2 Haziran’da yeni albümleri “Z [zetto]”yu yayımlayan, yeni kadrosuyla yeniden doğan AION…
Eski VIRUS davulcusu Shuu’yu kadrosuna katan grup, Osaka ve Nagoya konserlerini başarıyla tamamladıktan sonra sonunda tam kadro ve tam güçle Tokyo’ya çıktı.
“Z” ile “ZERO” döneminin ruhuna dönüşü başarıyla gerçekleştiren AION’un bu yoğun enerjisi, sahneye nasıl yansıyacaktı?
Dört kişinin tek bir bütün hâline geldiği o olağanüstü gücü, şimdi doğrudan konser alanından aktaralım.
Yazı: Masato Tojo Fotoğraflar: Yohsuke Komatsu
Son günlerde yeniden doğan AION’un albümü “Z [zetto]” neredeyse sürekli çaldı kulaklarımda. Geçen sayıda yayımlanan uzun röportajın sonunda IZUMI şakayla karışık, “Aslında artık sıkıldım ama.” (gülüyor) demişti.
Ama dürüst olmam gerekirse… Ben hâlâ sıkılmadım. İlk dinleyişte yarattığı etki zaten çok güçlüydü. Fakat albümü tekrar tekrar dinledikçe insan, onun ne kadar derin bir çekim gücüne sahip olduğunu daha iyi fark ediyor.
İşte tam da bu yüzden Z Touru büyük bir heyecanla bekliyordum. Programım nedeniyle Osaka ve Nagoya konserlerine gidememiştim. Ama sonunda…
Hayır…
Nihayet sıra Tokyo çıkarmasına gelmişti. 30 Haziran. Shibuya Kōkaidō. Ve Z Tour’un final gecesi.
Saat 18.48. Salon bir anda karanlığa gömüldü.
Albümdeki açılışla aynı ürkütücü SE “Z”, kapkaranlık salonun içinde gururla yankılanıyordu. Sahnenin önüne gerilmiş ince yarı saydam perdeye lazerlerle dev bir “Z” yansıtıldı. Renkler durmadan değişiyordu.
Dikkatle bakınca IZUMI’nin gitarına yerleştirilmiş flaşın da ritimle birlikte yanıp söndüğü fark ediliyordu.
Derken…
Dört siluet dimdik sahnede belirdi. İnsanın tüylerini diken diken eden bir açılıştı. Hiç vakit kaybetmeden ağır ve ezici “TRUTH” başladı. Şarkının ağırlığına uygun biçimde grup üyeleri gereksiz hiçbir harekete başvurmuyordu. Sadece dimdik duruyorlar…
Ve o duruş bile başlı başına büyük bir güç hissettiriyordu. İşte bu sağlamlık, AION’un artık ulaştığı olgunluğu gözler önüne seriyordu. Ardından melodik ama son derece hızlı “IRA IRA” geldi. “Muhteşem!” Başka söze gerek bırakmayan kusursuz bir akıştı.
Üstelik her kısa duraklamada bambaşka renklere bürünen ışık tasarımı gerçekten olağanüstüydü. Konser daha ilk dakikalarından itibaren unutulmayacak görüntüler sunmaya başlamıştı. Bu ihtişamlı ışıklar AION’u olduğundan da görkemli gösteriyordu.
Belki de mesele ışıklar değildi…
Belki de grubun sahne karizması artık eskisinden çok daha güçlü hissediliyordu.
Yeni albüm parçalarının canlı performansı zaten kusursuza yakındı. Buna ek olarak “HUMAN GRIEFMAN” ile “愛音” ve “BE AFRAID” arasında kurulan medley düzenlemesi… Eski şarkılardaki o keskin ve tertemiz performans… Hepsi özellikle övgüyü hak ediyordu.
Ve tabii ki…
Yeni davulcu Shuu. AION’un içine böylesine doğal oturan bir davulcu görmek gerçekten büyük keyifti. Konser ilerledikçe insanın içinde tek bir düşünce oluşuyordu.
“Galiba şu ana kadar izlediğim en iyi AION konserini izliyorum.”
Orta bölüm adeta Z albümünün geçit törenine dönüştü. NOV’un vokali, albümdekinden bile daha dramatik duyulan “SEA OF YOUR EYES” ile zirveye ulaşıyordu. Arka fonda Los Angeles’ı andıran masmavi gökyüzü beliriyordu. Yaklaşık on dakika süren uzun bir parça olmasına rağmen tek bir an bile uzun hissettirmiyordu.
Dramatik yapısı dinleyiciyi sürekli içinde tutuyordu. Ardından gelen enstrümantal “PETER VI” ve her üyeye ayrılan solo bölümleri hakkında ise…
Bu kez özellikle yorum yapmayacağım.
Güneş gözlüğünü takarak sahneye çıkan DEAN, gösterişli kostüm değişimiyle birlikte “SO MANY”yi seslendirdi. Şarkının yarattığı ferahlık hissiyle aynı anda bütün salon ışığa boğuldu.
Ve sonra…
Gecenin en büyük anı geldi. İlk kez canlı seslendirilen… “D. BOUND.” … İnanılmazdı.
Hayır…
Kelimeler yetmiyor.
Böylesine karmaşık, böylesine teknik, böylesine nefes kesici bir parçayı bile kusursuz çalıyorlardı. Ardından gelen “JACK” son darbeyi vurdu. Yükselen alevler… Biraz daha hızlandırılmış “CONFESSION”… Ve buna rağmen en ufak bir dağınıklık bile yoktu.
Gerçekten… İnanılmazdı.
Encore bölümü doğrudan “PLANET” ile başladı. Salondaki AION ailesi her sözü büyük bir coşkuyla söylüyordu. Ardından “THINK EVER AFTER.” Burada özellikle bir isimden bahsetmek gerekiyor.
Shuu.
Son dönemde izlediğim konserler arasında beni en fazla etkileyen davul performanslarından birini sergiledi. Çalımında hem dolgun bir ağırlık vardı… Hem de jilet gibi keskin bir netlik. (gülüyor) Böyle bir dengeyi yakalamak gerçekten kolay değil.
“Sonbaharda yeniden görüşeceğiz.”
Bu sözlerin ardından grup “VIOLENT BLAZE” ile sahneden ayrıldı. Salonda ise “PETER VI” çalmaya devam ediyordu. Konser boyunca sevinçten sahnede yuvarlanacak kadar coşkulu olan NOV’un söylediği tek cümle hâlâ kulaklarımda.
