Etiket: 1988

Yıl

  • DER ZIBET | GiGS GB | 12.88

    Dördü de Londra’yı İlk Kez Ziyaret Ettiğinde Neler Yaşadı? 

    Yazı  / Tomoko Imai

    Der Zibet’in dördüncü albümünün kayıtları için Londra’ya gitmesi
    eylül ayının başına denk geliyordu. Üstelik dört üye de ilk kez yurt
    dışına çıkıyordu. ISSAY’in uçaklardan ölümüne korktuğu da
    düşünülünce, “Acaba gerçekten gidebilecekler mi?” diye
    endişelenen ekiptekiler bile vardı. 

    Ancak Londra’ya vardıklarında gördüler ki sonuçta orası da aynı
    dünyanın bir parçasıydı. Üstelik stüdyoya yalnızca birkaç dakikalık
    yürüme mesafesinde bulunan bir otelde kaldıkları için günlük
    hayatın gürültüsünden uzaklaşıp çalışmalarına daha iyi
    odaklanabildiler. 

    Grubun tercih ettiği stüdyo, zamanında Kiyoshiro’nun da kayıt
    yaptığı Maison Rouge Studios idi. Yardımcı miks mühendisi olarak,
    grubun büyük hayranlık duyduğu Led Zeppelin gitaristi Jimmy
    Page’in solo albümünde de çalışmış Dick Beetham görev alıyordu.
    Ana miks mühendisi ise Doctor & The Medics ve New York punk
    efsanesi Ramones ile yaptığı çalışmalarla tanınan Craig Leon’dı. 

    Kısacası teknik ekip açısından kusursuz bir kadroya sahiptiler. 

    Der Zibet üyeleri de şimdiye kadarki çalışmalarından çok daha
    istekliydi. Hazırlıklarını eksiksiz yapmış olmaları sayesinde kayıt
    süreci son derece verimli geçti. Dahası, bu albümle birlikte
    kendilerini bambaşka bir yönleriyle ortaya koyma arzusuyla
    doluydular. 

    Ancak ne kadar hevesli olsalar da bütün günlerini stüdyoda
    geçirmediler. Fırsat buldukça alışverişe çıktılar, konserlere gittiler,
    sanat galerilerini gezdiler. Gerçi bunu biraz da mecburen
    yapıyorlardı; miks mühendislerinin çalıştığı iki üç saat boyunca
    yapacak pek bir şey olmuyordu. 

    Yaklaşık bir ay boyunca böyle dolaşınca dönüşte valizleri de
    hediyelik eşyalarla dolup taştı. 

    İlk ilgilerini çeken şey deri ürünleri olmuştu. Bunun sebebi
    Londra’nın bir anda soğumasıydı; ancak Japonya’ya döndüklerinde
    neredeyse tam anlamıyla deri tutkunu hâline gelmişlerdi. 

    MAYUMI ise gittiği her yerde poster topluyordu. Zamanla otuzdan
    fazla poster biriktirmiş ve ortaya gerçekten etkileyici bir koleksiyon
    çıkmıştı. Ne yazık ki Japonya’ya dönüş yolunda bu koleksiyon
    kayboldu. 

    ISSAY’in tercihi ise gömlekler ve bluzlardı. Antika dükkânlarında tam
    onun zevkine hitap eden sayısız parça vardı. 

    MAYUMI ile HIKARU ise Led Zeppelin’in bootleg kayıtlarının
    peşindeydi. 

    Aslına bakılırsa yalnızca bu alışveriş tercihlerine bakmak bile onların
    ne kadar tavizsiz, kendi zevklerinden ödün vermeyen bir rock grubu
    olduğunu anlamaya yetiyor. 

    Kaynak: GiGS GB
    Yayın Yılı: 12.1988
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 17.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | PATi PATi | 04.88

    DER ZIBET 

    3. Albüm 

    21 Mart’ta Der Zibet’in üçüncü albümü DER ZIBET yayımlanıyor. 
    İki farklı prodüktörle çalışılması, grubun canlı performanslarındaki
    enerjinin albüme eksiksiz yansıtılması ve kayıt sürecinden gelen
    birbirinden ilgi çekici hikâyeler… Belki de albümü dinlediğinizde
    “İşte Der Zibet bu.” diyeceksiniz. Onların nasıl bir grup olduğunu
    merak ediyor olabilirsiniz. Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, 
    DER ZIBET yalnızca bir albüm değil; içine adım atmaya değer
    bambaşka bir dünya. 

