

Bahar Rüzgârı Sohbeti
Katsuhiko Nakagawa vs ISSAY (DER ZIBET)
“Yengeç burcunun rüyaları gerçekten inanılmazdır” bölümü
「Bazen öyle rüyalar görüyorum ki… Bir bakıyorum gökkuşağı
bütün hızıyla üzerime doğru geliyor.」 ISSAY
「Yoksa kötü bir şeyler mi karıştırıyorsun sen? (lol)」 Katsuhiko
Hazırlayan: Hiroko Yamamoto
Fotoğraf: Kousei Yoshida
Katsuhiko Nakagawa ile ISSAY’in tanışmasının üzerinden
neredeyse beş yıl geçmiş.
İlk kez, DER ZIBET henüz kurulmadan önce tanışmışlar. O sıralar
ISSAY, Katsuhiko’nun konserlerinden birine gitmiş ve bu
karşılaşma ikilinin dostluğunun başlangıcı olmuş.
Aradan yıllar geçmiş. Yeniden karşılaşmaları ise 1988 yılının
sonunda düzenlenen “R&R Band Stand” etkinliğine
giderken, Shinkansen’de gerçekleşmiş.
“Hey! Uzun zaman olmuş!”
Sahnedeki gizemli görüntülerinin aksine, ikisi de son derece
sıcak ve samimi. Yıllar sonra yeniden karşılaştıklarında birbirlerini
işte böyle selamlamışlar.
Ardından 30 Ocak’ta Nakano Sun Plaza’da düzenlenen konserde
(PANTA, DER ZIBET, Katsuhiko Nakagawa ve diğer sanatçılarla
birlikte) yeniden aynı sahneyi paylaşmışlar.
Belki ikisi de aynı şeyi düşünüyordu, belki de düşünmüyordu ama…
“Galiba bu yıl yollarımız sık sık kesişecek.”
Madem öyle…
Haydi sohbet başlasın!
「Hayranlarımdan biri bana ISSAY’in en son haberlerini, hem de
fotoğraflarıyla birlikte gönderiyor.」 Katsuhiko Nakagawa
𒀸 Önce ikinizin nasıl tanıştığından başlayalım.
Katsuhiko: İlk çıkışlarımız aşağı yukarı aynı döneme denk geliyor,
değil mi?
ISSAY: Yok, benim çıkışım biraz daha sonraydı. Ben henüz
profesyonel olmadan, hâlâ live house’larda sahne alırken
Katsu-chan’ın konserine gitmiştim.
Katsuhiko: Doğru ya. Ben de o sıralar henüz yeni çıkış yapmıştım.
O dönem günde üç kez sahneye çıktığım oluyordu. Aralarda da
şarap içiyordum; tam anlamıyla çılgın bir tempoydu. (lol) Bir gün
yine üç konserin ardından bitkin düşmüş hâlde sahnedeyken sen
gelmiştin.
ISSAY: Bir arkadaşım “Hadi gidip izleyelim.” deyince ben de “Olur.”
dedim. Bir de hakkında, sahnede pantomim yaptığına dair
söylentiler dolaşıyordu. Ben de merak edip geldim.
Katsuhiko: Ben de ISSAY’in pantomim yaptığını biliyordum aslında.
Bir hayranım söylemişti. Hatta son iki yıldır bana düzenli olarak
ISSAY’in en son haberlerini gönderiyor. Fotoğraflar ekliyor, üstüne
açıklamalar bile yazıyor. (lol)
“ISSAY bu kez Londra’ya gitti.”
“Şurada şu konseri verdi.”
Yani bir bakıma ISSAY hakkında en çok bilgi sahibi olan kişi bendim.
ISSAY: (lol) Bunu gerçekten bilmiyordum.
「Benim için grup üyeleri eşim gibi… Ama senin için onlar daha çok
sevgili gibi. O yüzden işin zor.」ISSAY
𒀸 Birbiriniz hakkındaki ilk izleniminiz nasıldı?
Katsuhiko: Her şeyden önce bana, “Çok eğlenceli biri.”
demişlerdi. “Hep neşeli, çok komik biridir.” diye o kadar çok
duymuştum ki, daha tanışmadan ona karşı bir yakınlık
hissetmeye başlamıştım.
