Yazar: Pluto Blackfish

  • AION | Fool’s Mate | 09.93

    Sınırları Parçalayan! Öfke Dolu D.BOUND 

    “Z [zetto]” TOUR FINAL 

    30 Haziran 1993 (Çarşamba) 
    Shibuya Kōkaidō 

    2 Haziran’da yeni albümleri “Z [zetto]”yu 
    yayımlayan, yeni kadrosuyla yeniden 
    doğan AION… 

    Eski VIRUS davulcusu Shuu’yu kadrosuna 
    katan grup, Osaka ve Nagoya konserlerini 
    başarıyla tamamladıktan sonra sonunda 
    tam kadro ve tam güçle Tokyo’ya çıktı. 

    “Z” ile “ZERO” döneminin ruhuna dönüşü 
    başarıyla gerçekleştiren AION’un bu yoğun 
    enerjisi, sahneye nasıl yansıyacaktı? 

    Dört kişinin tek bir bütün hâline geldiği o 
    olağanüstü gücü, şimdi doğrudan konser 
    alanından aktaralım. 

    Yazı: Masato Tojo 
    Fotoğraflar: Yohsuke Komatsu 

    Son günlerde yeniden doğan AION’un 
    albümü “Z [zetto]” neredeyse sürekli 
    çaldı kulaklarımda. 
    Geçen sayıda yayımlanan uzun röportajın 
    sonunda IZUMI şakayla karışık, 
    “Aslında artık sıkıldım ama.” (gülüyor) demişti. 

    Ama dürüst olmam gerekirse… Ben hâlâ 
    sıkılmadım. İlk dinleyişte yarattığı etki zaten 
    çok güçlüydü. Fakat albümü tekrar tekrar 
    dinledikçe insan, onun ne kadar derin bir 
    çekim gücüne sahip olduğunu daha iyi
    fark ediyor. 

    İşte tam da bu yüzden Z Touru büyük bir 
    heyecanla bekliyordum. Programım 
    nedeniyle Osaka ve Nagoya konserlerine 
    gidememiştim. Ama sonunda… 

    Hayır… 

    Nihayet sıra Tokyo çıkarmasına gelmişti. 
    30 Haziran. Shibuya Kōkaidō. Ve Z Tour’un 
    final gecesi. 

    Saat 18.48. 
    Salon bir anda karanlığa gömüldü. 

    Albümdeki açılışla aynı ürkütücü SE “Z”, 
    kapkaranlık salonun içinde gururla 
    yankılanıyordu. Sahnenin önüne gerilmiş 
    ince yarı saydam perdeye lazerlerle dev 
    bir “Z” yansıtıldı. Renkler durmadan 
    değişiyordu. 

    Dikkatle bakınca IZUMI’nin gitarına 
    yerleştirilmiş flaşın da ritimle birlikte yanıp 
    söndüğü fark ediliyordu. 

    Derken… 

    Dört siluet dimdik sahnede belirdi. İnsanın 
    tüylerini diken diken eden bir açılıştı. Hiç 
    vakit kaybetmeden ağır ve ezici “TRUTH” 
    başladı. Şarkının ağırlığına uygun biçimde 
    grup üyeleri gereksiz hiçbir harekete 
    başvurmuyordu. Sadece dimdik duruyorlar… 

    Ve o duruş bile başlı başına büyük bir 
    güç hissettiriyordu. İşte bu sağlamlık, 
    AION’un artık ulaştığı olgunluğu gözler 
    önüne seriyordu. Ardından melodik ama
    son derece hızlı “IRA IRA” geldi. 
    “Muhteşem!” Başka söze gerek 
    bırakmayan kusursuz bir akıştı. 

    Üstelik her kısa duraklamada bambaşka 
    renklere bürünen ışık tasarımı gerçekten 
    olağanüstüydü. 
    Konser daha ilk dakikalarından itibaren 
    unutulmayacak görüntüler sunmaya 
    başlamıştı. Bu ihtişamlı ışıklar AION’u 
    olduğundan da görkemli gösteriyordu. 

    Belki de mesele ışıklar değildi… 

    Belki de grubun sahne karizması artık 
    eskisinden çok daha güçlü hissediliyordu.  

    Yeni albüm parçalarının canlı performansı 
    zaten kusursuza yakındı. Buna ek olarak 
    “HUMAN GRIEFMAN” ile “愛音” ve 
    “BE AFRAID” arasında kurulan medley 
    düzenlemesi… Eski şarkılardaki o keskin 
    ve tertemiz performans… 
    Hepsi özellikle övgüyü hak ediyordu. 

    Ve tabii ki… 

    Yeni davulcu Shuu. AION’un içine böylesine 
    doğal oturan bir davulcu görmek gerçekten 
    büyük keyifti. Konser ilerledikçe insanın 
    içinde tek bir düşünce oluşuyordu. 

    “Galiba şu ana kadar izlediğim en iyi
    AION konserini izliyorum.” 

    Orta bölüm adeta Z albümünün geçit 
    törenine dönüştü. NOV’un vokali, 
    albümdekinden bile daha dramatik duyulan 
    “SEA OF YOUR EYES” ile zirveye 
    ulaşıyordu. Arka fonda Los Angeles’ı 
    andıran masmavi gökyüzü beliriyordu. 
    Yaklaşık on dakika süren uzun bir parça 
    olmasına rağmen tek bir an bile uzun 
    hissettirmiyordu. 

    Dramatik yapısı dinleyiciyi sürekli içinde 
    tutuyordu. Ardından gelen enstrümantal 
    “PETER VI” ve her üyeye ayrılan solo 
    bölümleri hakkında ise… 

    Bu kez özellikle yorum yapmayacağım. 

    Güneş gözlüğünü takarak sahneye çıkan 
    DEAN, gösterişli kostüm değişimiyle birlikte 
    “SO MANY”yi seslendirdi. Şarkının 
    yarattığı ferahlık hissiyle aynı anda bütün 
    salon ışığa boğuldu. 

    Ve sonra… 

    Gecenin en büyük anı geldi. İlk kez canlı 
    seslendirilen… “D. BOUND.” … İnanılmazdı. 

    Hayır… 

    Kelimeler yetmiyor. 

    Böylesine karmaşık, böylesine teknik, 
    böylesine nefes kesici bir parçayı bile 
    kusursuz çalıyorlardı. Ardından gelen 
    “JACK” son darbeyi vurdu. Yükselen 
    alevler… Biraz daha hızlandırılmış 
    “CONFESSION”… Ve buna rağmen en 
    ufak bir dağınıklık bile yoktu. 

    Gerçekten… İnanılmazdı. 

    Encore bölümü doğrudan “PLANET” ile 
    başladı. Salondaki AION ailesi her sözü 
    büyük bir coşkuyla söylüyordu. Ardından 
    “THINK EVER AFTER.” Burada özellikle bir 
    isimden bahsetmek gerekiyor. 

    Shuu. 

    Son dönemde izlediğim konserler 
    arasında beni en fazla etkileyen davul 
    performanslarından birini sergiledi. 
    Çalımında hem dolgun bir ağırlık vardı… 
    Hem de jilet gibi keskin bir netlik. (gülüyor) 
    Böyle bir dengeyi yakalamak gerçekten 
    kolay değil. 

    “Sonbaharda yeniden görüşeceğiz.” 