    Fotoğraf: George Ide 
    Metin: Kou Imazu 
    Saç & Makyaj: Hiroyuki Shimizu 

    “Boom!” 

    Parlak seslerden oluşan bir dalga üzerinize doğru geliyor ve
    farkında olmadan bedeniniz harekete geçiyor. Gitarist havaya
    sıçrıyor, vokalist zarif ama çarpıcı hareketlerle bedenini büküyor;
    gözlerinizi onlardan alamıyorsunuz. Ardından gelen sade ama
    güçlü sözlerse doğrudan kalbinize dokunuyor. 

    21 Mart’ta yayımlanacak üçüncü albüm DER ZIBET, bir stüdyo
    albümü olmasına rağmen canlı performansların tüm coşkusunu
    olduğu gibi içinde taşıyor. 

    Bu, sanki grubun dört üyesiyle her dinleyişinizde yeniden
    karşılaşıyormuşsunuz hissi veren bir albüm. 

    Albüm boyunca karşımıza çıkan dört müzisyen; bir yandan vahşi
    ve içgüdüsel, diğer yandan zarif ve kırılgan bir yüz gösteriyor.
    Ve bütün güçleriyle kendilerini müziğe bırakıyorlar. 

    ☆ 

    𒀸 Daha önce bu albümün temelinde “canlı performans hissi” ve
    “sözlerin önemi” olduğunu söylemiştiniz. 

    MAYUMI: Canlılık açısından konuşacak olursam, eskiden çalarken
    hâlâ kafamla düşündüğüm bir bölüm vardı; belki yüzde yirmilik bir
    kısmı. Bu kez onu daha da azaltıp mümkün olduğunca bedenimin
    beni yönlendirmesine izin vererek çalmaya çalıştım. 

    𒀸 Aynı ritim ekibinin bir üyesi olarak HAL için nasıldı? 

    HAL: Ben canlı performansın atmosferine hemen kapılabilen
    biriyim. O yüzden benim için oldukça doğal gelişti. Gerçi kendimi
    müziğe fazla kaptırınca sahnede vücudum pek hareket etmiyor.
    (lol) 

    𒀸 Şarkı sözlerine daha fazla önem verilmesinin çalışınızı da
    etkilediğini düşünüyor musunuz? 

    MAYUMI: Kesinlikle. Eskiden sözleri çok düşünmeden davul
    çaldığım olurdu. Ama bu albümde sözlerin ne anlattığını düşünerek
    davula küçük eklemeler yaptım. 

    𒀸 Bu albümde parçaların yarısı sözlerden önce değil, başlıklardan
    yola çıkılarak oluşturuldu değil mi? 

    ISSAY: Aslında önce sözler değil, şarkı isimleri ortaya çıktı. Hepimiz
    fikirler getirdik. Başlangıçta elimizde yüz kadar başlık vardı sanırım. 

    𒀸 Ama bunlar rastgele toplanmış başlıklar değildi. 

    ISSAY: Hayır. Günlük hayatta kendi aramızda yaptığımız sıradan
    konuşmalar onların kaynağı oldu. Mesela Seven-Eleven’ın önünden
    geçerken “Niye bu kadar çok insan burada ayakta dergi
    karıştırıyor?” diye konuşuyoruz. Ya da turnede radyoda birini duyup
    “Bu adam neden bu kadar ilgi görüyor?” diyoruz. Günlük
    sohbetlerdeki bu küçük soru işaretleri zamanla albümün
    konseptine kadar uzanabiliyor. Bence işin en ilginç yanı da bu. (lol) 

    𒀸 Yani günlük konuşmalardaki o “neden?” duygusu… 

    HIKARU: Sadece sorular değil. “Bu doğru.”, “Bu yanlış.” gibi
    yargılar da var. 

    ISSAY: Sanırım “Biz dünyaya böyle bakıyoruz.” diyebilmek gibi
    bir şey. 

    𒀸 Bütün bu duyguların içinde albümün tamamına yayılan ortak
    bir tema var mı? 

    HIKARU: Kulağa biraz klişe gelebilir ama… “Şehirdeki yalnızlık.” 

