


DER ZIBET
3. Albüm
21 Mart’ta Der Zibet’in üçüncü albümü DER ZIBET yayımlanıyor.
İki farklı prodüktörle çalışılması, grubun canlı performanslarındaki
enerjinin albüme eksiksiz yansıtılması ve kayıt sürecinden gelen
birbirinden ilgi çekici hikâyeler… Belki de albümü dinlediğinizde
“İşte Der Zibet bu.” diyeceksiniz. Onların nasıl bir grup olduğunu
merak ediyor olabilirsiniz. Ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki,
DER ZIBET yalnızca bir albüm değil; içine adım atmaya değer
bambaşka bir dünya.
Fotoğraf: George Ide
Metin: Kou Imazu
Saç & Makyaj: Hiroyuki Shimizu
“Boom!”
Parlak seslerden oluşan bir dalga üzerinize doğru geliyor ve
farkında olmadan bedeniniz harekete geçiyor. Gitarist havaya
sıçrıyor, vokalist zarif ama çarpıcı hareketlerle bedenini büküyor;
gözlerinizi onlardan alamıyorsunuz. Ardından gelen sade ama
güçlü sözlerse doğrudan kalbinize dokunuyor.
21 Mart’ta yayımlanacak üçüncü albüm DER ZIBET, bir stüdyo
albümü olmasına rağmen canlı performansların tüm coşkusunu
olduğu gibi içinde taşıyor.
Bu, sanki grubun dört üyesiyle her dinleyişinizde yeniden
karşılaşıyormuşsunuz hissi veren bir albüm.
Albüm boyunca karşımıza çıkan dört müzisyen; bir yandan vahşi
ve içgüdüsel, diğer yandan zarif ve kırılgan bir yüz gösteriyor.
Ve bütün güçleriyle kendilerini müziğe bırakıyorlar.
☆
𒀸 Daha önce bu albümün temelinde “canlı performans hissi” ve
“sözlerin önemi” olduğunu söylemiştiniz.
MAYUMI: Canlılık açısından konuşacak olursam, eskiden çalarken
hâlâ kafamla düşündüğüm bir bölüm vardı; belki yüzde yirmilik bir
kısmı. Bu kez onu daha da azaltıp mümkün olduğunca bedenimin
beni yönlendirmesine izin vererek çalmaya çalıştım.
𒀸 Aynı ritim ekibinin bir üyesi olarak HAL için nasıldı?
HAL: Ben canlı performansın atmosferine hemen kapılabilen
biriyim. O yüzden benim için oldukça doğal gelişti. Gerçi kendimi
müziğe fazla kaptırınca sahnede vücudum pek hareket etmiyor.
(lol)
𒀸 Şarkı sözlerine daha fazla önem verilmesinin çalışınızı da
etkilediğini düşünüyor musunuz?
MAYUMI: Kesinlikle. Eskiden sözleri çok düşünmeden davul
çaldığım olurdu. Ama bu albümde sözlerin ne anlattığını düşünerek
davula küçük eklemeler yaptım.
𒀸 Bu albümde parçaların yarısı sözlerden önce değil, başlıklardan
yola çıkılarak oluşturuldu değil mi?
ISSAY: Aslında önce sözler değil, şarkı isimleri ortaya çıktı. Hepimiz
fikirler getirdik. Başlangıçta elimizde yüz kadar başlık vardı sanırım.
𒀸 Ama bunlar rastgele toplanmış başlıklar değildi.
ISSAY: Hayır. Günlük hayatta kendi aramızda yaptığımız sıradan
konuşmalar onların kaynağı oldu. Mesela Seven-Eleven’ın önünden
geçerken “Niye bu kadar çok insan burada ayakta dergi
karıştırıyor?” diye konuşuyoruz. Ya da turnede radyoda birini duyup
“Bu adam neden bu kadar ilgi görüyor?” diyoruz. Günlük
sohbetlerdeki bu küçük soru işaretleri zamanla albümün
konseptine kadar uzanabiliyor. Bence işin en ilginç yanı da bu. (lol)
𒀸 Yani günlük konuşmalardaki o “neden?” duygusu…
HIKARU: Sadece sorular değil. “Bu doğru.”, “Bu yanlış.” gibi
yargılar da var.
ISSAY: Sanırım “Biz dünyaya böyle bakıyoruz.” diyebilmek gibi
bir şey.
𒀸 Bütün bu duyguların içinde albümün tamamına yayılan ortak
bir tema var mı?
HIKARU: Kulağa biraz klişe gelebilir ama… “Şehirdeki yalnızlık.”
𒀸 Peki Der Zibet’in bahsettiği “yalnızlık” tam olarak nasıl bir şey?
ISSAY: İnsanlar çoğu zaman “yalnız olmak” ile “yalnız hissetmek”
arasındaki farkı göremiyor. Ama bana göre bunlar aynı şey değil.
