Yazar: Pluto Blackfish

  • ISSAY&Katsuhiko Nakagawa | Arena37℃ | 03.89

    Bahar Rüzgârı Sohbeti 

    Katsuhiko Nakagawa vs ISSAY (DER ZIBET) 

    “Yengeç burcunun rüyaları gerçekten inanılmazdır” bölümü 

    「Bazen öyle rüyalar görüyorum ki… Bir bakıyorum gökkuşağı
    bütün hızıyla üzerime doğru geliyor.」 ISSAY 

    「Yoksa kötü bir şeyler mi karıştırıyorsun sen? (lol)」 Katsuhiko 

    Hazırlayan: Hiroko Yamamoto 
    Fotoğraf: Kousei Yoshida 

    Katsuhiko Nakagawa ile ISSAY’in tanışmasının üzerinden
    neredeyse beş yıl geçmiş. 

    İlk kez, DER ZIBET henüz kurulmadan önce tanışmışlar. O sıralar
    ISSAY, Katsuhiko’nun konserlerinden birine gitmiş ve bu
    karşılaşma ikilinin dostluğunun başlangıcı olmuş. 

    Aradan yıllar geçmiş. Yeniden karşılaşmaları ise 1988 yılının
    sonunda düzenlenen “R&R Band Stand” etkinliğine
    giderken, Shinkansen’de gerçekleşmiş. 

    “Hey! Uzun zaman olmuş!” 

    Sahnedeki gizemli görüntülerinin aksine, ikisi de son derece
    sıcak ve samimi. Yıllar sonra yeniden karşılaştıklarında birbirlerini
    işte böyle selamlamışlar. 

    Ardından 30 Ocak’ta Nakano Sun Plaza’da düzenlenen konserde
    (PANTA, DER ZIBET, Katsuhiko Nakagawa ve diğer sanatçılarla
    birlikte) yeniden aynı sahneyi paylaşmışlar. 

    Belki ikisi de aynı şeyi düşünüyordu, belki de düşünmüyordu ama… 

    “Galiba bu yıl yollarımız sık sık kesişecek.” 

    Madem öyle… 

    Haydi sohbet başlasın! 

    「Hayranlarımdan biri bana ISSAY’in en son haberlerini, hem de
    fotoğraflarıyla birlikte gönderiyor.」 Katsuhiko Nakagawa 

    𒀸 Önce ikinizin nasıl tanıştığından başlayalım. 

    Katsuhiko: İlk çıkışlarımız aşağı yukarı aynı döneme denk geliyor,
    değil mi? 

    ISSAY: Yok, benim çıkışım biraz daha sonraydı. Ben henüz
    profesyonel olmadan, hâlâ live house’larda sahne alırken 
    Katsu-chan’ın konserine gitmiştim. 

    Katsuhiko: Doğru ya. Ben de o sıralar henüz yeni çıkış yapmıştım.
    O dönem günde üç kez sahneye çıktığım oluyordu. Aralarda da
    şarap içiyordum; tam anlamıyla çılgın bir tempoydu. (lol) Bir gün
    yine üç konserin ardından bitkin düşmüş hâlde sahnedeyken sen
    gelmiştin. 

    ISSAY: Bir arkadaşım “Hadi gidip izleyelim.” deyince ben de “Olur.”
    dedim. Bir de hakkında, sahnede pantomim yaptığına dair
    söylentiler dolaşıyordu. Ben de merak edip geldim. 

    Katsuhiko: Ben de ISSAY’in pantomim yaptığını biliyordum aslında.
    Bir hayranım söylemişti. Hatta son iki yıldır bana düzenli olarak 
    ISSAY’in en son haberlerini gönderiyor. Fotoğraflar ekliyor, üstüne
    açıklamalar bile yazıyor. (lol) 

    “ISSAY bu kez Londra’ya gitti.” 

    “Şurada şu konseri verdi.” 

    Yani bir bakıma ISSAY hakkında en çok bilgi sahibi olan kişi bendim. 

    ISSAY: (lol) Bunu gerçekten bilmiyordum. 
     

    「Benim için grup üyeleri eşim gibi… Ama senin için onlar daha çok
    sevgili gibi. O yüzden işin zor.」ISSAY 
     

    𒀸 Birbiriniz hakkındaki ilk izleniminiz nasıldı? 

