Yazar: Pluto Blackfish

  • DER ZIBET | Rockin’On Japan Vol.5 | 07.87

    Der Zibet 

    (ISSAY) 

    Der Zibet’in vokalisti ISSAY, on dokuz yaşındayken bir gün ansızın bir grup kurmaya 
    karar verdi ve ertesi gün harekete geçti. 

    Normalde bir grup kurarken insanların örnek aldığı bir grup 
    ya da ulaşmak istediği belirli bir müzikal anlayış olur. Ama ISSAY’in aklında bunların hiçbiri yoktu. 

    Tek istediği bir grup kurmaktı. 

    Aslında “istemek” bile doğru kelime değil. 

    O bunu yapmak zorundaydı. 

    Der Zibet’in konserlerini izlediğimde en çok hissettiğim 
    şey ISSAY’in içindeki huzursuzluk oluyor. 

    Performansın iyi ya da kötü olması, seyircinin nasıl tepki 
    verdiği hiç fark etmiyor. 

    Bana hep, içinde taşan bir şeyi dışarı çıkarmaya 
    çabalıyormuş gibi geliyor. 

    Buna ister “gō” (insanın sırtında taşıdığı yazgı ve yük), 
    ister “iblis” deyin. 

    İşte bu yüzden müzik onun için “sevdiği”, “eğlendiği” 
    ya da “işi” olan bir şey değil. 

    Onun için müzik,  yapmak zorunda olduğu bir şey. 

    İlk LP ile ikinci LP arasındaki dönemde Der Zibet hem kadrosunu değiştirdi hem de 
    müzikal açıdan büyük bir dönüşüm geçirdi. 

    Bugün özellikle sahne performansı açısından çok iyi 
    bir noktadalar. 

    Yani ISSAY, içinde taşan o şeyi dışarı vurmanın 
    yolunu yavaş yavaş öğreniyor. 

    Ama yine de… 

    Hâlâ huzursuz görünüyor. 

    Çünkü içinde taşıdığı o taşkınlık, sıradan insanların 
    taşıyabileceğinden çok daha büyük. 

    — Ken Satō 

    Kaynak: Rockin’On Japan Vol.5
    Yayın Yılı: 07.1987
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 12.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | Arena37℃ | 04.87

    LIVE REPORT 

    der Zibet 

    MYSTERY PARK’a Hoş Geldiniz!! 

    Rapor: Akira Saeki 
    Fotoğraf: Mariko Miura 

    “İlk albümümüz çıktığında bile grubumuz değişmeye başlamıştı. Canlı performanslarımızın yönü de farklılaşmaya başlamıştı. Ondan önce, tabiri caizse daha ‘teatral’ bir anlayışımız vardı. (lol) İlk dönem konserlerimizde pandomim gösterilerimi de işin içine katıyor, bir bakıma durgunluk ile hareketi, COOL ile HOT’u kesin çizgilerle ayırıyorduk. Ama zamanla bunu kontrol edemez hâle geldik… Bireysel enerjinin ötesinde, grubun ortak enerjisi ortaya çıkmaya başladı. Bence bunun en iyi yansıması da ELECTRIC MOON oldu.” 

    Bunlar, ISSAY’in der Zibet hakkında anlattıklarıydı. 

    Bu sözlerden de anlaşılacağı gibi, grubun yeni yönü sahnede şekillenmişti. Onlarca konser boyunca, daha önce yarı proje grubu görünümündeki topluluk giderek daha sıkı kenetlenmiş gerçek bir gruba dönüştü. Hatta buna, “bir topluluktan tek bir organizmaya dönüşmek” demek bile yanlış olmaz. 

    İşte bu yeni hâliyle der Zibet’i görmek için 13 Şubat’ta Shibaura’daki depo tipi canlı müzik mekânı INK STICK’e doğru yola çıktım. Şubat olmasına rağmen havada garip bir ılıklık vardı. Deniz kıyısına bırakılmış eski balıkçı teknelerinin yanından geçerek MYSTERY PARK’a ulaştım. 

