Salon ışıkları söndü. Seyircileri aydınlatan spotlar yavaş yavaş salonu taramaya başladı…
10 Ekim’de Shibuya Club Quattro’da DER ZIBET sahne aldı. “Mammoth no Yoru” (“Mamutun Gecesi”) ile açılan konser, ilk andan itibaren tam gaz ilerledi.
“Bu gece hep birlikte eğlenelim!” diye seslendi ISSAY.
Yedinci parça “Niji o Mita ka” (“Gökkuşağını Gördün mü?”) sırasında destek müzisyen olarak klavyeci Nozawa Daijirō da sahneye katıldı.
Ardından ISSAY,
“Bugün bize katılacak bir konuğumuz daha var.”
dedi ve sahneye Chiwaki Mayumi çıktı.
Chiwaki daha önce Kochi’deki konserlerine de katılmıştı ve ikili yine birbirleriyle kusursuz bir uyum yakaladı.
Sohbet bölümünde (MC) Chiwaki bu kez Tosa seyahatlerinden söz açtı.
“ISSAY aslında Sakamoto Ryōma’nın büyük bir hayranı.”
deyince seyirciler sanatçının pek bilinmeyen bir yönünü de öğrenmiş oldu. ISSAY ise Ryōma’nın heykelini görememiş olmaktan dolayı hayal kırıklığını dile getirdi.
Konserin ikinci yarısında Chiwaki ile ISSAY gitarlarını da ellerine alınca salonun coşkusu daha da yükseldi.
Encore bölümünde ise “Funny Panic” bir kez daha seslendirildi.
Toplam 16 şarkının (bunların ikisi encore) yer aldığı konser, baştan sona keyifli ve oldukça dolu dolu geçen bir gece olarak hafızalarda kaldı.
Kaynak: Arena37℃ Yayın Yılı: 12.1989 Orijinal Dil: Japonca Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 10.07.2025 Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.
10 Nisan’da Inkstick Shibaura’da Chiwaki Mayumi ve DER ZIBET’ten rüya gibi bir ortak sahne
Fotoğraf: Nov Matsuzaki
Hikaru’nun Chiwaki Mayumi’nin albümüne katkıda bulunmuş olması ve Issay ile Chiwaki’nin uzun yıllara dayanan dostluğu (ikisi de tam bir glam tutkunu) sayesinde, DER ZIBET ile Chiwaki arasında zaten özel bir bağ vardı. Belki de bu yüzden, 10 Nisan’da Sophia Üniversitesi’nin düzenlediği etkinlik kapsamında Shibaura Inkstick’te gerçekleşen DER ZIBET konserinde Chiwaki’nin konuk sanatçı olarak sahneye çıkması kimseyi şaşırtmadı.
Sonuç ise tek kelimeyle harikaydı. O gece izleyicilere, bütün sıkıntılarını bir kenara bırakıp yalnızca müziğin içinde kaybolabilecekleri unutulmaz bir gece armağan edildi.
Konser, planlanan saatten kısa bir süre sonra DER ZIBET’in sahneye çıkmasıyla başladı. Grubu uzun bir aradan sonra yeniden gören hayranların heyecanı salonun her köşesine yayılmıştı. Çünkü onlar, geçen yıl Shibuya Kōkaidō’daki konserden bu yana ilk kez bu şekilde sahneye çıkıyordu. Yaklaşık dört aylık bekleyiş, hayranlar için gerçekten uzun gelmişti.
İlk olarak “Only “YOU” Only “Love”, ardından “Russia” çalındı. Sanki aylardır içlerinde biriken bütün enerjiyi tek seferde dışarı bırakıyormuşçasına sert ve vahşi bir performans sergilediler.
Issay seyircilere şöyle seslendi:
「Sanki sonunda kış uykusundan uyanmış gibiyim. Bundan sonra arayı fazla açmadan turneye çıkmayı düşünüyoruz. O yüzden bugün hep birlikte baharın gelişini kutlayalım.」
Son dönemde gerek müzikleri gerek sahne kostümleriyle daha karanlık bir atmosfere yönelen DER ZIBET’in, bu gece yeniden eski gösterişli havasına kısa da olsa geri dönmüş olması dikkat çekiciydi. Uzun süredir göz önünde olmasalar da sahneye çıkan her üyenin yüzünde son derece keskin ve dinç bir ifade vardı. Gerçekten de uzun bir uykudan yeni uyanmış gibiydiler.
Konser tam ortalarına geldiğinde salonu bir anda kadın hayranların çığlıkları kapladı ve Chiwaki Mayumi, püsküllü, oldukça iddialı bir atletle sahneye çıktı.