    𒀸 Peki Der Zibet’in bahsettiği “yalnızlık” tam olarak nasıl bir şey? 

    ISSAY: İnsanlar çoğu zaman “yalnız olmak” ile “yalnız hissetmek”
    arasındaki farkı göremiyor. Ama bana göre bunlar aynı şey değil.
    Ben yalnızlığı son derece olumlu görüyorum. Çünkü yalnızlık
    insanın kendi içine yönelmesidir. Onu sadece üzücü bir duygu gibi
    görmek bana doğru gelmiyor. Albümün merkezindeki
    şarkılardan Isolation Train de tam olarak bunu anlatıyor. 

    ☆ 

    Dünkü benliğinle yüzleş. 
    Yarının benliğiyle konuş. 
    Ve sonunda gerçek “sen”le karşılaş. 

    ☆ 

    𒀸 O hâlde diğer şarkılardan da söz edelim. “Only YOU Only LOVE”
    nasıl bir şarkı? 

    ISSAY: Belki de kendimizi yalnız hissetmemizin sebebi, gerçekten
    ait olduğumuz “o kişi”yi henüz bulamamış olmamızdır. Mesela ben
    yalnız olduğum için HIKARU’yu aramam. HIKARU yanımda olmadığı
    için yalnız hissederim. Yani yalnızlık önce gelen şey değildir. Bu
    şarkıyla anlatmak istediğim de buydu. 

    𒀸 Peki HIKARU’nun yazdığı “虹を見たか 
    (Gökkuşağını Gördün mü?)” 

    HIKARU: Çok eski bir televizyon dizisi vardı; adı
    “君は海を見たか (Denizi Gördün mü?)” 

    𒀸 Harika bir başlık. (lol) 

    HIKARU: Değil mi? Dizinin sonunda denizin altın rengine büründüğü
    bir sahne vardı. O görüntüye duyduğum hayranlıkla bu albümün
    ana teması olan yalnızlık duygusu birleşince bu şarkı ortaya çıktı.
    Biraz fazla kişisel oldu doğrusu. Sözleri okurken hâlâ utanıyorum.
    (lol) 

    ISSAY: Ben okuduğumda gerçekten “Vay canına… HIKARU bunu
    yazdı demek.” diye düşündüm. Çok etkilendim. (lol) 

    𒀸 “ANGELIC” 

    ISSAY: Bu, sevdiğim kız ya da erkek için yazdığım bir aşk şarkısı.
    Ben “ANGELIC” kelimesini insanın doğuştan sahip olduğu saflık
    olarak düşünüyorum. Sonuçta herkes dünyaya böyle geliyor. Ama
    sonra ortaokula geldiğinde “Ben astronot olacağım.” dediğinde
    insanlar “Saçmalama.” diye çıkışıyor. Böyle böyle o saf yanımız
    kırılıyor. Benim sevdiğim insanlar ise o saflığı hâlâ koruyabilen
    insanlar. 

    𒀸 Madem söylemek istediğiniz bu kadar çok şey vardı, neden iki
    ayrı prodüktörle çalıştınız? 

    ISSAY: Aslında kendi başımıza da iyi bir albüm yapabileceğimize
    inanıyorduk. Ama biz iyiyle yetinmek istemedik. Daha büyük, daha
    iddialı bir albüm yapmak istedik. 

    𒀸 Peki bu hedefe ulaştığınızı düşünüyor musunuz? 

    HIKARU: Bence her şey doğru yönde ilerledi. Grup sonunda
    gerçekten tek bir bütün hâline geldi. Ama bunu biz kendi içimizden
    göremiyorduk. O kabuğu kırmamızı sağlayan iki prodüktör oldu.
    Kabuğumuz kırılınca da aslında dört kişi olarak ne kadar sağlam bir
    grup olduğumuzu yeniden fark ettik. Ama hâlâ tam anlamıyla
    tatmin olmuş değiliz. Sanırım daha büyük bir grubun özelliği de bu.
    Hâlâ kırılması gereken daha büyük bir kabuğun içinde olduğumuzu
    düşünüyorum. 

    ☆ 

    Üçüncü albümlerinde ilk kez albüme kendi grup adlarını
    veren Der Zibet (adı “misk kedisi” anlamına gelir), bu seçimle
    adeta “İşte bugün biz buyuz.” diyor. 