ISSAY: Ben de onun çok rahat konuşulabilecek biri olduğunu
düşünmüştüm. Konserden sonra biraz sohbet ettik ama…
ondan sonra uzun süre bir daha karşılaşmadık.
Katsuhiko: İkimiz de fazlasıyla meşguldük. Aslında benzer yollardan
geçmişiz. İkimizin de dış görünüşü çok konuşuldu. Sonra da o imajın
ötesine geçmeye çalıştık. İlk zamanlarda ikimize de
“bishōnen rock şarkıcısı” deniyordu.
#Pluto: Bishōnen (美少年): Zarif ve androjen güzelliğiyle öne çıkan
genç erkek imajı. 1980’ler Japon müzik basınında sık kullanılan bir
tanımlama.
ISSAY, müziğini temelden yeniden kurabilmek için bir gruba
yöneldi. Ben ise… açıkçası “yakışıklı çocuk” imajından kurtulmaya
çalışayım diye özel bir çabam olmadı. (lol) Ama ben de farklı
prodüktörlerle çalıştım, inat ettiğim dönemler oldu. Şimdi dönüp
bakınca, galiba ikimiz de en iyi dönemimizi yaşıyoruz.
ISSAY: Sanırım artık üzerimizdeki gereksiz yüklerden kurtulmaya
başladık. Bana “yakışıklı” dediklerinde hiçbir zaman fazla
takılmadım. Bunun avantajı da vardı, dezavantajı da. Sonuçta her
müzisyen farklı şekillerde değerlendiriliyor. Buna inat edip kendini
yıpratmanın bir anlamı yok.
Katsuhiko: Evet. Sanırım insanın içi eninde sonunda dışına
yansıyor. O yüzden gerçekten güzel bir insan olmak, kalbinin de
güzel olması demek. Bence bu hiç de kötü bir şey değil. (lol)
「Benim için grup üyeleri artık aile gibi…
Seninkiler ise biraz sevgili gibi.」
ISSAY: Madem konu açıldı… Sen solo çalışıyorsun ya… Zor olmuyor
mu? Sana eşlik eden müzisyenlerin hepsi güçlü karakterler. Böyle
olunca ister istemez sürtüşmeler de yaşanıyordur. Ben dört yıldır
aynı üyelerle birlikteyim. Artık birbirimize tamamen alıştık. Bu
yüzden işim biraz daha kolay. Benim için grup üyeleri artık eşim
gibi… Daha doğrusu uzun yıllardır birlikte yaşayan bir çift gibiyiz.
Katsuhiko: O zaman benimkiler de sevgili mi oluyor? (lol)
ISSAY: Evet. Daha çok sevgili gibi. O yüzden senin işin daha zor.
Katsuhiko: Olabilir. Ama benim için en önemli şey söylemek
istediğim şeyi ifade edebilmek. Bu yüzden grup içinde uzun uzun
tartışmam. “Benim anlatmak istediğim şey bu.” derim. Bunu anlayıp
bana eşlik edecek insanlarla çalışırım. O yüzden her projede aynı
üyeler olmak zorunda değil. Anlatmak istediğim şeye göre kadro
değişebiliyor. Bazen bunun yalnız hissettiren tarafı oluyor. Ama bir
yandan da bunun benim için en doğru yöntem olduğunu
düşünüyorum.
ISSAY: Ben aslında hangisi olursa olsun fark etmez diye
bakıyorum. Çünkü senin söylediklerinin çoğu benim de içimde
olan şeyler. Ben sadece… o insanlarla karşılaşacak kadar
şanslıydım. Bizim gruptakiler de, yapmak istediklerini
tamamladıkları gün grubu bırakabilecek insanlar. Ben de
öyleyim. Ama şu anda her şey öylesine yolunda gidiyor ki…
Grubun dağılabileceğini hayal bile edemiyorum.
Katsuhiko: Aslında bir grubun tam anlamıyla oturması en çok
vokaliste bağlı. İşin garibi de şu… Vokalist gruba tam alıştığı anda
gruplar dağılmaya başlıyor gibi geliyor bana.