    Mekânın önünde şimdiden büyük bir kalabalık toplanmıştı. Aralarından geçip ikinci kata çıktım. Ama doğrusu, salonun dekorunu görünce istemsizce içimden “Ne kadar ucuz durmuş!” demek geçti. (Gerçi daha sonra tam da bu “ucuzluk” hissinin kendine özgü atmosferi yaratacağını o anda tahmin etmem mümkün değildi.) 

    Tavandan sarkıtılmış tuvalet kâğıtları, salonun dört bir yanına serpiştirilmiş alüminyum folyodan yapılmış “Electric Moon” süsleri… HIKARU bu konser için “Çok fazla düşünmeden, rahat bir hava olsun istedik.” demişti ama ilk bakışta bana daha çok okul festivallerinde kurulan derme çatma korku evlerini hatırlattı. 

    Konser başlamadan önce grup için görevlendirilen DJ, Cream ve Jimi Hendrix gibi klasik rock sanatçılarının parçalarını ardı ardına çalıyordu. Açıkçası içimden, “Umarım birazdan izleyeceğimiz şey sadece nostaljik bir gösteri değildir.” diye geçirmeden edemedim. 

    Fakat konser başlar başlamaz bütün bu endişelerim bir anda dağılıp gitti. 

    Ses olağanüstü derecede derli topluydu. 

    Bulunduğum ikinci kat normalde sektör mensupları için ayrılan bölümdü ve bu tür yerlerde ses çoğu zaman boğuklaşırdı. Ama der Zibet’in sesi bulunduğum noktaya bile tüm gücüyle ulaşıyordu. 

    Belli ki bugünkü kimliklerini gerçekten sahnede inşa etmişlerdi. 

    ISSAY sahnedeki duruşunu büyük bir rahatlıkla ortaya koyuyor; kimi zaman yumuşak, kimi zaman son derece güçlü söylüyordu. HIKARU ise gitarist olarak sahip olduğu tüm birikimi der Zibet’in müziğine en doğru şekilde aktarıyordu. 

    HAL ile MAYUMI ise yalnızca diğer iki üyenin boşluklarını doldurmuyordu. Grubun müzikal omurgasını kuran asıl güç onlardı. Senkopları, küçük ritmik dokunuşları ve ince ayrıntıları der Zibet’in müziğine bambaşka bir karakter kazandırıyordu. Hatta bazı şarkılarda ritim bölümü adeta müziği önden sürüklüyordu. 

    Üstelik MAYUMI o gün elinden sakattı; üstüne yüksek ateşli bir grip geçiriyordu. Buna rağmen diğer üyeleri yönlendirirken grubun temelini oluşturan davul performansından hiçbir şey kaybetmemişti. 

    HAL de aynı derecede etkileyiciydi. Ansızın patlayan bas yürüyüşleri tamamen o ana özgü bir enerji taşıyor, grubun yarattığı “beat”in bir anda canlanmasını sağlıyordu. 

    HIKARU ise ritim bölümünün hareketlerini dikkatle izliyor ve gitarını buna göre şekillendiriyordu. Ritim gitar ile solo gitar arasına keskin sınırlar koymuyor; ihtiyaç duyduğu anda ikisi arasında doğal biçimde geçiş yapıyordu. Gitar düzenlemelerinin sürekli değişmesi de bunun en güzel göstergesiydi. 

    İşte bu yüzden ISSAY’i yalnızca grubun vokalisti olarak görmek doğru olmaz. 

    O, der Zibet’in sesinin ayrılmaz bir parçası. 

    Müzik onun etrafında dönmüyor; o da müziğin içinde diğer üyelerle birlikte aynı merkezde duruyor. 

    Bir röportajında söylediği “Dört kişi aynı hizada durup aynı manzaraya bakıyoruz.” sözü tam da bunu anlatıyor. Gözlerinizi kapattığınızda bile dört kişinin tek bir çizgide birlikte performans sergilediğini hissedebiliyorsunuz. 