    Bu sözlerin ardından grup “VIOLENT
    BLAZE” ile sahneden ayrıldı. Salonda ise 
    “PETER VI” çalmaya devam ediyordu. 
    Konser boyunca sevinçten sahnede 
    yuvarlanacak kadar coşkulu olan NOV’un 
    söylediği tek cümle hâlâ kulaklarımda. 

    “Bizim doğru bulduğumuz AION işte bu.” 

    Ben de aynı fikirdeyim. 

    Evet… 

    Ben de AION’u tam da böyle seviyorum. 

    Ah… 

    Keşke daha fazla konserlerini izleyebilsem. 

    Gerçekten… 

    İnsan bağımlısı oluyor. 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 15.09.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 22.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • YMO | Fool’s Mate | 09.93

    YMO / TOKYO DOME 
    1993 – YMO Yeniden Doğuyor 

    “Dağılma”nın ardından geçen yıllardan sonra, 
    1993 – YMO 
    Yeniden Doğuyor projesi, 26 Mayıs’ta 
    yayımlanan TECHNODON albümünü de 
    arkasına alarak yalnızca bu kez 
    gerçekleşeceği söylenen sahneye çıktı. 

    10 ve 11 Haziran’da Tokyo Dome’un dev 
    kubbesi altında gerçekleştirilen bu görkemli 
    buluşmanın son gecesi olan 11 Haziran 
    konserine birlikte göz atalım. 

    11 Haziran 1993 

    Yazı: Eiichi Yoshimura 
    Fotoğraflar: Saori Tsuji 

    1980’lerde toplumsal bir fenomene 
    dönüşmüş bir grup olan YMO söz 
    konusu olunca, yeni albümün ardından 
    gerçekleştirilecek bu iki günlük Tokyo
    Dome konserinin nasıl bir içerikle 
    karşımıza çıkacağı doğal olarak büyük 
    merak konusuydu. 

    Elbette bazı dinleyiciler “Rydeen” ya da 
    “Technopolis” gibi klasiklerin yeniden 
    sahneye taşınmasını umuyordu. Ancak 
    sonuç, herkesin bildiği gibi bambaşka 
    oldu. Ortada ne gösteriş uğruna yapılmış 
    yapay sürprizler vardı… Ne de geçmişe 
    yaslanan zorlama bir nostalji. 

    Sahnede sunulan şey, 90’ların doğal 
    akışı içinde gelişen çağdaş tekno 
    anlayışıydı. 

    Tokyo Dome’daki dev ekranlar ve kubbeye 
    yansıtılan çarpıcı görüntüler görsel 
    açıdan gerçekten etkileyiciydi. Ancak iş 
    müziğe geldiğinde grup son derece 
    sade bir yol izledi. 

    TECHNODON albümündeki parçalar 
    neredeyse albüm sırasına sadık kalınarak 
    seslendirildi. Aralara ve encore bölümüne 
    ise geçmişten birkaç hit şarkı serpiştirildi. 

    Hepsi bu. 

    Ben bunun doğru bir tercih olduğunu 
    düşünüyorum. Çünkü sahnede 
    gördüğümüz şey… 

    Hayranların beklentilerine hoş görünmeye 
    çalışan bir YMO değildi. Geçmişe dönüp 
    nostaljiye sığınan bir YMO da değildi. 
    Karşımızda duran şey, olduğu gibi 
    1993’ün YMO’suydu. 

    Bunun en açık göstergelerinden biri de 
    açılış grubunun The Orb olmasıydı. 
    Bu seçim başlı başına bir mesaj 
    niteliği taşıyordu. 

    The Orb’un kurucularından Dr. Alex
    Paterson, 90’ların elektronik müzik 
    anlayışını temsil eden en önemli 
    isimlerden biriydi. 

    Çünkü 90’ların tekno müziği artık eski 
    anlamdaki tekno-pop değildi. House 
    müziğini temel alan, kulüp kültürüyle 
    iç içe gelişen yeni bir elektronik 
    müzik anlayışıydı. 

    Bu açıdan bakıldığında, güncel tekno üreten
    YMO’nun kulüp atmosferinden adeta on
    bin ışık yılı uzak bir mekân olan Tokyo 
    Dome’da konser vermesi ilk bakışta 
    oldukça zorlayıcı görünüyordu. 

    Buna rağmen ses sistemi öylesine başarılı 
    hazırlanmıştı ki, insan zaman zaman 
    kendisini Tokyo Dome’da değil de çok daha 
    uygun akustiğe sahip bir salondaymış gibi 
    hissediyordu. 

    Elbette böylesine büyük bir mekân 
    seçilmesinin nedeni yalnızca müzik değildi. 
    YMO’yu görmek isteyen on binlerce insanı 
    ağırlayabilecek tek yer de burasıydı. İlk gün 
    ikinci katın en üst sıralarında birkaç boş 
    koltuk göze çarpsa da… 
    Bu son gece tamamen kapalı gişeydi. 

    Set List 

    Birinci Bölüm 
    Be a Superman  
    Nanga DEF?  
    Floating Away  
    Dolphinity  
    I Tre Merli  
    High-Tech Hippies  

    Burada ilk bölüm sona eriyor. Ardından kısa 
    bir ara niteliğinde hazırlanan nostalji 
    bölümüne geçiliyor. Beklendiği gibi 
    salonun coşkusu da bir anda yükseliyor. 

    Nostalji Bölümü 
    Castalia  
    Behind the Mask  
    Chinese Woman  

    İlginçtir ki dağıtılan konser kitapçığında bu 
    bölümde “UT” adlı parçanın da yer alacağı 
    belirtilmişti. Ancak ne ilk gece ne de 
    ikinci gece bu şarkı çalındı. Ardından konser 
    yeniden TECHNODON albümünün 
    ikinci yarısına dönüyor. 

    İkinci Bölüm 
    Nostalgia 
    Silence of Time  
    Waterford  
    O.K  
    Chance  

    Final parçası “Chance”, geçmiş YMO 
    parçalarından alınan sayısız göndermeyi 
    içinde barındıran adeta bir YMO
    mega-mix’i gibiydi. 
    Bu yüzden konseri kapatmak için bundan 
    daha uygun bir seçim düşünülemezdi. 
    Kısa bir aranın ardından sıra encore 
    bölümüne geliyor. 

    Encore 
    Pocket Full Rainbows 

    Bu bölüm aslında klasik anlamda canlı bir 
    performans değildi. Arka planda kayıt 
    çalarken üyeler, neredeyse idol gruplarını 
    andıran eğlenceli bir koreografi sergiliyordu. 

    YMO’nun oyunbaz tarafını göstermesi 
    açısından hoştu. Yine de olmasa da eksikliği 
    hissedilmeyecek bir bölümdü. Ardından 
    grubun ilk albümünden gelen iki klasik 
    geceyi noktaladı. 

    Tong Poo  
    Firecracker 

    Konserin orta bölümündeki eski parçalar 
    günümüz anlayışına göre yeniden 
    düzenlenmişti. Ancak yalnızca bu iki eser, 
    geçmişteki düzenlemelerine sadık 
    kalınarak seslendirildi. İşte bu yüzden 
    etkileri daha da güçlüydü. 

    Ne kaba… 

    Ne de seyirciyi memnun etmek adına 
    gereğinden fazla çaba gösteren 
    bir konserdi. 

