Etiket: 1989

Yıl

  • DER ZIBET | PLUM | 12.89

    DER ZIBET 

    Salon ışıkları söndü. Seyircileri aydınlatan spotlar yavaş yavaş
    salonu taramaya başladı… 

    10 Ekim’de Shibuya Club Quattro’da DER ZIBET sahne aldı. 
    “Mammoth no Yoru” (“Mamutun Gecesi”) ile açılan konser,
    ilk andan itibaren tam gaz ilerledi. 

    “Bu gece hep birlikte eğlenelim!” diye seslendi ISSAY. 

    Yedinci parça “Niji o Mita ka” (“Gökkuşağını Gördün mü?”)
    sırasında destek müzisyen olarak klavyeci Nozawa Daijirō da
    sahneye katıldı. 

    Ardından ISSAY, 

    “Bugün bize katılacak bir konuğumuz daha var.” 

    dedi ve sahneye Chiwaki Mayumi çıktı. 

    Chiwaki daha önce Kochi’deki konserlerine de katılmıştı ve
    ikili yine birbirleriyle kusursuz bir uyum yakaladı. 

    Sohbet bölümünde (MC) Chiwaki bu kez Tosa seyahatlerinden
    söz açtı. 

    “ISSAY aslında Sakamoto Ryōma’nın büyük bir hayranı.” 

    deyince seyirciler sanatçının pek bilinmeyen bir yönünü de
    öğrenmiş oldu. ISSAY ise Ryōma’nın heykelini görememiş
    olmaktan dolayı hayal kırıklığını dile getirdi. 

    Konserin ikinci yarısında Chiwaki ile ISSAY gitarlarını da ellerine
    alınca salonun coşkusu daha da yükseldi. 

    Encore bölümünde ise “Funny Panic” bir kez daha seslendirildi. 

    Toplam 16 şarkının (bunların ikisi encore) yer aldığı konser, baştan
    sona keyifli ve oldukça dolu dolu geçen bir gece olarak hafızalarda
    kaldı.

    Kaynak: Arena37℃
    Yayın Yılı: 12.1989
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 10.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • Chiwaki Mayumi&DER ZIBET | Arena37℃ | 06.89

    Chiwaki Mayumi & DER ZIBET 

    10 Nisan’da Inkstick Shibaura’da Chiwaki Mayumi ve
    DER ZIBET’ten rüya gibi bir ortak sahne 

    Fotoğraf: Nov Matsuzaki 

    Hikaru’nun Chiwaki Mayumi’nin albümüne katkıda bulunmuş
    olması ve Issay ile Chiwaki’nin uzun yıllara dayanan dostluğu
    (ikisi de tam bir glam tutkunu) sayesinde, DER ZIBET ile Chiwaki 
    arasında zaten özel bir bağ vardı. Belki de bu yüzden, 10 Nisan’da 
    Sophia Üniversitesi’nin düzenlediği etkinlik kapsamında Shibaura 
    Inkstick’te gerçekleşen DER ZIBET konserinde Chiwaki’nin konuk
    sanatçı olarak sahneye çıkması kimseyi şaşırtmadı. 

    Sonuç ise tek kelimeyle harikaydı. O gece izleyicilere, bütün
    sıkıntılarını bir kenara bırakıp yalnızca müziğin içinde
    kaybolabilecekleri unutulmaz bir gece armağan edildi. 

    Konser, planlanan saatten kısa bir süre sonra DER ZIBET’in 
    sahneye çıkmasıyla başladı. Grubu uzun bir aradan sonra yeniden
    gören hayranların heyecanı salonun her köşesine yayılmıştı. Çünkü
    onlar, geçen yıl Shibuya Kōkaidō’daki konserden bu yana ilk kez bu
    şekilde sahneye çıkıyordu. Yaklaşık dört aylık bekleyiş, hayranlar için
    gerçekten uzun gelmişti. 

    İlk olarak “Only “YOU” Only “Love”, ardından “Russia” çalındı. Sanki
    aylardır içlerinde biriken bütün enerjiyi tek seferde dışarı
    bırakıyormuşçasına sert ve vahşi bir performans sergilediler. 