    Turne hâlâ devam ettiği için repertuvardan söz etmeyeceğim. Ama nefeslileri de içine katan o yoğun, duygusal ve son derece sıkı sahne sesini en az bir kez canlı dinlemelisiniz. 

    Çünkü o anda MYSTERY PARK gerçekten karşınızda beliriyor. 

    Kaynak: Arena37℃
    Yayın Yılı: 04.1987
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 10.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | Arena37℃ | 07.86

    Der Zibet, “Girls” ile yeni bir döneme giriyor!! 

    Bizi “entelektüel” bir gruptan çok, vahşi bir canlı performans
    grubu olarak tanımalarını istiyoruz. 

    “İşte dijital beat’in ulaştığı son nokta.” Der Zibet’in 12 inçlik 
    single’ı “Girls”, işte böyle bir sloganla tanıtılıyor. 

    Der Zibet’i uzun zamandır sahnede izleyenler, grubun son
    dönemlerde daha dans odaklı parçalar çalmaya başladığını
    fark etmişlerdir. Ancak ilk albümleri “Violette Balle”‘den beri
    grubu takip etmeyenler için “Girls” azımsanmayacak kadar
    şaşırtıcı olmuş olmalı. 

    Programlama ve sampling ağırlıklı dijital beat’ler ile ISSAY’in 
    vahşi vokali… Eğer “Violette Balle” dinleyicinin zekâsına ve duyarlılığına 
    seslenen bir albümse, “Girls” çok daha doğrudan içgüdülere 
    ve bedene hitap ediyor. İçinde hafif tehlikeli bir hava, hatta
    “acımsı” diyebileceğimiz bir sertlik (aku) hissediliyor. 

    Daha önce “Bir rock grubu olmak zorunda değiliz.” diyen 
    ISSAY’e, son zamanlardaki düşüncelerini sorduk. 

    Röportaj: Hiroko Yamamoto 
    Fotoğraf: Mariko Miura 

    𒀹 “Girls”ü dinleyen birçok hayran şaşıracaktır, değil mi? 

    𒀺 Bu kez sampling’in kralı benim. (lol) Ama aslında en çok
    istediğim şey, saf ve doğrudan bir güçtü. 

    𒀹 Oldukça sert bir parça olmuş. 

    𒀺 Daha doğrusu, grubumuzun yönünü en iyi yansıtan parça bu
    oldu. Biz zaten dans müziğine yakın olmak isteyen bir gruptuk.
    İlk albümümüzde de dans edilebilir bir hava vardı ama ben onu
    çok daha yoğun şekilde dans ettiren bir müzik yapmak istiyordum.
    Kendi adıma konuşursam, bu altyapının üzerine söylediğim vokali
    gerçekten çok seviyorum. 

    𒀹 Gerçekten çok etkileyici bir vokal. 

    𒀺 O vokal sanki arkadaki müzikle kavga ediyor, değil mi? (lol) Çünkü
    stüdyoda üstümü başımı umursamadan dans ede ede söylüyorum.
    Ses ne kadar dijital işlemlerden geçerse geçsin, söyleyen sonuçta
    yaşayan bir insan. Çok sert, vahşi ve saldırgan bir his veriyor.
    Eskiden böyle bir altyapının üzerine nasıl söylemem gerektiğini
    bilemezdim ama bu kez bunu aşabildim. 

    𒀹 Sesin de kalınlaşmış gibi. 

    𒀺 Ben ergenliğe yeni girdim. (Uzun bir sessizlik.) Boyum uzadı,
    sakallarım çıktı, sesim kalınlaştı… Tam ergenlik yani. (lol) Kaç
    yaşındayım bilmiyorum ama zor bir dönem. (lol) 

    𒀹 Eskiden “pop” tarafını özellikle vurguluyordunuz. Ama “Girls”ü 
    dinleyince rock tarafına daha güçlü yöneldiğinizi hissettim. 