Onun çekiciliği gösterişli ya da yapmacık değildi; dimdik duruşundan gelen doğal bir zarafete sahipti. Bu yüzden kadınların bile hayranlık duymaması mümkün değildi.
Ardından sırasıyla “Lady Universe”, Hikaru’nun Chiwaki için yazdığı “One Shot Two Heart” ve bu gece Issay ile düet yaptığı “Angel Fate” seslendirildi.
Bu konserin en şaşırtıcı yanlarından biri de Chiwaki Mayumi ile DER ZIBET’in müzikal dünyalarının beklenenden çok daha yakın olmasıydı. Chiwaki’nin şarkılarını onlar çalmaya başladığında sanki yıllardır birlikte çalışan tek bir grup sahnedeymiş hissi oluşuyordu.
Gerçek anlamda kusursuz bir uyum yakalamışlardı.
Chiwaki’nin sahneye çıkmasıyla konserin coşkusu doruğa ulaştı. Seyircilerin enerjisi öyle yükselmişti ki ortam neredeyse bir punk konserini andırıyordu.
Gerçek şu ki, DER ZIBET en çok böyle çılgın, gösterişli ve sınır tanımayan performanslarıyla etkileyici görünüyordu.
Ve encore…
Gecenin en büyük sürprizi henüz gelmemişti.
Chiwaki ile Issay birlikte, The Rocky Horror Show’dan bir parça, ardından David Bowie ile Mick Jagger’ın söylediği “Dancing in the Street” ve Bay City Rollers’ın “Rock and Roll Love Letter” şarkılarından oluşan bir medley seslendirdiler.
Salonun ışıkları yandıktan sonra bile kimse kolay kolay yerinden kıpırdayamadı. Herkes, biraz önce yaşananların gerçekten olup olmadığını anlamaya çalışıyormuş gibi sahnenin önünde öylece kalmıştı.
İşte o manzara, geceden geriye kalan en unutulmaz görüntüydü.
(Yamamoto Hiroko)
Kaynak: Arena37℃ Yayın Yılı: 06.1989 Orijinal Dil: Japonca Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 9.07.2025 Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.
“Yengeç burcunun rüyaları gerçekten inanılmazdır” bölümü
「Bazen öyle rüyalar görüyorum ki… Bir bakıyorum gökkuşağı bütün hızıyla üzerime doğru geliyor.」 ISSAY
「Yoksa kötü bir şeyler mi karıştırıyorsun sen? (lol)」 Katsuhiko
Hazırlayan: Hiroko Yamamoto Fotoğraf: Kousei Yoshida
Katsuhiko Nakagawa ile ISSAY’in tanışmasının üzerinden neredeyse beş yıl geçmiş.
İlk kez, DER ZIBET henüz kurulmadan önce tanışmışlar. O sıralar ISSAY, Katsuhiko’nun konserlerinden birine gitmiş ve bu karşılaşma ikilinin dostluğunun başlangıcı olmuş.
Aradan yıllar geçmiş. Yeniden karşılaşmaları ise 1988 yılının sonunda düzenlenen “R&R Band Stand” etkinliğine giderken, Shinkansen’de gerçekleşmiş.
“Hey! Uzun zaman olmuş!”
Sahnedeki gizemli görüntülerinin aksine, ikisi de son derece sıcak ve samimi. Yıllar sonra yeniden karşılaştıklarında birbirlerini işte böyle selamlamışlar.
Ardından 30 Ocak’ta Nakano Sun Plaza’da düzenlenen konserde (PANTA, DER ZIBET, Katsuhiko Nakagawa ve diğer sanatçılarla birlikte) yeniden aynı sahneyi paylaşmışlar.
Belki ikisi de aynı şeyi düşünüyordu, belki de düşünmüyordu ama…
“Galiba bu yıl yollarımız sık sık kesişecek.”
Madem öyle…
Haydi sohbet başlasın!
「Hayranlarımdan biri bana ISSAY’in en son haberlerini, hem de fotoğraflarıyla birlikte gönderiyor.」 Katsuhiko Nakagawa
𒀸 Önce ikinizin nasıl tanıştığından başlayalım.
Katsuhiko: İlk çıkışlarımız aşağı yukarı aynı döneme denk geliyor, değil mi?
ISSAY: Yok, benim çıkışım biraz daha sonraydı. Ben henüz profesyonel olmadan, hâlâ live house’larda sahne alırken Katsu-chan’ın konserine gitmiştim.