    Katsuhiko: Her şeyden önce bana, “Çok eğlenceli biri.” 
    demişlerdi. “Hep neşeli, çok komik biridir.” diye o kadar çok
    duymuştum ki, daha tanışmadan ona karşı bir yakınlık
    hissetmeye başlamıştım. 

    ISSAY: Ben de onun çok rahat konuşulabilecek biri olduğunu
    düşünmüştüm. Konserden sonra biraz sohbet ettik ama…
    ondan sonra uzun süre bir daha karşılaşmadık. 

    Katsuhiko: İkimiz de fazlasıyla meşguldük. Aslında benzer yollardan
    geçmişiz. İkimizin de dış görünüşü çok konuşuldu. Sonra da o imajın
    ötesine geçmeye çalıştık. İlk zamanlarda ikimize de
    “bishōnen rock şarkıcısı” deniyordu. 
     
    #Pluto: Bishōnen (美少年): Zarif ve androjen güzelliğiyle öne çıkan
    genç erkek imajı. 1980’ler Japon müzik basınında sık kullanılan bir
    tanımlama. 

    ISSAY, müziğini temelden yeniden kurabilmek için bir gruba
    yöneldi. Ben ise… açıkçası “yakışıklı çocuk” imajından kurtulmaya
    çalışayım diye özel bir çabam olmadı. (lol) Ama ben de farklı
    prodüktörlerle çalıştım, inat ettiğim dönemler oldu. Şimdi dönüp
    bakınca, galiba ikimiz de en iyi dönemimizi yaşıyoruz. 

    ISSAY: Sanırım artık üzerimizdeki gereksiz yüklerden kurtulmaya
    başladık. Bana “yakışıklı” dediklerinde hiçbir zaman fazla
    takılmadım. Bunun avantajı da vardı, dezavantajı da. Sonuçta her
    müzisyen farklı şekillerde değerlendiriliyor. Buna inat edip kendini
    yıpratmanın bir anlamı yok. 

    Katsuhiko: Evet. Sanırım insanın içi eninde sonunda dışına
    yansıyor. O yüzden gerçekten güzel bir insan olmak, kalbinin de
    güzel olması demek. Bence bu hiç de kötü bir şey değil. (lol) 

    「Benim için grup üyeleri artık aile gibi…
    Seninkiler ise biraz sevgili gibi.」

    ISSAY: Madem konu açıldı… Sen solo çalışıyorsun ya… Zor olmuyor
    mu? Sana eşlik eden müzisyenlerin hepsi güçlü karakterler. Böyle
    olunca ister istemez sürtüşmeler de yaşanıyordur. Ben dört yıldır
    aynı üyelerle birlikteyim. Artık birbirimize tamamen alıştık. Bu
    yüzden işim biraz daha kolay. Benim için grup üyeleri artık eşim
    gibi… Daha doğrusu uzun yıllardır birlikte yaşayan bir çift gibiyiz. 

    Katsuhiko: O zaman benimkiler de sevgili mi oluyor? (lol) 

    ISSAY: Evet. Daha çok sevgili gibi. O yüzden senin işin daha zor. 

    Katsuhiko: Olabilir. Ama benim için en önemli şey söylemek
    istediğim şeyi ifade edebilmek. Bu yüzden grup içinde uzun uzun
    tartışmam. “Benim anlatmak istediğim şey bu.” derim. Bunu anlayıp
    bana eşlik edecek insanlarla çalışırım. O yüzden her projede aynı
    üyeler olmak zorunda değil. Anlatmak istediğim şeye göre kadro
    değişebiliyor. Bazen bunun yalnız hissettiren tarafı oluyor. Ama bir
    yandan da bunun benim için en doğru yöntem olduğunu
    düşünüyorum. 

    ISSAY: Ben aslında hangisi olursa olsun fark etmez diye
    bakıyorum. Çünkü senin söylediklerinin çoğu benim de içimde
    olan şeyler. Ben sadece… o insanlarla karşılaşacak kadar
    şanslıydım. Bizim gruptakiler de, yapmak istediklerini
    tamamladıkları gün grubu bırakabilecek insanlar. Ben de
    öyleyim. Ama şu anda her şey öylesine yolunda gidiyor ki… 
    Grubun dağılabileceğini hayal bile edemiyorum. 