    Issay seyircilere şöyle seslendi: 

    「Sanki sonunda kış uykusundan uyanmış gibiyim. Bundan sonra
    arayı fazla açmadan turneye çıkmayı düşünüyoruz. O yüzden
    bugün hep birlikte baharın gelişini kutlayalım.」

    Son dönemde gerek müzikleri gerek sahne kostümleriyle daha
    karanlık bir atmosfere yönelen DER ZIBET’in, bu gece yeniden eski
    gösterişli havasına kısa da olsa geri dönmüş olması dikkat çekiciydi.
    Uzun süredir göz önünde olmasalar da sahneye çıkan her üyenin
    yüzünde son derece keskin ve dinç bir ifade vardı. Gerçekten de
    uzun bir uykudan yeni uyanmış gibiydiler. 

    Konser tam ortalarına geldiğinde salonu bir anda kadın hayranların
    çığlıkları kapladı ve Chiwaki Mayumi, püsküllü, oldukça iddialı bir
    atletle sahneye çıktı. 

    Onun çekiciliği gösterişli ya da yapmacık değildi; dimdik
    duruşundan gelen doğal bir zarafete sahipti. Bu yüzden
    kadınların bile hayranlık duymaması mümkün değildi. 

    Ardından sırasıyla “Lady Universe”, Hikaru’nun Chiwaki için
    yazdığı “One Shot Two Heart” ve bu gece Issay ile düet
    yaptığı “Angel Fate” seslendirildi. 

    Bu konserin en şaşırtıcı yanlarından biri de Chiwaki Mayumi ile
    DER ZIBET’in müzikal dünyalarının beklenenden çok daha yakın
    olmasıydı. Chiwaki’nin şarkılarını onlar çalmaya başladığında sanki
    yıllardır birlikte çalışan tek bir grup sahnedeymiş hissi oluşuyordu. 

    Gerçek anlamda kusursuz bir uyum yakalamışlardı. 

    Chiwaki’nin sahneye çıkmasıyla konserin coşkusu doruğa ulaştı.
    Seyircilerin enerjisi öyle yükselmişti ki ortam neredeyse bir punk
    konserini andırıyordu. 

    Issay, seyircinin coşkusuna kapılıp durmaksızın haykırıyor; 
    Hikaru ise gitarını adeta durmaksızın konuşturuyordu. 

    Gerçek şu ki, DER ZIBET en çok böyle çılgın, gösterişli ve sınır
    tanımayan performanslarıyla etkileyici görünüyordu. 

    Ve encore… 

    Gecenin en büyük sürprizi henüz gelmemişti. 

    Chiwaki ile Issay birlikte, The Rocky Horror Show’dan bir parça,
    ardından David Bowie ile Mick Jagger’ın söylediği “Dancing in the 
    Street” ve Bay City Rollers’ın “Rock and Roll Love Letter” 
    şarkılarından oluşan bir medley seslendirdiler. 

    Salonun ışıkları yandıktan sonra bile kimse kolay kolay yerinden
    kıpırdayamadı. Herkes, biraz önce yaşananların gerçekten olup
    olmadığını anlamaya çalışıyormuş gibi sahnenin önünde öylece
    kalmıştı. 

    İşte o manzara, geceden geriye kalan en unutulmaz görüntüydü. 

    (Yamamoto Hiroko) 

    Kaynak: Arena37℃
    Yayın Yılı: 06.1989
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 9.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • ISSAY&Katsuhiko Nakagawa | Arena37℃ | 03.89

    Bahar Rüzgârı Sohbeti 

    Katsuhiko Nakagawa vs ISSAY (DER ZIBET) 

    “Yengeç burcunun rüyaları gerçekten inanılmazdır” bölümü 

    「Bazen öyle rüyalar görüyorum ki… Bir bakıyorum gökkuşağı
    bütün hızıyla üzerime doğru geliyor.」 ISSAY 

    「Yoksa kötü bir şeyler mi karıştırıyorsun sen? (lol)」 Katsuhiko 

    Hazırlayan: Hiroko Yamamoto 
    Fotoğraf: Kousei Yoshida 

    Katsuhiko Nakagawa ile ISSAY’in tanışmasının üzerinden
    neredeyse beş yıl geçmiş. 