“Bizim doğru bulduğumuz AION işte bu.”
Ben de aynı fikirdeyim.
Evet…
Ben de AION’u tam da böyle seviyorum.
Ah…
Keşke daha fazla konserlerini izleyebilsem.
Gerçekten…
İnsan bağımlısı oluyor.
Kaynak: Fool’s Mate Yayın Yılı: 09.1993 Orijinal Dil: Japonca Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 15.09.2025 Revize Edilmiş Sürüm: 22.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.
“Dağılma”nın ardından geçen yıllardan sonra, 1993 – YMO Yeniden Doğuyor projesi, 26 Mayıs’ta yayımlanan TECHNODON albümünü de arkasına alarak yalnızca bu kez gerçekleşeceği söylenen sahneye çıktı.
10 ve 11 Haziran’da Tokyo Dome’un dev kubbesi altında gerçekleştirilen bu görkemli buluşmanın son gecesi olan 11 Haziran konserine birlikte göz atalım.
11 Haziran 1993
Yazı: Eiichi Yoshimura Fotoğraflar: Saori Tsuji
1980’lerde toplumsal bir fenomene dönüşmüş bir grup olan YMO söz konusu olunca, yeni albümün ardından gerçekleştirilecek bu iki günlük Tokyo Dome konserinin nasıl bir içerikle karşımıza çıkacağı doğal olarak büyük merak konusuydu.
Elbette bazı dinleyiciler “Rydeen” ya da “Technopolis” gibi klasiklerin yeniden sahneye taşınmasını umuyordu. Ancak sonuç, herkesin bildiği gibi bambaşka oldu. Ortada ne gösteriş uğruna yapılmış yapay sürprizler vardı… Ne de geçmişe yaslanan zorlama bir nostalji.
Sahnede sunulan şey, 90’ların doğal akışı içinde gelişen çağdaş tekno anlayışıydı.
Tokyo Dome’daki dev ekranlar ve kubbeye yansıtılan çarpıcı görüntüler görsel açıdan gerçekten etkileyiciydi. Ancak iş müziğe geldiğinde grup son derece sade bir yol izledi.
TECHNODON albümündeki parçalar neredeyse albüm sırasına sadık kalınarak seslendirildi. Aralara ve encore bölümüne ise geçmişten birkaç hit şarkı serpiştirildi.
Hepsi bu.
Ben bunun doğru bir tercih olduğunu düşünüyorum. Çünkü sahnede gördüğümüz şey…
Hayranların beklentilerine hoş görünmeye çalışan bir YMO değildi. Geçmişe dönüp nostaljiye sığınan bir YMO da değildi. Karşımızda duran şey, olduğu gibi 1993’ün YMO’suydu.
Bunun en açık göstergelerinden biri de açılış grubunun The Orb olmasıydı. Bu seçim başlı başına bir mesaj niteliği taşıyordu.
The Orb’un kurucularından Dr. Alex Paterson, 90’ların elektronik müzik anlayışını temsil eden en önemli isimlerden biriydi.
Çünkü 90’ların tekno müziği artık eski anlamdaki tekno-pop değildi. House müziğini temel alan, kulüp kültürüyle iç içe gelişen yeni bir elektronik müzik anlayışıydı.
Bu açıdan bakıldığında, güncel tekno üreten YMO’nun kulüp atmosferinden adeta on bin ışık yılı uzak bir mekân olan Tokyo Dome’da konser vermesi ilk bakışta oldukça zorlayıcı görünüyordu.
Buna rağmen ses sistemi öylesine başarılı hazırlanmıştı ki, insan zaman zaman kendisini Tokyo Dome’da değil de çok daha uygun akustiğe sahip bir salondaymış gibi hissediyordu.
Elbette böylesine büyük bir mekân seçilmesinin nedeni yalnızca müzik değildi. YMO’yu görmek isteyen on binlerce insanı ağırlayabilecek tek yer de burasıydı. İlk gün ikinci katın en üst sıralarında birkaç boş koltuk göze çarpsa da… Bu son gece tamamen kapalı gişeydi.
Set List
Birinci Bölüm Be a Superman Nanga DEF? Floating Away Dolphinity I Tre Merli High-Tech Hippies
Burada ilk bölüm sona eriyor. Ardından kısa bir ara niteliğinde hazırlanan nostalji bölümüne geçiliyor. Beklendiği gibi salonun coşkusu da bir anda yükseliyor.
Nostalji Bölümü Castalia Behind the Mask Chinese Woman
İlginçtir ki dağıtılan konser kitapçığında bu bölümde “UT” adlı parçanın da yer alacağı belirtilmişti. Ancak ne ilk gece ne de ikinci gece bu şarkı çalındı. Ardından konser yeniden TECHNODON albümünün ikinci yarısına dönüyor.
İkinci Bölüm Nostalgia Silence of Time Waterford O.K Chance
Final parçası “Chance”, geçmiş YMO parçalarından alınan sayısız göndermeyi içinde barındıran adeta bir YMO mega-mix’i gibiydi. Bu yüzden konseri kapatmak için bundan daha uygun bir seçim düşünülemezdi. Kısa bir aranın ardından sıra encore bölümüne geliyor.
Encore Pocket Full Rainbows
Bu bölüm aslında klasik anlamda canlı bir performans değildi. Arka planda kayıt çalarken üyeler, neredeyse idol gruplarını andıran eğlenceli bir koreografi sergiliyordu.
YMO’nun oyunbaz tarafını göstermesi açısından hoştu. Yine de olmasa da eksikliği hissedilmeyecek bir bölümdü. Ardından grubun ilk albümünden gelen iki klasik geceyi noktaladı.
Tong Poo Firecracker
Konserin orta bölümündeki eski parçalar günümüz anlayışına göre yeniden düzenlenmişti. Ancak yalnızca bu iki eser, geçmişteki düzenlemelerine sadık kalınarak seslendirildi. İşte bu yüzden etkileri daha da güçlüydü.
Ne kaba…
Ne de seyirciyi memnun etmek adına gereğinden fazla çaba gösteren bir konserdi.
Grubun yapmak istediği şey son derece açıktı. Ve bunu başarıyla gerçekleştirdiler.
Özellikle ikinci gece, ilk gün hissedilen gerginlik neredeyse tamamen kaybolmuştu.
Performans çok daha rahattı.
