

DER ZIBET
ISSAY
Hikâyenin Perde Arkası (Behind the Tale)
Bu Hikâyenin Sonunu Kimse Bilmiyor
Röportaj / Metin: Yuki Sugie
Fotoğraf: Yohsuke Komatsu
Grubun kariyerindeki on birinci stüdyo albümü ile, ilk dönemlerini
kapsayan Sixty Records ve BMG Victor yıllarından seçilen nadir
kayıtlar, remiksler ve çeşitli özel parçaların yer aldığı best
of albüm… Bunlar sırasıyla “Kirigirisu” (Çekirge) ve “Ari” (Karınca)
adlarıyla aynı gün yayımlanıyor.
Peki bu isimlerin ardındaki düşünce neydi?
DER ZIBET’in ilk kez denediği yaratım yöntemlerini de kapsayan
bu yeni çalışmayı grubun solisti ISSAY ile konuştuk.
𒀸 Böyle bir soruyla başlamak biraz tuhaf olacak ama… Grup
üyelerini temel alarak hazırlanan bu “Çekirge” kuklası gerçekten
inanılmaz olmuş. (lol)
ISSAY: Bu sefer bu kukla bayağı başroldeydi. Albüm kapağında da,
resmi sanatçı fotoğraflarında da hep onu kullandık. Hele HAL’ın
yüzü var ya… Kukla olmasına rağmen inanılmaz
benziyor diye bayağı beğenildi. (lol)
𒀸 Bu kuklanın röportaj sayfasına kadar gelmesinin sebebi de
yaklaşık bir yıllık aradan sonra yayımlanacak yeni albüm Kirigirisu
ile geçmiş kayıtları bir araya getiren best of albüm Ari’nin
23 Mart’ta aynı anda çıkacak olması. İki albümü yan yana
koyunca ortaya doğal olarak “Karınca ile Çekirge” çıkıyor.
Hâl böyle olunca da herkesin aklına Ezop’un ünlü masalı geliyor.
ISSAY: Evet, büyük ihtimalle öyle oluyordur.
𒀸 Peki bu fikir nasıl ortaya çıktı?
ISSAY: Bu tema kafamda sanırım geçen yaz şekillenmeye başladı.
Aslında ondan önce, ilkbahardaki turne sırasında HIKARU bana,
“Bir sonraki albümü önce sözlerden yola çıkarak yapmak istiyorum.
En az üç şarkılık söz hazırla.” demişti. Ben de o sırada çeşitli şeyler
yazıp biriktiriyordum. Ama zaman geçtikçe, “Galiba bu kez tek
bir tema etrafında toplamak daha doğru olacak.” diye düşünmeye
başladım. Tam o günlerde bir akşam bir arkadaşımla içki içerken
laf dönüp dolaşıp bir anda Ezop’un Karınca ile Çekirge masalına
geldi. İkimiz de resmen, “Ben bu masaldan nefret ediyorum.”
demeye başladık. (lol) Çünkü o hikâyede bütün suç
çekirgeye yükleniyor, değil mi?
𒀸 “Çalışmayanın sonu kötüdür.” gibi oldukça ahlâkçı bir
masal sonuçta.
ISSAY: Aynen öyle. Ama ben çekirgenin kötü biri olduğunu
hiç düşünmüyorum. Hatta tam tersine… Bu kadar kötü
gösterilmesi bana hep haksızlık gibi gelmiştir.
𒀸 Katılıyorum.
ISSAY: Bence çekirgenin tek hatası varsa, o da gidip karıncadan
yardım istemesiydi. Bu albüm aslında tek bir düşünceden doğdu.
“Çekirge kötü değildir.”
𒀸 Aslında çekirge yaz boyunca istediği gibi yaşayarak hayatını
dolu dolu tamamlıyor. Sonunda ölse bile, başkalarının onu nasıl
değerlendirdiğinden bağımsız olarak kendi içinde pişmanlık
duyacağını sanmıyorum.
ISSAY: Aynen öyle. Sonuçta mesele şu: Yaptıklarının bedeli elbette
gelir. Ama bedelini ödemek, yaptığının yanlış olduğu anlamına
gelmez ki.
𒀸 Duyduğuma göre Fransa’da bu masal biraz farklı anlatılıyor.
Çekirge yardım istemeye gittiğinde karınca ona, “Yaz boyunca
şarkı söyleyip dans ettin. Eğer şimdi uzun kışımızı şarkılarınla
güzelleştirirsen sana yardım ederim.” diyormuş.
ISSAY: O kesin sonradan ortaya çıkmış bir versiyondur.
𒀸 Ama kulağa oldukça Fransızca geliyor.
ISSAY: (lol) Aslında bu hikâyenin gerçek sonunu kimse tam
olarak bilmiyor. Ben de pek çok kişiye, “Karınca ile Çekirge’nin
asıl sonu nasıldı?” diye sordum. Meğer anlatılan sonlar birbirinden
farklıymış. Ama değişmeyen tek şey şu… Çekirge önce karınca
tarafından güzelce azarlanıyor. (lol) Ondan sonrasıysa üç farklı
sona ayrılıyor. Ama Ezop’u düşündüğümde…
Bence çekirge sonunda ölüyor.