    𒀺 Sanırım öyle. Çünkü bizim gibi bir grubun ayakta kalabilmesi için
    böyle bir duruş sergilemesi gerekiyor. Yoksa insanlar sadece
    görüntümüze bakıp “Ne güzel, pop grubu işte.” deyip geçiyorlar.
    Bundan kurtulmamız gerektiğini hissettim. 

    𒀹 Bunu neden hissettin? 

    𒀺 Sanırım dergilerin bizi ele alış biçiminden ve konserlerde aldığım
    tepkilerden… Mesela röportajlarda sürekli “David Bowie’yi 
    seviyorsun, değil mi?” diye soruyorlar. Der Zibet’i dinleyip insanların
    aklına neden hemen David Bowie geliyor? Buna gerçekten sinir
    oluyorum… 

    𒀹 İnsanların sizi önce dış görünüşünüzle değerlendirmesi kolay
    oluyor. Oysa Der Zibet’in müzikal açıdan ne kadar geniş bir
    yelpazesi olduğunu anlayacak daha fazla dinleyiciye ihtiyaç var. 

    𒀺 Kesinlikle. Ama bizim yapabileceğimiz tek şey insanların bizi
    dinlemesini ve sahnede izlemesini sağlamak. Reklam yapmak ya da
    medyada görünmekten söz etmiyorum. Yapmamız gereken şey,
    gerçekten güçlü bir canlı performans sergilemek. En azından
    konser boyunca seyirciyi tamamen içine çekebilmeliyiz. Bunun için
    mutlak bir güce sahip olmamız gerektiğinin farkındayız ve bunu
    ancak kendimiz başarabiliriz. 

    𒀹 Keşke insanlar “Der Zibet yakışıklı bir grup.” demekten çok,
    “Canlı performansları inanılmaz.” deseler. 

    𒀺 Aynen öyle. Bence doğru yol da bu. Daha fazla insanın bizi
    dinleyebilmesi için farklı gruplarla ortak konserler vermeye de
    devam etmek istiyoruz. 

    𒀹 Umarım kendi temposunda ilerleyen bir grup olmak yerine,
    kısa sürede çok büyük bir grup olursunuz. 

    𒀺 (lol) Bu güzelmiş. “Becerikli şahin pençelerini gizler.” derler ya…
    Şaka bir yana. (lol) Elbette daha da büyüyeceğiz. Şu anda tek
    istediğimiz şey daha vahşi olmak. İnsanlar bizim grubumuz
    hakkında sürekli “entelektüel” falan diyorlar ama aslında hiç de öyle
    değiliz. İçimizde vahşi bir taraf var ve insanların bunu da görmesini
    istiyorum. Hatta “Bunlar dâhi sanıyorduk, meğer tam anlamıyla
    delilermiş!” desinler. (lol) İşte ulaşmak istediğim nokta bu. 

    Gerçekten de Der Zibet, dış görünüşü öne çıktıkça yanlış
    anlaşılmaya daha açık hâle gelen bir grup. Bu yüzden herkesi
    susacak kadar etkileyici bir sahne performansı sergilemeleri büyük
    önem taşıyor. Nitekim konserlerde seslendirdikleri yeni parçaların
    kalitesi gerçekten göz kamaştırıcı. Geriye kalan tek şey, dinleyiciyi
    tamamen kendilerine çekebilmeleri… 

    ISSAY’le yaptığımız bu söyleşi de gösteriyor ki, o bunun
    fazlasıyla farkında. 

    Der Zibet şu sıralar ülke çapındaki turnesine devam ediyor. Çok
    yakında ikinci albümlerinin kayıtlarına da başlayacaklar. Dünden
    daha vahşi, dünden daha çarpıcı olmalarını yine sabırsızlıkla
    bekliyoruz! 

