5.Bölüm



Dördü de Londra’yı İlk Kez Ziyaret Ettiğinde Neler Yaşadı?
Yazı / Tomoko Imai
Der Zibet’in dördüncü albümünün kayıtları için Londra’ya gitmesi
eylül ayının başına denk geliyordu. Üstelik dört üye de ilk kez yurt
dışına çıkıyordu. ISSAY’in uçaklardan ölümüne korktuğu da
düşünülünce, “Acaba gerçekten gidebilecekler mi?” diye
endişelenen ekiptekiler bile vardı.
Ancak Londra’ya vardıklarında gördüler ki sonuçta orası da aynı
dünyanın bir parçasıydı. Üstelik stüdyoya yalnızca birkaç dakikalık
yürüme mesafesinde bulunan bir otelde kaldıkları için günlük
hayatın gürültüsünden uzaklaşıp çalışmalarına daha iyi
odaklanabildiler.
Grubun tercih ettiği stüdyo, zamanında Kiyoshiro’nun da kayıt
yaptığı Maison Rouge Studios idi. Yardımcı miks mühendisi olarak,
grubun büyük hayranlık duyduğu Led Zeppelin gitaristi Jimmy
Page’in solo albümünde de çalışmış Dick Beetham görev alıyordu.
Ana miks mühendisi ise Doctor & The Medics ve New York punk
efsanesi Ramones ile yaptığı çalışmalarla tanınan Craig Leon’dı.
Kısacası teknik ekip açısından kusursuz bir kadroya sahiptiler.
Der Zibet üyeleri de şimdiye kadarki çalışmalarından çok daha
istekliydi. Hazırlıklarını eksiksiz yapmış olmaları sayesinde kayıt
süreci son derece verimli geçti. Dahası, bu albümle birlikte
kendilerini bambaşka bir yönleriyle ortaya koyma arzusuyla
doluydular.
Ancak ne kadar hevesli olsalar da bütün günlerini stüdyoda
geçirmediler. Fırsat buldukça alışverişe çıktılar, konserlere gittiler,
sanat galerilerini gezdiler. Gerçi bunu biraz da mecburen
yapıyorlardı; miks mühendislerinin çalıştığı iki üç saat boyunca
yapacak pek bir şey olmuyordu.
Yaklaşık bir ay boyunca böyle dolaşınca dönüşte valizleri de
hediyelik eşyalarla dolup taştı.
İlk ilgilerini çeken şey deri ürünleri olmuştu. Bunun sebebi
Londra’nın bir anda soğumasıydı; ancak Japonya’ya döndüklerinde
neredeyse tam anlamıyla deri tutkunu hâline gelmişlerdi.
MAYUMI ise gittiği her yerde poster topluyordu. Zamanla otuzdan
fazla poster biriktirmiş ve ortaya gerçekten etkileyici bir koleksiyon
çıkmıştı. Ne yazık ki Japonya’ya dönüş yolunda bu koleksiyon
kayboldu.
ISSAY’in tercihi ise gömlekler ve bluzlardı. Antika dükkânlarında tam
onun zevkine hitap eden sayısız parça vardı.
MAYUMI ile HIKARU ise Led Zeppelin’in bootleg kayıtlarının
peşindeydi.
Aslına bakılırsa yalnızca bu alışveriş tercihlerine bakmak bile onların
ne kadar tavizsiz, kendi zevklerinden ödün vermeyen bir rock grubu
olduğunu anlamaya yetiyor.
Kaynak: GiGS GB
Yayın Yılı: 12.1988
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 17.07.2024
Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.



DER ZIBET
3. Albüm
21 Mart’ta Der Zibet’in üçüncü albümü DER ZIBET yayımlanıyor.
İki farklı prodüktörle çalışılması, grubun canlı performanslarındaki
enerjinin albüme eksiksiz yansıtılması ve kayıt sürecinden gelen
birbirinden ilgi çekici hikâyeler… Belki de albümü dinlediğinizde
“İşte Der Zibet bu.” diyeceksiniz. Onların nasıl bir grup olduğunu
merak ediyor olabilirsiniz. Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki,
DER ZIBET yalnızca bir albüm değil; içine adım atmaya değer
bambaşka bir dünya.
Fotoğraf: George Ide
Metin: Kou Imazu
Saç & Makyaj: Hiroyuki Shimizu
“Boom!”
Parlak seslerden oluşan bir dalga üzerinize doğru geliyor ve
farkında olmadan bedeniniz harekete geçiyor. Gitarist havaya
sıçrıyor, vokalist zarif ama çarpıcı hareketlerle bedenini büküyor;
gözlerinizi onlardan alamıyorsunuz. Ardından gelen sade ama
güçlü sözlerse doğrudan kalbinize dokunuyor.