    Katsuhiko: Aslında bir grubun tam anlamıyla oturması en çok
    vokaliste bağlı. İşin garibi de şu… Vokalist gruba tam alıştığı anda
    gruplar dağılmaya başlıyor gibi geliyor bana. 

    ISSAY: (lol) İnsanın tüylerini diken diken edecek bir şey söyledin. 

    Katsuhiko: Ama dört yılı geride bıraktıysanız artık korkacak bir şey
    yoktur herhalde. 

    ISSAY: Olur mu… Asıl beşinci yıl tehlikelidir. Her grubun bir döngüsü
    vardır. (lol) 

    Katsuhiko: Öyle mi? Ben zaten üç yıldan uzun yaşayan bir grubun
    içinde hiç bulunmadım. O yüzden bunu bilmiyorum. 
     

    「Olduğum gibi kendimi şarkılara dökmek istiyorum.」ISSAY 

    「Şarkı söyleyen insan, kendini bütünüyle ortaya koyabilmeli.」
    Katsuhiko 

    𒀸 ISSAY, şarkı sözlerini de sen mi yazıyorsun? 

    Katsuhiko: Şarkı sözlerini de kendin mi yazıyorsun? 

    ISSAY: Evet. 

    Katsuhiko: Bence bir şarkıcının neyi anlatmak istediğini bulması
    çok önemli. Aslında bugün seninle özellikle bunu konuşmak
    istiyordum. “Bu yıl hangi duyguları, hangi temaları şarkılarımıza
    taşıyacağız?” 

    ISSAY: Ben artık… küçük şeyleri anlatmak istiyorum. Sonuçta ben
    de sadece bu kadarım. Şimdiye kadar hep çevremdeki daha büyük
    şeyleri anlatmaya çalıştım. Ama artık… kendimi anlatmak istiyorum. 

    Katsuhiko:Yani olduğun hâlinle? 

    ISSAY: Sanırım öyle. Olduğum gibi… Zaten ben öyle çok da düzenli
    biri sayılmam. (lol) Gerçekten çocukluğumdan beri tam bir
    tembeldim. Annem bana hep, “Bu kadar uyuyorsun da gözlerin hiç
    çürümüyor mu senin?” diye kızardı. Ben de utanıp, “Ben Üç Yıl
    Uyuyan Tarō’yum!” derdim. (lol) 

    #Pluto: 「三年寝太郎」”Üç Yıl Uyuyan Tarō” Bu, Japon halk
    hikâyelerindeki tembel ama sonunda büyük işler başaran 
    Sannen Netarō karakterine gönderme. 

    Katsuhiko: Sanırım bütün müzisyenler biraz böyledir. Ama bana
    göre bir şarkıcı… kendini tamamen açabilmeli. Kendisini olduğu gibi
    ortaya koyabilmeli. Ben gerçekten inanmadığım hiçbir şeyi
    söyleyemem. Şarkılarımda da öyle. Bu arada… Sen de sık sık
    hikâyesi olan rüyalar görürsün, değil mi? 

    ISSAY: Evet. Çok görürüm. 

    Katsuhiko: Rüyalar güzel şey. 

    ISSAY: Bazen öyle rüyalar görüyorum ki… Deniz kıyısında
    yürüyorum. Etrafta fabrika bacaları yükseliyor. Bir bakıyorum… 
    Gökyüzünde bir gökkuşağı var. “Aa, gökkuşağı…” der demez… 
    O gökkuşağı inanılmaz bir hızla doğruca üzerime geliyor. 

    Katsuhiko: Yoksa gerçekten kötü bir şeyler mi karıştırıyorsun
    sen? (lol) 

    ISSAY: Yok canım. Ama böyle tuhaf rüyaları çok görürüm. Mesela… 
    Bataklıktaki suyun sarı, kırmızı ve mavi olduğu rüyalar… 

    Katsuhiko: Ben de geçenlerde çok acayip bir rüya gördüm. 
    Rüyamda, “Hadi Hasunuma’daki festivale gidelim!” diyorlar. 
    Bir gidiyorum… Festival dağın içine kadar uzanıyor. Ama gördüğüm
    şey tam anlamıyla cehennem tasvirleri gibi. O kadar ürkütücüydü
    ki… Sonra kendi kendime düşündüm. “Acaba gerçek hayatta
    insanları kandırarak yaşayanlar öldükten sonra böyle bir yerde mi
    kalıyor?” Ertesi gün, “Umarım bu rüyanın devamını görmem.” dedim. 
    Ama bu kez tam tersine… Rüya kaldığı yerden devam etti. 
    Resmen tefrika gibiydi. (lol) 