    Grubun yapmak istediği şey son derece 
    açıktı. Ve bunu başarıyla 
    gerçekleştirdiler. 

    Özellikle ikinci gece, ilk gün hissedilen 
    gerginlik neredeyse tamamen 
    kaybolmuştu. 

    Performans çok daha rahattı. 

    “Chinese Woman” sırasında doğaçlama 
    biçimde “Cosmic Surfin’” melodisinin 
    duyulması… 

    Bir zamanlar yorumladıkları Beatles klasiği 
    “All You Need Is Love”dan kısa bir pasajın 
    araya serpiştirilmesi… 

    Encore sona erdikten sonra ise 80’lerin 
    başındaki konserleri hatırlatan vocoder’lı 
    anonsun salonda yankılanması… 

    Bütün bunlar ne geçmişe körü körüne 
    bağlıydı… Ne de eski hayranlara yapılmış 
    ucuz bir jestti. Tam kararında bırakılmış 
    küçük selamlar gibiydi. Bu yüzden ister 
    eski YMO’yu sevenlerden olun… 
    İster yeni YMO’yu benimseyenlerden… 
    Bu konserden keyif almamanız 
    neredeyse mümkün değildi. 

    Her ne kadar bunun YMO’nun son yeniden 
    birleşmesi olacağı konuşulsa da… 
    Doğrusunu söylemek gerekirse… 
    Bunun burada sona ermesi gerçekten 
    büyük bir kayıp olurdu. 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 23.09.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 22.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • By-Sexual | Fool’s Mate | 09.93

    “YOUNG SPIRITS” LIVE REPORT 

    Şu sıralar tam anlamıyla yükselişte olan BY-SEXUAL, genç ruhunu sonuna kadar 
    yansıtan (gülüyor) yeni albümü “YOUNG
    SPIRITS” ile uzun zamandır beklenen yaz 
    turnesi “LIVE SPIRITS”i sonunda başlattı. 

    Aslına bakılırsa, onların durumunda bu yeni 
    albüm sanki yalnızca bu yaz turnesini 
    gerçekleştirebilmek için yayımlanmış gibiydi. 

    Tam anlamıyla… 

    “Yaz geldi, hadi coşalım!” ruhuyla 
    hazırlanmış bir çalışma. 

    O hâlde, gençlik enerjisiyle dopdolu (gülüyor) 
    geçen turnenin ilk gününe birlikte 
    göz atalım. 

    23 Haziran 1993 (Çarşamba) 
    Nakano Sunplaza 

    Yazı: Sachie Tojo 
    Fotoğraflar: Saori Tsuji 

    Yarım yıllık bir aranın ardından BY-
    SEXUAL’ın ülke turnesi nihayet 
    başladı. 

    İlk durak, Nakano Sunplaza. 

    O sabah gökyüzü, yağmur mevsimine yakışır 
    şekilde kapalı ve yağışlıydı. Ama bu hava, 
    salona gelen kimsenin keyfini kaçırmaya 
    yetmedi. 

    Daha kapıda grubun üyelerini taklit eden 
    hayranlar göze çarpıyordu. Bu zaten alışıldık 
    bir manzaraydı. Ancak BY-SEXUAL söz 
    konusu olduğunda iş bununla sınırlı 
    kalmıyordu. Tokkōfuku’lar, transparan 
    denizci üniformaları, T-back’ler, dönemin 
    grunge  modası… Hepsi aynı salonda 
    buluşmuştu. 

    Grubun özgür ruhuna yakışır şekilde, hayran 
    kitlesi de “her şey serbest” anlayışını 
    benimsemiş gibiydi. Gerçi bir tek 
    J-League modasına özenen kimseye 
    rastlamadık… 

    Hayranların kıyafetlerini izlerken konserin 
    başlaması planlanan saat çoktan yirmi 
    dakika geçmişti. Salonda çalan Vince Neil 
    yavaş yavaş kısıldı. Salon ışıkları söndü. 

    Hangi konsere giderseniz gidin, en heyecan 
    verici an her zaman açılış anıdır. 

    Kıpkırmızı takip ışıkları sahnenin iki yanından 
    seyircilerin üzerine uzanıyor. Hoparlörlerden 
    acil durum alarmı yükseliyor. Karanlığa alışan 
    gözler, sahnede beliren siluetleri seçmeye 
    başlıyor. Derken bütün tezahüratlar tek bir 
    noktada birleşiyor… 

    Ve “OH MY!” başlıyor. 

    Gerçekten nefes kesen bir açılıştı. 

    Sahne tamamen aydınlandığında, güneş 
    gözlüğünü takmış SHO sarı tonlarının hâkim 
    olduğu kostümüyle dikkat çekiyordu. Diğer 
    üyelerin kostümlerinde ise kırmızı renk 
    ön plandaydı. 

    RYÖ, yeni gitarını her zamankinden biraz 
    daha yukarıda duracak şekilde kısa askıyla 
    kullanıyordu. DEN’in bembeyaz Steinberger
    bas gitarı ise ışıkların altında göz 
    kamaştırıyordu. SHO, güneş gözlüğünü 
    seyircilere doğru fırlattıktan sonra grup hiç 
    vakit kaybetmeden “BE FREE”ye geçti. 

    Konserin daha ilk bölümünden itibaren 
    seyirciyi sürekli coşturan SHO’nun sesi son 
    derece güçlüydü. Synth düzenlemesiyle 
    dikkat çeken “DYNAMITE GIRL” sırasında 
    yaptığı meşhur monkey dance ile birlikte 
    salondaki “Julisen”ler (Juliana Tokyo’da 
    kullanılan katlanır yelpazeler) daha da büyük 
    bir coşkuyla sallanmaya başladı. 

    Juliana Tokyo’da bu yelpazeler sağa sola 
    sallanırken, burada öne arkaya hareket ediyor 
    olmaları ise işin en eğlenceli ayrıntılarından 
    biriydi. 

    RYÖ ile düet yaptığı “HAPPY BIRTHDAY
    FOR ME” sırasında kullanılanışıklandırma 
    ise gecenin en etkileyici görsel anlarından 
    birini yarattı.Salon karanlığa gömülürken 
    yalnızca üyelerin kıyafetlerinin renkleri 
    yavaşça ortaya çıkıyor, sahnede neredeyse 
    tabloyu andıran bir görüntü oluşuyordu. 

    “Yarım yıllık bir aradan sonra yeniden 
    buluşmuş sevgililer gibiyiz. SHO biraz 
    heyecanlı görünse de…” 
    (Seyirciler kahkahaya boğuluyor.) 
    “Genç ruhumuzla sonuna kadar 
    birlikte eğleneceğiz!” 

    SHO’nun bu konuşması salondan 
    büyük alkış aldı. 

    “Genç ruh”tan söz etse de, kısa süre 
    önce doğum gününü kutlayan DEN artık 
    bir yaş daha almıştı. Üstelik grup arkadaşları 
    ona hiçbir hediye almamıştı. Bunun üzerine 
    DEN de kendi kendine bir video kamera 
    satın alıp o günkü konseri kaydetmek 
    üzere yanında getirmişti. 

    Konserin henüz ilk yarısında SHO’nun bu 
    kadar konuşkan olması ise pek alışıldık bir 
    durum değildi. 