Ben yalnızlığı son derece olumlu görüyorum. Çünkü yalnızlık
insanın kendi içine yönelmesidir. Onu sadece üzücü bir duygu gibi
görmek bana doğru gelmiyor. Albümün merkezindeki
şarkılardan Isolation Train de tam olarak bunu anlatıyor.
☆
Dünkü benliğinle yüzleş.
Yarının benliğiyle konuş.
Ve sonunda gerçek “sen”le karşılaş.
☆
𒀸 O hâlde diğer şarkılardan da söz edelim. “Only YOU Only LOVE”
nasıl bir şarkı?
ISSAY: Belki de kendimizi yalnız hissetmemizin sebebi, gerçekten
ait olduğumuz “o kişi”yi henüz bulamamış olmamızdır. Mesela ben
yalnız olduğum için HIKARU’yu aramam. HIKARU yanımda olmadığı
için yalnız hissederim. Yani yalnızlık önce gelen şey değildir. Bu
şarkıyla anlatmak istediğim de buydu.
𒀸 Peki HIKARU’nun yazdığı “虹を見たか
(Gökkuşağını Gördün mü?)”
HIKARU: Çok eski bir televizyon dizisi vardı; adı
“君は海を見たか (Denizi Gördün mü?)”
𒀸 Harika bir başlık. (lol)
HIKARU: Değil mi? Dizinin sonunda denizin altın rengine büründüğü
bir sahne vardı. O görüntüye duyduğum hayranlıkla bu albümün
ana teması olan yalnızlık duygusu birleşince bu şarkı ortaya çıktı.
Biraz fazla kişisel oldu doğrusu. Sözleri okurken hâlâ utanıyorum.
(lol)
ISSAY: Ben okuduğumda gerçekten “Vay canına… HIKARU bunu
yazdı demek.” diye düşündüm. Çok etkilendim. (lol)
𒀸 “ANGELIC”
ISSAY: Bu, sevdiğim kız ya da erkek için yazdığım bir aşk şarkısı.
Ben “ANGELIC” kelimesini insanın doğuştan sahip olduğu saflık
olarak düşünüyorum. Sonuçta herkes dünyaya böyle geliyor. Ama
sonra ortaokula geldiğinde “Ben astronot olacağım.” dediğinde
insanlar “Saçmalama.” diye çıkışıyor. Böyle böyle o saf yanımız
kırılıyor. Benim sevdiğim insanlar ise o saflığı hâlâ koruyabilen
insanlar.
𒀸 Madem söylemek istediğiniz bu kadar çok şey vardı, neden iki
ayrı prodüktörle çalıştınız?
ISSAY: Aslında kendi başımıza da iyi bir albüm yapabileceğimize
inanıyorduk. Ama biz iyiyle yetinmek istemedik. Daha büyük, daha
iddialı bir albüm yapmak istedik.
𒀸 Peki bu hedefe ulaştığınızı düşünüyor musunuz?
HIKARU: Bence her şey doğru yönde ilerledi. Grup sonunda
gerçekten tek bir bütün hâline geldi. Ama bunu biz kendi içimizden
göremiyorduk. O kabuğu kırmamızı sağlayan iki prodüktör oldu.
Kabuğumuz kırılınca da aslında dört kişi olarak ne kadar sağlam bir
grup olduğumuzu yeniden fark ettik. Ama hâlâ tam anlamıyla
tatmin olmuş değiliz. Sanırım daha büyük bir grubun özelliği de bu.
Hâlâ kırılması gereken daha büyük bir kabuğun içinde olduğumuzu
düşünüyorum.
☆
Üçüncü albümlerinde ilk kez albüme kendi grup adlarını
veren Der Zibet (adı “misk kedisi” anlamına gelir), bu seçimle
adeta “İşte bugün biz buyuz.” diyor.
Albüm boyunca dinleyiciye sürekli aynı çağrı yapılıyor:
Kendi yalnızlığınla yüzleş. Kendi yolunda yürü. Gerekirse toplumun
dışında kalmaktan korkma. Çünkü ancak o zaman gerçek benliğini,
doğuştan sahip olduğun o saf yanı yeniden bulabilirsin.
DER ZIBET, baştan sona bu düşüncenin etrafında dolaşan, güçlü
ve tutarlı bir albüm.
Ve yine de insanın aklında son bir soru kalıyor…
Böylesine yoğun ve güçlü bir albüm yaratan bu dört müzisyen,
fotoğraf çekimleri sırasında gördüğümüz o şakalaşan, eğlenceli
ekiple nasıl aynı insanlar olabiliyor?
#Pluto: Belki de Der Zibet’in en büyük gizemi tam da bu. 🖤
Kaynak: PATi PATi
Yayın Yılı: 04.1988
Orijinal Dil: Japonca
Çeviri/Scan: Pluto Blackfish
İlk Çeviri Yayınlama: 15.07.2024
Revize Edilmiş Sürüm: 06.07.2026
Not: Bu çeviri Pluto Blackfish Archive için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilmeden kopyalanmaması rica olunur.