21 Mart’ta yayımlanacak üçüncü albüm DER ZIBET, bir stüdyo
albümü olmasına rağmen canlı performansların tüm coşkusunu
olduğu gibi içinde taşıyor.
Bu, sanki grubun dört üyesiyle her dinleyişinizde yeniden
karşılaşıyormuşsunuz hissi veren bir albüm.
Albüm boyunca karşımıza çıkan dört müzisyen; bir yandan vahşi
ve içgüdüsel, diğer yandan zarif ve kırılgan bir yüz gösteriyor.
Ve bütün güçleriyle kendilerini müziğe bırakıyorlar.
☆
𒀸 Daha önce bu albümün temelinde “canlı performans hissi” ve
“sözlerin önemi” olduğunu söylemiştiniz.
MAYUMI: Canlılık açısından konuşacak olursam, eskiden çalarken
hâlâ kafamla düşündüğüm bir bölüm vardı; belki yüzde yirmilik bir
kısmı. Bu kez onu daha da azaltıp mümkün olduğunca bedenimin
beni yönlendirmesine izin vererek çalmaya çalıştım.
𒀸 Aynı ritim ekibinin bir üyesi olarak HAL için nasıldı?
HAL: Ben canlı performansın atmosferine hemen kapılabilen
biriyim. O yüzden benim için oldukça doğal gelişti. Gerçi kendimi
müziğe fazla kaptırınca sahnede vücudum pek hareket etmiyor.
(lol)
𒀸 Şarkı sözlerine daha fazla önem verilmesinin çalışınızı da
etkilediğini düşünüyor musunuz?
MAYUMI: Kesinlikle. Eskiden sözleri çok düşünmeden davul
çaldığım olurdu. Ama bu albümde sözlerin ne anlattığını düşünerek
davula küçük eklemeler yaptım.
𒀸 Bu albümde parçaların yarısı sözlerden önce değil, başlıklardan
yola çıkılarak oluşturuldu değil mi?
ISSAY: Aslında önce sözler değil, şarkı isimleri ortaya çıktı. Hepimiz
fikirler getirdik. Başlangıçta elimizde yüz kadar başlık vardı sanırım.
𒀸 Ama bunlar rastgele toplanmış başlıklar değildi.
ISSAY: Hayır. Günlük hayatta kendi aramızda yaptığımız sıradan
konuşmalar onların kaynağı oldu. Mesela Seven-Eleven’ın önünden
geçerken “Niye bu kadar çok insan burada ayakta dergi
karıştırıyor?” diye konuşuyoruz. Ya da turnede radyoda birini duyup
“Bu adam neden bu kadar ilgi görüyor?” diyoruz. Günlük
sohbetlerdeki bu küçük soru işaretleri zamanla albümün
konseptine kadar uzanabiliyor. Bence işin en ilginç yanı da bu. (lol)
𒀸 Yani günlük konuşmalardaki o “neden?” duygusu…
HIKARU: Sadece sorular değil. “Bu doğru.”, “Bu yanlış.” gibi
yargılar da var.
ISSAY: Sanırım “Biz dünyaya böyle bakıyoruz.” diyebilmek gibi
bir şey.
𒀸 Bütün bu duyguların içinde albümün tamamına yayılan ortak
bir tema var mı?
HIKARU: Kulağa biraz klişe gelebilir ama… “Şehirdeki yalnızlık.”
𒀸 Peki Der Zibet’in bahsettiği “yalnızlık” tam olarak nasıl bir şey?
ISSAY: İnsanlar çoğu zaman “yalnız olmak” ile “yalnız hissetmek”
arasındaki farkı göremiyor. Ama bana göre bunlar aynı şey değil.
Ben yalnızlığı son derece olumlu görüyorum. Çünkü yalnızlık
insanın kendi içine yönelmesidir. Onu sadece üzücü bir duygu gibi
görmek bana doğru gelmiyor. Albümün merkezindeki
şarkılardan Isolation Train de tam olarak bunu anlatıyor.
☆
Dünkü benliğinle yüzleş.
Yarının benliğiyle konuş.
Ve sonunda gerçek “sen”le karşılaş.
☆
𒀸 O hâlde diğer şarkılardan da söz edelim. “Only YOU Only LOVE”
nasıl bir şarkı?
ISSAY: Belki de kendimizi yalnız hissetmemizin sebebi, gerçekten
ait olduğumuz “o kişi”yi henüz bulamamış olmamızdır. Mesela ben
yalnız olduğum için HIKARU’yu aramam. HIKARU yanımda olmadığı
için yalnız hissederim. Yani yalnızlık önce gelen şey değildir. Bu
şarkıyla anlatmak istediğim de buydu.
𒀸 Peki HIKARU’nun yazdığı “虹を見たか
(Gökkuşağını Gördün mü?)”