“Chinese Woman” sırasında doğaçlama biçimde “Cosmic Surfin’” melodisinin duyulması…
Bir zamanlar yorumladıkları Beatles klasiği “All You Need Is Love”dan kısa bir pasajın araya serpiştirilmesi…
Encore sona erdikten sonra ise 80’lerin başındaki konserleri hatırlatan vocoder’lı anonsun salonda yankılanması…
Bütün bunlar ne geçmişe körü körüne bağlıydı… Ne de eski hayranlara yapılmış ucuz bir jestti. Tam kararında bırakılmış küçük selamlar gibiydi. Bu yüzden ister eski YMO’yu sevenlerden olun… İster yeni YMO’yu benimseyenlerden… Bu konserden keyif almamanız neredeyse mümkün değildi.
Her ne kadar bunun YMO’nun son yeniden birleşmesi olacağı konuşulsa da… Doğrusunu söylemek gerekirse… Bunun burada sona ermesi gerçekten büyük bir kayıp olurdu.
Kaynak: Fool’s Mate Yayın Yılı: 09.1993 Orijinal Dil: Japonca Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 23.09.2025 Revize Edilmiş Sürüm: 22.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.
Şu sıralar tam anlamıyla yükselişte olan BY-SEXUAL, genç ruhunu sonuna kadar yansıtan (gülüyor) yeni albümü “YOUNG SPIRITS” ile uzun zamandır beklenen yaz turnesi “LIVE SPIRITS”i sonunda başlattı.
Aslına bakılırsa, onların durumunda bu yeni albüm sanki yalnızca bu yaz turnesini gerçekleştirebilmek için yayımlanmış gibiydi.
Tam anlamıyla…
“Yaz geldi, hadi coşalım!” ruhuyla hazırlanmış bir çalışma.
O hâlde, gençlik enerjisiyle dopdolu (gülüyor) geçen turnenin ilk gününe birlikte göz atalım.
23 Haziran 1993 (Çarşamba) Nakano Sunplaza
Yazı: Sachie Tojo Fotoğraflar: Saori Tsuji
Yarım yıllık bir aranın ardından BY- SEXUAL’ın ülke turnesi nihayet başladı.
İlk durak, Nakano Sunplaza.
O sabah gökyüzü, yağmur mevsimine yakışır şekilde kapalı ve yağışlıydı. Ama bu hava, salona gelen kimsenin keyfini kaçırmaya yetmedi.
Daha kapıda grubun üyelerini taklit eden hayranlar göze çarpıyordu. Bu zaten alışıldık bir manzaraydı. Ancak BY-SEXUAL söz konusu olduğunda iş bununla sınırlı kalmıyordu. Tokkōfuku’lar, transparan denizci üniformaları, T-back’ler, dönemin grunge modası… Hepsi aynı salonda buluşmuştu.
Grubun özgür ruhuna yakışır şekilde, hayran kitlesi de “her şey serbest” anlayışını benimsemiş gibiydi. Gerçi bir tek J-League modasına özenen kimseye rastlamadık…
Hayranların kıyafetlerini izlerken konserin başlaması planlanan saat çoktan yirmi dakika geçmişti. Salonda çalan Vince Neil yavaş yavaş kısıldı. Salon ışıkları söndü.
Hangi konsere giderseniz gidin, en heyecan verici an her zaman açılış anıdır.
Kıpkırmızı takip ışıkları sahnenin iki yanından seyircilerin üzerine uzanıyor. Hoparlörlerden acil durum alarmı yükseliyor. Karanlığa alışan gözler, sahnede beliren siluetleri seçmeye başlıyor. Derken bütün tezahüratlar tek bir noktada birleşiyor…
Ve “OH MY!” başlıyor.
Gerçekten nefes kesen bir açılıştı.
Sahne tamamen aydınlandığında, güneş gözlüğünü takmış SHO sarı tonlarının hâkim olduğu kostümüyle dikkat çekiyordu. Diğer üyelerin kostümlerinde ise kırmızı renk ön plandaydı.
RYÖ, yeni gitarını her zamankinden biraz daha yukarıda duracak şekilde kısa askıyla kullanıyordu. DEN’in bembeyaz Steinberger bas gitarı ise ışıkların altında göz kamaştırıyordu. SHO, güneş gözlüğünü seyircilere doğru fırlattıktan sonra grup hiç vakit kaybetmeden “BE FREE”ye geçti.
Konserin daha ilk bölümünden itibaren seyirciyi sürekli coşturan SHO’nun sesi son derece güçlüydü. Synth düzenlemesiyle dikkat çeken “DYNAMITE GIRL” sırasında yaptığı meşhur monkey dance ile birlikte salondaki “Julisen”ler (Juliana Tokyo’da kullanılan katlanır yelpazeler) daha da büyük bir coşkuyla sallanmaya başladı.
Juliana Tokyo’da bu yelpazeler sağa sola sallanırken, burada öne arkaya hareket ediyor olmaları ise işin en eğlenceli ayrıntılarından biriydi.
RYÖ ile düet yaptığı “HAPPY BIRTHDAY FOR ME” sırasında kullanılanışıklandırma ise gecenin en etkileyici görsel anlarından birini yarattı.Salon karanlığa gömülürken yalnızca üyelerin kıyafetlerinin renkleri yavaşça ortaya çıkıyor, sahnede neredeyse tabloyu andıran bir görüntü oluşuyordu.
“Yarım yıllık bir aradan sonra yeniden buluşmuş sevgililer gibiyiz. SHO biraz heyecanlı görünse de…” (Seyirciler kahkahaya boğuluyor.) “Genç ruhumuzla sonuna kadar birlikte eğleneceğiz!”
SHO’nun bu konuşması salondan büyük alkış aldı.
“Genç ruh”tan söz etse de, kısa süre önce doğum gününü kutlayan DEN artık bir yaş daha almıştı. Üstelik grup arkadaşları ona hiçbir hediye almamıştı. Bunun üzerine DEN de kendi kendine bir video kamera satın alıp o günkü konseri kaydetmek üzere yanında getirmişti.
Konserin henüz ilk yarısında SHO’nun bu kadar konuşkan olması ise pek alışıldık bir durum değildi.
Buradan itibaren yeni albümden parçalar peş peşe seslendirildi. BY-SEXUAL’ın ilk shuffle ritmine sahip şarkısı “SEXY CAT”, canlı performansta beklenenden çok daha etkileyici bir izlenim bıraktı. Sahnenin arkasını kaplayan kırmızı ışıklar eşliğinde çalınan “CHASE” ise, RYÖ’nün vokalinin melodiyi daha da belirgin hâle getirdiği anlardan biriydi.