    Buradan itibaren yeni albümden parçalar 
    peş peşe seslendirildi. BY-SEXUAL’ın ilk
    shuffle ritmine sahip şarkısı “SEXY CAT”, 
    canlı performansta beklenenden çok daha 
    etkileyici bir izlenim bıraktı. 
    Sahnenin arkasını kaplayan kırmızı ışıklar 
    eşliğinde çalınan “CHASE” ise, RYÖ’nün 
    vokalinin melodiyi daha da belirgin hâle 
    getirdiği anlardan biriydi. 

    “4D POCKET turnesinde HAPPY
    BIRTHDAY FOR ME’i dans 
    ederek söylemeyi düşünüyorduk.” 
    (Salondan “Kyaa~!” çığlıkları yükseliyor.) 
    “Ama bugün onu zaten yaptık. O yüzden 
    yeni albümden BEGINNER’S DANCE ile 
    sadece biraz…” 
    (Salonu yeniden büyük tezahüratlar kaplıyor.) 
    “…Böyle bir şey bekliyor muydunuz?”
    (gülüşmeler) 

    Elbette bekliyorduk! 

    SHO’nun, “Bunu tek başıma yapmak biraz 
    utandırıyor. Siz de dans ederseniz çok 
    sevinirim.” sözlerinin ardından sahne ile 
    seyirciler “BEGINNER’S DANCE” 
    eşliğinde tek bir bütün hâline gelerek 
    dans etmeye başladı.

    Albüm röportajında söz ettikleri yaz turnesi 
    gerçekten gerçekleşirse, bu şarkının adeta 
    Young Spirits versiyonu bir bon odoriye 
    dönüşmesi hiç de şaşırtıcı olmazdı.
    Belki biraz fazla ileri gidiyoruz ama… 
    (gülüşmeler). 

    Bu sıcak ve samimi atmosferin ardından 
    sahne ışıkları aniden değişti ve yerini 
    karanlık atmosferiyle “NERVOUS” aldı.

    Arka fonda, grubun ilk dönem logosunu 
    taşıyan büyük bir bayrak belirdi. Bu 
    karanlık havanın üzerine dans ritmiyle 
    düzenlenmiş kısa bir enstrümantal bölüm 
    eklendi ve ardından coşku yeniden 
    yükselerek “WELCOME PARTY” başladı.
    Daha kontrollü temposu, gerginliği 
    hissettiren davulları ve Rock’n’Roll ağırlıklı 
    düzenlemesiyle bu bölüm, bugünkü BY-
    SEXUAL’ın ulaştığı müzikal çizgiyi 
    açıkça yansıtıyordu. 

    “Az önceki dans nasıldı? Artık ortada 
    Checkers diye bir grup kalmadığına göre, 
    onları geçmenin tek yolu dans etmekten 
    geçiyor!
    Zaten biz kendimizi bir idol grubu 
    olarak görüyoruz!” (gülüşmeler) 

    SHO’nun bu esprili MC konuşmasıyla 
    salondaki coşku bir kez daha 
    zirveye ulaştı. “WHITE CHERRY” 
    sırasında sahnenin önündeki üç üye, 
    ritme kusursuz bir uyumla aynı anda 
    zıplarken konser de ikinci yarısına 
    iyice hız kazandırdı. 

    Sahnenin tavanından sarkan ışıklar ağır ağır 
    alçalırken, DEN’in chopper tekniğiyle çaldığı 
    basın zaman zaman diğer enstrümanların 
    önüne geçmesi ses dengesini biraz 
    gölgeliyordu; bu da gecenin küçük 
    eksilerinden biriydi. 

    Bununla birlikte günün en dikkat çekici anı 
    hiç kuşkusuz “PSYCHIC DANCE” oldu. 
    Davullar elektronik altyapıya geçiş 
    yaptığında, grunge tarzı kıyafetleriyle 
    NAO sahnenin sağ arka köşesinde belirdi. 
    Elindeki tefi ritme eşlik ederek çalarken 
    tüm vücuduyla müziğe kendini bırakıyordu.
    Uzun zamandır bu performansı izleme 
    fırsatı bulamayan hayranlar ise büyük bir 
    coşkuyla karşılık verdi. 

    Bu enerji hiç kesilmeden “THANK YOU
    FOR SMILE”a taşındı. SHO, Checkers’ın 
    “Namida no Request” şarkısındaki dans 
    figürlerini andıran hareketleri seyircilere 
    göstererek salonun ilgisini tamamen 
    üzerine çekti. 

    Temposu biraz düşürülerek yorumlanan 
    “GET, START, DON’T STOP, GO GO!”ın 
    ardından konser, “PRINCESS S.O.S!!” ile 
    ana bölümünü tamamladı. Rock’n’Roll 
    ağırlıklı bu üçlü kapanış, gecenin enerjisini 
    son ana kadar korumayı başardı. 

    Enkorda ise “SO BAD BOY” yeniden 
    sahneye taşındı ve gece, “Q2” ile noktalandı. 

    Işık ile gölge… Sakinlikle hareket…
    Pop ile siber punk… 

    BY-SEXUAL eğlenceyi her zaman müziğinin 
    ayrılmaz bir parçası olarak kullanıyor. Ancak 
    bu gecenin asıl dikkat çekici yanı, tüm bu 
    zıtlıkları belirgin kontrastlar hâlinde sahneye 
    taşımasıydı. Sonuç olarak ortaya çıkan 
    konser, yalnızca yeni albümden şarkılar 
    çalan bir tanıtım gecesi değil; albümün 
    akışını, atmosferini ve kimliğini baştan sona 
    sahneye taşıyan bütünlüklü bir performans 
    olarak hafızalarda yer etti. 

    #Notlar:

    ■ Tokkōfuku (特攻服) 
    1970’lerden itibaren Japonya’daki bōsōzoku 
    (motorcu gençlik grupları) kültürüyle 
    özdeşleşen uzun işlemeli mont ve üniformalar.
    80’ler ve 90’larda Visual Kei ile rock 
    konserlerinde de sıkça görülürdü. 

    ■ Julisen (ジュリセン) 
    Katlanır plastik yelpaze. 1990’ların başında 
    Tokyo’daki Juliana Tokyo gece kulübüyle ün 
    kazandı. Dans ederken ritim tutmak için 
    kullanılırdı ve dönemin pop kültürünün 
    simgelerinden biri hâline geldi. 

    ■ Juliana Tokyo 
    1991–1994 yılları arasında faaliyet gösteren 
    ve Japonya’nın “bubble economy” döneminin 
    en ikonik gece kulüplerinden biri.
    Julisen kültürünün doğduğu yer olarak bilinir. 

    ■ Shuffle Beat 
    Rock ve blues kökenli, düz ritim yerine 
    sallanan (“swing”) bir hissiyat veren davul 
    ritmi. Konserde çalınan “SEXY CAT”,
    BY-SEXUAL’ın bu tarzı kullandığı ilk 
    şarkılardan biri olarak tanıtılıyor. 

    Kaynak: Fool’s Mate
    Yayın Yılı: 09.1993
    Orijinal Dil: Japonca
    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish

    İlk Çeviri Yayınlama: 24.09.2025
    Revize Edilmiş Sürüm: 22.07.2026

    Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.