    ISSAY: Demek ki içinde seni rahatsız eden bir şeyler var. (lol) 
     

    「Sanat aslında o kadar da zor bir şey değil.」 ISSAY 
     

    Katsuhiko: Ama biliyor musun… İnsan büyüdükçe bazı duygularını
    kaybediyor. İlk kez lunaparkta hız trenine bindiğinde ne kadar
    korktuğunu hatırla. Şimdi ise… Artık eskisi kadar korkutmuyor. 

    ISSAY: Ben hâlâ korkuyorum ama. (lol) Yüksekten gerçekten
    korkarım. Uçağa binmek bile hâlâ beni tedirgin ediyor… 

    Katsuhiko: Mesela festivaller de öyle. Benim büyüdüğüm semt eski
    Tokyo mahallelerinden biri olduğu için festivaller çok olurdu. 
    Çocukken en heyecanlı kısmı festivalin kendisi değildi. Bir gün
    önceden dağıtılan happi ceketleri… Mikoshi’yi omuzlamadan
    hemen önceki o an… İşte bütün heyecan aslında oradaydı. Ama
    şimdi festivali düzenleyen tarafta olunca… Hazırlık telaşıyla
    uğraşmaktan başka bir şey düşünemiyorsun. Tek istediğin, “Yeter ki
    festival sorunsuz bitsin.” (lol) Sanırım büyüdükçe çocukluğumuzun
    peşinden koşmaya başlıyoruz. Çocuklar da büyümenin peşinden
    koşuyor. Biz ise tam ikisinin arasında… Kendimizi ifade
    edebileceğimiz şeyi arıyoruz. 

    ISSAY: Evet… Ben de dış dünyayla temas ettikçe sürekli bir şeyler
    hissediyorum. “Bundan hoşlanmıyorum.” “Bunu seviyorum.” 
    Şarkılarımın çıkış noktası da genellikle bu hisler oluyor. Açıkçası… 
    Ben sanatın öyle çok karmaşık bir şey olduğunu düşünmüyorum. 
    Bir tabloya bakıp “Ne kadar güzel…” diyebilmek… Bir çiçeğe bakıp
    aynı şeyi hissedebilmek… Bence bunların hepsi sanat. İnsanın
    yaptığı pek çok şey zaten başlı başına bir sanat. Benim farkım… 
    Bütün bunları müzik aracılığıyla ifade ediyor olmam. 

    𒀸 Son olarak, bu yıl en çok yapmak istediğiniz şeyi söyler misiniz? 

    Katsuhiko: Ben… Işığın ve sesin kusursuz bir şekilde birleştiği
    konserler yapmak istiyorum. Müziğinden sahne düzenine kadar
    her ayrıntısının, anlatmak istediğim şeyi eksiksiz yansıttığı
    konserler… Bu yıl en büyük hedefim bu. 

    ISSAY: Benimki o kadar büyük bir hedef değil. Son zamanlarda
    yeterince konser vermiyoruz. O yüzden… Tek istediğim şey
    yeniden sahneye çıkmak. Hatta arkadaşlarımın konserine bile
    haber vermeden çıkıp, bir anda şarkı söylemek isterdim. (lol) 

    Kaynak: Arena37℃
    Yayın Yılı: 03.1989
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 8.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

     
    #Pluto: “Yengeç burcunun rüyaları inanılmaz güçlüdür.” Ama
    aslında röportajın özü astroloji değil. İki sanatçı oturmuş; 
    ünlerini, çocukluklarını, arkadaşlıklarını, grup olmayı, yalnız
    çalışmayı, şarkı yazmayı, korkularını, rüyalarını, sanat anlayışlarını 
    konuşuyor. 1989 tarihli olmasına rağmen bugün okurken bile
    eskimemesinin sebebi de bu. son olarak… ISSAY’in şu cümlesi
    bence bu röportajın özeti: 

    “Sanatın öyle çok zor bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bir resme
    bakıp güzel olduğunu hissetmek de, bir çiçeğe bakıp güzel
    olduğunu düşünmek de sanattır. Ben sadece bunu müzikle ifade
    ediyorum.” 