“4D POCKET turnesinde HAPPY BIRTHDAY FOR ME’i dans ederek söylemeyi düşünüyorduk.” (Salondan “Kyaa~!” çığlıkları yükseliyor.) “Ama bugün onu zaten yaptık. O yüzden yeni albümden BEGINNER’S DANCE ile sadece biraz…” (Salonu yeniden büyük tezahüratlar kaplıyor.) “…Böyle bir şey bekliyor muydunuz?” (gülüşmeler)
Elbette bekliyorduk!
SHO’nun, “Bunu tek başıma yapmak biraz utandırıyor. Siz de dans ederseniz çok sevinirim.” sözlerinin ardından sahne ile seyirciler “BEGINNER’S DANCE” eşliğinde tek bir bütün hâline gelerek dans etmeye başladı.
Albüm röportajında söz ettikleri yaz turnesi gerçekten gerçekleşirse, bu şarkının adeta Young Spirits versiyonu bir bon odoriye dönüşmesi hiç de şaşırtıcı olmazdı. Belki biraz fazla ileri gidiyoruz ama… (gülüşmeler).
Bu sıcak ve samimi atmosferin ardından sahne ışıkları aniden değişti ve yerini karanlık atmosferiyle “NERVOUS” aldı.
Arka fonda, grubun ilk dönem logosunu taşıyan büyük bir bayrak belirdi. Bu karanlık havanın üzerine dans ritmiyle düzenlenmiş kısa bir enstrümantal bölüm eklendi ve ardından coşku yeniden yükselerek “WELCOME PARTY” başladı. Daha kontrollü temposu, gerginliği hissettiren davulları ve Rock’n’Roll ağırlıklı düzenlemesiyle bu bölüm, bugünkü BY- SEXUAL’ın ulaştığı müzikal çizgiyi açıkça yansıtıyordu.
“Az önceki dans nasıldı? Artık ortada Checkers diye bir grup kalmadığına göre, onları geçmenin tek yolu dans etmekten geçiyor! Zaten biz kendimizi bir idol grubu olarak görüyoruz!” (gülüşmeler)
SHO’nun bu esprili MC konuşmasıyla salondaki coşku bir kez daha zirveye ulaştı. “WHITE CHERRY” sırasında sahnenin önündeki üç üye, ritme kusursuz bir uyumla aynı anda zıplarken konser de ikinci yarısına iyice hız kazandırdı.
Sahnenin tavanından sarkan ışıklar ağır ağır alçalırken, DEN’in chopper tekniğiyle çaldığı basın zaman zaman diğer enstrümanların önüne geçmesi ses dengesini biraz gölgeliyordu; bu da gecenin küçük eksilerinden biriydi.
Bununla birlikte günün en dikkat çekici anı hiç kuşkusuz “PSYCHIC DANCE” oldu. Davullar elektronik altyapıya geçiş yaptığında, grunge tarzı kıyafetleriyle NAO sahnenin sağ arka köşesinde belirdi. Elindeki tefi ritme eşlik ederek çalarken tüm vücuduyla müziğe kendini bırakıyordu. Uzun zamandır bu performansı izleme fırsatı bulamayan hayranlar ise büyük bir coşkuyla karşılık verdi.
Bu enerji hiç kesilmeden “THANK YOU FOR SMILE”a taşındı. SHO, Checkers’ın “Namida no Request” şarkısındaki dans figürlerini andıran hareketleri seyircilere göstererek salonun ilgisini tamamen üzerine çekti.
Temposu biraz düşürülerek yorumlanan “GET, START, DON’T STOP, GO GO!”ın ardından konser, “PRINCESS S.O.S!!” ile ana bölümünü tamamladı. Rock’n’Roll ağırlıklı bu üçlü kapanış, gecenin enerjisini son ana kadar korumayı başardı.
Enkorda ise “SO BAD BOY” yeniden sahneye taşındı ve gece, “Q2” ile noktalandı.
Işık ile gölge… Sakinlikle hareket… Pop ile siber punk…
BY-SEXUAL eğlenceyi her zaman müziğinin ayrılmaz bir parçası olarak kullanıyor. Ancak bu gecenin asıl dikkat çekici yanı, tüm bu zıtlıkları belirgin kontrastlar hâlinde sahneye taşımasıydı. Sonuç olarak ortaya çıkan konser, yalnızca yeni albümden şarkılar çalan bir tanıtım gecesi değil; albümün akışını, atmosferini ve kimliğini baştan sona sahneye taşıyan bütünlüklü bir performans olarak hafızalarda yer etti.
#Notlar:
■ Tokkōfuku (特攻服) 1970’lerden itibaren Japonya’daki bōsōzoku (motorcu gençlik grupları) kültürüyle özdeşleşen uzun işlemeli mont ve üniformalar. 80’ler ve 90’larda Visual Kei ile rock konserlerinde de sıkça görülürdü.
■ Julisen (ジュリセン) Katlanır plastik yelpaze. 1990’ların başında Tokyo’daki Juliana Tokyo gece kulübüyle ün kazandı. Dans ederken ritim tutmak için kullanılırdı ve dönemin pop kültürünün simgelerinden biri hâline geldi.
■ Juliana Tokyo 1991–1994 yılları arasında faaliyet gösteren ve Japonya’nın “bubble economy” döneminin en ikonik gece kulüplerinden biri. Julisen kültürünün doğduğu yer olarak bilinir.
■ Shuffle Beat Rock ve blues kökenli, düz ritim yerine sallanan (“swing”) bir hissiyat veren davul ritmi. Konserde çalınan “SEXY CAT”, BY-SEXUAL’ın bu tarzı kullandığı ilk şarkılardan biri olarak tanıtılıyor.
Kaynak: Fool’s Mate Yayın Yılı: 09.1993 Orijinal Dil: Japonca Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 24.09.2025 Revize Edilmiş Sürüm: 22.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.
Neo Japaneseque — Kagrra,’nın Dört Mevsim Yolculuğu
Modern Japon estetiğini mevsimlerin diliyle anlatan 12 sayfalık özel fotoğraf dosyası.
Bu çalışma yalnızca bir fotoğraf çekimi değil; Kagrra,’nın müziğini şekillendiren Japon estetiğini, mevsim döngüsünü ve şiirsel anlatımını bir araya getiren konsept bir editoryal çalışmadır. Bu çeviride yalnızca metinleri değil, sayfalarda kullanılan sembolleri ve kültürel göndermeleri de açıklamaya çalıştım.