  • Neo Japaneseque Kagrra,

    Neo Japaneseque — Kagrra,’nın Dört Mevsim Yolculuğu

    Modern Japon estetiğini mevsimlerin diliyle anlatan 12 sayfalık özel fotoğraf dosyası.

    Bu çalışma yalnızca bir fotoğraf çekimi değil; Kagrra,’nın müziğini şekillendiren Japon estetiğini, mevsim döngüsünü ve şiirsel anlatımını bir araya getiren konsept bir editoryal çalışmadır. Bu çeviride yalnızca metinleri değil, sayfalarda kullanılan sembolleri ve kültürel göndermeleri de açıklamaya çalıştım.

    “Bir röportaj okumaya başlamıyorsunuz. Bir mevsim yolculuğuna çıkıyorsunuz.”

    ネオ・ジャパネスク

    Neo Japaneseque

    Normalde Japonlar “Japanese” demezdi. Buradaki Japaneseque
    (ジャパネスク), Fransızca kökenli -esque ekinden gelir ve sanat
    dünyasında: “…üslubunda” / “…estetiğinde” anlamına gelir.

    Yani Neo Japaneseque demek, Modern Japon Estetiği /
    Yeni Japon Zarafeti gibi bir kavram.

    Bu aslında Kagrra,’nın bütün kariyerini anlatan iki kelime.

    サウンドにおいても / Müziklerinde de…
    ヴィジュアルにおいても / Görsel dünyalarında da…
    (Kıyafet, makyaj, fotoğraf, sahne… hepsi)
    独特の「和」/ 和 Tek başına “Japon” değildir.
    Bu karakter; uyum, huzur, denge, Japon ruhu, geleneksel
    Japon estetiği… hepsini aynı anda anlatır.

    Bu yüzden Japonya’nın eski adı 大和 (Yamato) bile bu
    karakteri kullanır.

    Yani aslında denen “Kagrra, Japon estetiğinin ruhunu taşıyor.”
    Sonra hemen yanına 「雅」ekliyor, okunuşu miyabi
    (zarafet, incelik, aristokrat güzellik, Heian dönemi estetiği, şiirsellik)
    Yani Wa: Japon ruhu / Miyabi: Japon estetiği
    “Kagrra,’nın sanatı, Japon ruhu ile zarafetin birleşimidir.”

    を追い続ける
    追う kovalamak, devam etmek, aramaya devam etmek
    …aramayı sürdüren / …peşinden gitmeye devam eden

    “Kagrra,, hem müziğinde hem de görsel anlatımında kendine özgü
    bir Japon ruhunu ve zarafet anlayışını aramayı sürdüren bir grup.”
    -sahip demiyor dikkat! peşinden giden diyor, çünkü sanat bitmez,
    sürekli aranır. Bu da çok Japonca bir düşünce.

    Kısacası ilk giriş:
    Hem müziğinde hem de görsel dünyasında Japon ruhunu ve
    zarafetini kendine özgü biçimde yaşatmayı sürdüren Kagrra,. Bu
    özel fotoğraf çalışmasında grubun anlattığı hikâyeler ve şiirlerden
    ilham alınarak, dört mevsim teması üzerinden değişen duyguları ve
    farklı yüzleri okuyucuyla buluşturuluyor.

    İlk şiir notlarımız:
    生命 / Seimei: Yaşam
    Ama biyolojik anlamda değil.
    Daha çok: Can / Yaşam enerjisi

    息吹 / nefes + üflemek: Hayatın nefesi
    “filizlenmek” / “can bulmak” / “doğanın yeniden nefes alması”
    burada ilkbahar ile beraber kullanılmış.

    陽炎 / bunun Türkçede tam karşılığı yok 😦
    Yazın asfaltın üzerinde gördüğün dalgalanan hava vardır ya… işte o.
    ama Japon şiirinde: ulaşılamayan şey, geçicilik, anılar, kaybolan
    görüntüler demek. Yani “Geçip giden zaman” dan bahsediliyor.

    徒然なるままに / Japon edebiyatının en önemli klasiklerinden biri
    olan Tsurezuregusa (徒然草) ile özdeşleşmiş bir ifadedir.
    Bu ifade: “öylesine” değil, daha çok: Zamanın akışına kendini
    bırakarak… / Doğal akış içinde… / Olacağına varır diyerek… gibi bir
    kabulleniş hissi taşır.

    Şiirimize bakalım:

    Yaşamın yeniden nefes aldığı ilkbaharda da,
    Sıcak havanın titreşerek ufku dalgalandırdığı yazda da,
    Zamanın akışına kendimi bırakırken bile,
    Bu duyguları kalbimden silemiyorum.

    #Pluto: İlk şiirde kullanılan mevsimler ilkbahar ve yaz. Bunlar Japon
    kültüründe: doğuş, gençlik, umut, canlanma ile ilişkilendirilir. Ama şiirin sonunda buna rağmen: “Bu duyguları silemiyorum.” deniyor.
    Yani baharın gelişi bile kalpteki özlemi hafifletemiyor.

    始 (Hajimari)
    はじめ (Hajime) / はじまり (Hajimari):
    Başlangıç / Bir şeyin doğuşu / Hikâyenin ilk adımı
    Ama Japoncada bundan biraz daha fazlası var.

    iki parçadan oluşuyor.
    左 (sol taraf) :Kadın.
    Sağ taraf : Eski Çince kökenli bir ses bileşeni.
    Eski sözlüklerde bu karakter; “Bir yaşamın başlaması” / “Doğum” ile
    ilişkilendiriliyor.
    Yani “başlangıç” derken mekanik bir başlangıç değil. Canlı bir şeyin
    dünyaya gelişi. İlk sayfadaki “生命 (yaşam)” ile de güzel bir bağ
    kuruyor.

    儚げに散る秋も
    儚い (hakanai): Geçici / Fanî
    Bir anda yok olacak kadar narin
    Bu kelime Japon edebiyatının en sevdiği kelimelerden biridir.
    Mesela kiraz çiçekleri için de kullanılır.
    Çünkü güzeldir. Ama kısa sürer.

    散る: Dökülmek / Dağılmak / Yaprakların düşmesi

    “Hüzünle yapraklarını döken sonbaharda bile…”

    吐息を奪う冬も
    吐息: Nefes
    奪う: Çalmak / Elinden almak / Kapıp götürmek

    “Nefesi çalan kış bile…”

    Çünkü soğuk hava gerçekten nefesi keser ama aynı zamanda
    üzüntü, özlem, yalnızlık da insanın nefesini keser.

    徒然なるままに
    mevsimler değişiyor ama insanın kalbi değişmişiyor 🙂

    この想いを消せぬまま
    “Bu duyguları içimden silemeden…”

    Şiirimize bakalım:

    Yapraklarını sessizce döken sonbaharda da,
    Nefesimi alıp götüren kışta da,
    Zamanın akışına bıraksam bile kendimi,
    Kalbimde taşıdığım bu duygular silinmiyor.

    #Kısa bilgi:
    Japon tasarım anlayışı “Boşluk”
    yani 間 (ma), Japon estetiğinde en az doluluk kadar önemlidir. “Ma”,
    nesneler arasındaki anlamlı boşluğu ifade eder; sessizlik, bekleyiş
    ve nefes alma alanıdır.