ISSAY: (lol) İnsanın tüylerini diken diken edecek bir şey söyledin.
Katsuhiko: Ama dört yılı geride bıraktıysanız artık korkacak bir şey
yoktur herhalde.
ISSAY: Olur mu… Asıl beşinci yıl tehlikelidir. Her grubun bir döngüsü
vardır. (lol)
Katsuhiko: Öyle mi? Ben zaten üç yıldan uzun yaşayan bir grubun
içinde hiç bulunmadım. O yüzden bunu bilmiyorum.
「Olduğum gibi kendimi şarkılara dökmek istiyorum.」ISSAY
「Şarkı söyleyen insan, kendini bütünüyle ortaya koyabilmeli.」
Katsuhiko
𒀸 ISSAY, şarkı sözlerini de sen mi yazıyorsun?
Katsuhiko: Şarkı sözlerini de kendin mi yazıyorsun?
ISSAY: Evet.
Katsuhiko: Bence bir şarkıcının neyi anlatmak istediğini bulması
çok önemli. Aslında bugün seninle özellikle bunu konuşmak
istiyordum. “Bu yıl hangi duyguları, hangi temaları şarkılarımıza
taşıyacağız?”
ISSAY: Ben artık… küçük şeyleri anlatmak istiyorum. Sonuçta ben
de sadece bu kadarım. Şimdiye kadar hep çevremdeki daha büyük
şeyleri anlatmaya çalıştım. Ama artık… kendimi anlatmak istiyorum.
Katsuhiko:Yani olduğun hâlinle?
ISSAY: Sanırım öyle. Olduğum gibi… Zaten ben öyle çok da düzenli
biri sayılmam. (lol) Gerçekten çocukluğumdan beri tam bir
tembeldim. Annem bana hep, “Bu kadar uyuyorsun da gözlerin hiç
çürümüyor mu senin?” diye kızardı. Ben de utanıp, “Ben Üç Yıl
Uyuyan Tarō’yum!” derdim. (lol)
#Pluto: 「三年寝太郎」”Üç Yıl Uyuyan Tarō” Bu, Japon halk
hikâyelerindeki tembel ama sonunda büyük işler başaran
Sannen Netarō karakterine gönderme.
Katsuhiko: Sanırım bütün müzisyenler biraz böyledir. Ama bana
göre bir şarkıcı… kendini tamamen açabilmeli. Kendisini olduğu gibi
ortaya koyabilmeli. Ben gerçekten inanmadığım hiçbir şeyi
söyleyemem. Şarkılarımda da öyle. Bu arada… Sen de sık sık
hikâyesi olan rüyalar görürsün, değil mi?
ISSAY: Evet. Çok görürüm.
Katsuhiko: Rüyalar güzel şey.
ISSAY: Bazen öyle rüyalar görüyorum ki… Deniz kıyısında
yürüyorum. Etrafta fabrika bacaları yükseliyor. Bir bakıyorum…
Gökyüzünde bir gökkuşağı var. “Aa, gökkuşağı…” der demez…
O gökkuşağı inanılmaz bir hızla doğruca üzerime geliyor.
Katsuhiko: Yoksa gerçekten kötü bir şeyler mi karıştırıyorsun
sen? (lol)
ISSAY: Yok canım. Ama böyle tuhaf rüyaları çok görürüm. Mesela…
Bataklıktaki suyun sarı, kırmızı ve mavi olduğu rüyalar…
Katsuhiko: Ben de geçenlerde çok acayip bir rüya gördüm.
Rüyamda, “Hadi Hasunuma’daki festivale gidelim!” diyorlar.
Bir gidiyorum… Festival dağın içine kadar uzanıyor. Ama gördüğüm
şey tam anlamıyla cehennem tasvirleri gibi. O kadar ürkütücüydü
ki… Sonra kendi kendime düşündüm. “Acaba gerçek hayatta
insanları kandırarak yaşayanlar öldükten sonra böyle bir yerde mi
kalıyor?” Ertesi gün, “Umarım bu rüyanın devamını görmem.” dedim.