  • Ф(Phl) | Fool’s Mate | 30.12.??

    Milenyum Eşiğine Yakışan Bir Tutku 

    30 Aralık – Shibuya Club Quattro 

    1998’i uğurlayan bu konser, şimdiye kadar verdikleri performanslar
    arasında belki de en görkemlisiydi. 

    Elbette önceki konserlerinde de her zaman etkileyici bir ses gücü
    ve göz alıcı sahne performanslarıyla izleyenleri büyülemişlerdi.
    Sağlam ama saldırgan ritim bölümü, zarafetle gücü buluşturan vokaller ve gitarlar, bunlara parlak bir renk katan Fujiwara 
    Mahito’nun destek klavyesi… Bunların her biri, grubun ilk
    dönemlerinden beri hayranlık uyandıracak kadar etkileyici bir
    varlık sergiliyordu. Şarkıların sıralaması zaman zaman değişmiş
    olsa da, müzikal içerik ya da konser anlayışı bakımından bugüne
    kadar belirgin bir farklılık yaşanmamıştı. 

    Ama bu gece sanki önceki konserlerde olmayan fazladan
    bir şey vardı. 

    İşin ilginç yanı, bunun sonradan eklenmiş yeni bir unsur
    olduğunu da düşünmüyorum. Aksine, bu onların her birinin
    zaten içinde taşıdığı doğal cazibeydi. Daha önce eksik olduğu
    söylenemezdi; ancak bu gece sahneden yayılan aura, o çekiciliği
    yeniden ve çok daha güçlü bir biçimde fark ettiriyordu. 

    Özellikle de ISSAY’in insanın içine işleyen o baş döndürücü
    büyüleyiciliği… 

    Şimdi dönüp baktığımda, 1998’in ilk yarısındaki konserlerde
    performansçı kimliğinin bu yönünden çok, sahnede olmanın
    verdiği saf keyif daha ön plandaymış gibi geliyor. Oysa bu
    gece ISSAY’e özgü erotizm ile eksantrikliğin birleşimi bütün
    yoğunluğuyla hissediliyordu. Sadece şarkı söylerken değil,
    az konuştuğu MC bölümlerinde bile zaman zaman gösterdiği
    büyüleyici ifadelerle salonun tansiyonunu giderek yükseltti ve
    konserin ikinci yarısında kendini tamamen müziğe bıraktı. 

    Leopar desenli kostümünün yarattığı imajla uyum içinde
    sergilediği zarif ama keskin hareketleri ve gitar performansıyla 
    Hirose “JIMMY” Satoshi de o gece son derece formdaydı. 

    Her zamanki gibi konserin orta bölümünde dinleyiciyi soluklandıran
    sakin ve dingin bir kesit de yer alıyordu. Ardından bunun tam karşıtı
    olan hareketli bölüme geçilirken coşkunun adım adım yükselişi
    oldukça etkileyiciydi. 

    Artık grubun konserlerinin vazgeçilmez akışlarından biri hâline
    gelen bu bölümde, enstrüman ekibi gerilim yüklü enstrümantal
    parça “Sisters of Mine” ile ezici bir groove yarattı. Tam bu sırada
    ISSAY yeniden sahneye dönerek “Akazu no Fumikiri” (Açılmayan
    Hemzemin Geçit) ile adeta fitili ateşledi. 

    Hemen ardından gelen MC bölümünde ISSAY, yüzünde büyük
    bir gülümsemeyle seyircilere, 

    “JIMMY kendini harika hissediyormuş!” diye seslendi. 

    Bunu söylerken onun da en az JIMMY kadar iyi hissettiği belliydi. 

    Konser artık son düzlüğüne girmişti. ISSAY sahnenin bir ucundan
    diğer ucuna dolaşırken mikrofon kullanmadan, 

    “Hadi, daha çok eğlenelim!!!” 

    diye seyirciyi kışkırttı ve salonu tek hamlede zirveye taşıdı. 

    Ana bölüm, “Mayonaka no Adam” (Gece Yarısının Âdem’i) ile
    görkemli bir şekilde sona erdi. 