    #Pluto: anlatım ritmi ve bölümleme biçimi sanki eski Japon resim
    tomarlarını (emakimono) hatırlattı.

    春 (Haru) : İlkbahar
    Ama tabii ki sadece bu anlama gelmiyor. Çünkü Japonlar için 春
    sadece bir mevsim değildir.
    yeniden doğuş, ilk aşk, gençlik, umut, yeni başlangıç, okul yılı,
    mezuniyet, vedalar

    Sadece iki satır. Ama inanılmaz yoğun.
    Hadi bakalım.

    淡色 : Açık renk
    Ama şiirde öyle çevrilmez.
    淡 (awai) şu anlamları taşır: belli belirsiz, silik, narin, hafif, pastel

    İlkbahar daha yeni başlamış. Henüz renkler tam canlı değil.
    O yüzden “淡” kullanılıyor.

    蝶旋
    蝶 : Kelebek / 旋 : Dönmek, Spiral çizmek, Daire oluşturmak
    “Kelebeğin kanat izini çizercesine…”
    染まる: Normalde boyanmak, renk almak. Ama şiirde; bir şeye
    karışmak, onun parçası olmak.
    ように : Sanki… Gibi…
    吹かれて : Savrulmak, Esmek, Rüzgâr tarafından taşınmak
    “Rüzgârın rengine karışır gibi usulca savruluyor.”

    #Pluto: Japon şiirinde rüzgârın rengi olur 😀

    #Kısa bilgi: ayame (菖蒲) yani iris
    Japon kültüründe iris; kötülükten korunma, cesaret, arınma ile
    ilişkilendirilir.
    5 Mayıs’taki geleneksel Shōbu no Sekku (bugünkü Çocuklar
    Günü’nün kökenlerinden biri) kutlamalarında iris yaprakları
    kullanılırdı; uzun yapraklarının kılıca benzetilmesi nedeniyle güç
    ve korunmayı simgelerdi. Yani rastgele çiçek seçmemişler.

    #Pluto: bence Isshi burada baharın kendisi.

    音の無い : Sesin olmadığı, Sessiz
    翳った : Gölgelenmiş
    ama bunun içinde; kararmış, hüzün çökmüş, ışığını kaybetmiş
    anlamları da var.
    “Gölgelere bürünmüş”

    月夜 : Ay gecesi.
    Ayın Japon şiirinde ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz diye
    yorumladım ama olsun not bırakalım.
    özlem / yalnızlık / geçmiş / bekleyiş
    “Sesin bile ulaşmadığı gölgeli bir ay gecesinde…”

    #Pluto:çoğu yeri atlıyorum biliyorsunuz diye ama yani gerek yok
    çok ayrıntıya diyerek geçiyorum kızmayın)

    独り心映されて
    Burada ince bir ayrıntı var.
    独り: Yalnız, Tek başına
    ama yalnızlık burada fiziksel değil içsel.
    映されて : Yansıtılmak / Yansımasını görmek
    “Yalnız kalan kalbim kendi yansımasına bakıyor.”

    Sanki suya bakıyor gibi.

    闇の中を手探りで捜す記憶 (çevirmesi zor ama başarabiliriz)
    Ellerinle yoklayarak aramak. Mesela elektrikler kesilir. Duvarı ellerinle
    ararsın. İşte o hareket. Ama burada Anıları arıyor.
    “Karanlığın içinde, ellerimle yoklar gibi anılarımı arıyorum.”

    浮かばせて : Bu fiil “Su yüzüne çıkmak” demek.
    Ama anılar için kullanılmış.
    “Hatıralar yavaşça su yüzüne çıkıyor.”

    #Pluto: cidden oturdum sudaki yansımama bakıyorum.

    頬を撫でる懐かしい声
    頬 : Yanak
    撫でる : Okşamak
    懐かしい : Özlenen / Tanıdık / Eski günleri hatırlatan
    声 : Ses
    “Yanağımı okşayan o tanıdık ses…”

    何処に隠れたの : Nereye saklandın?
    ama…. sitem ediyor, öfke yok. Nereye gittin…?
    Şimdi nereye saklandın…? gibi

    無情に舞い : Acımasızca savruluyor
    舞う: aslında dans etmek. Ama çiçek yaprakları için de kullanılır.
    “yaprak gibi uçuyor”

    春の日は幾度も巡って
    巡る : Japoncada sadece dönmek değildir. Yılların, Mevsimlerin,
    Kaderin tekrar tekrar geri gelmesi.
    İlkbahar yine geliyor. Ama… İnsan aynı insan değil.

    咲いては儚く散り急ぐ
    Çiçek açıyor ve hemen dökülüyor.

    #Kısa bilgi: Bu, Japonların çok sevdiği mono no aware (物の哀れ)
    anlayışını çağrıştırıyor: Güzelliğin tam da geçici olduğu için insanın
    içine işleyen o tatlı hüzün.

    抱き寄せて交わした約束は : Bir zamanlar sarılarak verdiğimiz söz…

    Bir zamanlar birbirimize sarılarak verdiğimiz sözler…
    Acaba hangi baharda yeniden çiçek açacak?

    夏 : Yaz
    canlılık, büyüme, enerji, tutku, hayatın en dolu zamanı

    青 : Mavi ama Japoncada aynı zamanda Yeşil
    “yeni yeşermiş yapraklar”

    #Kısa bilgi: Eski Japon şiirinde 青葉 hep erken yaz demektir.
    Kirazlar geçti. Şimdi ağaçlar tamamen yeşil.

    撫でる
    Bu sefer “yaprakları okşayan rüzgâr”

    風 : Rüzgâr(en çok geçen kelime)
    Ama Japon şiirinde rüzgâr; zaman, haber, hatıra, ayrılık,
    karşılaşma anlamlarına da gelir.
    “Yeni yeşeren yaprakları okşayan rüzgâr…”

    夢現つつ
    夢現 okunuşu yumemutsutsu : Bu klasik Japon edebiyatının çok
    sevdiği ifadelerden biridir. Anlamı: Rüya ile gerçek arasında kalmak.
    Ne tamamen uyanıksın. Ne tamamen rüyadasın. Tam aradaki hâl.
    心を揺らす : Kalbi sallıyor / Sarsıyor / Dalgalandırıyor

    Yeni yeşeren yaprakları okşayan rüzgâr,
    Rüya ile gerçeğin arasında salınan kalbimi usulca titretiyor.

    #Pluto: Tam Kagrra, oldu bu çeviri 🙂

    #Kısa bilgi: Japonya’da Ejderha: su, nehir, yağmur, bereket, yaşam
    Yazın gelmesiyle yağmur gelir, pirinç büyür, hayat devam eder.
    Yani ejderha yaz.

    #Pluto: sayfa tasarımı aynı Rinpa okulunun altın zeminli paravanları
    birazda Edo dönemi… bayılıyorum Japon estetiğine. Kagrra, Japon
    klasik şiirindeki (waka ve tanka) doğa imgelerini çok sever.
    O yüzden bu kadar çok aynı imgeler var.

    秋 (Aki) : Sonbahar
    Japon kültüründe sonbahar, belki de en şiirsel mevsimdir.
    Özellikle klasik Japon şiirinde sonbahar, çoğu zaman “geçen
    zamanın farkına varılan mevsim” olarak işlenir.