Ama bu kez tam tersine… Rüya kaldığı yerden devam etti.
Resmen tefrika gibiydi. (lol)
ISSAY: Demek ki içinde seni rahatsız eden bir şeyler var. (lol)
「Sanat aslında o kadar da zor bir şey değil.」 ISSAY
Katsuhiko: Ama biliyor musun… İnsan büyüdükçe bazı duygularını
kaybediyor. İlk kez lunaparkta hız trenine bindiğinde ne kadar
korktuğunu hatırla. Şimdi ise… Artık eskisi kadar korkutmuyor.
ISSAY: Ben hâlâ korkuyorum ama. (lol) Yüksekten gerçekten
korkarım. Uçağa binmek bile hâlâ beni tedirgin ediyor…
Katsuhiko: Mesela festivaller de öyle. Benim büyüdüğüm semt eski
Tokyo mahallelerinden biri olduğu için festivaller çok olurdu.
Çocukken en heyecanlı kısmı festivalin kendisi değildi. Bir gün
önceden dağıtılan happi ceketleri… Mikoshi’yi omuzlamadan
hemen önceki o an… İşte bütün heyecan aslında oradaydı. Ama
şimdi festivali düzenleyen tarafta olunca… Hazırlık telaşıyla
uğraşmaktan başka bir şey düşünemiyorsun. Tek istediğin, “Yeter ki
festival sorunsuz bitsin.” (lol) Sanırım büyüdükçe çocukluğumuzun
peşinden koşmaya başlıyoruz. Çocuklar da büyümenin peşinden
koşuyor. Biz ise tam ikisinin arasında… Kendimizi ifade
edebileceğimiz şeyi arıyoruz.
ISSAY: Evet… Ben de dış dünyayla temas ettikçe sürekli bir şeyler
hissediyorum. “Bundan hoşlanmıyorum.” “Bunu seviyorum.”
Şarkılarımın çıkış noktası da genellikle bu hisler oluyor. Açıkçası…
Ben sanatın öyle çok karmaşık bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Bir tabloya bakıp “Ne kadar güzel…” diyebilmek… Bir çiçeğe bakıp
aynı şeyi hissedebilmek… Bence bunların hepsi sanat. İnsanın
yaptığı pek çok şey zaten başlı başına bir sanat. Benim farkım…
Bütün bunları müzik aracılığıyla ifade ediyor olmam.
𒀸 Son olarak, bu yıl en çok yapmak istediğiniz şeyi söyler misiniz?
Katsuhiko: Ben… Işığın ve sesin kusursuz bir şekilde birleştiği
konserler yapmak istiyorum. Müziğinden sahne düzenine kadar
her ayrıntısının, anlatmak istediğim şeyi eksiksiz yansıttığı
konserler… Bu yıl en büyük hedefim bu.
ISSAY: Benimki o kadar büyük bir hedef değil. Son zamanlarda
yeterince konser vermiyoruz. O yüzden… Tek istediğim şey
yeniden sahneye çıkmak. Hatta arkadaşlarımın konserine bile
haber vermeden çıkıp, bir anda şarkı söylemek isterdim. (lol)
Kaynak: Arena37℃
Yayın Yılı: 03.1989
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 8.07.2025
Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.
#Pluto: “Yengeç burcunun rüyaları inanılmaz güçlüdür.” Ama
aslında röportajın özü astroloji değil. İki sanatçı oturmuş;
ünlerini, çocukluklarını, arkadaşlıklarını, grup olmayı, yalnız
çalışmayı, şarkı yazmayı, korkularını, rüyalarını, sanat anlayışlarını
konuşuyor. 1989 tarihli olmasına rağmen bugün okurken bile
eskimemesinin sebebi de bu. son olarak… ISSAY’in şu cümlesi
bence bu röportajın özeti:
“Sanatın öyle çok zor bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bir resme
bakıp güzel olduğunu hissetmek de, bir çiçeğe bakıp güzel
olduğunu düşünmek de sanattır. Ben sadece bunu müzikle ifade
ediyorum.”
Yorum bırakın