HIKARU: Çok eski bir televizyon dizisi vardı; adı
“君は海を見たか (Denizi Gördün mü?)”
𒀸 Harika bir başlık. (lol)
HIKARU: Değil mi? Dizinin sonunda denizin altın rengine büründüğü
bir sahne vardı. O görüntüye duyduğum hayranlıkla bu albümün
ana teması olan yalnızlık duygusu birleşince bu şarkı ortaya çıktı.
Biraz fazla kişisel oldu doğrusu. Sözleri okurken hâlâ utanıyorum.
(lol)
ISSAY: Ben okuduğumda gerçekten “Vay canına… HIKARU bunu
yazdı demek.” diye düşündüm. Çok etkilendim. (lol)
𒀸 “ANGELIC”
ISSAY: Bu, sevdiğim kız ya da erkek için yazdığım bir aşk şarkısı.
Ben “ANGELIC” kelimesini insanın doğuştan sahip olduğu saflık
olarak düşünüyorum. Sonuçta herkes dünyaya böyle geliyor. Ama
sonra ortaokula geldiğinde “Ben astronot olacağım.” dediğinde
insanlar “Saçmalama.” diye çıkışıyor. Böyle böyle o saf yanımız
kırılıyor. Benim sevdiğim insanlar ise o saflığı hâlâ koruyabilen
insanlar.
𒀸 Madem söylemek istediğiniz bu kadar çok şey vardı, neden iki
ayrı prodüktörle çalıştınız?
ISSAY: Aslında kendi başımıza da iyi bir albüm yapabileceğimize
inanıyorduk. Ama biz iyiyle yetinmek istemedik. Daha büyük, daha
iddialı bir albüm yapmak istedik.
𒀸 Peki bu hedefe ulaştığınızı düşünüyor musunuz?
HIKARU: Bence her şey doğru yönde ilerledi. Grup sonunda
gerçekten tek bir bütün hâline geldi. Ama bunu biz kendi içimizden
göremiyorduk. O kabuğu kırmamızı sağlayan iki prodüktör oldu.
Kabuğumuz kırılınca da aslında dört kişi olarak ne kadar sağlam bir
grup olduğumuzu yeniden fark ettik. Ama hâlâ tam anlamıyla
tatmin olmuş değiliz. Sanırım daha büyük bir grubun özelliği de bu.
Hâlâ kırılması gereken daha büyük bir kabuğun içinde olduğumuzu
düşünüyorum.
☆
Üçüncü albümlerinde ilk kez albüme kendi grup adlarını
veren Der Zibet (adı “misk kedisi” anlamına gelir), bu seçimle
adeta “İşte bugün biz buyuz.” diyor.
Albüm boyunca dinleyiciye sürekli aynı çağrı yapılıyor:
Kendi yalnızlığınla yüzleş. Kendi yolunda yürü. Gerekirse toplumun
dışında kalmaktan korkma. Çünkü ancak o zaman gerçek benliğini,
doğuştan sahip olduğun o saf yanı yeniden bulabilirsin.
DER ZIBET, baştan sona bu düşüncenin etrafında dolaşan, güçlü
ve tutarlı bir albüm.
Ve yine de insanın aklında son bir soru kalıyor…
Böylesine yoğun ve güçlü bir albüm yaratan bu dört müzisyen,
fotoğraf çekimleri sırasında gördüğümüz o şakalaşan, eğlenceli
ekiple nasıl aynı insanlar olabiliyor?
#Pluto: Belki de Der Zibet’in en büyük gizemi tam da bu. 🖤
Kaynak: PATi PATi
Yayın Yılı: 04.1988
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 15.07.2024
Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

BRAND-NEW EXPRESS
KAYIT RAPORU — Bölüm 2
Kizaki Ekibi
Yılın son günlerinden birinde…
Der Zibet üyelerinin, üçüncü albümün ikinci yarısına ait
kayıtların miks çalışmaları için toplandığı stüdyoya huzurlu
ve güven dolu bir hava hâkimdi.
Ortaya çıkardıkları işe duydukları memnuniyet, kendilerine olan
güvenleri ve rahatlıkları sessizce stüdyonun atmosferine sinmişti.
Ellerindeki bütün potansiyeli albüme aktarabildiklerini hissediyor
gibiydiler.
Kizaki Kenji’nin prodüktörlüğünü üstlendiği altı parçanın tamamı
henüz canlı performanslarda bile çalınmamış yeni şarkılar.
Bu çalışmaların en dikkat çekici yönlerinden biri ise şarkıların
ilk kez önce sözlerden yola çıkılarak hazırlanmış olması.