𒀸 Yani siz de öyle düşünüyorsunuz.
ISSAY: Sonuçta Ezop o dönemde köle olarak yaşamış bir adamdı.
Yazdığı fabllar da insanların dünyada nasıl ayakta kalacağını
anlatıyor. Öyle birinin çekirgeyi kurtaracak bir son yazacağını
hiç sanmıyorum. Hem Ezop’un masalları zaten epey acımasızdır.
Ama bu, karıncanın kötü olduğu anlamına da gelmiyor. Ben
sadece… Çekirgenin kötü biri olmadığını söylemek istedim. Bunu
albümün teması hâline getirsek ilginç olur diye düşündüm.
Zaten… Biz de sonuçta çekirgeyiz. (lol)
𒀸 Demek o meşhur çekirge kuklası da bu fikirden doğdu.
ISSAY: Aynen öyle. (lol) Ama işin komik tarafı şu… Arkadaşımla
saatlerce “Çekirge kötü değildir.” diye konuştuktan sonra bir
anda içime kurt düştü. “Acaba sadece biz mi böyle düşünüyoruz?”
Diye. Sonra birkaç arkadaşıma daha, “Ben çekirgenin kötü
olduğunu düşünmüyorum.” dedim. Hepsi de hiç düşünmeden,
“Evet ya, kesinlikle.” diye cevap verdi. İşte o zaman cesaret bulup
bu fikri gruba götürdüm. Onlar da hemen benimsedi. Sonra da
dedik ki… “Bu kez sıra çekirgenin intikamında!” (lol)
𒀸 Yani bu süreç sonunda ortaya çıkan albüm aynı zamanda Der
Zibet için oldukça farklı bir çalışma yöntemiyle hazırlanmış oldu.
Şarkı sözlerinin müzikten önce yazılması, grup açısından pek
alışıldık bir yöntem sayılmaz, değil mi?
ISSAY: Daha önce de bu şekilde yaptığımız birkaç şarkı olmuştu.
Ama bu kez olduğu gibi albümde sekiz parçanın birden bu
yöntemle hazırlanması sanırım ilk kez oldu.
𒀸 Oldukça yüksek bir sayı.
ISSAY: Evet. Sözleri yazış biçimim de bu kez biraz farklıydı.
Önce sözlerin ilk taslağı ortaya çıkıyordu. Sonra “çekirge” fikri
belirginleşmeye başladıkça o tema etrafında müzik şekilleniyor
ya da sözler yeniden düzenleniyordu. Bu şekilde hazırladığımız
ilk albüm oldu diyebilirim.
𒀸 Peki HIKARU size “Bu kez önce sözleri yazacağız.” dediğinde ilk
tepkiniz ne olmuştu?
ISSAY: İlk düşündüğüm şey, “Yine başıma iş açtı…” oldu. (lol) Çünkü
önce müzik olduğunda kafanda görüntüler oluşturmak çok daha
kolay oluyor. Kaç kelime kullanabileceğin de aşağı yukarı belli
oluyor. Bazen o tür kısıtlamalar insanın işini kolaylaştırıyor.
O yüzden başlangıçta ortada hiçbir şey yokken söz yazmak bana
oldukça zahmetli gelmişti. Ama HIKARU, “Tamamlanmış sözler
olmasına gerek yok. Bana önce taslağını getir.”
deyince öyle başladım.
𒀸 Sizce HIKARU neden bu albümde özellikle bu yöntemi
denemek istedi?
ISSAY: Geçen yılın ilk yarısında Sasano Michiru’nun kayıtlarında
çalışmıştı. Orada da aynı yöntem uygulanmış. Çok hoşuna gitmiş
olacak ki, “Bu kez biz de deneyelim.” demiş.
𒀸 Peki sizin açınızdan, albümün genel şekli ortaya çıkana kadar
epey deneme yanılma yaşandı sanırım.
ISSAY: Evet. İlk başta gerçekten ne yapacağımı bilmiyordum.
Derken Ağustos sonlarına doğru HIKARU aradı.
𒀸 “Ödev ne oldu?” diye mi?
ISSAY: Aynen öyle. (lol) Aslında o zamana kadar parça parça
yazıyordum. Ama hiçbirini toparlamamıştım. Sonra üç gün
sonra toplantı yapacağımız söylendi. Ben de üç günde yazdım. (lol)
𒀸 Epey uğraşmışsınız.
ISSAY: En az üç şarkılık söz istemişti. Ben de nasıl olsa birkaç tanesi
elenir diye düşünerek sekiz tane götürdüm. Sonra… Hepsi kabul
edildi. (lol)
𒀸 Peki bu yeni çalışma yöntemi vokalist olarak sizi nasıl etkiledi?
