden 
    kaydederiz diye düşünüyorduk ama sonra dinleyince fark 
    ettik ki o enerji  her şeyin önüne geçmişti. Biraz ham sayılabilir 
    ama asıl önemli olan da buydu.” 

    Kayıtları dinleme fırsatı bulduk. 

    İlk izlenimimiz tek kelimeyle şuydu: 

    “Olmuş!” 

    Ortaya son derece canlı, tok ve fiziksel bir ses çıkmış. 

    Sanki grup birkaç metre önünüzde çalıyormuş gibi güçlü bir 
    hareket hissi var. Güçlü ama kontrollü davullar, keskin ve tane 
    tane duyulan gitar tonları dinleyiciyi doğrudan içine çekiyor. 

    Özellikle HIKARU’nun gitar performansı albümün en dikkat çekici 
    yönlerinden biri. 

    Ton çeşitliliği, gitarın farklı renklerini ustalıkla kullanışı ve aniden 
    patlayan solo bölümleri gerçekten etkileyici. 

    HIKARU: “Klavyeyi neredeyse hiç kullanmadık. Ama albümün 
    tekdüze duyulmasını da istemedik. Bu yüzden gitarlarla birçok 
    farklı şey denedik. Akustik gitarı da oldukça fazla kullandık.” 

    ISSAY’in vokali ise önceki çalışmalara göre 
    belirgin biçimde güçlenmiş. 

    Sadece sesi değil, ifade biçimi de çok daha geniş bir 
    alana yayılmış. Söyledikleri dinleyiciye doğrudan ulaşıyor. 

    ISSAY: “Bu kayıt sürecinde inanılmaz bir odaklanma vardı. Kayıttan 
    önce bütün enerjimi içimde biriktiriyor, vokal kabinine girdiğim anda 
    ise hepsini bir anda dışarı bırakıyordum. Sonuç olarak her şarkının 
    söyleyiş biçimi ve nüansı birbirinden oldukça farklı oldu.” 

    “Bunun en büyük sebebi tamamen konsantre olabilmemdi. Elbette 
    kayıtlardan önce yaptığımız uzun provaların ve şarkı sözleri 
    üzerinde uzun uzun çalışmamızın da etkisi vardı. Sanırım bu süreç 
    sayesinde kendimi daha net görebilmeye başladım.” 

    Şimdilik kayıtların ilk bölümü için söylenebilecek tek şey şu: 

    Der Zibet, olağanüstü bir konsantrasyonla stüdyoya 
    girmiş ve ortaya çıkan sonuçtan fazlasıyla memnun. 

    Bir sonraki sayıda ise Kizaki Kenji ekibiyle gerçekleştirilen 
    kayıtların ikinci bölümünü aktaracağız. 

    Beklemede kalın. 

    Fotoğraf: Mikio Ariga 
    Yazı: Akira Noguchi 

    Kaynak: GiGS GB
    Yayın Yılı: 02.1988
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 13.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | PATi PATi | 12.87

    MYSTERY BLAZE 

    Fotoğraf: Naoto Ohkawa 
    Yazı: Kou Imazu 

    Yakışıklı erkeklere bakmak bile insanın kalbini hızlandırmaya 
    yeter. Ama onların yalnızca dış görünüşleriyle değil, 
    özgün teknikleri ve bitmek bilmeyen vahşi ruhlarıyla da 
    öne çıktığını fark ettiğiniz anda, bu heyecan bambaşka 
    bir coşkuya dönüşüyor. 

    DER ZIBET, tam anlamıyla büyüleyici bir heyecan kaynağı. 

    Üstelik sahne ışıklarının dışında son derece samimi, içten ve insanı 
    rahat hissettiren dört kişi onlar. 

    Çıkışlarının üzerinden henüz iki yıl geçmiş olmasına rağmen 
    kendilerini fazlasıyla kanıtladılar. Şimdi ise çok daha etkileyici 
    geçeceğe benzeyen üçüncü yıllarına adım atıyorlar. 