    Albüm boyunca dinleyiciye sürekli aynı çağrı yapılıyor: 

    Kendi yalnızlığınla yüzleş. Kendi yolunda yürü. Gerekirse toplumun
    dışında kalmaktan korkma. Çünkü ancak o zaman gerçek benliğini,
    doğuştan sahip olduğun o saf yanı yeniden bulabilirsin. 

    DER ZIBET, baştan sona bu düşüncenin etrafında dolaşan, güçlü
    ve tutarlı bir albüm. 

    Ve yine de insanın aklında son bir soru kalıyor… 

    Böylesine yoğun ve güçlü bir albüm yaratan bu dört müzisyen,
    fotoğraf çekimleri sırasında gördüğümüz o şakalaşan, eğlenceli
    ekiple nasıl aynı insanlar olabiliyor? 

    #Pluto: Belki de Der Zibet’in en büyük gizemi tam da bu. 🖤 

    Kaynak: PATi PATi
    Yayın Yılı: 04.1988
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 15.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | GiGS GB | 03.88

    BRAND-NEW EXPRESS 

    KAYIT RAPORU — Bölüm 2 

    Kizaki Ekibi 

    Yılın son günlerinden birinde… 

    Der Zibet üyelerinin, üçüncü albümün ikinci yarısına ait 
    kayıtların miks çalışmaları için toplandığı stüdyoya huzurlu 
    ve güven dolu bir hava hâkimdi. 

    Ortaya çıkardıkları işe duydukları memnuniyet, kendilerine olan 
    güvenleri ve rahatlıkları sessizce stüdyonun atmosferine sinmişti. 
    Ellerindeki bütün potansiyeli albüme aktarabildiklerini hissediyor 
    gibiydiler. 

    Kizaki Kenji’nin prodüktörlüğünü üstlendiği altı parçanın tamamı 
    henüz canlı performanslarda bile çalınmamış yeni şarkılar. 

    Bu çalışmaların en dikkat çekici yönlerinden biri ise şarkıların 
    ilk kez önce sözlerden yola çıkılarak hazırlanmış olması. 

    Üstelik bu kez yalnızca söz yazarı değil, bütün grup en baştan 
    itibaren bir araya gelip fikir alışverişi yaptı
    (Bu yöntem Okano tarafındaki kayıtlar için de geçerliydi.) 

    ISSAY: “Uzun zamandır kendi aramızda ‘Şarkı sözleri gerçekten 
    çok önemli.’ diye konuşuyorduk. Bu dönemde hissettiklerimizi 
    ve grubumuzun duruşunu artık daha açık biçimde ifade etmek 
    istedik. Bu yüzden sözlerin konusu çoğu zaman üyeler 
    arasında yaptığımız günlük sohbetlerden çıktı.” 

    “Genel olarak bugünün şehir yaşamını yansıtan sözler bunlar.
    Öncekilere göre kelimeler daha önde duruyor; dinleyiciye 
    doğrudan sesleniyor. Daha gerçek, daha yaşayan şarkılar 
    olduklarını düşünüyorum.” 

    HIKARU: “Sözler önceden hazır olunca şarkının dünyasını 
    daha en başından görebiliyorduk. Bu yüzden hem beste 
    yapmak hem de parçaları çalmak çok daha kolay oldu.
    Gerçekten çok taze bir deneyimdi.” 

    Miks masasında bu kez sektörün en çok aranan isimlerinden 
    biri olan Michael Zimmerling görev aldı. 

    Temel anlayış yine grubun canlı performans enerjisini korumak 
    üzerine kurulmuş olsa da, bu kayıtlar Okano ekibinin hazırladığı 
    parçalara göre biraz daha ayrıntılı ve işlenmiş bir yapıya sahip 
    olacak gibi görünüyor. 

    HIKARU: “İki prodüktörle çalışmamıza rağmen albümün genel 
    çizgisi hiç bozulmadı. Elbette miksleri yapan kişiler farklı olduğu 
    için ses renklerinde küçük farklılıklar var
    ama bunlar rahatsız edici değil.” 

    “Albümün tekdüze duyulmasını istemiyorduk. Tam tersine, 
    farklı renkleri olan ama bütünlüğünü de koruyan bir çalışma 
    hayal etmiştik. İki ayrı prodüktörle çalışmak başta biraz risk 
    gibi görünüyordu ama sonuç beklediğimizden bile uyumlu oldu.” 