Üstelik bu kez yalnızca söz yazarı değil, bütün grup en baştan
itibaren bir araya gelip fikir alışverişi yaptı
(Bu yöntem Okano tarafındaki kayıtlar için de geçerliydi.)
ISSAY: “Uzun zamandır kendi aramızda ‘Şarkı sözleri gerçekten
çok önemli.’ diye konuşuyorduk. Bu dönemde hissettiklerimizi
ve grubumuzun duruşunu artık daha açık biçimde ifade etmek
istedik. Bu yüzden sözlerin konusu çoğu zaman üyeler
arasında yaptığımız günlük sohbetlerden çıktı.”
“Genel olarak bugünün şehir yaşamını yansıtan sözler bunlar.
Öncekilere göre kelimeler daha önde duruyor; dinleyiciye
doğrudan sesleniyor. Daha gerçek, daha yaşayan şarkılar
olduklarını düşünüyorum.”
HIKARU: “Sözler önceden hazır olunca şarkının dünyasını
daha en başından görebiliyorduk. Bu yüzden hem beste
yapmak hem de parçaları çalmak çok daha kolay oldu.
Gerçekten çok taze bir deneyimdi.”
Miks masasında bu kez sektörün en çok aranan isimlerinden
biri olan Michael Zimmerling görev aldı.
Temel anlayış yine grubun canlı performans enerjisini korumak
üzerine kurulmuş olsa da, bu kayıtlar Okano ekibinin hazırladığı
parçalara göre biraz daha ayrıntılı ve işlenmiş bir yapıya sahip
olacak gibi görünüyor.
HIKARU: “İki prodüktörle çalışmamıza rağmen albümün genel
çizgisi hiç bozulmadı. Elbette miksleri yapan kişiler farklı olduğu
için ses renklerinde küçük farklılıklar var
ama bunlar rahatsız edici değil.”
“Albümün tekdüze duyulmasını istemiyorduk. Tam tersine,
farklı renkleri olan ama bütünlüğünü de koruyan bir çalışma
hayal etmiştik. İki ayrı prodüktörle çalışmak başta biraz risk
gibi görünüyordu ama sonuç beklediğimizden bile uyumlu oldu.”
“Sanırım bu süreç bize grubumuzun artık gerçekten sağlam
bir çekirdeğe sahip olduğunu da gösterdi.”
Sahnenin önünde bütün dikkatleri üzerine çeken ISSAY ve
HIKARU’nun arkasında ise HAL (bas) ile MAYUMI’nin
oluşturduğu ritim bölümü duruyor.
O kalın, göğsü titreten ritim…
İşte gerçek rock hissi tam olarak bu.
HAL: “Bize ‘Canlı performansa olabildiğince yakın
bir albüm yapın.’ denildi. Biz de ‘Öyleyse ritimleri
programlamayalım; her şeyi canlı çalalım.’ dedik.
Bu kararlılıkla çalıştık ve ortaya beklediğimizden de
tatmin edici bir sonuç çıktı.”
MAYUMI: “Canlı çalmanın yerini hiçbir şey tutmuyor. (lol)
Davul çalmak insanı sağlıklı tutuyor.”
ISSAY: “Daha prova aşamasındayken kendi kendime ‘Bu ritim
arkamızdayken HIKARU’yla ne yaparsak yapalım yürür.’ diye
gülüyordum.”
Der Zibet, bugünlerde kolay kolay rastlanmayacak
kadar gerçek bir grup görüntüsü veriyor.
Birbirlerine duydukları güven son derece güçlü.
Bu yüzden herkes kendi karakterini özgürce ortaya koymasına
rağmen ortaya şaşırtıcı derecede bütünlüklü bir müzik çıkıyor.
Her biri tek başına on birim güç ortaya koysa bile…
Bir araya geldiklerinde sonuç kırk değil…
Altmış…
Belki de seksen oluyor.
İşte buna gerçekten “grup sihri” denir.
Kayıtlar neredeyse hiçbir pişmanlık bırakmadan tamamlandı.
Tekrar ediyor gibi olacağız ama…
Bu albüm gerçekten de grubun büyük bir özgüvenle hazırladığı
bir çalışma.
HAL: “Bu albümdeki performansın taşıdığı gerilim gerçekten
çok güçlü. Bugün rock’ı sadece meslek olarak yapan pek çok
grup var. Ama biz ruhumuzla rock yapan bir grubuz.”
Ve son sözü ISSAY söylüyor.
“Bir gün bu albümün Japon rockının klasik albümlerinden
biri olarak anılmasını istiyoruz.” (lol)
Fotoğraf: Mikio Ariga
Yazı: Akira Noguchi
Kaynak: GiGS GB
Yayın Yılı: 03.1988
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 13.07.2024
Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

BRAND-NEW EXPRESS
1988’in Umut Vadeden Yeni Sanatçısı
KAYIT RAPORU — Bölüm 1
Der Zibet, gelecek baharda yayımlanması planlanan
üçüncü albümünün kayıtlarını sürdürüyor. Okano Hajime
ve Kizaki Kenji adlı iki prodüktörün ellerinde şekillenen grubun
yepyeni dünyasını, kayıt sürecinin ilk bölümünden başlayarak
sizlere aktarıyoruz.