    İlkbaharda iris vardı. Yazda efsanevi yaratıklar. Şimdi ise sadece…
    Akçaağaç yaprakları. Neden? Çünkü sonbaharın en güçlü sembolü
    budur. Ama daha güzeli… Yapraklar yukarıdan aşağı inmiyor. Kıvrılarak ilerliyorlar. Sanki zaman akıyor.

    揺れる : Sallanan, Dalgalanan, Hafifçe hareket eden
    髪 : Saç
    香り: Koku, koku değil aslında… güzel koku, hafif esans
    に捲かれ(巻かれ): Sarılmak, Çevrelenmek, İçine alınmak
    “Rüzgârla salınan saçlarının kokusu beni usulca sarıyor”

    Rüzgâr açıkça söylenmiyor ama hissediliyor.

    時間 : Zaman
    重ね : Üst üste birikmek / Katman katman olmak
    陰 : Gölge
    (ama aynı zamanda; İçe kapanıklık, Sessizlik, Hüznün bıraktığı iz)
    “Üst üste biriken zamanın gölgeleri birbirine karışıyor”

    浅葱色 (asagi-iro)
    Bu herhangi bir mavi değil.

    #Kısa bilgi: Asagi, Japonya’ya özgü çok özel bir renk. Mavi ile yeşil
    arasında. Eski kimonolarda çok kullanılır. Hatta Shinsengumi’nin
    meşhur haori ceketlerinin rengi de bu tona yakındır.

    羽織 / Haori : Yani kimononun üzerine giyilen kısa ceket
    纏い : Üzerine almak, Kuşanmak
    “Soluk mavi-yeşil bir haoriyi omuzlarıma alarak…”

    淡い夢を観た
    淡い : Solgun, Hafif, Belirsiz
    夢 : Rüya
    Normalde “rüya görmek” için 見る de kullanılabilir.
    Ama burada 観る yazılmış. Bu kullanım, yalnızca “görmek”ten biraz
    daha bilinçli bir bakışı çağrıştırır; sanki rüyanın içine dikkatle
    bakmak, onu seyretmek gibi.
    “Solgun bir düş gördüm. / Silik bir rüyaya daldım.”

    Şiirimize bakalım:

    Rüzgârda salınan saçlarının kokusu beni usulca sararken,
    Yılların üst üste bıraktığı gölgeler birbirine karışıyor.
    Soluk mavi-yeşil bir haoriyi omuzlarıma alıyor,
    Ve silik bir düşe dalıyorum.

    朱 (shu) : Bu “kırmızı” değil, “zinnabar kırmızısı”
    Yani; tapınak kapılarının, torii’lerin, eski mürekkebin, lak işçiliğinin
    kırmızısı. Özellikle 赤 dememiş 朱 demiş.
    染められた : Boyanmış, Rengine bürünmüş, Kaplanmış
    “Kızıl renge bürünmüş…”

    枯れ葉 : Kurumuş yapraklar, Sonbahar yaprakları
    に抱かれ
    抱く: Sarılmak, Kucaklamak.
    “Kızıl yaprakların kucağında…”

    埋もれた貴女に
    貴女 : Bu normal あなた değil. Bu, kadına hitap ederken kullanılan
    çok edebi bir yazım. Türkçede “Sen” dersek eksik kalıyor. Biraz
    “Sevgili sen” gibi.
    埋もれた : Gömmek, Kaybolmak, Yaprakların altında kalmak
    “Kızıl yaprakların altında kaybolan sana…”

    吐息を浴びせてみた
    İşte yine… ilk sayfadan beri peşimizi bırakmayan Nefes.
    浴びせる : Üzerine dökmek, Yağdırmak, Sarmak
    “Nefesimi sana ulaştırmaya çalıştım.”

    眩い : Göz kamaştırıcı
    輝く: Parlamak
    恋 : Aşk
    “Bir zamanlar göz kamaştıracak kadar parlak olan aşk…”

    この掌に

    掌 : El değil, “Avuç içi”, bu ayrıntı çok Japonca 🙂
    “Bu avuçlarımın içinde…”

    運命に弄ばれた
    弄ぶ : Oyuncak etmek
    ama şiirde; “Kaderin oyuncağı olmak”
    運命 : Kader
    “Kaderin insafına bırakılmış…”

    微睡む魂の聲
    微睡む : Yarı uykuda olmak
    !夢現 (yumemutsutsu) yine aynı fikir!
    魂 : Ruh
    聲 Eski yazımla Ses. Bugünkü 声 yerine kullanılmış.
    “Yarı uykuda gezinen ruhun sesi…”

    ねぇ・・・
    ねぇ Japoncada “Hey” değildir. Çok yumuşak, birine “Bak…” der gibi.
    愛しい : Canım, Sevgilim, Çok sevdiğim, Kalbimin en değerli kişisi

    Şiirimize bakalım:

    Kızıl renge bürünmüş kurumuş yaprakların kucağında,
    Onların altında kaybolan sana nefesimi ulaştırmaya çalıştım.
    Bir zamanlar göz kamaştıran aşk, şimdi avuçlarımın içinde;
    Kaderin insafına bırakılmış, yarı uykudaki ruhun sesi gibi yankılanıyor.
    “Hey…”
    “…Sevgilim.”

    冬 (Fuyu) : Kış
    Ama Japon şiirinde kış sadece kar değildir.
    sessizlik, arınma, bekleyiş, yalnızlık, yeni başlangıcın hemen
    öncesindeki durgunluk demektir.

    鳴呼 : “Ah…” demek. Ama normal “ああ” değil.
    Daha dramatik. Daha iç çekiş gibi. Sanki biri derin bir nefes alıyor.

    風に浮かぶ “Rüzgârın üzerinde süzülen…”
    夢の破片
    : Rüya 破片 : Parça, Kırık parça
    “Rüyanın kırık parçaları.”

    はらり降りて
    İşte bu Japoncanın büyüsü.
    はらり bir yansıma sözcüğü. Sessizce… Tek tek… Usulca… Bir
    yaprağın ya da kar tanesinin yere düşmesi gibi.

    “Usulca süzülerek yere inerken…”

    時を越えて : “Zamanı aşarak…”
    愛を抱いて : “Sevgiyi bağrıma basarak… /
    Sevgiyi içimde taşıyarak…”

    懐かしいあの頃へ
    懐かしい (natsukashii). Geldik zor çeviriye 😀
    Çünkü sadece “özledim” değildir. “Sıcacık hatırladığım eski günler”
    demektir.
    “O özlemle andığım günlere doğru…”

    白銀の世界
    白銀 : Gümüş beyazı
    Karlı dünya, Karla kaplanmış manzara, Işığı yansıtan beyaz
    Sadece “Beyaz” değil.

    色褪せぬ憶い
    色褪せぬ : Hiç solmayan
    ama bu sefer bi farkla, 想い değil, 憶い yazılmış. İkisi de “omoi”
    okunuyor.
    想い → Kalpte taşınan duygu.
    憶い → Hafızayla, anıyla ilişkili hatırlayış.

    天に翳して : Göğe doğru kaldırıyorum, Havaya kaldırıyorum,
    Hatıralarımı gökyüzüne sunuyorum

    Şiirimize bakalım:

    Ah… Rüzgârda süzülen rüyanın kırık parçaları
    Usulca yere inerken…
    Ah… Sevgiyi kalbime alıp zamanın ötesine geçerek,
    O özlemle andığım günlere dönüyorum…

    Ufka dek uzanan gümüş beyazı dünyanın içinde,
    Hiç solmayan anılarımı şimdi gökyüzüne kaldırıyorum.