    “Sanırım bu süreç bize grubumuzun artık gerçekten sağlam 
    bir çekirdeğe sahip olduğunu da gösterdi.” 

    Sahnenin önünde bütün dikkatleri üzerine çeken ISSAY ve 
    HIKARU’nun arkasında ise HAL (bas) ile MAYUMI’nin 
    oluşturduğu ritim bölümü duruyor. 

    O kalın, göğsü titreten ritim… 

    İşte gerçek rock hissi tam olarak bu. 

    HAL: “Bize ‘Canlı performansa olabildiğince yakın 
    bir albüm yapın.’ denildi. Biz de ‘Öyleyse ritimleri 
    programlamayalım; her şeyi canlı çalalım.’ dedik.
    Bu kararlılıkla çalıştık ve ortaya beklediğimizden de 
    tatmin edici bir sonuç çıktı.” 

    MAYUMI: “Canlı çalmanın yerini hiçbir şey tutmuyor. (lol)
    Davul çalmak insanı sağlıklı tutuyor.” 

    ISSAY: “Daha prova aşamasındayken kendi kendime ‘Bu ritim 
    arkamızdayken HIKARU’yla ne yaparsak yapalım yürür.’ diye 
    gülüyordum.” 

    Der Zibet, bugünlerde kolay kolay rastlanmayacak 
    kadar gerçek bir grup görüntüsü veriyor. 

    Birbirlerine duydukları güven son derece güçlü. 

    Bu yüzden herkes kendi karakterini özgürce ortaya koymasına 
    rağmen ortaya şaşırtıcı derecede bütünlüklü bir müzik çıkıyor. 

    Her biri tek başına on birim güç ortaya koysa bile… 

    Bir araya geldiklerinde sonuç kırk değil… 

    Altmış… 

    Belki de seksen oluyor. 

    İşte buna gerçekten “grup sihri” denir. 

    Kayıtlar neredeyse hiçbir pişmanlık bırakmadan tamamlandı. 

    Tekrar ediyor gibi olacağız ama… 

    Bu albüm gerçekten de grubun büyük bir özgüvenle hazırladığı 
    bir çalışma. 

    HAL: “Bu albümdeki performansın taşıdığı gerilim gerçekten 
    çok güçlü. Bugün rock’ı sadece meslek olarak yapan pek çok 
    grup var. Ama biz ruhumuzla rock yapan bir grubuz.” 

    Ve son sözü ISSAY söylüyor. 

    “Bir gün bu albümün Japon rockının klasik albümlerinden 
    biri olarak anılmasını istiyoruz.” (lol) 

    Fotoğraf: Mikio Ariga 
    Yazı: Akira Noguchi 

    Kaynak: GiGS GB
    Yayın Yılı: 03.1988
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 13.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | GiGS GB | 02.88

    BRAND-NEW EXPRESS 

    1988’in Umut Vadeden Yeni Sanatçısı 

    KAYIT RAPORU — Bölüm 1 

    Der Zibet, gelecek baharda yayımlanması planlanan 
    üçüncü albümünün kayıtlarını sürdürüyor. Okano Hajime 
    ve Kizaki Kenji adlı iki prodüktörün ellerinde şekillenen grubun 
    yepyeni dünyasını, kayıt sürecinin ilk bölümünden başlayarak 
    sizlere aktarıyoruz. 

    Sonunda Der Zibet büyük kozunu oynuyor. 

    Bu yıl boyunca ülke çapında verdikleri konserlerle büyük övgü 
    toplamaya başlayan grup, sahnede kazandığı güveni ve enerjiyi 
    stüdyoya taşıdı. 1988 yılının Mart ayında yayımlanması planlanan üçüncü albümün 
    kayıtları ise tüm hızıyla devam ediyor. 

    Bu albümün en dikkat çekici özelliği, iki farklı prodüktörle 
    hazırlanıyor olması. 

    Bir tarafta PINK grubundan, Chiwaki Mayumi ve THE WILLARD 
    gibi isimlerle yaptığı çalışmalarla tanınan Okano Hajime… 

    Diğer tarafta ise Ōsawa Yoshiyuki ve Koji Kikkawa 
    gibi sanatçılarla çalışan Kizaki Kenji… 

    İki başarılı prodüktörün Der Zibet’in dünyasını nasıl farklı 
    biçimlerde yorumlayacağı şimdiden büyük merak uyandırıyor. 