Katsuhiko: Doğru ya. Ben de o sıralar henüz yeni çıkış yapmıştım. O dönem günde üç kez sahneye çıktığım oluyordu. Aralarda da şarap içiyordum; tam anlamıyla çılgın bir tempoydu. (lol) Bir gün yine üç konserin ardından bitkin düşmüş hâlde sahnedeyken sen gelmiştin.
ISSAY: Bir arkadaşım “Hadi gidip izleyelim.” deyince ben de “Olur.” dedim. Bir de hakkında, sahnede pantomim yaptığına dair söylentiler dolaşıyordu. Ben de merak edip geldim.
Katsuhiko: Ben de ISSAY’in pantomim yaptığını biliyordum aslında. Bir hayranım söylemişti. Hatta son iki yıldır bana düzenli olarak ISSAY’in en son haberlerini gönderiyor. Fotoğraflar ekliyor, üstüne açıklamalar bile yazıyor. (lol)
“ISSAY bu kez Londra’ya gitti.”
“Şurada şu konseri verdi.”
Yani bir bakıma ISSAY hakkında en çok bilgi sahibi olan kişi bendim.
ISSAY: (lol) Bunu gerçekten bilmiyordum.
「Benim için grup üyeleri eşim gibi… Ama senin için onlar daha çok sevgili gibi. O yüzden işin zor.」ISSAY
𒀸 Birbiriniz hakkındaki ilk izleniminiz nasıldı?
Katsuhiko: Her şeyden önce bana, “Çok eğlenceli biri.” demişlerdi. “Hep neşeli, çok komik biridir.” diye o kadar çok duymuştum ki, daha tanışmadan ona karşı bir yakınlık hissetmeye başlamıştım.
ISSAY: Ben de onun çok rahat konuşulabilecek biri olduğunu düşünmüştüm. Konserden sonra biraz sohbet ettik ama… ondan sonra uzun süre bir daha karşılaşmadık.
Katsuhiko: İkimiz de fazlasıyla meşguldük. Aslında benzer yollardan geçmişiz. İkimizin de dış görünüşü çok konuşuldu. Sonra da o imajın ötesine geçmeye çalıştık. İlk zamanlarda ikimize de “bishōnen rock şarkıcısı” deniyordu.
#Pluto: Bishōnen (美少年): Zarif ve androjen güzelliğiyle öne çıkan genç erkek imajı. 1980’ler Japon müzik basınında sık kullanılan bir tanımlama.
ISSAY, müziğini temelden yeniden kurabilmek için bir gruba yöneldi. Ben ise… açıkçası “yakışıklı çocuk” imajından kurtulmaya çalışayım diye özel bir çabam olmadı. (lol) Ama ben de farklı prodüktörlerle çalıştım, inat ettiğim dönemler oldu. Şimdi dönüp bakınca, galiba ikimiz de en iyi dönemimizi yaşıyoruz.
ISSAY: Sanırım artık üzerimizdeki gereksiz yüklerden kurtulmaya başladık. Bana “yakışıklı” dediklerinde hiçbir zaman fazla takılmadım. Bunun avantajı da vardı, dezavantajı da. Sonuçta her müzisyen farklı şekillerde değerlendiriliyor. Buna inat edip kendini yıpratmanın bir anlamı yok.
Katsuhiko: Evet. Sanırım insanın içi eninde sonunda dışına yansıyor. O yüzden gerçekten güzel bir insan olmak, kalbinin de güzel olması demek. Bence bu hiç de kötü bir şey değil. (lol)
「Benim için grup üyeleri artık aile gibi… Seninkiler ise biraz sevgili gibi.」
ISSAY: Madem konu açıldı… Sen solo çalışıyorsun ya… Zor olmuyor mu? Sana eşlik eden müzisyenlerin hepsi güçlü karakterler. Böyle olunca ister istemez sürtüşmeler de yaşanıyordur. Ben dört yıldır aynı üyelerle birlikteyim. Artık birbirimize tamamen alıştık. Bu yüzden işim biraz daha kolay. Benim için grup üyeleri artık eşim gibi… Daha doğrusu uzun yıllardır birlikte yaşayan bir çift gibiyiz.
Katsuhiko: O zaman benimkiler de sevgili mi oluyor? (lol)
ISSAY: Evet. Daha çok sevgili gibi. O yüzden senin işin daha zor.