Sonunda Der Zibet büyük kozunu oynuyor.
Bu yıl boyunca ülke çapında verdikleri konserlerle büyük övgü
toplamaya başlayan grup, sahnede kazandığı güveni ve enerjiyi
stüdyoya taşıdı. 1988 yılının Mart ayında yayımlanması planlanan üçüncü albümün
kayıtları ise tüm hızıyla devam ediyor.
Bu albümün en dikkat çekici özelliği, iki farklı prodüktörle
hazırlanıyor olması.
Bir tarafta PINK grubundan, Chiwaki Mayumi ve THE WILLARD
gibi isimlerle yaptığı çalışmalarla tanınan Okano Hajime…
Diğer tarafta ise Ōsawa Yoshiyuki ve Koji Kikkawa
gibi sanatçılarla çalışan Kizaki Kenji…
İki başarılı prodüktörün Der Zibet’in dünyasını nasıl farklı
biçimlerde yorumlayacağı şimdiden büyük merak uyandırıyor.
Okano ekibi kayıtlarına Kasım ayının başında başladı ve yalnızca
bir hafta içinde miks aşamasına kadar ulaştı. Başlangıçta beş
parça planlanmışken çalışmalar beklenenden hızlı ilerlediği için
altı şarkı tamamlandı.
Bu aşamada vokalist ISSAY ve gitarist HIKARU ile konuştuk.
HIKARU:“Kayıtlar neredeyse canlı performans gibi geçti ve
gerçekten çok keyif aldık. Bilgisayar tabanlı düzenlemeleri
mümkün olduğunca kullanmadık. Daha organik, daha sade
ama buna rağmen oldukça gösterişli bir kayıt ortaya çıktı.”
ISSAY: “Benim için önemli olan küçük ayrıntılar değil, şarkının
bütünüydü. Mesela tek tek enstrümanları dinlediğinde
‘Burada biraz eksiklik var galiba.’ diyebileceğin yerler olabilir.
Ama hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan his daha önemliydi.
O anın enerjisini korumak istedik. Hepimiz inanılmaz odaklanmıştık.
Bu yüzden birçok parça ilk kayıtta kabul edildi.”
HIKARU: “Ufak nota hataları bile kaldı. Sonradan yeniden
kaydederiz diye düşünüyorduk ama sonra dinleyince fark
ettik ki o enerji her şeyin önüne geçmişti. Biraz ham sayılabilir
ama asıl önemli olan da buydu.”
Kayıtları dinleme fırsatı bulduk.
İlk izlenimimiz tek kelimeyle şuydu:
“Olmuş!”
Ortaya son derece canlı, tok ve fiziksel bir ses çıkmış.
Sanki grup birkaç metre önünüzde çalıyormuş gibi güçlü bir
hareket hissi var. Güçlü ama kontrollü davullar, keskin ve tane
tane duyulan gitar tonları dinleyiciyi doğrudan içine çekiyor.
Özellikle HIKARU’nun gitar performansı albümün en dikkat çekici
yönlerinden biri.
Ton çeşitliliği, gitarın farklı renklerini ustalıkla kullanışı ve aniden
patlayan solo bölümleri gerçekten etkileyici.
HIKARU: “Klavyeyi neredeyse hiç kullanmadık. Ama albümün
tekdüze duyulmasını da istemedik. Bu yüzden gitarlarla birçok
farklı şey denedik. Akustik gitarı da oldukça fazla kullandık.”
ISSAY’in vokali ise önceki çalışmalara göre
belirgin biçimde güçlenmiş.
Sadece sesi değil, ifade biçimi de çok daha geniş bir
alana yayılmış. Söyledikleri dinleyiciye doğrudan ulaşıyor.
ISSAY: “Bu kayıt sürecinde inanılmaz bir odaklanma vardı. Kayıttan
önce bütün enerjimi içimde biriktiriyor, vokal kabinine girdiğim anda
ise hepsini bir anda dışarı bırakıyordum. Sonuç olarak her şarkının
söyleyiş biçimi ve nüansı birbirinden oldukça farklı oldu.”
“Bunun en büyük sebebi tamamen konsantre olabilmemdi. Elbette
kayıtlardan önce yaptığımız uzun provaların ve şarkı sözleri
üzerinde uzun uzun çalışmamızın da etkisi vardı. Sanırım bu süreç
sayesinde kendimi daha net görebilmeye başladım.”