    Kaynak: Arena37℃
    Yayın Yılı: 07.1986
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 09.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • DER ZIBET | Arena37℃ | 01.86

    Büyüleyici Silüet – Bölüm 2 

    Kadınlar Hakkında Konuşuyorlar 

    Bu kez der Zibet dosyamızın ikinci bölümünde; 
    kadınlar, aşk, erkeklik anlayışı ve daha birçok konu 
    başta olmak üzere beş ana tema üzerine konuştuk. Merak edilen der Zibet’i daha yakından tanımak için 
    harika bir fırsat!

    Röportaj: Yuko Umehara 
    Fotoğraf: Motoko Sashi 

    𒀸 Kadınların farkına ne zaman varmaya başladınız? 

    HIKARU: Tam olarak ne zaman kadınların farkına vardığımı bilmiyorum ama anaokulu 
    öğretmenime âşıktım. Onu inanılmaz güzel biri olarak 
    hatırlıyordum ama yıllar sonra fotoğrafını görünce aslında 
    o kadar da güzel olmadığını fark ettim. (lol) 

    ISSAY: İki yıl önce. Gerçekten. Çünkü çocukken hem erkek 
    arkadaşlarımı hem de kız arkadaşlarımı severdim; o zamanlar 
    kız ya da erkek diye ayırmazdım. Sanırım iki yıl önce ilk kez, “Aa, bu bir kızmış… Olmaz!” diye düşündüm. Kızlar belli bir 
    yaşa gelince değişiyor ya… Önce “Bir tuhaflık var.” diye 
    düşünüyordum, sonra “Demek ki kızmış.” diye fark ettim. 

    MAYUMI: Ben ise ilk öpücüğümü aldıktan sonra… (lol) 
    Şaka bir yana, anaokulundayken Yoko-chan vardı! 

    HAL: ISSAY’in bahsettiği anlamda düşünürsek ben de 
    oldukça geç fark ettim. Çünkü hep on kızın arasında tek 
    erkek olarak oynayan çocuktum. Kadınları gerçekten bilinçli 
    şekilde fark etmeye başlamam sanırım lisenin sonlarına denk 
    geliyor. Ama ilk aşk anlamında söyleyecek olursam, 
    ilkokuldayken Takako Yamada adında bir kızdan 
    hoşlanıyordum. Bana Sign wa V’nin bir fotoğraf kartını 
    vermişti, çok mutlu olmuştum.

    𒀸 Kadınların hayatınızdaki yeri 

    MAYUMI: Vazgeçilmezler. Lise ikinci sınıftayken ilk kez bir kızla 
    çıkmaya başladığımda, insanın en az bir kez böyle bir ilişki 
    yaşaması gerektiğini düşündüm. O deneyim sayesinde 
    bakış açım genişledi. 

    ISSAY: Beni korkutan şey, kadın olduğunun farkında 
    olmayan kadınlar. Kadınlardan nasıl etkilendiğime gelince…
    Terk edildiğim zaman şarkı yazabiliyorum. (lol) 

    MAYUMI: Bence erkeklerin harekete geçebilmesi için mutlaka 
    bir hedefe ihtiyacı var. Kadınlar ise belirgin bir hedefleri olmasa 
    bile ilerleyebiliyorlar. Hangisinin daha iyi olduğu meselesi değil 
    bu ama doğrusu bu yönlerini kıskanıyorum. Bu yüzden onlara 
    büyük saygı duyuyorum, ama aynı zamanda onları anlamanın zor 
    olduğunu da düşünüyorum. 

    Bir de nedense kadınlar sürekli bana gelip dertlerini anlatıyorlar. 
    Böyle olunca çevremdekiler bana şakayla karışık “Sengoku Jesus” gözüyle bakıyorlar. (lol) Ama bundan şikâyetçi değilim; 
    hatta hoşuma gidiyor. 

    HAL: Hayatın akışı içinde bazen hiçbir şey düşünmeden sevdiğin 
    kadınla baş başa vakit geçirebilmek çok önemli. Böyle zamanlarım 
    olmazsa kendimi iyi hissedemiyorum. 