Katsuhiko: Olabilir. Ama benim için en önemli şey söylemek istediğim şeyi ifade edebilmek. Bu yüzden grup içinde uzun uzun tartışmam. “Benim anlatmak istediğim şey bu.” derim. Bunu anlayıp bana eşlik edecek insanlarla çalışırım. O yüzden her projede aynı üyeler olmak zorunda değil. Anlatmak istediğim şeye göre kadro değişebiliyor. Bazen bunun yalnız hissettiren tarafı oluyor. Ama bir yandan da bunun benim için en doğru yöntem olduğunu düşünüyorum.
ISSAY: Ben aslında hangisi olursa olsun fark etmez diye bakıyorum. Çünkü senin söylediklerinin çoğu benim de içimde olan şeyler. Ben sadece… o insanlarla karşılaşacak kadar şanslıydım. Bizim gruptakiler de, yapmak istediklerini tamamladıkları gün grubu bırakabilecek insanlar. Ben de öyleyim. Ama şu anda her şey öylesine yolunda gidiyor ki… Grubun dağılabileceğini hayal bile edemiyorum.
Katsuhiko: Aslında bir grubun tam anlamıyla oturması en çok vokaliste bağlı. İşin garibi de şu… Vokalist gruba tam alıştığı anda gruplar dağılmaya başlıyor gibi geliyor bana.
ISSAY: (lol) İnsanın tüylerini diken diken edecek bir şey söyledin.
Katsuhiko: Ama dört yılı geride bıraktıysanız artık korkacak bir şey yoktur herhalde.
ISSAY: Olur mu… Asıl beşinci yıl tehlikelidir. Her grubun bir döngüsü vardır. (lol)
Katsuhiko: Öyle mi? Ben zaten üç yıldan uzun yaşayan bir grubun içinde hiç bulunmadım. O yüzden bunu bilmiyorum.
「Olduğum gibi kendimi şarkılara dökmek istiyorum.」ISSAY
「Şarkı söyleyen insan, kendini bütünüyle ortaya koyabilmeli.」 Katsuhiko
𒀸 ISSAY, şarkı sözlerini de sen mi yazıyorsun?
Katsuhiko: Şarkı sözlerini de kendin mi yazıyorsun?
ISSAY: Evet.
Katsuhiko: Bence bir şarkıcının neyi anlatmak istediğini bulması çok önemli. Aslında bugün seninle özellikle bunu konuşmak istiyordum. “Bu yıl hangi duyguları, hangi temaları şarkılarımıza taşıyacağız?”
ISSAY: Ben artık… küçük şeyleri anlatmak istiyorum. Sonuçta ben de sadece bu kadarım. Şimdiye kadar hep çevremdeki daha büyük şeyleri anlatmaya çalıştım. Ama artık… kendimi anlatmak istiyorum.
Katsuhiko:Yani olduğun hâlinle?
ISSAY: Sanırım öyle. Olduğum gibi… Zaten ben öyle çok da düzenli biri sayılmam. (lol) Gerçekten çocukluğumdan beri tam bir tembeldim. Annem bana hep, “Bu kadar uyuyorsun da gözlerin hiç çürümüyor mu senin?” diye kızardı. Ben de utanıp, “Ben Üç Yıl Uyuyan Tarō’yum!” derdim. (lol)
#Pluto: 「三年寝太郎」”Üç Yıl Uyuyan Tarō” Bu, Japon halk hikâyelerindeki tembel ama sonunda büyük işler başaran Sannen Netarō karakterine gönderme.
Katsuhiko: Sanırım bütün müzisyenler biraz böyledir. Ama bana göre bir şarkıcı… kendini tamamen açabilmeli. Kendisini olduğu gibi ortaya koyabilmeli. Ben gerçekten inanmadığım hiçbir şeyi söyleyemem. Şarkılarımda da öyle. Bu arada… Sen de sık sık hikâyesi olan rüyalar görürsün, değil mi?
ISSAY: Evet. Çok görürüm.
Katsuhiko: Rüyalar güzel şey.
ISSAY: Bazen öyle rüyalar görüyorum ki… Deniz kıyısında yürüyorum. Etrafta fabrika bacaları yükseliyor. Bir bakıyorum… Gökyüzünde bir gökkuşağı var. “Aa, gökkuşağı…” der demez… O gökkuşağı inanılmaz bir hızla doğruca üzerime geliyor.