Şimdilik kayıtların ilk bölümü için söylenebilecek tek şey şu:
Der Zibet, olağanüstü bir konsantrasyonla stüdyoya
girmiş ve ortaya çıkan sonuçtan fazlasıyla memnun.
Bir sonraki sayıda ise Kizaki Kenji ekibiyle gerçekleştirilen
kayıtların ikinci bölümünü aktaracağız.
Beklemede kalın.
Fotoğraf: Mikio Ariga
Yazı: Akira Noguchi
Kaynak: GiGS GB
Yayın Yılı: 02.1988
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 13.07.2024
Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.


MYSTERY BLAZE
Fotoğraf: Naoto Ohkawa
Yazı: Kou Imazu
Yakışıklı erkeklere bakmak bile insanın kalbini hızlandırmaya
yeter. Ama onların yalnızca dış görünüşleriyle değil,
özgün teknikleri ve bitmek bilmeyen vahşi ruhlarıyla da
öne çıktığını fark ettiğiniz anda, bu heyecan bambaşka
bir coşkuya dönüşüyor.
DER ZIBET, tam anlamıyla büyüleyici bir heyecan kaynağı.
Üstelik sahne ışıklarının dışında son derece samimi, içten ve insanı
rahat hissettiren dört kişi onlar.
Çıkışlarının üzerinden henüz iki yıl geçmiş olmasına rağmen
kendilerini fazlasıyla kanıtladılar. Şimdi ise çok daha etkileyici
geçeceğe benzeyen üçüncü yıllarına adım atıyorlar.
“Der Zibet’in konserini mutlaka görmelisin!”
Bunu o kadar çok kişiden duymuştum ki…
Ben de “Öyle mi?” deyip 29 Eylül’de Tokyo Bay Area’daki INK STICK Shibaura FACTORY’ye uğramaya karar verdim.
Peki sonuç?
Resmen çarpıldım.
O zarif görüntüsüyle tanıdığımız ISSAY, başından aşağı bira döküp
kendini kusursuz bir dans ritminin içine bırakıyordu.
HIKARU tek gitarla çıktığına inanması güç bir ses duvarı örüyor,
HAL’ın bas gitarı ile MAYUMI’nin davulları da o devasa sesi durmadan ileri taşıyordu.
Ertesi gün kendimi plak şirketini ararken buldum.
“Tek kelimeyle muhteşemdi!”
İşte bu telefon konuşmasının sonunda da bu röportaj gerçekleşti.
Karşımıza çıkan isimler vokalist ISSAY ile gitarist HIKARU oldu.
PATi PATi okurları onları yaklaşık iki yıl sonra yeniden ağırlarken, bu
iki yıl içinde yaşadıkları değişimi baştan sona anlatmalarını istedik.
𒀸 O zaman başlayalım. Der Zibet’in hikâyesini baştan anlatır mısınız?
HIKARU: Grubu kurduktan yaklaşık bir yıl sonra ilk albümümüzü
çıkardık. Hemen ardından da Kudankaikan’da büyük
bir salon konseri verdik. Aslında dönüp baktığımda orası
bizim için bir dönemin tamamlandığı yer olmuştu. O zamanki,
tabiri caizse “karanlık dönemimizin” zirvesiydi. (lol)
ISSAY: Konser bittikten sonra… Sanki biz de bitmişiz gibi hissettik.
𒀸 Daha o zamandan mı?
HIKARU: Evet. “Kendi kendimize bundan sonra nereye gideceğiz?”
diye düşünmeye başlamıştık. Ama hiçbirimiz ilk konuşan olmak
istemiyorduk. Herkes, diğerinin ağzından çıkacak ilk sözü
bekliyordu.
ISSAY: Davulcuyu saymazsak hepimiz AB kan grubuyuz ya…
İnsanların karşısında idare etmeyi, her şey yolundaymış gibi davranmayı iyi biliriz. (lol)
𒀸 Ama yine de devam etmeye karar verdiniz.
ISSAY: Evet. Çünkü içimde hep belirsiz de olsa bir his vardı.
“Bu heriflerle birlikte olmaya devam etmek istiyorum.”
Beni ayakta tutanda buydu.
HIKARU: Sonra 1986 geldi. Her ay Shibuya’daki LIVE INN’de
sahneye çıkıyorduk. Ama bir süre sonra yaratıcı olarak
tıkanmaya başladık. Bizi değiştiren şey ise aynı yıl mayıs
ayında başlayan Radical Dance Tour oldu.
Turneye çıkmadan önce kendi kendimize, “Daha vahşi
olacağız.” Dedik. Sonra konserler ilerledikçe inanılmaz
keyif almaya başladık.