    İlk kez, DER ZIBET henüz kurulmadan önce tanışmışlar. O sıralar
    ISSAY, Katsuhiko’nun konserlerinden birine gitmiş ve bu
    karşılaşma ikilinin dostluğunun başlangıcı olmuş. 

    Aradan yıllar geçmiş. Yeniden karşılaşmaları ise 1988 yılının
    sonunda düzenlenen “R&R Band Stand” etkinliğine
    giderken, Shinkansen’de gerçekleşmiş. 

    “Hey! Uzun zaman olmuş!” 

    Sahnedeki gizemli görüntülerinin aksine, ikisi de son derece
    sıcak ve samimi. Yıllar sonra yeniden karşılaştıklarında birbirlerini
    işte böyle selamlamışlar. 

    Ardından 30 Ocak’ta Nakano Sun Plaza’da düzenlenen konserde
    (PANTA, DER ZIBET, Katsuhiko Nakagawa ve diğer sanatçılarla
    birlikte) yeniden aynı sahneyi paylaşmışlar. 

    Belki ikisi de aynı şeyi düşünüyordu, belki de düşünmüyordu ama… 

    “Galiba bu yıl yollarımız sık sık kesişecek.” 

    Madem öyle… 

    Haydi sohbet başlasın! 

    「Hayranlarımdan biri bana ISSAY’in en son haberlerini, hem de
    fotoğraflarıyla birlikte gönderiyor.」 Katsuhiko Nakagawa 

    𒀸 Önce ikinizin nasıl tanıştığından başlayalım. 

    Katsuhiko: İlk çıkışlarımız aşağı yukarı aynı döneme denk geliyor,
    değil mi? 

    ISSAY: Yok, benim çıkışım biraz daha sonraydı. Ben henüz
    profesyonel olmadan, hâlâ live house’larda sahne alırken 
    Katsu-chan’ın konserine gitmiştim. 

    Katsuhiko: Doğru ya. Ben de o sıralar henüz yeni çıkış yapmıştım.
    O dönem günde üç kez sahneye çıktığım oluyordu. Aralarda da
    şarap içiyordum; tam anlamıyla çılgın bir tempoydu. (lol) Bir gün
    yine üç konserin ardından bitkin düşmüş hâlde sahnedeyken sen
    gelmiştin. 

    ISSAY: Bir arkadaşım “Hadi gidip izleyelim.” deyince ben de “Olur.”
    dedim. Bir de hakkında, sahnede pantomim yaptığına dair
    söylentiler dolaşıyordu. Ben de merak edip geldim. 

    Katsuhiko: Ben de ISSAY’in pantomim yaptığını biliyordum aslında.
    Bir hayranım söylemişti. Hatta son iki yıldır bana düzenli olarak 
    ISSAY’in en son haberlerini gönderiyor. Fotoğraflar ekliyor, üstüne
    açıklamalar bile yazıyor. (lol) 

    “ISSAY bu kez Londra’ya gitti.” 

    “Şurada şu konseri verdi.” 

    Yani bir bakıma ISSAY hakkında en çok bilgi sahibi olan kişi bendim. 

    ISSAY: (lol) Bunu gerçekten bilmiyordum. 
     

    「Benim için grup üyeleri eşim gibi… Ama senin için onlar daha çok
    sevgili gibi. O yüzden işin zor.」ISSAY 
     

    𒀸 Birbiriniz hakkındaki ilk izleniminiz nasıldı? 

    Katsuhiko: Her şeyden önce bana, “Çok eğlenceli biri.” 
    demişlerdi. “Hep neşeli, çok komik biridir.” diye o kadar çok
    duymuştum ki, daha tanışmadan ona karşı bir yakınlık
    hissetmeye başlamıştım. 

    ISSAY: Ben de onun çok rahat konuşulabilecek biri olduğunu
    düşünmüştüm. Konserden sonra biraz sohbet ettik ama…
    ondan sonra uzun süre bir daha karşılaşmadık. 