    “Der Zibet’in konserini mutlaka görmelisin!” 

    Bunu o kadar çok kişiden duymuştum ki… 

    Ben de “Öyle mi?” deyip 29 Eylül’de Tokyo Bay Area’daki INK STICK Shibaura FACTORY’ye uğramaya karar verdim. 

    Peki sonuç? 

    Resmen çarpıldım. 

    O zarif görüntüsüyle tanıdığımız ISSAY, başından aşağı bira döküp 
    kendini kusursuz bir dans ritminin içine bırakıyordu. 

    HIKARU tek gitarla çıktığına inanması güç bir ses duvarı örüyor, 
    HAL’ın bas gitarı ile MAYUMI’nin davulları da o devasa sesi durmadan ileri taşıyordu. 

    Ertesi gün kendimi plak şirketini ararken buldum. 

    “Tek kelimeyle muhteşemdi!” 

    İşte bu telefon konuşmasının sonunda da bu röportaj gerçekleşti. 

    Karşımıza çıkan isimler vokalist ISSAY ile gitarist HIKARU oldu. 

    PATi PATi okurları onları yaklaşık iki yıl sonra yeniden ağırlarken, bu 
    iki yıl içinde yaşadıkları değişimi baştan sona anlatmalarını istedik. 

    𒀸 O zaman başlayalım. Der Zibet’in hikâyesini baştan anlatır mısınız? 

    HIKARU: Grubu kurduktan yaklaşık bir yıl sonra ilk albümümüzü 
    çıkardık. Hemen ardından da Kudankaikan’da büyük 
    bir salon konseri verdik. Aslında dönüp baktığımda orası 
    bizim için bir dönemin tamamlandığı yer olmuştu. O zamanki, 
    tabiri caizse “karanlık dönemimizin” zirvesiydi. (lol) 

    ISSAY: Konser bittikten sonra… Sanki biz de bitmişiz gibi hissettik. 

    𒀸 Daha o zamandan mı? 

    HIKARU: Evet. “Kendi kendimize bundan sonra nereye gideceğiz?” 
    diye düşünmeye başlamıştık. Ama hiçbirimiz ilk konuşan olmak 
    istemiyorduk. Herkes, diğerinin ağzından çıkacak ilk sözü 
    bekliyordu. 

    ISSAY: Davulcuyu saymazsak hepimiz AB kan grubuyuz ya… 
    İnsanların karşısında idare etmeyi, her şey yolundaymış gibi davranmayı iyi biliriz. (lol) 

    𒀸 Ama yine de devam etmeye karar verdiniz. 

    ISSAY: Evet. Çünkü içimde hep belirsiz de olsa bir his vardı. 
    “Bu heriflerle birlikte olmaya devam etmek istiyorum.” 
    Beni ayakta tutanda buydu. 

    HIKARU: Sonra 1986 geldi. Her ay Shibuya’daki LIVE INN’de 
    sahneye çıkıyorduk. Ama bir süre sonra yaratıcı olarak 
    tıkanmaya başladık. Bizi değiştiren şey ise aynı yıl mayıs 
    ayında başlayan Radical Dance Tour oldu. 
    Turneye çıkmadan önce kendi kendimize, “Daha vahşi 
    olacağız.” Dedik. Sonra konserler ilerledikçe inanılmaz 
    keyif almaya başladık. 

    O zaman fark ettik ki… “Aslında rock yapmakta hiçbir 
    sorun yokmuş.” İşte o dönemden sonra birbirimize karşı 
    daha açık konuşmaya başladık. Kimse artık kendini 
    saklamıyordu. Gerçi en çok rol yapan kişi bendim. (lol) 

    ISSAY: Doğru. O turneye kadar bizim için konser vermek, 
    “Ayda bir kez sahneye çıkıyoruz.” demekten ibaretti. 
    Turneden sonra ise iş, “Üç günde bir konser vermek artık 
    normal.” noktasına geldi. (lol) Sanırım bizi değiştiren de tam olarak buydu. 