“Bir röportaj okumaya başlamıyorsunuz. Bir mevsim yolculuğuna çıkıyorsunuz.”
ネオ・ジャパネスク
Neo Japaneseque
Normalde Japonlar “Japanese” demezdi. Buradaki Japaneseque (ジャパネスク), Fransızca kökenli -esque ekinden gelir ve sanat dünyasında: “…üslubunda” / “…estetiğinde” anlamına gelir.
Yani Neo Japaneseque demek, Modern Japon Estetiği / Yeni Japon Zarafeti gibi bir kavram.
Bu aslında Kagrra,’nın bütün kariyerini anlatan iki kelime.
サウンドにおいても / Müziklerinde de… ヴィジュアルにおいても / Görsel dünyalarında da… (Kıyafet, makyaj, fotoğraf, sahne… hepsi) 独特の「和」/ 和 Tek başına “Japon” değildir. Bu karakter; uyum, huzur, denge, Japon ruhu, geleneksel Japon estetiği… hepsini aynı anda anlatır.
Bu yüzden Japonya’nın eski adı 大和 (Yamato) bile bu karakteri kullanır.
Yani aslında denen “Kagrra, Japon estetiğinin ruhunu taşıyor.” Sonra hemen yanına 「雅」ekliyor, okunuşu miyabi (zarafet, incelik, aristokrat güzellik, Heian dönemi estetiği, şiirsellik) Yani Wa: Japon ruhu / Miyabi: Japon estetiği “Kagrra,’nın sanatı, Japon ruhu ile zarafetin birleşimidir.”
を追い続ける 追う kovalamak, devam etmek, aramaya devam etmek …aramayı sürdüren / …peşinden gitmeye devam eden
“Kagrra,, hem müziğinde hem de görsel anlatımında kendine özgü bir Japon ruhunu ve zarafet anlayışını aramayı sürdüren bir grup.” -sahip demiyor dikkat! peşinden giden diyor, çünkü sanat bitmez, sürekli aranır. Bu da çok Japonca bir düşünce.
Kısacası ilk giriş: Hem müziğinde hem de görsel dünyasında Japon ruhunu ve zarafetini kendine özgü biçimde yaşatmayı sürdüren Kagrra,. Bu özel fotoğraf çalışmasında grubun anlattığı hikâyeler ve şiirlerden ilham alınarak, dört mevsim teması üzerinden değişen duyguları ve farklı yüzleri okuyucuyla buluşturuluyor.
İlk şiir notlarımız: 生命 / Seimei: Yaşam Ama biyolojik anlamda değil. Daha çok: Can / Yaşam enerjisi
息吹 / nefes + üflemek: Hayatın nefesi “filizlenmek” / “can bulmak” / “doğanın yeniden nefes alması” burada ilkbahar ile beraber kullanılmış.
陽炎 / bunun Türkçede tam karşılığı yok 😦 Yazın asfaltın üzerinde gördüğün dalgalanan hava vardır ya… işte o. ama Japon şiirinde: ulaşılamayan şey, geçicilik, anılar, kaybolan görüntüler demek. Yani “Geçip giden zaman” dan bahsediliyor.
徒然なるままに / Japon edebiyatının en önemli klasiklerinden biri olan Tsurezuregusa (徒然草) ile özdeşleşmiş bir ifadedir. Bu ifade: “öylesine” değil, daha çok: Zamanın akışına kendini bırakarak… / Doğal akış içinde… / Olacağına varır diyerek… gibi bir kabulleniş hissi taşır.
Şiirimize bakalım:
Yaşamın yeniden nefes aldığı ilkbaharda da, Sıcak havanın titreşerek ufku dalgalandırdığı yazda da, Zamanın akışına kendimi bırakırken bile, Bu duyguları kalbimden silemiyorum.
#Pluto: İlk şiirde kullanılan mevsimler ilkbahar ve yaz. Bunlar Japon kültüründe: doğuş, gençlik, umut, canlanma ile ilişkilendirilir. Ama şiirin sonunda buna rağmen: “Bu duyguları silemiyorum.” deniyor. Yani baharın gelişi bile kalpteki özlemi hafifletemiyor.
始 (Hajimari) はじめ (Hajime) / はじまり (Hajimari): Başlangıç / Bir şeyin doğuşu / Hikâyenin ilk adımı Ama Japoncada bundan biraz daha fazlası var.
始 iki parçadan oluşuyor. 左 (sol taraf) 女 :Kadın. Sağ taraf 台: Eski Çince kökenli bir ses bileşeni. Eski sözlüklerde bu karakter; “Bir yaşamın başlaması” / “Doğum” ile ilişkilendiriliyor. Yani “başlangıç” derken mekanik bir başlangıç değil. Canlı bir şeyin dünyaya gelişi. İlk sayfadaki “生命 (yaşam)” ile de güzel bir bağ kuruyor.
儚げに散る秋も 儚い (hakanai): Geçici / Fanî Bir anda yok olacak kadar narin Bu kelime Japon edebiyatının en sevdiği kelimelerden biridir. Mesela kiraz çiçekleri için de kullanılır. Çünkü güzeldir. Ama kısa sürer.
散る: Dökülmek / Dağılmak / Yaprakların düşmesi
“Hüzünle yapraklarını döken sonbaharda bile…”
吐息を奪う冬も 吐息: Nefes 奪う: Çalmak / Elinden almak / Kapıp götürmek
“Nefesi çalan kış bile…”
Çünkü soğuk hava gerçekten nefesi keser ama aynı zamanda üzüntü, özlem, yalnızlık da insanın nefesini keser.
徒然なるままに mevsimler değişiyor ama insanın kalbi değişmişiyor 🙂
この想いを消せぬまま “Bu duyguları içimden silemeden…”
Şiirimize bakalım:
Yapraklarını sessizce döken sonbaharda da, Nefesimi alıp götüren kışta da, Zamanın akışına bıraksam bile kendimi, Kalbimde taşıdığım bu duygular silinmiyor.
#Kısa bilgi: Japon tasarım anlayışı “Boşluk” yani 間 (ma), Japon estetiğinde en az doluluk kadar önemlidir. “Ma”, nesneler arasındaki anlamlı boşluğu ifade eder; sessizlik, bekleyiş ve nefes alma alanıdır.