    Okano ekibi kayıtlarına Kasım ayının başında başladı ve yalnızca 
    bir hafta içinde miks aşamasına kadar ulaştı. Başlangıçta beş 
    parça planlanmışken çalışmalar beklenenden hızlı ilerlediği için 
    altı şarkı tamamlandı. 

    Bu aşamada vokalist ISSAY ve gitarist HIKARU ile konuştuk. 

    HIKARU:“Kayıtlar neredeyse canlı performans gibi geçti ve 
    gerçekten çok keyif aldık. Bilgisayar tabanlı düzenlemeleri 
    mümkün olduğunca kullanmadık. Daha organik, daha sade 
    ama buna rağmen oldukça gösterişli bir kayıt ortaya çıktı.” 

    ISSAY: “Benim için önemli olan küçük ayrıntılar değil, şarkının 
    bütünüydü. Mesela tek tek enstrümanları dinlediğinde 
    ‘Burada biraz eksiklik var galiba.’ diyebileceğin yerler olabilir.
    Ama hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan his daha önemliydi.
    O anın enerjisini korumak istedik. Hepimiz inanılmaz odaklanmıştık.
    Bu yüzden birçok parça ilk kayıtta kabul edildi.” 

    HIKARU: “Ufak nota hataları bile kaldı. Sonradan yeniden 
    kaydederiz diye düşünüyorduk ama sonra dinleyince fark 
    ettik ki o enerji  her şeyin önüne geçmişti. Biraz ham sayılabilir 
    ama asıl önemli olan da buydu.” 

    Kayıtları dinleme fırsatı bulduk. 

    İlk izlenimimiz tek kelimeyle şuydu: 

    “Olmuş!” 

    Ortaya son derece canlı, tok ve fiziksel bir ses çıkmış. 

    Sanki grup birkaç metre önünüzde çalıyormuş gibi güçlü bir 
    hareket hissi var. Güçlü ama kontrollü davullar, keskin ve tane 
    tane duyulan gitar tonları dinleyiciyi doğrudan içine çekiyor. 

    Özellikle HIKARU’nun gitar performansı albümün en dikkat çekici 
    yönlerinden biri. 

    Ton çeşitliliği, gitarın farklı renklerini ustalıkla kullanışı ve aniden 
    patlayan solo bölümleri gerçekten etkileyici. 

    HIKARU: “Klavyeyi neredeyse hiç kullanmadık. Ama albümün 
    tekdüze duyulmasını da istemedik. Bu yüzden gitarlarla birçok 
    farklı şey denedik. Akustik gitarı da oldukça fazla kullandık.” 

    ISSAY’in vokali ise önceki çalışmalara göre 
    belirgin biçimde güçlenmiş. 

    Sadece sesi değil, ifade biçimi de çok daha geniş bir 
    alana yayılmış. Söyledikleri dinleyiciye doğrudan ulaşıyor. 

    ISSAY: “Bu kayıt sürecinde inanılmaz bir odaklanma vardı. Kayıttan 
    önce bütün enerjimi içimde biriktiriyor, vokal kabinine girdiğim anda 
    ise hepsini bir anda dışarı bırakıyordum. Sonuç olarak her şarkının 
    söyleyiş biçimi ve nüansı birbirinden oldukça farklı oldu.” 

    “Bunun en büyük sebebi tamamen konsantre olabilmemdi. Elbette 
    kayıtlardan önce yaptığımız uzun provaların ve şarkı sözleri 
    üzerinde uzun uzun çalışmamızın da etkisi vardı. Sanırım bu süreç 
    sayesinde kendimi daha net görebilmeye başladım.” 

    Şimdilik kayıtların ilk bölümü için söylenebilecek tek şey şu: 

    Der Zibet, olağanüstü bir konsantrasyonla stüdyoya 
    girmiş ve ortaya çıkan sonuçtan fazlasıyla memnun. 

    Bir sonraki sayıda ise Kizaki Kenji ekibiyle gerçekleştirilen 
    kayıtların ikinci bölümünü aktaracağız. 

    Beklemede kalın. 

    Fotoğraf: Mikio Ariga 
    Yazı: Akira Noguchi 

    Kaynak: GiGS GB
    Yayın Yılı: 02.1988
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 13.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.