    Katsuhiko: İkimiz de fazlasıyla meşguldük. Aslında benzer yollardan
    geçmişiz. İkimizin de dış görünüşü çok konuşuldu. Sonra da o imajın
    ötesine geçmeye çalıştık. İlk zamanlarda ikimize de
    “bishōnen rock şarkıcısı” deniyordu. 
     
    #Pluto: Bishōnen (美少年): Zarif ve androjen güzelliğiyle öne çıkan
    genç erkek imajı. 1980’ler Japon müzik basınında sık kullanılan bir
    tanımlama. 

    ISSAY, müziğini temelden yeniden kurabilmek için bir gruba
    yöneldi. Ben ise… açıkçası “yakışıklı çocuk” imajından kurtulmaya
    çalışayım diye özel bir çabam olmadı. (lol) Ama ben de farklı
    prodüktörlerle çalıştım, inat ettiğim dönemler oldu. Şimdi dönüp
    bakınca, galiba ikimiz de en iyi dönemimizi yaşıyoruz. 

    ISSAY: Sanırım artık üzerimizdeki gereksiz yüklerden kurtulmaya
    başladık. Bana “yakışıklı” dediklerinde hiçbir zaman fazla
    takılmadım. Bunun avantajı da vardı, dezavantajı da. Sonuçta her
    müzisyen farklı şekillerde değerlendiriliyor. Buna inat edip kendini
    yıpratmanın bir anlamı yok. 

    Katsuhiko: Evet. Sanırım insanın içi eninde sonunda dışına
    yansıyor. O yüzden gerçekten güzel bir insan olmak, kalbinin de
    güzel olması demek. Bence bu hiç de kötü bir şey değil. (lol) 

    「Benim için grup üyeleri artık aile gibi…
    Seninkiler ise biraz sevgili gibi.」

    ISSAY: Madem konu açıldı… Sen solo çalışıyorsun ya… Zor olmuyor
    mu? Sana eşlik eden müzisyenlerin hepsi güçlü karakterler. Böyle
    olunca ister istemez sürtüşmeler de yaşanıyordur. Ben dört yıldır
    aynı üyelerle birlikteyim. Artık birbirimize tamamen alıştık. Bu
    yüzden işim biraz daha kolay. Benim için grup üyeleri artık eşim
    gibi… Daha doğrusu uzun yıllardır birlikte yaşayan bir çift gibiyiz. 

    Katsuhiko: O zaman benimkiler de sevgili mi oluyor? (lol) 

    ISSAY: Evet. Daha çok sevgili gibi. O yüzden senin işin daha zor. 

    Katsuhiko: Olabilir. Ama benim için en önemli şey söylemek
    istediğim şeyi ifade edebilmek. Bu yüzden grup içinde uzun uzun
    tartışmam. “Benim anlatmak istediğim şey bu.” derim. Bunu anlayıp
    bana eşlik edecek insanlarla çalışırım. O yüzden her projede aynı
    üyeler olmak zorunda değil. Anlatmak istediğim şeye göre kadro
    değişebiliyor. Bazen bunun yalnız hissettiren tarafı oluyor. Ama bir
    yandan da bunun benim için en doğru yöntem olduğunu
    düşünüyorum. 

    ISSAY: Ben aslında hangisi olursa olsun fark etmez diye
    bakıyorum. Çünkü senin söylediklerinin çoğu benim de içimde
    olan şeyler. Ben sadece… o insanlarla karşılaşacak kadar
    şanslıydım. Bizim gruptakiler de, yapmak istediklerini
    tamamladıkları gün grubu bırakabilecek insanlar. Ben de
    öyleyim. Ama şu anda her şey öylesine yolunda gidiyor ki… 
    Grubun dağılabileceğini hayal bile edemiyorum. 

    Katsuhiko: Aslında bir grubun tam anlamıyla oturması en çok
    vokaliste bağlı. İşin garibi de şu… Vokalist gruba tam alıştığı anda
    gruplar dağılmaya başlıyor gibi geliyor bana. 

    ISSAY: (lol) İnsanın tüylerini diken diken edecek bir şey söyledin. 

    Katsuhiko: Ama dört yılı geride bıraktıysanız artık korkacak bir şey
    yoktur herhalde. 