    Encore bölümünde ise artık klasikleşen David Bowie ve
    T. Rex cover’larıyla birlikte grup tam iki kez yeniden
    sahneye döndü. 

    Böylece izleyicilere unutulmaz bir kapanış armağan ederken,
    milenyuma girerken yaşanan o büyük heyecan dalgasını da
    geride bırakarak sahneden ayrıldılar. 

    Bu gecenin bıraktığı yankının, 1 Mart’ta Shibuya On Air East’te
    gerçekleşecek konserle çok daha büyük bir doruğa ulaşacağına
    şüphe yoktu. 

    Yazan: Mari Itō 
    Fotoğraf: Yoshitaka Kashiwada 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 30.12.????
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 26.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

    #Pluto: 1998/99 yılına ait olduğunu düşünüyorum ama
    tam kesin tarih yok. Tarihi kesin olarak belirlediğimde
    değiştireceğim ❤

  • Ф(Phl) | Fool’s Mate | 21.09.??

    Fırtınanın Dinamizmi 

    21 Eylül – Shibuya On Air East 

    3. fotoğraf – ISSAY & Hirose Satoshi’nin güçlü ikili ön hattı 

    O gün Japonya takımadalarına bir tayfun yaklaşıyordu. Ancak
    şiddetli yağmur ve rüzgâra rağmen konserin başlamasına dakikalar
    kala salon tamamen dolmuştu. Hayranların coşkulu tezahüratları
    arasında, yaklaşık bir buçuk ay aradan sonra yeniden sahneye
    çıkmaya hazırlanan Ф(Phl) üyeleri sakin bir edayla yerlerini aldı.
    Biraz gecikmeli olarak sahneye çıkan ISSAY, merkeze geçip kollarını
    iki yana açarak tek kelime etmeden seyirciyi selamladı. Bu sessiz
    selamın ardından hazır bekleyen diğer üyeler de sanki “işte
    beklediğimiz an geldi” dercesine bir anda ateş aldı. 

    Konserin başlangıcında herkes neredeyse sabit yerinde çalıyordu;
    ancak ritmin itici gücü bile seyirciyi coşturmaya yetmişti. Daha ilk
    andan itibaren salonu saran agresif atmosfer, şarkının
    enstrümantal bölümüne gelindiğinde grubun tamamını harekete
    geçirdi. Durgunluktan dinamizme geçilen o anda Hirose “JIMMY” 
    Satoshi’nin keskin performansı özellikle dikkat çekiyordu. 

    Ardından hiç ara vermeden dans ettiren ritmiyle “Kaeranai Yoru”
    (Dönülmeyen Gece) başladı. Bu parçada Hirose, olgun bir rahatlık
    sergileyerek seyirciyi ustalıkla ateşliyordu. Sonrasında ise 
    Sato Minoru’nun derinden vuran kick davulu ve peş peşe gelen
    trampet vuruşları, HAL’ın baskın bas yürüyüşüyle birleşince
    “21st Century’s Boy”un ağır ve sürükleyici gücü salonu
    tamamen ele geçirdi. 

    ISSAY’ın tayfuna gönderme yaparak, 

    “Enerji konusunda ona yenilecek değiliz, öyle değil mi?” 

    demesiyle birlikte salon yeniden kaynadı ve atmosfer giderek
    daha da hararetlendi. 

    Konserin devamında da şarkıların tarzı, temposu ve ses dokusu
    ustalıkla değiştirilerek performansın temposu sürekli diri tutuldu.
    Bir önceki On Air West konserinin encore bölümünde de
    seslendirilen ve beklenmedik seçimiyle dikkat çeken Duran Duran’ın
    “Planet Earth”ü, bu kez ana setin ortasında yer alarak gecenin en
    heyecan verici anlarından birini yarattı. Şarkının pop karakteri
    bunda etkili olsa da, bir cover olmasına rağmen artık
    tamamen Ф(Phl)’nin kendi şarkısıymış hissi veriyordu. 

    Kısa bir nefeslenmenin ardından atmosfer tamamen değişti.
    “Utakata no Paradise” (Geçici Cennet) ağır ağır akarak salona
    yayıldı. Hirose ile HAL sandalyelerine oturmuş sakin bir düzen içinde
    çalarken, büyüleyici vokalist ISSAY sigarasını ağır ağır tüttürerek
    şarkının atmosferine uyum sağlayacak şekilde usulca sallanıyordu.
    Enerjik rock performanslarının yanı sıra akustik bölümde
    sergiledikleri dinginlik de en az onun kadar etkileyiciydi. 