O zaman fark ettik ki… “Aslında rock yapmakta hiçbir
sorun yokmuş.” İşte o dönemden sonra birbirimize karşı
daha açık konuşmaya başladık. Kimse artık kendini
saklamıyordu. Gerçi en çok rol yapan kişi bendim. (lol)
ISSAY: Doğru. O turneye kadar bizim için konser vermek,
“Ayda bir kez sahneye çıkıyoruz.” demekten ibaretti.
Turneden sonra ise iş, “Üç günde bir konser vermek artık
normal.” noktasına geldi. (lol) Sanırım bizi değiştiren de tam olarak buydu.
𒀸 Ve sonra ikinci albüme geldiniz?
ISSAY: Evet. Ama ondan önce… Yapımcıları epey zorlayıp klavye
desteği olmadan bir turneye çıkmamıza izin vermelerini istedik.
(O dönem bize destek veren klavyeci, şu anda UP-BEAT’in destek klavyecisi olan Mahito Fujiwara’ydı.)
𒀸 Bir anda dört kişi olarak sahneye çıkmak zor olmadı mı?
ISSAY: İlk iki konser biraz tehlikeliydi. Ne yapacağımızı tam
kestiremiyorduk. Ama ondan sonra her şey yoluna girdi.
Üstelik grup olarak sesimiz de çok daha bütünlüklü hâle geldi.
HIKARU: Aslında ilk dönemlerde Der Zibet
için klavye vazgeçilmezdi…
ISSAY: “İlk dönem” mi? Desene biz artık “son dönem” olduk! (lol)
Bu turneye ilk çıktığımızda herkes, “Der Zibet klavyesiz olmaz.”
diyordu. (lol) Ama şimdi dönüp baktığımda… Kudankaikan
konserinden sonra yaşadığımız o tıkanıklığı aşmamız da…
Klavyeyi çıkarma cesaretini göstermemiz de… Bizi bir sonraki
aşamaya taşıyan en önemli adımlar olmuş.
𒀸 Bunu sana sık sık soruyor olabilirler ama… Senin için stüdyo
kayıtlarıyla canlı performans tamamen farklı şeyler mi?
ISSAY: Eskiden öyle düşünüyordum. En azından o zamanlar…
Kesinlikle öyleydi.
HIKARU: Bizim için plak demek, defalarca dinlense bile insanı
sıkmayan bir şey üretmek demekti.
ISSAY: Ama yine de… Canlı performanstaki o duygunun bir kısmını
kayda da taşıyabilmek istiyoruz.
HIKARU: İkinci albümü yaptığımız zaman kendimize çok
güveniyorduk. Ama şimdi dönüp dinlediğimde… Canlı
performanslarımızın çok daha iyi olduğunu hissediyorum.
ISSAY: ELECTRIC MOON & MORE CD’sinde iki canlı kayıt var.
Toplam yirmi dakika sürüyorlar. (lol) Onları dinlediğim zaman bile içimden, “Yok… Canlı hâli çok daha iyi.” diyorum.
𒀸 Biraz önce söylediğin konuya dönecek olursak… O dönemlerde
plaklar tekrar tekrar dinlenmek için yapılmış eserlerdi diyorsun.
Peki canlı performanslar daha anlık bir şey miydi?
ISSAY: Sonuçta canlı performans dediğin şey gerçekten “canlı”.
Seyircinin tepkisine göre… Normalde yapmayacağım bir yerde bir
anda haykırabiliyorum. Ama işte tam da o anda ortaya çıkan şey gerçek oluyor. O yüzden çok değerli.
HIKARU: Michael Jackson gibi değil yani. (lol) Hani her hareketin
önceden planlandığı… Neredeyse saçını hangi saniyede geriye
atacağının bile belli olduğu gösteriler gibi değil.
Benim için her şarkının içinde mutlaka tamamen özgür olabildiğim
küçük bir bölüm vardır. İşte o anda her şey yerine oturursa…
Tarifi zor bir his. Tabii ters giderse de insan yerin dibine
girmek istiyor. (lol)
𒀸 Ama zaten gerçekten etkileyici olan şeyler de çoğu zaman tam o belirsizlikten doğuyor. Yine de Der Zibet’i izlerken dikkatimi
çeken bir şey var. Doğaçlama gibi görünmesine rağmen, işin
temelinde inanılmaz sağlam bir yapı hissediliyor. Bence sizi, “Canlı performans başka, plak başka.” deyip ikisini tamamen
birbirinden koparan gruplardan ayıran şey de bu.
ISSAY: Çünkü iskeletimiz sağlam. Her şey onun üzerine kuruluyor.
HIKARU: Kesinlikle. Mesela konserlerde şarkı sıralamasını
belirlerken inanılmaz titiz davranıyoruz. (lol) Sahnede rahat
hareket edebiliyorsak… Bunun nedeni o temel yapının önceden
çoksağlam kurulmuş olması.