#Pluto: anlatım ritmi ve bölümleme biçimi sanki eski Japon resim tomarlarını (emakimono) hatırlattı.
春 (Haru) : İlkbahar Ama tabii ki sadece bu anlama gelmiyor. Çünkü Japonlar için 春 sadece bir mevsim değildir. yeniden doğuş, ilk aşk, gençlik, umut, yeni başlangıç, okul yılı, mezuniyet, vedalar
Sadece iki satır. Ama inanılmaz yoğun. Hadi bakalım.
淡色 : Açık renk Ama şiirde öyle çevrilmez. 淡 (awai) şu anlamları taşır: belli belirsiz, silik, narin, hafif, pastel
İlkbahar daha yeni başlamış. Henüz renkler tam canlı değil. O yüzden “淡” kullanılıyor.
蝶旋 蝶 : Kelebek / 旋 : Dönmek, Spiral çizmek, Daire oluşturmak “Kelebeğin kanat izini çizercesine…” 染まる: Normalde boyanmak, renk almak. Ama şiirde; bir şeye karışmak, onun parçası olmak. ように : Sanki… Gibi… 吹かれて : Savrulmak, Esmek, Rüzgâr tarafından taşınmak “Rüzgârın rengine karışır gibi usulca savruluyor.”
#Pluto: Japon şiirinde rüzgârın rengi olur 😀
#Kısa bilgi: ayame (菖蒲) yani iris Japon kültüründe iris; kötülükten korunma, cesaret, arınma ile ilişkilendirilir. 5 Mayıs’taki geleneksel Shōbu no Sekku (bugünkü Çocuklar Günü’nün kökenlerinden biri) kutlamalarında iris yaprakları kullanılırdı; uzun yapraklarının kılıca benzetilmesi nedeniyle güç ve korunmayı simgelerdi. Yani rastgele çiçek seçmemişler.
#Pluto: bence Isshi burada baharın kendisi.
音の無い : Sesin olmadığı, Sessiz 翳った : Gölgelenmiş ama bunun içinde; kararmış, hüzün çökmüş, ışığını kaybetmiş anlamları da var. “Gölgelere bürünmüş”
月夜 : Ay gecesi. Ayın Japon şiirinde ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz diye yorumladım ama olsun not bırakalım. özlem / yalnızlık / geçmiş / bekleyiş “Sesin bile ulaşmadığı gölgeli bir ay gecesinde…”
#Pluto:çoğu yeri atlıyorum biliyorsunuz diye ama yani gerek yok çok ayrıntıya diyerek geçiyorum kızmayın)
独り心映されて Burada ince bir ayrıntı var. 独り: Yalnız, Tek başına ama yalnızlık burada fiziksel değil içsel. 映されて : Yansıtılmak / Yansımasını görmek “Yalnız kalan kalbim kendi yansımasına bakıyor.”
Sanki suya bakıyor gibi.
闇の中を手探りで捜す記憶 (çevirmesi zor ama başarabiliriz) Ellerinle yoklayarak aramak. Mesela elektrikler kesilir. Duvarı ellerinle ararsın. İşte o hareket. Ama burada Anıları arıyor. “Karanlığın içinde, ellerimle yoklar gibi anılarımı arıyorum.”
浮かばせて : Bu fiil “Su yüzüne çıkmak” demek. Ama anılar için kullanılmış. “Hatıralar yavaşça su yüzüne çıkıyor.”
頬を撫でる懐かしい声 頬 : Yanak 撫でる : Okşamak 懐かしい : Özlenen / Tanıdık / Eski günleri hatırlatan 声 : Ses “Yanağımı okşayan o tanıdık ses…”
何処に隠れたの : Nereye saklandın? ama…. sitem ediyor, öfke yok. Nereye gittin…? Şimdi nereye saklandın…? gibi
無情に舞い : Acımasızca savruluyor 舞う: aslında dans etmek. Ama çiçek yaprakları için de kullanılır. “yaprak gibi uçuyor”
春の日は幾度も巡って 巡る : Japoncada sadece dönmek değildir. Yılların, Mevsimlerin, Kaderin tekrar tekrar geri gelmesi. İlkbahar yine geliyor. Ama… İnsan aynı insan değil.
咲いては儚く散り急ぐ Çiçek açıyor ve hemen dökülüyor.
#Kısa bilgi: Bu, Japonların çok sevdiği mono no aware (物の哀れ) anlayışını çağrıştırıyor: Güzelliğin tam da geçici olduğu için insanın içine işleyen o tatlı hüzün.
抱き寄せて交わした約束は : Bir zamanlar sarılarak verdiğimiz söz…
Bir zamanlar birbirimize sarılarak verdiğimiz sözler… Acaba hangi baharda yeniden çiçek açacak?
夏 : Yaz canlılık, büyüme, enerji, tutku, hayatın en dolu zamanı
青 : Mavi ama Japoncada aynı zamanda Yeşil “yeni yeşermiş yapraklar”
#Kısa bilgi: Eski Japon şiirinde 青葉 hep erken yaz demektir. Kirazlar geçti. Şimdi ağaçlar tamamen yeşil.
撫でる Bu sefer “yaprakları okşayan rüzgâr”
風 : Rüzgâr(en çok geçen kelime) Ama Japon şiirinde rüzgâr; zaman, haber, hatıra, ayrılık, karşılaşma anlamlarına da gelir. “Yeni yeşeren yaprakları okşayan rüzgâr…”
夢現つつ 夢現 okunuşu yumemutsutsu : Bu klasik Japon edebiyatının çok sevdiği ifadelerden biridir. Anlamı: Rüya ile gerçek arasında kalmak. Ne tamamen uyanıksın. Ne tamamen rüyadasın. Tam aradaki hâl. 心を揺らす : Kalbi sallıyor / Sarsıyor / Dalgalandırıyor
Yeni yeşeren yaprakları okşayan rüzgâr, Rüya ile gerçeğin arasında salınan kalbimi usulca titretiyor.
#Pluto: Tam Kagrra, oldu bu çeviri 🙂
#Kısa bilgi: Japonya’da Ejderha: su, nehir, yağmur, bereket, yaşam Yazın gelmesiyle yağmur gelir, pirinç büyür, hayat devam eder. Yani ejderha yaz.