    Ardından ISSAY gitarını eline alarak yeni şarkıları “Binetsu” (Hafif
    Ateş) seslendirdi. Sıcak tonlara sahip yumuşak bir ses dünyası
    salona yayılırken, izleyiciler de bu huzurlu atmosferin tadını çıkardı. 

    “Binetsu”nun sona ermesiyle ISSAY kısa süreliğine sahneden ayrıldı
    ve yumuşak atmosfer yerini bambaşka bir havaya bıraktı. Yaklaşan
    bir fırtınanın habercisi gibi ziller çalmaya başladı; efektlerle
    zenginleştirilmiş bas gitar uğuldamaya koyuldu. Bu giriş giderek
    büyüyerek sonunda güçlü bas rifleri eşliğinde tamamen
    enstrümantal olan “Sisters of Mine”a dönüştü. 

    Şarkı, basit tekrarlar üzerine kurulu olmasına rağmen hiç durmadan
    baskısını artırıyor, dinleyicinin üzerine dalga dalga geliyordu. 

    Tam bu noktada, önceki konserde olduğu gibi ISSAY yeniden
    sahneye çıktı. Bu kez gösterişli kostümünü çıkarıp deri ceketli sade
    görünümüyle geri dönmüş ve “Akazu no Fumikiri” (Açılmayan
    Hemzemin Geçit) ile adeta sahneyi patlatmıştı. 

    Şarkının ardından, konser başlamadan yalnızca on beş dakika
    önce kesinleştiği söylenen 30 Aralık Shibuya Club Quattro 
    konseri duyuruldu. Alkışlar ve tezahüratlar salonun coşkusunu
    daha da artırırken performans da son düzlüğüne girdi. 

    “Ball Room of Love” ile başlayan üç şarkılık enerjik bölümde
    seyirciler tamamen performansın içine çekildi. Ardından
    ISSAY kısa bir duraksamayla, 

    “Eğleniyor musunuz?” diye seslendi. 

    Buna “hayır” demek zaten mümkün değildi. 

    “Daha da eğlenelim, tamam mı?” ve ardından, 

    “Buradaki herkese adıyorum. Bu sizin şarkınız!” 

    sözlerinden sonra “Mayonaka no Adam” (Gece Yarısının
    Âdem’i) ana seti noktalayan parça oldu. 

    Encore bölümünde ISSAY, gülümseyerek grup üyelerini tek tek
    tanıttıktan sonra peş peşe üç cover seslendirildi. 
    Iggy Pop’un “Fun Time”, David Bowie’nin “Hang on to Yourself” ve
    son olarak, T. Rex’in orijinal yorumundan ziyade Bauhaus
    düzenlemesini temel alıyormuş hissi veren gergin atmosferiyle 
    “Telegram Sam”, geceyi son derece etkileyici biçimde noktaladı. 

    Özellikle Hirose’nin gitar solosu gibi dokunuşlar sayesinde
    bu cover’lar grubun kendi yorumunu güçlü biçimde yansıtıyor;
    artık tamamen repertuvarlarının doğal bir parçası gibi duruyordu.
    Seyirciler kadar grup üyelerinin de sahnede büyük keyif aldığı
    belliydi ve salonun coşkusu konser sonuna kadar hiç dinmedi. 

    Her şey göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş gibi görünse de
    son derece dolu dolu bir zamandı. 

    Sadece dur durak bilmeyen bir enerjiyle insanları etkileyebilirsiniz;
    ancak bu tek başına yeterli değildir. Ф(Phl)’nin canlı
    performansında ezici bir enerjiyle birlikte, tarif etmesi güç bir
    denge —hatta güven duygusu— da hissediliyordu. 

    Bu yüzden yalnızca müzik değil; şarkılar ve sahne
    performansının görsel yönü de gelip geçmiyor, zihne kazınıyordu. 