    𒀸 Aşk size neler kazandırdı? 

    HIKARU: Belki hayat görüşüm değişmiştir ama bu biraz fazla genel 
    kalıyor. Daha çok düşünce tarzım değişti diyebilirim. 
    Kadınların erkeklerden gerçekten farklı olduğunu öğrendim. 

    ISSAY: Sanırım dünyam genişledi. Sevdiğim kişi benim için yeni bir 
    pencere oldu; onun sayesinde daha önce bilmediğim şeyleri 
    görmeye başladım. 

    MAYUMI: Artık konuşmasına gerek kalmadan, sadece gözlerine 
    bakarak ne düşündüğünü anlayabiliyorum. 

    HAL: Eskiden insanların neden kadın-erkek ilişkilerine bu kadar 
    önem verdiğini anlayamazdım. Ama biriyle çıkmaya başladıktan 
    sonra bunun nedenini biraz olsun kavradığımı hissettim. 

    ISSAY: Şunu öğrendim… Birini ne kadar çok seversen, sonunda 
    yine yalnızca kendin olabileceğini de o kadar iyi anlıyorsun. 

    𒀸 Sizce bir erkek nasıl olmalı? 

    HIKARU: Buna hemen cevap veremememin nedeni, kafamda 
    kesin bir ideal olmaması olabilir. Ama ben kendi ayakları 
    üzerinde duran biri olmak isterim. Günün birinde evlenecek 
    olursam, önce sağlam bir temelim olmasını isterim. Biraz eski 
    kafalı sayılabilecek bir erkek anlayışına sahibim. Erkek egemenliği 
    fikrinden hoşlanmam ama “Kadın şöyle olur, erkek böyle olur.” 
    gibi kalıpları da sevmiyorum. 

    ISSAY: Erkeklik taslamayın. İnsanları dış görünüşlerine bakarak 
    “erkek” diye değerlendirmeyin. Sonuçta hepimiz hâlâ biraz çocuk 
    kalabiliyoruz. Kendinizi olduğunuzdan büyük göstermeye 
    çalışacağınıza, olduğunuz gibi olun. 

    MAYUMI: Dışarıdan gelen her şeyi içine alıp, kendi içinde süzüp 
    yeniden dışarı verebilen biri olmalı. Ayrıca ruhen de her koşula 
    uyum sağlayabilecek kadar esnek olması gerektiğini düşünüyorum.

    HAL: Ben sadece hayallerini kaybetmeyen biri olmak isterim. Bence en önemlisi de bu. 

    𒀸 Moda 

    MAYUMI: Kıyafet konusunda çok takıntılı biri değilim. Dağınık 
    giyinmeyi de severim; o günkü ruh hâlime göre giyinirim. 
    Mesela bugün kendimi biraz havalı hissediyorum. (lol) 

    ISSAY: Şık olmak zorundayım! Hepsi bu. 

    MAYUMI: Ortaokuldayken ilk takım elbisemi aldım. Giydiğimde 
    kendime çok yakıştırmıştım. Rahat kıyafetler giyince fazla 
    hareketleniyorum; bu yüzden bana pek uygun olmadığını 
    düşündüm. Aynaya baktığımda takım elbisenin bana yakıştığını 
    gördüm, çevremden de olumlu tepkiler aldım. O günden beri 
    hep takım elbise giyiyorum. 

    HAL: Eskiden kıyafetlere pek ilgim yoktu. Yeşil tonlarını sevdiğim 
    için çoğu zaman sadece rengine bakarak kıyafet alırdım. Ama 
    zamanla farklı insanlardan etkilenerek çok şey öğrendim. Hâlâ 
    öğrenme aşamasındayım ama gözle görülür biçimde geliştiğimi 
    düşünüyorum. 

    Kaynak: Arena37℃
    Yayın Yılı: 01.1986
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 08.07.2024
    Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.