#Pluto: sayfa tasarımı aynı Rinpa okulunun altın zeminli paravanları birazda Edo dönemi… bayılıyorum Japon estetiğine. Kagrra, Japon klasik şiirindeki (waka ve tanka) doğa imgelerini çok sever. O yüzden bu kadar çok aynı imgeler var.
秋 (Aki) : Sonbahar Japon kültüründe sonbahar, belki de en şiirsel mevsimdir. Özellikle klasik Japon şiirinde sonbahar, çoğu zaman “geçen zamanın farkına varılan mevsim” olarak işlenir.
İlkbaharda iris vardı. Yazda efsanevi yaratıklar. Şimdi ise sadece… Akçaağaç yaprakları. Neden? Çünkü sonbaharın en güçlü sembolü budur. Ama daha güzeli… Yapraklar yukarıdan aşağı inmiyor. Kıvrılarak ilerliyorlar. Sanki zaman akıyor.
揺れる : Sallanan, Dalgalanan, Hafifçe hareket eden 髪 : Saç 香り: Koku, koku değil aslında… güzel koku, hafif esans に捲かれ(巻かれ): Sarılmak, Çevrelenmek, İçine alınmak “Rüzgârla salınan saçlarının kokusu beni usulca sarıyor”
Rüzgâr açıkça söylenmiyor ama hissediliyor.
時間 : Zaman 重ね : Üst üste birikmek / Katman katman olmak 陰 : Gölge (ama aynı zamanda; İçe kapanıklık, Sessizlik, Hüznün bıraktığı iz) “Üst üste biriken zamanın gölgeleri birbirine karışıyor”
浅葱色 (asagi-iro) Bu herhangi bir mavi değil.
#Kısa bilgi: Asagi, Japonya’ya özgü çok özel bir renk. Mavi ile yeşil arasında. Eski kimonolarda çok kullanılır. Hatta Shinsengumi’nin meşhur haori ceketlerinin rengi de bu tona yakındır.
羽織 / Haori : Yani kimononun üzerine giyilen kısa ceket 纏い : Üzerine almak, Kuşanmak “Soluk mavi-yeşil bir haoriyi omuzlarıma alarak…”
淡い夢を観た 淡い : Solgun, Hafif, Belirsiz 夢 : Rüya Normalde “rüya görmek” için 見る de kullanılabilir. Ama burada 観る yazılmış. Bu kullanım, yalnızca “görmek”ten biraz daha bilinçli bir bakışı çağrıştırır; sanki rüyanın içine dikkatle bakmak, onu seyretmek gibi. “Solgun bir düş gördüm. / Silik bir rüyaya daldım.”
Şiirimize bakalım:
Rüzgârda salınan saçlarının kokusu beni usulca sararken, Yılların üst üste bıraktığı gölgeler birbirine karışıyor. Soluk mavi-yeşil bir haoriyi omuzlarıma alıyor, Ve silik bir düşe dalıyorum.
朱 (shu) : Bu “kırmızı” değil, “zinnabar kırmızısı” Yani; tapınak kapılarının, torii’lerin, eski mürekkebin, lak işçiliğinin kırmızısı. Özellikle 赤 dememiş 朱 demiş. 染められた : Boyanmış, Rengine bürünmüş, Kaplanmış “Kızıl renge bürünmüş…”
埋もれた貴女に 貴女 : Bu normal あなた değil. Bu, kadına hitap ederken kullanılan çok edebi bir yazım. Türkçede “Sen” dersek eksik kalıyor. Biraz “Sevgili sen” gibi. 埋もれた : Gömmek, Kaybolmak, Yaprakların altında kalmak “Kızıl yaprakların altında kaybolan sana…”
吐息を浴びせてみた İşte yine… ilk sayfadan beri peşimizi bırakmayan Nefes. 浴びせる : Üzerine dökmek, Yağdırmak, Sarmak “Nefesimi sana ulaştırmaya çalıştım.”
眩い : Göz kamaştırıcı 輝く: Parlamak 恋 : Aşk “Bir zamanlar göz kamaştıracak kadar parlak olan aşk…”
この掌に
掌 : El değil, “Avuç içi”, bu ayrıntı çok Japonca 🙂 “Bu avuçlarımın içinde…”
運命に弄ばれた 弄ぶ : Oyuncak etmek ama şiirde; “Kaderin oyuncağı olmak” 運命 : Kader “Kaderin insafına bırakılmış…”
微睡む魂の聲 微睡む : Yarı uykuda olmak !夢現 (yumemutsutsu) yine aynı fikir! 魂 : Ruh 聲 Eski yazımla Ses. Bugünkü 声 yerine 聲 kullanılmış. “Yarı uykuda gezinen ruhun sesi…”
ねぇ・・・ ねぇ Japoncada “Hey” değildir. Çok yumuşak, birine “Bak…” der gibi. 愛しい : Canım, Sevgilim, Çok sevdiğim, Kalbimin en değerli kişisi
Şiirimize bakalım:
Kızıl renge bürünmüş kurumuş yaprakların kucağında, Onların altında kaybolan sana nefesimi ulaştırmaya çalıştım. Bir zamanlar göz kamaştıran aşk, şimdi avuçlarımın içinde; Kaderin insafına bırakılmış, yarı uykudaki ruhun sesi gibi yankılanıyor. “Hey…” “…Sevgilim.”
冬 (Fuyu) : Kış Ama Japon şiirinde kış sadece kar değildir. sessizlik, arınma, bekleyiş, yalnızlık, yeni başlangıcın hemen öncesindeki durgunluk demektir.
鳴呼 : “Ah…” demek. Ama normal “ああ” değil. Daha dramatik. Daha iç çekiş gibi. Sanki biri derin bir nefes alıyor.
風に浮かぶ “Rüzgârın üzerinde süzülen…” 夢の破片 夢 : Rüya 破片 : Parça, Kırık parça “Rüyanın kırık parçaları.”
はらり降りて İşte bu Japoncanın büyüsü. はらり bir yansıma sözcüğü. Sessizce… Tek tek… Usulca… Bir yaprağın ya da kar tanesinin yere düşmesi gibi.
懐かしいあの頃へ 懐かしい (natsukashii). Geldik zor çeviriye 😀 Çünkü sadece “özledim” değildir. “Sıcacık hatırladığım eski günler” demektir. “O özlemle andığım günlere doğru…”
白銀の世界 白銀 : Gümüş beyazı Karlı dünya, Karla kaplanmış manzara, Işığı yansıtan beyaz Sadece “Beyaz” değil.