Katsuhiko: Yoksa gerçekten kötü bir şeyler mi karıştırıyorsun sen? (lol)
ISSAY: Yok canım. Ama böyle tuhaf rüyaları çok görürüm. Mesela… Bataklıktaki suyun sarı, kırmızı ve mavi olduğu rüyalar…
Katsuhiko: Ben de geçenlerde çok acayip bir rüya gördüm. Rüyamda, “Hadi Hasunuma’daki festivale gidelim!” diyorlar. Bir gidiyorum… Festival dağın içine kadar uzanıyor. Ama gördüğüm şey tam anlamıyla cehennem tasvirleri gibi. O kadar ürkütücüydü ki… Sonra kendi kendime düşündüm. “Acaba gerçek hayatta insanları kandırarak yaşayanlar öldükten sonra böyle bir yerde mi kalıyor?” Ertesi gün, “Umarım bu rüyanın devamını görmem.” dedim. Ama bu kez tam tersine… Rüya kaldığı yerden devam etti. Resmen tefrika gibiydi. (lol)
ISSAY: Demek ki içinde seni rahatsız eden bir şeyler var. (lol)
「Sanat aslında o kadar da zor bir şey değil.」 ISSAY
Katsuhiko: Ama biliyor musun… İnsan büyüdükçe bazı duygularını kaybediyor. İlk kez lunaparkta hız trenine bindiğinde ne kadar korktuğunu hatırla. Şimdi ise… Artık eskisi kadar korkutmuyor.
ISSAY: Ben hâlâ korkuyorum ama. (lol) Yüksekten gerçekten korkarım. Uçağa binmek bile hâlâ beni tedirgin ediyor…
Katsuhiko: Mesela festivaller de öyle. Benim büyüdüğüm semt eski Tokyo mahallelerinden biri olduğu için festivaller çok olurdu. Çocukken en heyecanlı kısmı festivalin kendisi değildi. Bir gün önceden dağıtılan happi ceketleri… Mikoshi’yi omuzlamadan hemen önceki o an… İşte bütün heyecan aslında oradaydı. Ama şimdi festivali düzenleyen tarafta olunca… Hazırlık telaşıyla uğraşmaktan başka bir şey düşünemiyorsun. Tek istediğin, “Yeter ki festival sorunsuz bitsin.” (lol) Sanırım büyüdükçe çocukluğumuzun peşinden koşmaya başlıyoruz. Çocuklar da büyümenin peşinden koşuyor. Biz ise tam ikisinin arasında… Kendimizi ifade edebileceğimiz şeyi arıyoruz.
ISSAY: Evet… Ben de dış dünyayla temas ettikçe sürekli bir şeyler hissediyorum. “Bundan hoşlanmıyorum.” “Bunu seviyorum.” Şarkılarımın çıkış noktası da genellikle bu hisler oluyor. Açıkçası… Ben sanatın öyle çok karmaşık bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bir tabloya bakıp “Ne kadar güzel…” diyebilmek… Bir çiçeğe bakıp aynı şeyi hissedebilmek… Bence bunların hepsi sanat. İnsanın yaptığı pek çok şey zaten başlı başına bir sanat. Benim farkım… Bütün bunları müzik aracılığıyla ifade ediyor olmam.
𒀸 Son olarak, bu yıl en çok yapmak istediğiniz şeyi söyler misiniz?
Katsuhiko: Ben… Işığın ve sesin kusursuz bir şekilde birleştiği konserler yapmak istiyorum. Müziğinden sahne düzenine kadar her ayrıntısının, anlatmak istediğim şeyi eksiksiz yansıttığı konserler… Bu yıl en büyük hedefim bu.
ISSAY: Benimki o kadar büyük bir hedef değil. Son zamanlarda yeterince konser vermiyoruz. O yüzden… Tek istediğim şey yeniden sahneye çıkmak. Hatta arkadaşlarımın konserine bile haber vermeden çıkıp, bir anda şarkı söylemek isterdim. (lol)
Kaynak: Arena37℃ Yayın Yılı: 03.1989 Orijinal Dil: Japonca Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 8.07.2025 Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.
#Pluto: “Yengeç burcunun rüyaları inanılmaz güçlüdür.” Ama aslında röportajın özü astroloji değil. İki sanatçı oturmuş; ünlerini, çocukluklarını, arkadaşlıklarını, grup olmayı, yalnız çalışmayı, şarkı yazmayı, korkularını, rüyalarını, sanat anlayışlarını konuşuyor. 1989 tarihli olmasına rağmen bugün okurken bile eskimemesinin sebebi de bu. son olarak… ISSAY’in şu cümlesi bence bu röportajın özeti:
“Sanatın öyle çok zor bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bir resme bakıp güzel olduğunu hissetmek de, bir çiçeğe bakıp güzel olduğunu düşünmek de sanattır. Ben sadece bunu müzikle ifade ediyorum.”