    #Pluto: Sanki bir filmin kapanış monoloğu gibi.

    #Kısa bilgi: Japon resim sanatında çam (matsu) dört mevsim yeşil kaldığı için uzun ömrün, dayanıklılığın ve sürekliliğin simgesidir.

    Sonbaharda akçaağaç yaprakları dökülüyordu. Kışta ise yapraklarını dökmeyen çam geliyor.

    “Her şey geçer. Ama bazı şeyler kalır.”

    mürekkep manzarası (suiboku-ga)

    鳴呼…風に揺れる夢の季節はらりはらり
    鳴呼 : “Ah…”
    Sanki şarkının ilk notasından önce alınan nefes 🙂

    風に : Rüzgârda
    揺れる : Sallanmak, Dalgalanmak, Hafifçe titreşmek
    Daha çok; İnce bir dalın rüzgârla salınması, Kimono kolunun hafifçe
    hareket etmesi, Saç telinin kıpırdaması

    夢の季節
    季節 : Mevsim
    Buna direk “rüya mevsimi” diyemeyiz
    Rüyaların mevsimi veya Rüya gibi geçen mevsim

    はらりはらり (evet yine o yerdeyiz :D)
    Bu bir giseigo (yansıma sözcüğü)
    Tek tek düşen şeyleri. Yaprak, Kar, Çiçek yaprağı
    Sessizce, Yavaşça, Süzülerek
    Bir değil… İki kere yazılmış.
    はらりはらり
    Niye? Çünkü düşüş devam ediyor 😀

    Ah… Rüzgârda salınan düş mevsimi,
    Yaprak yaprak usulca dökülüyor…

    ya da

    Ah… Rüya gibi geçen mevsim,
    Sessizce, yaprak yaprak üzerime süzülüyor…

    #Pluto: Ah… bilemedim. Zorlandığım bir yer.

    鳴呼…風に浮かぶ夢の破片はらり降りて
    浮かぶ : Süzülmek, Yüzmek, Havada asılı kalmak
    Önce “Rüyanın mevsimi” şimdi
    夢の破片 “O rüyanın geriye kalan parçaları”

    はらり降りて ama bu sefer sonuna 降りて eklenmiş.
    Yani artık sadece süzülmüyor. Gerçekten yere iniyor.
    Bir süreç tamamlanıyor.

    Ah… Rüzgârın taşıdığı düş kırıntıları,
    Usulca yere süzülüyor…

    ya da

    Ah… Rüzgârda süzülen rüya parçaları,
    Sessizce toprağa düşüyor…

    #Pluto: çeviri seçimlerini size bırakıyorum.
    Nasıl hoşunuza giderse ❤

    結 (Ketsu (on’yomi) Musubu / Musubi / Yui (kun’yomi ve isimlerde))
    En temel anlamı; Bağlamak, İki şeyi birbirine bağlamak,
    Düğüm atmak, Birleştirmek
    Geniş anlamı:Bağ kurmak, Sonuçlandırmak, Tamamlamak, Bir
    hikâyeyi düğümlemek, Bir ilişkiyi kurmak, Bir döngüyü kapatmak

    Biz buna kısacası “Son” diyebiliriz.

    Neden direk 終 /Son demedi diye sorarsak,
    “Her şey birbirine bağlandı.” anlamı daha baskın çıkıyor.

    Japon kültüründe 結 , 結ぶ (musubu) fiili inanılmaz önemlidir.
    Sadece ip bağlamak değildir.
    İnsanlarla kurulan bağ. Kaderlerin birbirine bağlanması. Evlilik bağı.
    Dua ederken bağlanan kâğıtlar (omikuji). Şinto’da görünmeyen
    bağlar. Hepsi aynı kökten gelir.
    Japon estetiğinde bir şey bitmez. Bağlanır. Döngü tamamlanır.


    淡色の吐息は螺旋を描き
    淡色 (awairo)
    淡 : Soluk, Hafif, Yumuşak
    色 : Renk
    Pastel ton, Soluk renk, Belirsiz renk
    Ama şiirde renk demiyor, daha çok iz gibi.

    螺旋 (Rasen) : Spiral, Sarmal, Helezon

    Japon estetiğinde spiral, sürekli dönüşü, devam eden hareketi,
    sonsuzluğu çağrıştırabilir.

    描き (描く) : Çizmek, Tasvir etmek, Şekil oluşturmak

    Soluk renkli nefes, göğe doğru spiral çiziyor…
    Pastel bir nefes sarmallar oluşturarak yükseliyor…

    İkisinden biri, tercih sizin..:)

    風に染まる様に吹かれて
    “Sanki rüzgârın rengine boyanır gibi savruluyor.”

    Şiirimize bakalım:

    Solgun renkli bir nefes, sarmallar çizerek yükseliyor;
    Rüzgârın rengine karışır gibi usulca savruluyor.

    ya da

    Soluk bir nefes, göğe doğru sarmallar çizerken;
    Rüzgârın rengini içine çekercesine uzaklara savruluyor.

    愛しきは / Burada yine 愛しい (itoshii) kökünü görüyoruz.
    “Sevdiğim şey… / Benim için en kıymetlisi…”

    貴女への想いを / Yine normal “Sen” değil, edebî, zarif
    想い : Kalbin taşıdığı his
    奏で bu fiil önemli
    奏でる : Müzik çalmak, Bir ezgi icra etmek, Sesiyle dile getirmek
    Normal “söylemek” değil.
    “Sana duyduğum hisleri bir ezgiye dönüştürmek.”

    終わる事を知らず : Bitmeyi bilmeden,
    Sonunun ne olduğunu bilmeden
    “Hiç sona ermeyecekmiş gibi…”

    その音色のせて
    音色 : Ses rengi, Tını, Melodi
    のせて : Üzerine bindirmek, Taşımak
    “O tınıya yükleyerek…”

    歌う事でしょう
    “Şarkı söylemeye devam edeceğim.”

    私の命朽ちるまで
    命 : Hayat, Ömür
    朽ちる: Çürümek, Yok olmak, Toprağa karışmak
    Normal “ölmek” fiili değil. Doğal olarak tükenmek.
    “Ömrüm toprağa karışıncaya dek…”

    Şiirimize bakalım:

    Sana duyduğum sevgiyi ezgilere dönüştüreceğim.
    Onun hiç sona ermeyeceğini bilerek;
    O duygunun tınısını yüklenip şarkı söylemeye devam edeceğim,
    Ömrüm tükenene dek.

    #Pluto: Bu… Kagrra,’nın manifestosu gibi.
    Dört mevsimi baştan sona bakınca;
    “Bu hikâye sona ermedi. Sadece tamamlandı ve yeniden
    başlayacak.”
    Ve okuyucuya;
    “Artık bu yolculuğun anlamını sen tamamla.”
    kalıyor.

    詩片=一志(Kagrra)
    Şiir parçaları: Isshi (Kagrra,)

    撮影=加藤正憲
    Fotoğraflar: Masanori Katō

    Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
    Duygular: Sizlere ait