色褪せぬ憶い 色褪せぬ : Hiç solmayan ama bu sefer bi farkla, 想い değil, 憶い yazılmış. İkisi de “omoi” okunuyor. 想い → Kalpte taşınan duygu. 憶い → Hafızayla, anıyla ilişkili hatırlayış.
天に翳して : Göğe doğru kaldırıyorum, Havaya kaldırıyorum, Hatıralarımı gökyüzüne sunuyorum
Şiirimize bakalım:
Ah… Rüzgârda süzülen rüyanın kırık parçaları Usulca yere inerken… Ah… Sevgiyi kalbime alıp zamanın ötesine geçerek, O özlemle andığım günlere dönüyorum…
Ufka dek uzanan gümüş beyazı dünyanın içinde, Hiç solmayan anılarımı şimdi gökyüzüne kaldırıyorum.
#Pluto: Sanki bir filmin kapanış monoloğu gibi.
#Kısa bilgi: Japon resim sanatında çam (matsu) dört mevsim yeşil kaldığı için uzun ömrün, dayanıklılığın ve sürekliliğin simgesidir.
Sonbaharda akçaağaç yaprakları dökülüyordu. Kışta ise yapraklarını dökmeyen çam geliyor.
“Her şey geçer. Ama bazı şeyler kalır.”
mürekkep manzarası (suiboku-ga)
鳴呼…風に揺れる夢の季節はらりはらり 鳴呼 : “Ah…” Sanki şarkının ilk notasından önce alınan nefes 🙂
風に : Rüzgârda 揺れる : Sallanmak, Dalgalanmak, Hafifçe titreşmek Daha çok; İnce bir dalın rüzgârla salınması, Kimono kolunun hafifçe hareket etmesi, Saç telinin kıpırdaması
夢の季節 季節 : Mevsim Buna direk “rüya mevsimi” diyemeyiz Rüyaların mevsimi veya Rüya gibi geçen mevsim
はらりはらり (evet yine o yerdeyiz :D) Bu bir giseigo (yansıma sözcüğü) Tek tek düşen şeyleri. Yaprak, Kar, Çiçek yaprağı Sessizce, Yavaşça, Süzülerek Bir değil… İki kere yazılmış. はらりはらり Niye? Çünkü düşüş devam ediyor 😀
#Pluto: çeviri seçimlerini size bırakıyorum. Nasıl hoşunuza giderse ❤
結 (Ketsu (on’yomi) Musubu / Musubi / Yui (kun’yomi ve isimlerde)) En temel anlamı; Bağlamak, İki şeyi birbirine bağlamak, Düğüm atmak, Birleştirmek Geniş anlamı:Bağ kurmak, Sonuçlandırmak, Tamamlamak, Bir hikâyeyi düğümlemek, Bir ilişkiyi kurmak, Bir döngüyü kapatmak
Biz buna kısacası “Son” diyebiliriz.
Neden direk 終 /Son demedi diye sorarsak, “Her şey birbirine bağlandı.” anlamı daha baskın çıkıyor.
Japon kültüründe 結 , 結ぶ (musubu) fiili inanılmaz önemlidir. Sadece ip bağlamak değildir. İnsanlarla kurulan bağ. Kaderlerin birbirine bağlanması. Evlilik bağı. Dua ederken bağlanan kâğıtlar (omikuji). Şinto’da görünmeyen bağlar. Hepsi aynı kökten gelir. Japon estetiğinde bir şey bitmez. Bağlanır. Döngü tamamlanır.
淡色の吐息は螺旋を描き 淡色 (awairo) 淡 : Soluk, Hafif, Yumuşak 色 : Renk Pastel ton, Soluk renk, Belirsiz renk Ama şiirde renk demiyor, daha çok iz gibi.
螺旋 (Rasen) : Spiral, Sarmal, Helezon
Japon estetiğinde spiral, sürekli dönüşü, devam eden hareketi, sonsuzluğu çağrıştırabilir.
描き (描く) : Çizmek, Tasvir etmek, Şekil oluşturmak
Soluk renkli nefes, göğe doğru spiral çiziyor… Pastel bir nefes sarmallar oluşturarak yükseliyor…
İkisinden biri, tercih sizin..:)
風に染まる様に吹かれて “Sanki rüzgârın rengine boyanır gibi savruluyor.”
Şiirimize bakalım:
Solgun renkli bir nefes, sarmallar çizerek yükseliyor; Rüzgârın rengine karışır gibi usulca savruluyor.
ya da
Soluk bir nefes, göğe doğru sarmallar çizerken; Rüzgârın rengini içine çekercesine uzaklara savruluyor.
愛しきは / Burada yine 愛しい (itoshii) kökünü görüyoruz. “Sevdiğim şey… / Benim için en kıymetlisi…”
貴女への想いを / Yine normal “Sen” değil, edebî, zarif 想い : Kalbin taşıdığı his 奏で bu fiil önemli 奏でる : Müzik çalmak, Bir ezgi icra etmek, Sesiyle dile getirmek Normal “söylemek” değil. “Sana duyduğum hisleri bir ezgiye dönüştürmek.”
終わる事を知らず : Bitmeyi bilmeden, Sonunun ne olduğunu bilmeden “Hiç sona ermeyecekmiş gibi…”
その音色のせて 音色 : Ses rengi, Tını, Melodi のせて : Üzerine bindirmek, Taşımak “O tınıya yükleyerek…”
歌う事でしょう “Şarkı söylemeye devam edeceğim.”
私の命朽ちるまで 命 : Hayat, Ömür 朽ちる: Çürümek, Yok olmak, Toprağa karışmak Normal “ölmek” fiili değil. Doğal olarak tükenmek. “Ömrüm toprağa karışıncaya dek…”
Şiirimize bakalım:
Sana duyduğum sevgiyi ezgilere dönüştüreceğim. Onun hiç sona ermeyeceğini bilerek; O duygunun tınısını yüklenip şarkı söylemeye devam edeceğim, Ömrüm tükenene dek.
#Pluto: Bu… Kagrra,’nın manifestosu gibi. Dört mevsimi baştan sona bakınca; “Bu hikâye sona ermedi. Sadece tamamlandı ve yeniden başlayacak.” Ve okuyucuya; “Artık bu yolculuğun anlamını sen tamamla.” kalıyor.
詩片=一志(Kagrra) Şiir parçaları: Isshi (Kagrra,)
撮影=加藤正憲 Fotoğraflar: Masanori Katō
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish Duygular: Sizlere ait