    ISSAY: Olur mu… Asıl beşinci yıl tehlikelidir. Her grubun bir döngüsü
    vardır. (lol) 

    Katsuhiko: Öyle mi? Ben zaten üç yıldan uzun yaşayan bir grubun
    içinde hiç bulunmadım. O yüzden bunu bilmiyorum. 
     

    「Olduğum gibi kendimi şarkılara dökmek istiyorum.」ISSAY 

    「Şarkı söyleyen insan, kendini bütünüyle ortaya koyabilmeli.」
    Katsuhiko 

    𒀸 ISSAY, şarkı sözlerini de sen mi yazıyorsun? 

    Katsuhiko: Şarkı sözlerini de kendin mi yazıyorsun? 

    ISSAY: Evet. 

    Katsuhiko: Bence bir şarkıcının neyi anlatmak istediğini bulması
    çok önemli. Aslında bugün seninle özellikle bunu konuşmak
    istiyordum. “Bu yıl hangi duyguları, hangi temaları şarkılarımıza
    taşıyacağız?” 

    ISSAY: Ben artık… küçük şeyleri anlatmak istiyorum. Sonuçta ben
    de sadece bu kadarım. Şimdiye kadar hep çevremdeki daha büyük
    şeyleri anlatmaya çalıştım. Ama artık… kendimi anlatmak istiyorum. 

    Katsuhiko:Yani olduğun hâlinle? 

    ISSAY: Sanırım öyle. Olduğum gibi… Zaten ben öyle çok da düzenli
    biri sayılmam. (lol) Gerçekten çocukluğumdan beri tam bir
    tembeldim. Annem bana hep, “Bu kadar uyuyorsun da gözlerin hiç
    çürümüyor mu senin?” diye kızardı. Ben de utanıp, “Ben Üç Yıl
    Uyuyan Tarō’yum!” derdim. (lol) 

    #Pluto: 「三年寝太郎」”Üç Yıl Uyuyan Tarō” Bu, Japon halk
    hikâyelerindeki tembel ama sonunda büyük işler başaran 
    Sannen Netarō karakterine gönderme. 

    Katsuhiko: Sanırım bütün müzisyenler biraz böyledir. Ama bana
    göre bir şarkıcı… kendini tamamen açabilmeli. Kendisini olduğu gibi
    ortaya koyabilmeli. Ben gerçekten inanmadığım hiçbir şeyi
    söyleyemem. Şarkılarımda da öyle. Bu arada… Sen de sık sık
    hikâyesi olan rüyalar görürsün, değil mi? 

    ISSAY: Evet. Çok görürüm. 

    Katsuhiko: Rüyalar güzel şey. 

    ISSAY: Bazen öyle rüyalar görüyorum ki… Deniz kıyısında
    yürüyorum. Etrafta fabrika bacaları yükseliyor. Bir bakıyorum… 
    Gökyüzünde bir gökkuşağı var. “Aa, gökkuşağı…” der demez… 
    O gökkuşağı inanılmaz bir hızla doğruca üzerime geliyor. 

    Katsuhiko: Yoksa gerçekten kötü bir şeyler mi karıştırıyorsun
    sen? (lol) 

    ISSAY: Yok canım. Ama böyle tuhaf rüyaları çok görürüm. Mesela… 
    Bataklıktaki suyun sarı, kırmızı ve mavi olduğu rüyalar… 

    Katsuhiko: Ben de geçenlerde çok acayip bir rüya gördüm. 
    Rüyamda, “Hadi Hasunuma’daki festivale gidelim!” diyorlar. 
    Bir gidiyorum… Festival dağın içine kadar uzanıyor. Ama gördüğüm
    şey tam anlamıyla cehennem tasvirleri gibi. O kadar ürkütücüydü
    ki… Sonra kendi kendime düşündüm. “Acaba gerçek hayatta
    insanları kandırarak yaşayanlar öldükten sonra böyle bir yerde mi
    kalıyor?” Ertesi gün, “Umarım bu rüyanın devamını görmem.” dedim. 
    Ama bu kez tam tersine… Rüya kaldığı yerden devam etti. 
    Resmen tefrika gibiydi. (lol) 

    ISSAY: Demek ki içinde seni rahatsız eden bir şeyler var. (lol) 
     

    「Sanat aslında o kadar da zor bir şey değil.」 ISSAY 
     

    Katsuhiko: Ama biliyor musun… İnsan büyüdükçe bazı duygularını
    kaybediyor. İlk kez lunaparkta hız trenine bindiğinde ne kadar
    korktuğunu hatırla. Şimdi ise… Artık eskisi kadar korkutmuyor. 