𒀸 O zaman biraz da üçüncü albümden bahsedelim.
HIKARU: Şu anda elimizde otuzdan fazla aday parça var.
Bir yandan da ekibimizden, sözleri önce yazılmış parçalar
üzerinde çalışmamız yönünde bir öneri geldi. Şu sıralar daha
çok bunun üzerine yoğunlaşıyoruz.
ISSAY: Aslında tam da üyeler arasında şarkı sözlerinin
önemini konuştuğumuz bir döneme denk geldi.
HIKARU: Sözlerde de bugüne kadar yaptığımızın bir adım
ötesine geçmek istiyoruz. Daha anlaşılır… Daha doğrudan…
İnsanlara daha kolay ulaşabilen sözler yazmak istiyoruz.
𒀸 Peki ISSAY, senin yazdığın sözler de eskisine göre
değişmeye başladı mı?
ISSAY: Evet. Aslında ben başından beri duygularımı pat diye
söyleyebilen biri olmadım. İnsanlara doğrudan bir şey söylemek
bana hep zor gelmiştir. Ama sahnede şunu fark ettim… Bazen tek
bir net cümle bile seyircinin tepkisini tamamen değiştirebiliyor.
İşte bu yüzden son zamanlarda şarkı yazarken kullandığım
kelimeleri çok daha bilinçli seçiyorum. Yeni albümdeki sözlerin
ortaknoktası da bu. Birine doğrudan seslenmek. (lol)
İlk albüm daha çok kendime dönüktü. İkinci albüm ise daha çok
belli bir kişiye sesleniyordu. Yeni albüm ise… Karşımdaki insana
doğrudan konuşuyor. Sanırım değişen tarafım da tam olarak bu. (lol)
𒀸 Bu aynı zamanda kendine dışarıdan bakabilmeye
başladığının da göstergesi olabilir.
ISSAY: Olabilir… Ama konserin sonlarına doğru bu mümkün
olmuyor. (lol) O noktadan sonra kendimi dışarıdan izlemeye
çalışırsam… İçimde büyük bir eksiklik hissi oluşuyor.
𒀸 Ama bence tam da bu yüzden güzel. Bugün birçok grup
konser boyunca kendini sürekli kontrol etmeye çalışıyor.
Sizde ise o kontrol zamanla kayboluyor. Ve bence sizi güzel
yapan şey de bu.
HIKARU: Evet. O “ham” tarafımızı kaybetmek istemiyoruz.
ISSAY: Her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplayıp kusursuz hâle
getirmek istemiyoruz. Yeni albüm de aynı anlayışla hazırlanıyor.
Çok güçlü bir albüm olacak. Buna gerçekten inanıyorum.
U MEET THE ROCK PARTY Vol.1
DER ZIBET LIVE
PATi PATi ROCK’N’ROLL Sunar
📍 15 Aralık – Osaka Banana Hall
📍 17 Aralık – Nagoya Heartland
🎉 250 çift (500 kişi) davetli!
PATi PATi ROCK’N’ROLL’un, dikkat çeken grupları müzikseverlerle
buluşturduğu “U MEET THE ROCK PARTY” etkinlik
serisinin ilk konuğu DER ZIBET oluyor.
Bu özel etkinliğe PATi PATi okurları da davetli!
Osaka Banana Hall konseri için 150 çift (300 kişi),
Nagoya Heartland konseri için ise 100 çift (200 kişi)
çekilişle belirlenecek.
Katılmak isteyenlerin aşağıdaki başvuru kuponunu gidiş-dönüş kartpostalına yapıştırarak;
adını, adresini, yaşını, telefon numarasını
ve katılmak istediği konseri
yazarak aşağıdaki adrese göndermesi gerekiyor.
CBS Sony Publishing – PATi PATi DER ZIBET LIVE
Posta Kutusu No: 25
Chitose Postanesi
Setagaya-ku, Tokyo 156-91
Son başvuru tarihi 5 Aralık (posta damgası geçerlidir).
Kazananlara etkinlikten yaklaşık bir hafta önce iki kişilik davetiye
gönderilecek.
Etkinlik günü girişte 500 yen alınacak.
Ancak bu ücret yalnızca giriş ücreti değil.
Karşılığında PATi PATi ile DER ZIBET ekibinin
birlikte hazırladığı özel bir broşür verilecek.
Broşürün içinde ise grubun son LP’sindeki bir parçanın farklı versiyonunu içeren esnek plak
(flexi-disc / ソノシート) yer alacak.
Oldukça özel bir hatıra!
Başvuru Kuponu
PP12
DZ
Kaynak: PATi PATi
Yayın Yılı: 12.1987
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 11.07.2024
Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.