ISSAY: Müzikal açıdan çok daha rahattı. Şimdiye kadar önce melodi
olurdu. Ben de sözleri o melodinin içine yerleştirirdim. Böyle olunca
gerçekten söylerken zorlayan yerler çıkabiliyordu. Ama bu kez
melodiyle sözler neredeyse en başından beri birlikte gelişti. O
yüzden söylemesi çok daha kolaydı. Aslında buna “önce söz
yazmak” demekten çok, hem müziği hem sözleri aynı anda özgürce
değiştirebildiğimiz bir süreç demek daha doğru olur.
𒀸 Bu albümde vokaliniz önceki çalışmalara göre daha çok orta
ve pes tonlara yaslanıyor gibi.
ISSAY: Evet. Bu albümdeki parçaların çoğu Der Zibet standartlarına
göre daha düşük tonlarda.
𒀸 Bu bilinçli bir tercih miydi?
ISSAY: Evet. Özellikle ben istedim. Sebebi sadece pes söylemenin
kolay olması değildi. Bu ses aralığında söylediğim zaman şarkıya
küçük nüanslar katmak çok daha kolay oluyor. Sesini sürekli
zorladığında ister istemez tekdüzeleşiyorsun.
𒀸 Özellikle “Çekirgeyi Kim Öldürdü?” oldukça pes bir şarkı.
ISSAY: Doğru. Canlıda nasıl olacak bakalım. (lol) Gerçi Hamlet
Machine’de bundan daha düşük söylediğim parçalar var. O yüzden
çok sorun olacağını sanmıyorum. Hem nakarat zaten oldukça
yükseliyor.
𒀸 Pes ve tiz arasında bu kadar büyük fark olunca insan
yorulmaz mı?
ISSAY: Ben tam tersine çok keyif aldım. Aslında bu yönelim GREEN
albümünde de başlamıştı. Bu kez biraz daha ileri götürdük. Bana
göre şarkı söylemenin en güzel hâli… İnsanın kendi kendine
mırıldanıyormuş gibi söyleyebilmesidir.
𒀸 Genel olarak bakınca Kirigirisu, Der Zibet’in bugüne kadarki
karakterini en eksiksiz yansıtan albümlerden biri gibi duruyor. Siz
hazırlarken böyle bir hedefiniz var mıydı?
ISSAY: Açıkçası özellikle hedeflediğimiz bir şey değildi. Ama dönüp
bakınca gerçekten Der Zibet’in özünü taşıyan bir albüm olmuş gibi
geliyor. Ben hiçbir zaman “Biraz daha pop yapalım.” ya da “Biraz
daha deneysel olalım.” diye düşünmedim. Sadece yapmak
istediğimizi yaptık. Gerçi… Belki gruptan başka biri gizlice öyle
düşünmüş olabilir. (lol)
𒀸 Ben özellikle albümün ikinci yarısındaki “Overture 11.17” ile
“Kum Saati” arasındaki akışı çok seviyorum. “11.17” gerçekten
kayıt tarihi mi?
ISSAY: Evet. O gün tek seferde kaydettik.
𒀸 Uzun zamandır böyle tam anlamıyla enstrümantal bir
parça yapmamıştınız.
ISSAY: Aslında bu kadar uzun olması planlanmamıştı. Kayıtlardan
önce iki gün kadar grip olduğum için provaya gelemedim. Ben
yokken üçü kendi aralarında doğaçlama yapmış. Parça da öyle
ortaya çıkmış. (lol)
𒀸 Bu albüm hem konseptiyle hem sözleriyle hem de müziğiyle
oldukça anlaşılır ama aynı zamanda çok güçlü bir enerji taşıyor
gibi geliyor.
ISSAY: Sanırım bunun sebeplerinden biri gereğinden fazla ses
üst üste koymamış olmamız. Bir de kayıt süreci inanılmaz
hızlı geçti. Provalarda her şey zaten hazırdı. Hatta
son provada albümü baştan sona hiç durmadan çaldık. (lol)
𒀸 Yani resmen albümün genel provası olmuş.
ISSAY: Aynen öyle. Kayıtta da parçaları neredeyse aynı sırayla
çaldık zaten.
𒀸 Bir de aynı gün çıkacak olan best of albüm Ari var. Bu iki albüm
en başından beri birlikte mi düşünülmüştü?
ISSAY: Hayır. Kayıtlar bitmek üzereyken, Kirigirisunun kapak
tasarımı konuşulurken bu fikir geldi. Başlık ne olsun diye
düşünürken biri, “Karınca olsun.” dedi. Hepimiz de “Olur.” dedik.
Sonuçta hayatımız boyunca gerçekten biriktirdiğimiz tek şey bu
kayıtlar olmuş. (kahkahalar)
𒀸 Oldukça kara mizah…
ISSAY: Evet. (lol) Çünkü onun dışında biriktirdiğimiz hiçbir
şey yok. Ama düşün… 23 Mart’ta bir müzik dükkânına
gidiyorsun. Rafta Karınca ile Çekirge yan yana duruyor.
Ben olsam buna bayağı gülerdim. (lol)
Kaynak: Fool’s Mate
Yayın Yılı: 04.1996
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 20.07.2025
Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.