    ISSAY: Ben hâlâ korkuyorum ama. (lol) Yüksekten gerçekten
    korkarım. Uçağa binmek bile hâlâ beni tedirgin ediyor… 

    Katsuhiko: Mesela festivaller de öyle. Benim büyüdüğüm semt eski
    Tokyo mahallelerinden biri olduğu için festivaller çok olurdu. 
    Çocukken en heyecanlı kısmı festivalin kendisi değildi. Bir gün
    önceden dağıtılan happi ceketleri… Mikoshi’yi omuzlamadan
    hemen önceki o an… İşte bütün heyecan aslında oradaydı. Ama
    şimdi festivali düzenleyen tarafta olunca… Hazırlık telaşıyla
    uğraşmaktan başka bir şey düşünemiyorsun. Tek istediğin, “Yeter ki
    festival sorunsuz bitsin.” (lol) Sanırım büyüdükçe çocukluğumuzun
    peşinden koşmaya başlıyoruz. Çocuklar da büyümenin peşinden
    koşuyor. Biz ise tam ikisinin arasında… Kendimizi ifade
    edebileceğimiz şeyi arıyoruz. 

    ISSAY: Evet… Ben de dış dünyayla temas ettikçe sürekli bir şeyler
    hissediyorum. “Bundan hoşlanmıyorum.” “Bunu seviyorum.” 
    Şarkılarımın çıkış noktası da genellikle bu hisler oluyor. Açıkçası… 
    Ben sanatın öyle çok karmaşık bir şey olduğunu düşünmüyorum. 
    Bir tabloya bakıp “Ne kadar güzel…” diyebilmek… Bir çiçeğe bakıp
    aynı şeyi hissedebilmek… Bence bunların hepsi sanat. İnsanın
    yaptığı pek çok şey zaten başlı başına bir sanat. Benim farkım… 
    Bütün bunları müzik aracılığıyla ifade ediyor olmam. 

    𒀸 Son olarak, bu yıl en çok yapmak istediğiniz şeyi söyler misiniz? 

    Katsuhiko: Ben… Işığın ve sesin kusursuz bir şekilde birleştiği
    konserler yapmak istiyorum. Müziğinden sahne düzenine kadar
    her ayrıntısının, anlatmak istediğim şeyi eksiksiz yansıttığı
    konserler… Bu yıl en büyük hedefim bu. 

    ISSAY: Benimki o kadar büyük bir hedef değil. Son zamanlarda
    yeterince konser vermiyoruz. O yüzden… Tek istediğim şey
    yeniden sahneye çıkmak. Hatta arkadaşlarımın konserine bile
    haber vermeden çıkıp, bir anda şarkı söylemek isterdim. (lol) 

    Kaynak: Arena37℃
    Yayın Yılı: 03.1989
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 8.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

     
    #Pluto: “Yengeç burcunun rüyaları inanılmaz güçlüdür.” Ama
    aslında röportajın özü astroloji değil. İki sanatçı oturmuş; 
    ünlerini, çocukluklarını, arkadaşlıklarını, grup olmayı, yalnız
    çalışmayı, şarkı yazmayı, korkularını, rüyalarını, sanat anlayışlarını 
    konuşuyor. 1989 tarihli olmasına rağmen bugün okurken bile
    eskimemesinin sebebi de bu. son olarak… ISSAY’in şu cümlesi
    bence bu röportajın özeti: 

    “Sanatın öyle çok zor bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bir resme
    bakıp güzel olduğunu hissetmek de, bir çiçeğe bakıp güzel
    olduğunu düşünmek de sanattır. Ben sadece bunu müzikle ifade
    ediyorum.”