    Eskiden gençliğin o saf dürtüsünün “olgunluk” ile aynı anda var
    olamayacağını düşünürdüm. Ancak bu gece bunun tam tersini
    gösterdi. Ф(Phl), gençliğin dizginlenemez içgüdüsü ile olgunluğun
    verdiği sağlamlığı ideal bir dengede buluşturabilen bir grup
    olduğunu fazlasıyla hissettiren unutulmaz bir konser verdi. 

    Yazan: Mari Itō 
    Fotoğraf: Yoshitaka Kashiwada 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 21.09.????
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 26.07.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 08.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

    #Pluto: 1998/99 yılına ait olduğunu düşünüyorum ama
    tam kesin tarih yok. Tarihi kesin olarak belirlediğimde
    değiştireceğim ❤

  • DER ZIBET | GiGS GB | 12.88

    Dördü de Londra’yı İlk Kez Ziyaret Ettiğinde Neler Yaşadı? 

    Yazı  / Tomoko Imai

    Der Zibet’in dördüncü albümünün kayıtları için Londra’ya gitmesi
    eylül ayının başına denk geliyordu. Üstelik dört üye de ilk kez yurt
    dışına çıkıyordu. ISSAY’in uçaklardan ölümüne korktuğu da
    düşünülünce, “Acaba gerçekten gidebilecekler mi?” diye
    endişelenen ekiptekiler bile vardı. 

    Ancak Londra’ya vardıklarında gördüler ki sonuçta orası da aynı
    dünyanın bir parçasıydı. Üstelik stüdyoya yalnızca birkaç dakikalık
    yürüme mesafesinde bulunan bir otelde kaldıkları için günlük
    hayatın gürültüsünden uzaklaşıp çalışmalarına daha iyi
    odaklanabildiler. 

    Grubun tercih ettiği stüdyo, zamanında Kiyoshiro’nun da kayıt
    yaptığı Maison Rouge Studios idi. Yardımcı miks mühendisi olarak,
    grubun büyük hayranlık duyduğu Led Zeppelin gitaristi Jimmy
    Page’in solo albümünde de çalışmış Dick Beetham görev alıyordu.
    Ana miks mühendisi ise Doctor & The Medics ve New York punk
    efsanesi Ramones ile yaptığı çalışmalarla tanınan Craig Leon’dı. 

    Kısacası teknik ekip açısından kusursuz bir kadroya sahiptiler. 

    Der Zibet üyeleri de şimdiye kadarki çalışmalarından çok daha
    istekliydi. Hazırlıklarını eksiksiz yapmış olmaları sayesinde kayıt
    süreci son derece verimli geçti. Dahası, bu albümle birlikte
    kendilerini bambaşka bir yönleriyle ortaya koyma arzusuyla
    doluydular. 

    Ancak ne kadar hevesli olsalar da bütün günlerini stüdyoda
    geçirmediler. Fırsat buldukça alışverişe çıktılar, konserlere gittiler,
    sanat galerilerini gezdiler. Gerçi bunu biraz da mecburen
    yapıyorlardı; miks mühendislerinin çalıştığı iki üç saat boyunca
    yapacak pek bir şey olmuyordu. 

    Yaklaşık bir ay boyunca böyle dolaşınca dönüşte valizleri de
    hediyelik eşyalarla dolup taştı. 

    İlk ilgilerini çeken şey deri ürünleri olmuştu. Bunun sebebi
    Londra’nın bir anda soğumasıydı; ancak Japonya’ya döndüklerinde
    neredeyse tam anlamıyla deri tutkunu hâline gelmişlerdi. 

    MAYUMI ise gittiği her yerde poster topluyordu. Zamanla otuzdan
    fazla poster biriktirmiş ve ortaya gerçekten etkileyici bir koleksiyon
    çıkmıştı. Ne yazık ki Japonya’ya dönüş yolunda bu koleksiyon
    kayboldu. 

    ISSAY’in tercihi ise gömlekler ve bluzlardı. Antika dükkânlarında tam
    onun zevkine hitap eden sayısız parça vardı. 

    MAYUMI ile HIKARU ise Led Zeppelin’in bootleg kayıtlarının
    peşindeydi. 

    Aslına bakılırsa yalnızca bu alışveriş tercihlerine bakmak bile onların
    ne kadar tavizsiz, kendi zevklerinden ödün vermeyen bir rock grubu
    olduğunu anlamaya yetiyor. 

    Kaynak: GiGS GB
    Yayın Yılı: 12.1988
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 17.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.