    𒀸 Ve sonra ikinci albüme geldiniz? 

    ISSAY: Evet. Ama ondan önce… Yapımcıları epey zorlayıp klavye 
    desteği olmadan bir turneye çıkmamıza izin vermelerini istedik. 

    (O dönem bize destek veren klavyeci, şu anda UP-BEAT’in destek klavyecisi olan Mahito Fujiwara’ydı.) 

    𒀸 Bir anda dört kişi olarak sahneye çıkmak zor olmadı mı? 

    ISSAY: İlk iki konser biraz tehlikeliydi. Ne yapacağımızı tam 
    kestiremiyorduk. Ama ondan sonra her şey yoluna girdi. 
    Üstelik grup olarak sesimiz de çok daha bütünlüklü hâle geldi. 

    HIKARU: Aslında ilk dönemlerde Der Zibet 
    için klavye vazgeçilmezdi… 

    ISSAY: “İlk dönem” mi? Desene biz artık “son dönem” olduk! (lol) 

    Bu turneye ilk çıktığımızda herkes, “Der Zibet klavyesiz olmaz.” 
    diyordu. (lol) Ama şimdi dönüp baktığımda… Kudankaikan 
    konserinden sonra yaşadığımız o tıkanıklığı aşmamız da… 
    Klavyeyi çıkarma cesaretini göstermemiz de… Bizi bir sonraki 
    aşamaya taşıyan en önemli adımlar olmuş. 

    𒀸 Bunu sana sık sık soruyor olabilirler ama… Senin için stüdyo 
    kayıtlarıyla canlı performans tamamen farklı şeyler mi? 

    ISSAY: Eskiden öyle düşünüyordum. En azından o zamanlar… 
    Kesinlikle öyleydi. 

    HIKARU: Bizim için plak demek, defalarca dinlense bile insanı 
    sıkmayan bir şey üretmek demekti. 

    ISSAY: Ama yine de… Canlı performanstaki o duygunun bir kısmını 
    kayda da taşıyabilmek istiyoruz. 

    HIKARU: İkinci albümü yaptığımız zaman kendimize çok 
    güveniyorduk. Ama şimdi dönüp dinlediğimde… Canlı 
    performanslarımızın çok daha iyi olduğunu hissediyorum. 

    ISSAY: ELECTRIC MOON & MORE CD’sinde iki canlı kayıt var. 
    Toplam yirmi dakika sürüyorlar. (lol) Onları dinlediğim zaman bile içimden, “Yok… Canlı hâli çok daha iyi.” diyorum. 

    𒀸 Biraz önce söylediğin konuya dönecek olursak… O dönemlerde 
    plaklar tekrar tekrar dinlenmek için yapılmış eserlerdi diyorsun. 
    Peki canlı performanslar daha anlık bir şey miydi? 

    ISSAY: Sonuçta canlı performans dediğin şey gerçekten “canlı”. 
    Seyircinin tepkisine göre… Normalde yapmayacağım bir yerde bir 
    anda haykırabiliyorum. Ama işte tam da o anda ortaya çıkan şey gerçek oluyor. O yüzden çok değerli. 

    HIKARU: Michael Jackson gibi değil yani. (lol) Hani her hareketin 
    önceden planlandığı… Neredeyse saçını hangi saniyede geriye 
    atacağının bile belli olduğu gösteriler gibi değil. 
    Benim için her şarkının içinde mutlaka tamamen özgür olabildiğim 
    küçük bir bölüm vardır. İşte o anda her şey yerine oturursa… 
    Tarifi zor bir his. Tabii ters giderse de insan yerin dibine 
    girmek istiyor. (lol) 

    𒀸 Ama zaten gerçekten etkileyici olan şeyler de çoğu zaman tam o belirsizlikten doğuyor. Yine de Der Zibet’i izlerken dikkatimi 
    çeken bir şey var. Doğaçlama gibi görünmesine rağmen, işin 
    temelinde inanılmaz sağlam bir yapı hissediliyor. Bence sizi, “Canlı performans başka, plak başka.” deyip ikisini tamamen 
    birbirinden koparan gruplardan ayıran şey de bu. 

    ISSAY: Çünkü iskeletimiz sağlam. Her şey onun üzerine kuruluyor. 

    HIKARU: Kesinlikle. Mesela konserlerde şarkı sıralamasını 
    belirlerken inanılmaz titiz davranıyoruz. (lol) Sahnede rahat 
    hareket edebiliyorsak… Bunun nedeni o temel yapının önceden 
    çoksağlam kurulmuş olması. 

    𒀸 O zaman biraz da üçüncü albümden bahsedelim. 

    HIKARU: Şu anda elimizde otuzdan fazla aday parça var. 
    Bir yandan da ekibimizden, sözleri önce yazılmış parçalar 
    üzerinde çalışmamız yönünde bir öneri geldi. Şu sıralar daha 
    çok bunun üzerine yoğunlaşıyoruz. 

    ISSAY: Aslında tam da üyeler arasında şarkı sözlerinin 
    önemini konuştuğumuz bir döneme denk geldi. 

    HIKARU: Sözlerde de bugüne kadar yaptığımızın bir adım 
    ötesine geçmek istiyoruz. Daha anlaşılır… Daha doğrudan… 
    İnsanlara daha kolay ulaşabilen sözler yazmak istiyoruz. 

    𒀸 Peki ISSAY, senin yazdığın sözler de eskisine göre 
    değişmeye başladı mı? 

    ISSAY: Evet. Aslında ben başından beri duygularımı pat diye 
    söyleyebilen biri olmadım. İnsanlara doğrudan bir şey söylemek 
    bana hep zor gelmiştir. Ama sahnede şunu fark ettim… Bazen tek 
    bir net cümle bile seyircinin tepkisini tamamen değiştirebiliyor.  

    İşte bu yüzden son zamanlarda şarkı yazarken kullandığım 
    kelimeleri çok daha bilinçli seçiyorum. Yeni albümdeki sözlerin 
    ortaknoktası da bu. Birine doğrudan seslenmek. (lol)  

    İlk albüm daha çok kendime dönüktü. İkinci albüm ise daha çok 
    belli bir kişiye sesleniyordu. Yeni albüm ise… Karşımdaki insana 
    doğrudan konuşuyor. Sanırım değişen tarafım da tam olarak bu. (lol) 

    𒀸 Bu aynı zamanda kendine dışarıdan bakabilmeye 
    başladığının da göstergesi olabilir. 

    ISSAY: Olabilir… Ama konserin sonlarına doğru bu mümkün 
    olmuyor. (lol) O noktadan sonra kendimi dışarıdan izlemeye 
    çalışırsam… İçimde büyük bir eksiklik hissi oluşuyor. 

    𒀸 Ama bence tam da bu yüzden güzel. Bugün birçok grup 
    konser boyunca kendini sürekli kontrol etmeye çalışıyor. 
    Sizde ise o kontrol zamanla kayboluyor. Ve bence sizi güzel 
    yapan şey de bu. 

    HIKARU: Evet. O “ham” tarafımızı kaybetmek istemiyoruz. 

    ISSAY: Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplayıp kusursuz hâle 
    getirmek istemiyoruz. Yeni albüm de aynı anlayışla hazırlanıyor. 
    Çok güçlü bir albüm olacak. Buna gerçekten inanıyorum. 

    U MEET THE ROCK PARTY Vol.1 

    DER ZIBET LIVE 

    PATi PATi ROCK’N’ROLL Sunar 

    📍 15 Aralık – Osaka Banana Hall 

    📍 17 Aralık – Nagoya Heartland 

    🎉 250 çift (500 kişi) davetli! 

    PATi PATi ROCK’N’ROLL’un, dikkat çeken grupları müzikseverlerle 
    buluşturduğu “U MEET THE ROCK PARTY” etkinlik 
    serisinin ilk konuğu DER ZIBET oluyor. 

    Bu özel etkinliğe PATi PATi okurları da davetli! 

    Osaka Banana Hall konseri için 150 çift (300 kişi),  

    Nagoya Heartland konseri için ise 100 çift (200 kişi)  

    çekilişle belirlenecek. 

    Katılmak isteyenlerin aşağıdaki başvuru kuponunu gidiş-dönüş kartpostalına yapıştırarak; 
    adını, adresini, yaşını, telefon numarasını  
    ve katılmak istediği konseri  
    yazarak aşağıdaki adrese göndermesi gerekiyor. 

    CBS Sony Publishing – PATi PATi DER ZIBET LIVE 

    Posta Kutusu No: 25 

    Chitose Postanesi 

    Setagaya-ku, Tokyo 156-91 

    Son başvuru tarihi 5 Aralık (posta damgası geçerlidir). 

    Kazananlara etkinlikten yaklaşık bir hafta önce iki kişilik davetiye 
    gönderilecek. 

    Etkinlik günü girişte 500 yen alınacak. 

    Ancak bu ücret yalnızca giriş ücreti değil. 

    Karşılığında PATi PATi ile DER ZIBET ekibinin 
    birlikte hazırladığı özel bir broşür verilecek. 

    Broşürün içinde ise grubun son LP’sindeki bir parçanın farklı versiyonunu içeren esnek plak 
    (flexi-disc / ソノシート) yer alacak. 

    Oldukça özel bir hatıra! 

    Başvuru Kuponu 
    PP12 
    DZ

    Kaynak: PATi PATi
    Yayın Yılı: 12.1987
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 11.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | Rockin’On Japan Vol.5 | 07.87

    Der Zibet 

    (ISSAY) 

    Der Zibet’in vokalisti ISSAY, on dokuz yaşındayken bir gün ansızın bir grup kurmaya 
    karar verdi ve ertesi gün harekete geçti. 

    Normalde bir grup kurarken insanların örnek aldığı bir grup 
    ya da ulaşmak istediği belirli bir müzikal anlayış olur. Ama ISSAY’in aklında bunların hiçbiri yoktu. 

    Tek istediği bir grup kurmaktı. 

    Aslında “istemek” bile doğru kelime değil. 

    O bunu yapmak zorundaydı. 

    Der Zibet’in konserlerini izlediğimde en çok hissettiğim 
    şey ISSAY’in içindeki huzursuzluk oluyor. 

    Performansın iyi ya da kötü olması, seyircinin nasıl tepki 
    verdiği hiç fark etmiyor. 

    Bana hep, içinde taşan bir şeyi dışarı çıkarmaya 
    çabalıyormuş gibi geliyor. 

    Buna ister “gō” (insanın sırtında taşıdığı yazgı ve yük), 
    ister “iblis” deyin. 

    İşte bu yüzden müzik onun için “sevdiği”, “eğlendiği” 
    ya da “işi” olan bir şey değil. 

    Onun için müzik,  yapmak zorunda olduğu bir şey. 

    İlk LP ile ikinci LP arasındaki dönemde Der Zibet hem kadrosunu değiştirdi hem de 
    müzikal açıdan büyük bir dönüşüm geçirdi. 

    Bugün özellikle sahne performansı açısından çok iyi 
    bir noktadalar. 

    Yani ISSAY, içinde taşan o şeyi dışarı vurmanın 
    yolunu yavaş yavaş öğreniyor. 

    Ama yine de… 

    Hâlâ huzursuz görünüyor. 

    Çünkü içinde taşıdığı o taşkınlık, sıradan insanların 
    taşıyabileceğinden çok daha büyük. 

    — Ken Satō 

    Kaynak: Rockin’On Japan Vol.5
    Yayın Yılı: 07.1987
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 12.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.